Hiç uyanmak istemiyordum. Lanet saraydan nefret ediyordum. Her gün kendime bugün kurtulacaksın Cecilia diyordum ama yine bu sarayda uyanıyordum. Aklıma o lanet Norman'nın bana dokunduğu anlar geldi sonar William'ın mektubu. Gözümden yaş aktı. Monica geldi kollarını sardı.
"Cecilia dün geceden beri ağlıyorsun yeter."
"Ne yapayım. Dayanamıyorum buraya. Nefret ediyorum."
Bizden görevli olan kadın geldi. Bütün kızları nizam içinde toplamaya çalışıyordu. Baskın yüksek ve tok bir sesle. Korkutmaya çalışarak.
"Hadi uyanın. Burası yan gelip yatacağınız bir yer değil."
İstemsizce kalktım. Sanki mükemmel keyif içinde yaşıyorduk leş ve pislik içindeydik zaten. Isabel seslendi onun yanına gittim. Üzerini giyinmesine yardım ettim sonra kahvaltısını hazırladım. Ah küçük hanıma bak resmen kraliçeler gibiydi. Ben ise hak ettiğim muamele ise hizmetçilik. Sinirden patlayacaktım ne hallere düştün Cecilia. Hizmetçi oldun hem de sıradan bir kızın hizmetçisi. Oysa ben çocukluğumdan itibaren prenseslik için yetiştirilmişim. Güzel konuşma, yürüme, zariflik hepsine sahiptim. Çok iyi şekilde eğitilmiştim birçok dili biliyordum bir çok klasikler okumuş bir çok şairin şiirlerini okumuştum. Burada bir köleydim ama. Ne yapacağım ben Tanrım. Yaşadığım acı dolu bir şaka mıydı?
"Prens Norman sizi huzuruna çağırıyor."
Öfkeden kaşlarımı çattım. Onun huzuru batsın devamlı beni çağırmasından sıkıldım. Sürekli benimle kedinin fare ile oynar gibi oynamasından nefret ediyorum. Köşeye sıkıştırılmaktan, huzursuz hissetmekten bıktım.
"Ben bir şey yapmadım?"
"Ne?"
"Kurallara uydum bir şey yapmadım ne oldu?"
"Prens bana icazet vermiyor yarım akıllı gittiğinde sorarsın."
"Yine ne oldu? Her seferinde neden ben?"
"Peki sen neden her seferinde beni çıldırtıyorsun?"
"Hepinizden nefret ediyorum."
"Çok konuşma yürü"
"Tanrı canımı alsın. Yoksa ben sizinkini alacağım.”
Kapının önüne doğru yürürken öfkeden içimden geçen tüm lanetleri okudum ona. Ben onu huzuruna çıkıp durmak istemiyordum. Prensin odasına geldik. Beni görünce gülümsedi
"Yine neden geldim buraya?"
Norman bana doğru adım attı.
"Dün gitmek istemiyordun. Isabella gelince gittin. Ne oldu kıskandın mı?"
"Sizi mi? Asla ama asla kıskanmam ben sarayınızdaki kölelerden değilim gözümü sizin kadınınız olma hırsı bürümedi aynı zamanda umurumda bile değilsiniz. Ben nişanlıyım ve elbet birgün bu saraydan çıkacağım.
"Benim iznim olmadan bu saraydan sinek bile çıkamaz. Ayrıca nişanlı değilsin bana ait oldun unuttun mu?"
"William çok güçlü o beni burada bırakmaz. Eninde sonunda benim için gelecek biliyorum."
"Gelsin eğer seni kaçırmaya çalışırsa bedelini canıyla öder."
Öyle deyince öfke içinde üzerime yürüdüm. Ellerimi yakasına yapıştırıp.
"Sen ona dokunamazsın. Onu öldürürsen bu sarayı senin başına yıkarım. Ailene mezar yaparım burayı.”
Kollarından tutup kendinden uzaklaştırdı.
"Boş tehditler bunlar Cecilia."
İğrenerek baktım ona sonra yüzüne bakmadan
"Ne kadar zalimsiniz. İçiniz kötülükle dolmuş"
"Cecilia neden anlayamıyorsun çabalamayı kes kendine yazık ediyorsun bak şu haline ağlamaktan harap olmuşun. Buradan çıkışın yok. Çırpınmak yerine alışmayı denesen."
