CECİLİA
Odaya geldim. Odada iki tanede hizmetkarla ile birlikteydim. Yatağa yattım. Ah lanet bir gün. William öldüğünden beri her gün öyle gerçi. Eğer kaçabilseydik şuan çok mutlu olacaktık. Mutu, özgür. Eğer onunla kaçmasaydım da o yaşıyor olacaktı. Burada bu sarayda karnımda bir prensin bebeği varken kaçtım onunla canını tehlikeye attım. Özür dilerim William. Özür dilerim. Norman Venedik'te ne yapacak acaba? Belki yeni kızlar getirirler ve bende kurtulurum. Karnım iyice belirmişti gün geçtikçe çirkin bir kadına dönüşüyordum. Bu bebek tamda bana benzeyecekti o kadar felaket geçirdi ölmedi pes etmedi, güçlü kaldı. Aynı annesi gibi bin kez ölümden döndüm. Sıkılmıştım. Kapının önüne geldim
"Leydim çıkamazsınız."
Yüzüne baktım. Çıkacaktım günler olmuştu Narissa'yı görmeyeli. Leydi mi oldum şimdi de bu saray ve olanları anlamak oldukça zor.
"Kardeşimin yanına gidiyorum"
"Olmaz."
İttirdim.
"Çekil önümden"
Kapıyı açtım. Muhafızlar yüzüme baktı
"Çıkmanız yasak."
"Ne saçmalıyorsunuz siz. Çekilin. O prens bozuntusu gelene kadar burada kısıtlı kalacak halim yok"
"Özür dileriz ama olmaz."
Çıldıracaktım gerçekten çıldıracaktım.
"Sana çekil dedim"
O sıra prens Leanardo geldi. Reverans yaptım.
"Neler oluyor Cecilia?"
"Kardeşlerimin yanına gitmek istiyorum. Norman gelene kadar burada mı kalacağım ben bu odada?"
"Tabiki hayır çıkabilir" dedi muhafızlara
Odadan çıkmama izin verdiler. Şükür laftan anlayan Stanleylerde var. Leonardo iyiydi, kibardı.
“Teşekkür ederim prensim."
Gülümsedi.
"Beni pişman etme uslu bir kız ol. Bir prensese kaçık davranmak yakışmıyor. Kardeşime söz verdim."
Ne yapabilirdim ki artık nereye kaçacaktım? Kaçma şansım yoktu artık imkansızdı bu sarayda bu insanlara mahkumdum ama onların kurallarıyla değil kendi kurallarımla yaşayacaktım er ya da geç.
"Tabiki" dedim Prens Leonardo'ya ve oradan uzaklaştım. Merdivenlerden inerken Isabella ile karşılaştım
"Ah ezik prenseste burada."
"Defol!"
"Karnındaki piçe mi güveniyorsun?"
Gülümsedim.
"Onu yapan sensin."
"O piçe değilde neye güveniyorsun."
"Zavallı Isabella. Hiçbir zaman Norman'ın seçtiği eş olmayacaksın sen onun oğlunu doğurmuş bir metres olacaksın ben bir şeye güvenmiyorum ama bildiğim tek şey Prens Norman bana aşık. Senin değil benim bebeğim kraliyete kabul edildi."
"Sana aşık falan değil karnındaki piçte sende umurunda değilsiniz."
"O bir piç değil."
"Bence o prense kakalamaya çalıştığın bir piç. Ona ait olmayan bir bebek."
Isabella'ya tokat attım.
"Hadsiz. Düzgün konuş."
Arkadan ses
"Terbiyesiz."
Arkamı döndüm. Kraliçe Samara'ydı bu. Reverans yaptık
"Sen ne hakla vuruyorsun ona. Prensin çocuğuna hamile bir kıza."
Çokta umurundaymış gibi. Sanki bir prensesmiş gibi sırf bana olan nefreti yüzünden.
"Ama o"
"Kapa çeneni. Sen kuraldan anlamaz bir kızsın ve hamile olmasaydın şuan ölüydün."