Gözlerimden yeni bir yaş daha aktı üzerimdeki mavi elbisesinin kolu düşmüştü. Nefes nefese öfke içinde kinimi kusuyordum ona.
"Ne istiyorsun sen benden, kardeşlerimden ne günahımız var? Babamı, annemi öldürdünüz. Günahsızdı onlar. Sırf topraklar için yaptınız bunu. Zalimsiniz işte ailemizi öldürdüğünüz yetmedi bizi bu saraya getirdiniz köle olarak. Eziyet ediyorsunuz resmen. Onca şey yetmedi size ait oldum zaten en acısı da o ölseydim keşke. Biz size ne yaptık?"
Öylece yüzüme bakıyordu. Norman Stanley durmuş beni dinliyordu.
"Bana dokunduğunuz heran tiksiniyorum kendimden. Hepsini yaptınız yetmedi hizmetçi oldum lanet olası Isabella'nın hizmetçisi oldum. Her geçen gün daha kötüsü iyiye giden tek bir şey yok. Ben Prensestim Prenses Cecilia. İskoçya Prensesiydim ama bak şimdi zavallı Cecilia oldum. İmparatorluğa hükmedecek bir kraliçe olabilirdim ama köle oldum. Dayanamıyorum artık. Beni sürekli de çağırmayın. Her gün sizi görmek istemiyorum."
Sakin halini kenara bırakıp üzerime doğru yürüdü. Çenemden tuttu. Öfkeyle
"Sen! Cecilia istersen kahrol ben istediğim sürece geleceksin. Ben istersem yine seninle olacağım. Gerekirse hizmetçi olacaksın çünkü ben ne istersem o olur. Cecilia senin ne düşündüğün ne hissettiğin önemli değil benim söylediklerim önemli ve sen bu saraydan çıkamayacaksın. Çıkarmaya çalışan herkes canıyla bunu ödeyecek. William'a gelince buyursun gelsin bakalım ayağıyla ölüme gelecek kadar aptal mı?"
"Sadece aşık ama siz ne anlarsınız aşktan!"
Sinirlendi ona karşı gelmeme baş göstermeme öfkelendi. Bende öfkeliydim ama onun öfkesi koca yangında bir kıvılcımsa ben o yangının ta kendisiydim.
"Çık dışarı."
Öfkeden gözlerinden ateş çıkıyordu. Ne demek çık dışarı. Bana nasıl oyuncağıymışım gibi davranabilirdi?
"Ne?"
"Sana çık dışarı dedim defol!"
Ona doğru bir adım attım. Kafamı kaldırdım. Korkuttu mu beni? Asla. Susar mıyım? Hiç sanmam…
"Bana böyle davranamazsınız."
Norman öfkeli bir tonla.
"Çık dışarıya."
Halen duruyordum. Kolumdan tuttu kapıyı açıp beni kapının dışına itekledi.
"Sana defol dedim"
Neye uğradığımı şaşırdım. Muhafızlar bana bakıyordu. Norman ölüm emrimi versede öldürsem diye bekleyen zebaniler.
"Odamın önünden ayrılman için 5 saniyen var Cecilia git."
O sıra Maria geldi. Kırmızı kabarık elbisenin uçlarından tutup hızlıca reverans yapıp Norman'a doğru yürüdü
"Neler oluyor?"
"Şu hadsizi götür buradan gözüm görmesin bunu."
"Sen bana böyle davranamazsın. Pişman edeceğim seni."
Bana bir adım attı yumruğunu sıktı gözlerini kapatıp.
"Maria götür onu. Hemeeeeeeeeen!"
Bağrışı kulaklarımda çınladı. Maria kolumdan tuttu yürümeye başladık. Koluma küçük bir cimcik attı. Canım yanınca ani hamle ile çektim kolumu
"Ne yaptın? Neden delirdi prens?"
"Hiç Hiçbir şey."
"Prens Norman boş yere sinirlenmez. Ne yaptın diyorum?"
"Buradan gitmek istediğimi söyledim. Yapamıyorum, alışamıyorum."
Kafama vurdu.