"Fark etmez zaten bir farkım yok."
"Bebeği doğurduğunda defolup gideceksin bu saraydan."
Gözlerine baktım.
"Öyle mi düşünüyorsunuz?"
"Bebeğinin yüzünü göremeyeceksin Cecilia."
"Görüşeceğiz o halde. Hiçbir şeyden bu kadar emin olmayın." Dedim
Bana tokat attı.
"Kaybol gözümün önünden."
Hiçbir şey yapmadım. Tek kelime etmedim. Bağırıp, çağırıp ortalığı ayaklandırabilirdim. Yapmadım. Oradan ayrıldım. Lanet olası kadın. Nefret ediyorum ondan. Gün gelecek sen dahil hepiniz bana saygı duyacaksınız. Hepinizin karşısına dikileceğim...
Kızların yanına gittim. Monica hararetli bir şekilde bir şey anlatıyor Narissa ise dinliyor gibi yapıyordu. Neyi var bunun.
"Hey"
"Ah iyiki geldin Henry gitti. Moralim bozuk."
Aman ne güzel tatlı dertlerimiz var. Henry yokmuş inşallah hiçbiri olmaz. Narissa'ya sarıldım. Onu çok özlemiştim yüzü benim gibi yara ve morluk içindeydi benden daha kötü olduğu beliydi. Yüzüne öpücük kondurdum. Saçlarına dokundum. İkimizinde gözünden yaşlar süzüldü... Monica geldi sarıldı ikimize beni öptü.
"Sen nasılsın?"
"Sence? Acı içinde yok oluyorum."
"William'a ne kadar çok üzüldüğümü tahmin bile edemezsin Tanrı'ya onun için dua etmekten başka bir şey yapmak gelmiyor elimden."
"Keşke seçseydin beni."
"Ne? ne diyorsun Narissa."
"Ölen kişi ben olsaydım."
"Narissa neden böyle söylüyorsun?"
"O olaylardan sonra bana bir pislik gibi davranıyorlar. Monica'nın kendi odası var sen prens odasındasın ben ise halen o pisliklerin beni aşağıladığı yerdeyim. Elimdeki odayı aldılar. Darly yüzüme bile bakmıyor. Bıktım. Dayanmıyorum."
"Saçmalama lütfen."
Elini tuttum.
"Seninde ayrı bir odan olacak merak etme."
"Nasıl?"
"Hamile olduğunu söyleyeceksin."
Narissa saçma fikrimin saçmalığının anında farkına vardı kimi kandıracaktık ki?
"Doktora muayene ettirecekler beni saçmalama."
"Aklıma başka bir şey gelmiyor."
Monica dahiyane olduğunu düşündüğü planı sundu.
"Darly kendine aşık et."
Monica'ya baktım öfke ile kızgınlığımı anlayıp savunmaya geçercesine.
"Ne var Cecilia bak biz Henry ile gayet iyi olduk."
Güldüm.
"Neden gülüyorsun?"
"Sözde Norman'da bana aşık bana yaptığına bir baksana. Senin bu aptallıkların canımı sıkıyor.”
"Bizim Henry ile aşkımız karşılıklı. Aynı zamanda Norman defalarca canını kurtardı. Onu zehirlediğini söylemedi."
"Keşke söyleseydi. Büyük hata etti. Sende sevgili kardeşim aşkının karşılıklı olmasına güvenme. Unutma ki hala bir prensesi yok ve bu sen olmaya bilirsin. Ailemizi öldürme kararını birebir vermiş kişi o adam. Ama ısrarla aşkın ve saflığından bahsediyorsun.”
“Cecilia senin gibi değiliz diye bize kızamazsın.”
Ayaklandım.
“Ben benim gibi olmanızla alakalı değil. Kabul edemiyorum onlar katil ya katil. Gözlerimize baka baka Katchin’i yok ettiler. Annem, babam…William. Hepsi yok oldu. Neden diye düşündünüz mü? Yazık üzülüyorum böylesine unutulmuş olmasına. Bu saraya normal mi geldik? Masum bir aşk yaşamaya çalışılması beni delirtiyor.”