"Senin keyfine göre mi kalıp kalmaman belirlenecek hı? Sen kimsin kim? Prens istediği sürece kalırsın burada. Hadsiz. Sakın bir daha bir terbiyesizliğini duymayım zindanda üç gün aç susuz kalırsın. Fareli zindanda kalırsın hem de. Bak sana olan merhametine güvenme"
"Sen ne merhametinden bahsediyorsun be. O barbar mı bana merhamet ediyor? Canımı söküp alsa daha merhametli hareket olurdu. O dünyada gördüğüm en zalim adam."
"Sen ölüme susamışsın. Kuş beyinli."
Ağlıyordum
"Kes şunu heran ağlak ağlak geziyorsun ortalıkta. Yeter. Ağlamaktan ve boş konuşmaktan başka ne yaparsın sen? Senin ilgilenmen gereken biri var Isabella git ve onunla ilgilen. Bir işe yara.”
"O kızın hizmetçisi olmak istemiyorum."
Kolumdan tutup çekti.
"Bak bende sen ve kardeşlerinin boş tantanaları ile uğraşmayı istemem ama kraliçe geldiğinde gerçekleşen her taşkınlığın hesabını benden soracak o yüzden ya kurallara uy ya da biliyorsun değil mi?"
Kafa salladım. Maria beni itekledi. Burada hayvandan farkım yoktu. Ağlayarak gittim kızların yanına. Monica ve Narissa yanıma geldi. Sarıldım onlara.
"Yine ne oldu?"
"Yok bir şey. İyiyim"
"Yalan söyleme."
"Çok iyiyim gerçekten."
Isabella'nın çığlığı duyuldu o sırada.
"Ceciliaaaa! Nerede bu kız."
Ayağı kalktım ve yanına gittim. Yatağında yatmış ortalığa çığlıkları ile sinir saçıyordu.
"Isabella neyin var?"
"Cecilia ortalıkta yoksun doktor çağrılacaktı bugün ağrılarım var kontrol edecek."
Kafamı salladım. Bebek olmasa içinde ben sana yapacağımı bilirim.
"Gidip çağırayım."
Kolumdan tuttu.
"Neyin var senin?"
"Yok bir şey iyiyim"
"İyi."
Doktorun yanına gittim Isabella'yı kontrol için gelmesini söyledim. Isabella'nın yanına geri geldim. Beş dakika sonra doktor geldi. Isabella'yı muayene etti. Isabella bebeğe bir şey olmasından deli gibi korkuyordu.
"Dikkatli ol kendini yorma ve iyi beslen olur mu?"
"Tamam. Bebeğim yaşıyor değil mi?"
"Yaşıyor. Tanrı'ya şükür. Bu otları kaynatıp içebilirsin."
Doktor gitti. Isabella şımarık ses tonuyla
"Yemeğimi getir hemen."
"Tamam."
Zıkkım ye. Bir gün yemek diye hepinize zehir vereceğim. Gittim küçük hanımımızın yemeğini hazırladım. Bu ucubeye hizmetçilik yapıyordum delirmemek elde değil. Sarayda ne güzel yemekler pişerdi hizmetçim bana özel et yapardı çok severdim. Mis gibi kokan sofrayı donatan o yemeklerden geriye hiçbir şey kalmadı. Yemeğini odasına bıraktım ve çıktım.
"Cecilia bahçeye çıkmamıza izin verdiler gelsene"
"Bahçeye mi? Ah Tanrım geldiğimden beri bir kez dışarı yüzü göremedim."
Hep birlikte dışarı çıktık. Biran muhafızlar durdu önümüzde. Bütün kızlar kalakaldık.
"O tarafa geçiş yasak Prensler oturuyor orada."
“Peki.”
Diğer tarafta ağaç altında otururuz. Monica üzerindeki pembe elbisenin eteğini güzelce toplayıp uzandı Kendi sarayımızda sık sık çıkar bu şekilde vakit geçirirdik. Başka kızlarda vardı yanımızda. Yiyecek bir şeylerde vardı biraz olsun keyiflenmiştik. Kendi aramızda konuşurken Isabella'nın sesi geldi
"Ceciliaaaa."