“Onu seviyorum ne yapmamı istersin? Kalbine hançeri saplayıp öldüreyim mi? Mutlu olur musun Cecilia?”
“Olmam. Mutlu olmam için senin zaten bunu kendin isteyerek yapman gerekirdi. Yani ona aşık olmak yerine kalbinde intikam alevi olmalıydı ama ne desem boş ne sen ne Narissa güven vermiyorsunuz. Rahatınız bozulmasın diye onların metresi olmayı kabul edersiniz. Artık tek bir söz söylemek istemiyorum”
Sinirlendi cevap vermedi Narissa üzüntü içinde.
"Şansım yok burada anlamıyor musunuz?"
"Var. Öyle konuşma."
"Sarayıma gitmek istiyorum. Şu düştüğümüz hale bakın Darly'ı kendime aşık etmeye çalışacağım sırf bu lanet yerde daha iyi olabilmek için."
"Emin ol benden daha mutlusun. Sevgilimin katiliyle her gün aynı yatakta yatıyorum. O katilin yüzünü görüp sesine tahammül etmek zorundayım. William aklımdan tek bir an bile çıkmıyor çok özlüyorum onu."
Monica omzuma öpücük kondurdu.
"Canım benim unutman gerek. Geçecek.”
Gözlerine baktım. Monica önceden de bu kadar salak mıydı? Bu kız benim ikizim olamazdı.
"Unutmak? O benim her şeyimdi. Aldığım nefes, yaşadığım gündü. Hayallerim, umutlarım ve geleceğim her şey ondaydı. Yüzüne bakınca içimi ısıtan tek yüz onun yüzüydü o yüz şimdi toprak altında hem de benim yüzümden. Sence unutmam mı gerek Monica?”
Ağlamaya başladım. Kaldıramıyordum artık onunla kaçtığım için kendimden de nefret ediyordum. Hak etmiyordu bunu o yaşamalıydı mutlu olmalıydı belki benden uzakta kendine başka prenses seçmeli ve günün birinde kendi imparatorluğunun kralı olmalıydı. Şimdi hiçbiri olmayacaktı hiçbiri.
"Ona aşıktım çok aşıktım ve aşığımda. Onu unutmam imkansız."
"Belki birgün Norman'a aşık..."
Duymaya tahammül edemediğim bir cümleydi ve devamı gelmemeliydi. O taş kalpli barbardı ve asla onun hislerine karşılık vermeyecektim.
"Asla ama asla ona aşık olmayacağım. Gün gelecek ve Norman Stanley'i öldüreceğim gözlerinin içine bakarak. Ben siz değilim. Zayıf değilim. Stanleyler benim düşmanım ve size de söylüyorum o aşık olduğunuz adamları da öldüreceğim o gün hala kardeş mi oluruz yoksa düşman mı göreceğiz. Neyse iyi geceler dedim odadan çıktım"
Odadan çıktım. Darly çıktı karşıma. Gözlerine baktım. Reverans yaptım.
"Nasılsın Cecilia?"
"Teşekkürler iyiyim. Siz?"
"Teşekkür ederim."
Tam gidecekti kolundan tuttum.
"Darly."
Yüzüme baktı evet onunla böyle konuşamazdım.
"Lordum."
"Dinliyorum."
"Narissa."
Adını duyar duymaz kafasını geri çevirdi. Dinlemek istemiyordu. Ben kardeşim için bir şey yapmak zorundaydım ablamdı ama zayıftı. Zayıf olmak onların doğasında vardı zaten. Maalesef ki belki canlarına kıyacaktılar bu şeyin uğruna. Benim ablamı ve ikizimi korumam gerekirdi annem böyle isterdi.
"Yalvarırım ona bir şans verin lütfen."
"Ne şansından bahsediyorsun yeniden kaçsın diye mi? yeniden beni kandırsın diye mi?"
"O size kandırmadı."
"O benim yatağımda bana burayı sevdiğini söyledi."