Ayağa kalktım. Canın çıksın yine ne vardı acaba? Bize doğru gelen Isabella'ya doğru bir adım attım o an yüzüme tokat yedim. Ben olayın şokundayken Monica ayaklandı.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun. Dokunma ona."
"Siz karışmayın çekilin."
Kolumdan tutup beni hırpalarken
"Ne oluyor Isabella kendine gel."
Saçımdan tuttu. Elleriyle saçlarımı çekiştirirken Narissa kollarına sarıldı.
"Onu bırak."
"Demek bebeğimi öldürmeye çalıştın ha?"
"Ne saçmalıyorsun bırak saçımı."
Tekrardan tokat attı. Artık dayanamadım ve bileğini tuttum.
"Seni öldürürüm Isabella. Dokunma bana."
"Zaten yapacaktın adi sürtük yemeğime zehir attın"
"Ne saçmalıyorsun sen?"
Boğazımdan tuttu. Nefesim kesilmişti.
"Yeterr! Çek ellerini"
NORMAN
Hep birlikte bahçedeydik. Öğle yemeğini bahçede yiyorduk ama o an büyük bir gürültü koptı. Bir bağrış sesi gelince hepimiz o yöne gittik hızlı adımlarla. Henry heyecanlı bir tonla.
"Yine baş belası üç kardeş orada."
Darly sırıtarak.
"Ve Norman'ın bebeğini taşıyan Isabella, Cecilia şuanda Isabella'nın saçına yapışmış."
Hemen koştuk. Cecilia'ya baktım.
"Çek ellerini."
Cecilia bir saniyeliğine bana baktı sonra kafasını yeniden Isabella'ya çevirdi.
"Hayır bırakamam."
Isabella tırnaklarını Cecilia'nın boyun girintisine geçirdi.
"Seni geberteceğim. Beni öldürmek istedin."
Cecilia Isabel'ın kolunu yakaladı. Öfkeyle Cecilia'ya
"Cecilia Isabella'yı bırak."
Saçını bıraktı. Isabella ona saldırdı bu kez. Sarışın olan kardeşi tuttu kolundan.
"Bana bak fazla oldun sen."
Henry öfkeyle kıza döndü.
"Siz karışmayın!"
Isabella yere yatırdı Cecilia'yı resmen alt sınıf insanlar gibi kavga ediyorlardı. Rezalet, rezillik ötesi. Prensesim ben diye yaygara koparan bu kız şuan köle dediği ucube dediği kız ile kavga içindeydi. Şaşkınlık içindeydik.
"Isabella."
Isabella bana baktı
"Öldüreceğim bu pisliği bebeğimi öldürmeye kalktı."
"Kafayı yemişsin sen ben bir şey yapmadım. Bırak!"
Henry hemen müdahalede bulundu.
"Bu kadar yeter" dedi ve
Isabella'yı Cecilia'nın kucağından aldı. Cecilia ayağa kalkınca Isabella'nın üstüne yürüdü Darly tuttu onu
"Seni öldüreceğim Isabella. Sen kimsin bana vuruyorsun?"
"Sen kimsin bebeğimi öldürmeye kalkıyorsun? Ahmak!
Artık öfkelenmiştim. İkisine de.
"Neler oluyor anlatın? Terbiyesizler."
"Yemek hazırladı bana odaya bıraktı gitti sonra bir kız geldi Cecilia yemeğe zehir attı dedı inanmadım ama Doktor geldi yemekte gerçekten zehir vardı ve yemeğimi Cecilia hazırladı."
Cecilia'ya baktım. Isabella'yı neden zehirlemek istesin? Beni kıskanacak hali yoktu, hizmetçilik yapıyor diye de onu öldürmek isteyecek kadar aptal değil herhalde bu kız.
"Yalan."
Henry ciddi bir tavırla
"Yemek gerçekten zehirli çıkmış. Bununla alakalı ne diyeceksin ufaklık?"
"Ben yapmadım. Tanrı şahidim ki ben ona zehir vermedim."
Sarışın kardeş atıldı. Kollarını Cecilia'ya sardı
"O bir bebeği öldürmez. Melek gibi kalbi var onun."
"Gördük bebeğimi öldürüyordu az daha. Şeytan."
"Öldürmedim ama bundan sonra dikkat et Isabella başın belada!"
Darly Cecilia'nın üstüne doğru yürüdü.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen? Prensin çocuğunu taşıyan bir kızı mı tehdit ediyorsun?"
"Bana saldırdı şu halime bakın elbisemi bile parçaladı kafayı yemiş neden onun bebeğini öldürmek isteyim ki ben?"
Henry Cecilia'nın sorusunun ardından hemen
"Rakip kalmasın diye" cevabını verdi.
"Benim kimse umurumda değil ki ben ve kardeşlerim diğerleri gibi değiliz biz zaten prensestik ve böyle şeylere ihtiyacımız yok. Hiçbiri rakibim değil, olamaz.”
"Kapa çeneni lanet olası. Bu numaranı yutmuyorum artık bebeğimi öldürecektin!"
"Isabella!" dedim öfkeyle. Sabrım taşmıştı ikisinin de bağrışını duymak istemiyordum.
Cecilia Isabella'ya döndü
"Seninle görüşeceğiz bana attığın o tokadın bedeli...."
"Sakın cümleni tamamlama sen kimsin de benim çocuğumu taşıyan bir kadını benim önümde tehdit ediyorsun? Atın bu hadsizi zindana."
Kardeşleri atladı
"Hayır, Cecilia"
Henry kızlardan birini tuttu "Sakin ol hayatım. O zindana alışık."
Kız öfkeyle kendini Henry'nin kollarının arasından kurtardı. Kızlar ağlarken Cecilia'yı muhafızlar götürüyordu bağıra çağıra nefret kusarak gitti. İçten içe güldüm bu haline ama daha çok kızdım. Bu kız öfkeden burnunun ucunu göremiyordu. Kuralsız kaidesizdi.
"Norman Stanley sen taş kalpli bir barbarsın. O yarım akıllı kıza ben bir şey yapmadım. Bırakın beni. Ya bıraaaaak."
Klasik Cecilia. Isabella'nın yanına gittim. Yüzüne dokundum.
"İyi misin?"
Gözünden akan yaşı silip elime dokundu tiz bir ses tonuyla.
"Herkesin gözü üzerimde bebeğime bir şey olacak diye korkuyorum."
Sarıldım. Yeşil gözleri ağlamaktan kızarmış ve yorgun gözüküyordu. Doğacak çocuğumun annesi olarak üzülmesini istemezdim. Yüzüne öpücük kondurdum.
"Tamam geçti. Ağlama."
"İyi ki varsınız prensim sağolun."
Gülümsedim. Reverans yapıp gitti. Henry alaycı bir tavırla.
"Koskoca sarayda bile kadın kavgası. Paylaşılmaz bir adamsın kardeşim.
"Bu Cecilia başını sürekli derde sokuyor"
"Sence zehiri o mu attı.? Eğer oysa ölmesi gerek. Kuralları biliyorsun.”
"Düşünüyorum."
Sessizliğini koruyan Darly atıldı.
"Neyi? Düşünecek neyin kaldı bu kız tehlike arz ediyor. Diğer kızlara da kötü örnek oluyor.”
"Ölmek istiyordu. Ölmek için her şeyi yapacağım dedi sen olmazsan başkası öldürecek beni dedi bende ben istemeden kimse öldüremez seni dedim"
"Eee?"
"Ölmek için sence bir bebeği zehirler mi? Yani bunu yapmış olabilir mi?"
"Geçen Isabella banyodayken onun sayesinde kurtuldu demiştin"
"Bilmiyorum bu kızın ne yapıp ne yapmayacağını kestiremiyorum."
"Madem sana ölmek istiyorum dedi bunu da ölmek için yaptı neden yalanlasın söylemez mi açıkça ben yaptım diye"
"Belkide haklısınız bilmiyorum ama şuanda en iyisi onun zindanda kalması."
Benden nefret ediyordu ama Isabella le aynı ortamda olmak ikisi içinde tehlikeliydi. Isabella'yı zindana atamazdım geriye tek kalan seçenek ise onun zindana gitmesiydi. Yoksa durmazlardı daha büyük kaos olurdu kaosu engelleyemezsem de o ölebilirdi ben ise onun ölmesini istemiyordum. Bunun için bana olan nefreti daha büyük boyutlara ulaşmış olsa da.