"Burayı sevdiğimizi nasıl düşünürsünüz ki... Şuraya bir bakın lordum her yüzde verdiğimiz kayıpları hatırlıyoruz. O elindeki şansı kullandı. Kim kullanmazdı? Bizden çaldığınız hayatı istemek suç mu? Lütfen onu affedin."
"Bu senin meselen değil Cecilia."
Kafa salladım ve odaya çıktım. Bu lanet sıkıcı oda. Tanrım Norman varken en azından kavga eder onu kızdırırdım şimdi koca sarayda yapılacak bir şey yok. Acılarımla baş başayım. Tekrar odadan çıktım. Bahçe kapısına geldim.
"Bahçeye çıkmanız yasak."
"Bu sarayda neden her şey bana yasak?"
"Üzgününüm leydim."
Odaya geri çıktım. Çıldıracaktım. Haftalarca ben dışarı çıkamayacak mıydım yani? Bu odada o yokken bile yasaklar arasında hapsolmuştum. Aradan geçen birkaç hafta zehir gibiydi. Gözlerimi mide bulantısıyla açtım. Çok kötüydüm hemen koşup kustum. Kendimi iyi hissetmiyordum. Kapıyı açtım. Gözlerimin önü kararıyordu. Muhafızlar.
"Bir sorun mu var?" dediler.
Cevap vermedim. Kızların yanına gidecektim. Yürürken arkadan biri seslendi
"Cecilia."
Arkamı döndüm Maria ve Prens Leanardo'ydu. Reverans yaptım. Maria beni süzdü
"Nereye gidiyorsun?"
Zorlukla yutkundum
"Kızların yanına"
Soğuk soğuk terliyordum. Leonardo iyi olmadığımı anlamışçasına.
"Neyin var senin?
"İyiyim ben teşekkürler."
"Peki o halde" dedi ve yürümeye devam ettiler. Kızların bulunduğu avluya gittim. Narissa tek başına oturuyordu.
"Narissa"
"Burada ne işin var?"
Beni gören kızlar yanıma geliyor. Çoğu yalakalık yapıyordu. Nasılsa prens metresiydim artık en azından tekrardan leydim diye hitap ediliyordum.
"Midem çok bulanıyor."
Narissa yüzüme dokundu.
"Doktoru çağıralım mı?"
"Hayır hayır iyiyim geçer birazdan."
"Kahvaltı yaptın mı?"
"Hayır. Sen?"
"Kuru bir ekmek ve birkaç parka bir şey."
"Narissa aman Tanrım."
Gözlerim doldu. Kardeşim ne halde. Biz ne haldeyiz. Biz prensestik. Kolundan tuttum mutfak alanine gittik.
"Buyurun leydim."
Kahvaltı istiyoruz. Her şey olsun. Ballı sıcak sütte olsun."
Odaya geldik. Kardeşimle güzel bir kahvaltıyı haketmiştik eski zamanlarda ki gibi.
"Sen pek süt içmezsin ki."
"Sen içeceksin zaten Narissa biz birbirimize destek olmazsak bu lanet yerde kim destek olur bize."
Narissa sarıldı bana sıkıca.
"Ah bebeğim. Seni seçiyorum Ceci..."
Gülümsedim. Bana Ceci demesinden annem hiç hoşlanmazdı birbirimize kısaltma isimlerle seslenirdik hep ama bu anneme göre avam bir hareketti. Prensesler tam adlarını kullanmalıydı aksi çok çirkin ve yakışıksız duruyordu anneme göre.
Gülümsedim.
"Bir şey söyleyeceğim. Emin değilim ama sadece şüpheleniyorum."
"Ne oldu?"
"Ben yani sanırım ben..."
"Ne?"
"Kadınsal döngüm normal dengesinde ilerlemiyor."
"Nasıl yani?"
"10 gün oldu geciktim."
"Aman Tanrım. Narissa sen..."
"Belki strestendir."
"Saçmalama. Umarım doğrudur ve bu felaketten kurtulursun."
"Bunu ben söylediğimde kızmıştın şimdi sen söylüyorsun."
"Ne yapayım? Mecburuz belkide sen haklıydın."
Kapıya açtım muhafızlara döndüm.
"Hemen doktor gelsin. Acil."
Odada beklediğimiz dakikalar geçmek bilmedi. Tam bir işkenceye döndü. 5 10 dakika içinde geldiOlayı anlattık ve Narissa'yı muane etti.
"Eeee?"
"Tanrı size koruyor biriniz daha kurtuldu köle olmaktan"
Narissa sevinç çığlığı attı. Birbirmize sarıldık. Narissa ile Maria'nın yanına gittik. Her şeyle o ilgileniyordu ona dememiz en mantıklısıydı.
"Ne oldu? Odamda ne işiniz var?"
"Narissa hamile?"
"Ne? tanrım siz kardeşler olarak ne kadar doğurgansınız böyle."
"Hamile. Darly'e söylemesi gerek.
Maria gözlerini devirdi. "Peşime takılın." Maria'nın arkasından gittik.Darly'ın odasına geldik kapıyı tıklattık ve açıldı. Reverans yaptık. Narissa'ya bakıp bakışlarını anında ben ve Maria'ya dikti.
"Hanımlar bir sorun mu var?"
Maria gülümsedi
""Prensim Tanrı o küçük meleği korusun. Narissa hamile" dedi
"Kaçak Narissa bebeğime hamile öyle mi?"
Kafa salladı Narissa gülümsedi. Darly şaşkındı kafasını çevirdi Narissa'ya baktı ona doğru bir iki adım adım
"Kaçtığı zaman başka biriyle birlikte olmadığını nereden bileceğim? Benim bebeğim olduğu ne malum?"
Şaşkınlıktan ağzından
"Ne?" kelimesi çıktı. Benim kardeşim yalancı değildi asla öyle bir şey yapmadı. Narissa kendini savunmaya geçti hemen.
"Asla! Ben kimseyle birlikte olmadım. Yemin ederim size. Sadece siz oldunuz ilk ve son kez sadece sizinle oldum. Ailem üzerine yemin ederim."
"Prensim tereddütleriniz varsa bebek hakkında..."
Narissa'nın gözlerinden yaş aktı
"Tanrı şahidim ki bu çocuk sizin. Tanrı'nın huzurunda en büyük yemini edebilirim Darly."
Darly Narissa'ya baktı gözlerinin içine.
"Yalan söylemekte baya ustasın Narissa."
Kafasını iki yana salladı.
"Kaçmış olabilirim ama yemin ederim başka biriyle olmadım."
Ben girdim araya.
"Kimseyle birlikte olmadı içimizde birine ihanet eden olduysa oda bendim William ile oldum. Norman'da biliyor bunu... Narissa size bağlıydı."
Darly bize baktı. Sonra "Tamam. Çekilebilirsiniz." dedi
Odadan çıktık. Maria öfkeden delirmek üzereydi benim kolumu cimcikledi.
"Neler oluyor? Ne yapıyorsun?"
"Kuş beyinli Cecilia sen prense kardeşini aldattığınımı söylüyorsun birde. Senin canının hiç mi kıymeti yok."
"Evet yok."
Gözlerini devirdi. Sonra Narissa'ya döndü.
"Bakın doğruyu söyleyin bu kez sizi hiçbir şey kurtaramaz. Prense bir piçi kakalamıyorsunuz değil mi?"
"Yemin ederim ki başkası ile birlikte olmadım. Prens Darly'in bebeği."
"Sanki aksi olsa piç olmaktan kurtulacak. Narissa'nın karnındaki Prens Darly'nın çocuğuyken de piç olarak anılacak."
"Sen sus kuş beyinli. Başınıza daha büyük dertler açmadan kardeşini de al git ben halledeceğim..."
Kimsenin inanmadığı yalancılar olarak prens bebeğine hamileyken bile sorgulanıyorduk buna mahkumduk ölene dek buna maruz kalacaktık ve umarım ben çabuk ölürdüm.