CECİLİA
Kahretsin ne yapıyorum ben? Beni öptüğünde ona isteyerek dokundum. Öpmesine karşılık vercektim. William'ın katili o. Annemin ve babamında. Ona bir şey hissetmem imkansız. Bu bu olay tamamen yasak. Günahkarca! O kötü biri. Odada şişede duran şarabı diktim. Ona karşı içimdeki nefret azalıyordu. Ona karşı içimde bir hissiyat ortaya çıkıyordu. Olmaması gerekirdi asla ama asla olmamalıydı. Gün geçtikçe artması gereken nefret şimdi yok oluyor. Olamaz. Tekrar diktim şarabı. Ben Monica ya da Narissa gibi unutamam olanları. Onlar katildi ailemizi öldüren katil. Unutmamam gerek. Nefretimi taze tutmalıydım beni ayakta tutan şey nefretimdi.
NORMAN
Hava kararmıştı. Odamda çalışıyordum. Kapının önünde muhafızların sesini duydum. Sesleri oldukça yüksek geliyordu. Kapıyı açtım. Cecilia kapının önündeydi.
"Neler oluyor?"
"Prensim çalıştığınızı söyledik ama Cecilia sizi görmek istedi."
"Cecilia bir sorun mu var?"
"Sevgilim."
Ne dedi o? Sevgilim mi dedi? İçeriye aldım Cecilia'yı.
"Neyin peşindesin sen?"
Biran hıçkırdı. Sonra sırıttı. Tanrım sarhoş olmuş. Bana doğru yaklaştı. Yüzüme dokundu.
"Bunun olmaması gerekiyordu?"
"Neyin?"
"Sana dokunduğumda içimde boşluk olmamalıydı. Ve seni öpmek, seninle sevişmek istememeliyim."
"Benimle sevişmek mi istiyorsun?"
Oyun muydu bu? Yine bir şeyler mi çeviriyordu.
"Sen ailemi öldürdün? William mı öldürdün hayatımın aşkını.
"Tüm bunlara rağmen bana karşı hislerin var ama"
"Yanlış olanda bu. Hissetmemem gerek."
Cecilia'nın yüzüne dokundum. Tanrım bu an hiç gelmeyecek diye çok korktum bana hep nefret kusacak benden hep iğrenecek diye.
"Çok sarhoşsun uyumalısın."
"Uyumak isteyen kim dedi ve dudaklarıma yapıştı"
Cecilia'yı geri ittim
"Hey sen gerçekten çok sarhoşsun tamam ben bir prensim istediklerim olur ama sarhoş bir kızdan yararlanmak hiç adil değil.
"Ben ne yaptığımın farkındayım" dedi ve elbisesini yavaşca çıkardı. Sadece iç çamaşırları vardı. Tamam her erkeği tahrik edecek kadar güzeldi Cecilia. Bana doğru yaklaştı boynuma dokundu ve öptü.
Artık karşı koyamazdım bunu isteyen oydu. Hızla kucağıma aldım ve duvara yapıştırdım. Dudağına ardı ardına öpücükler kondurdum. Hızla yatağa geçtik. Bende üzerimdekileri çıkarmıştım saçlarını yana alarak boynuna öpücükler kondurdum. Eliyle boynumu kavramıştı. Boynuna öpücük kondururken yavaşça ısırdım. Cecilia inledi. Sonra yüzümü ellerinin arasına alıp dudağıma ateşli bir öpücük kondurdu. Sonra biraz doğruldu. Beni yatağa yatırdı ve üstüme çıktı ve öpmeye devam etti
CECİLİA
Gözlerimi hafifçe açtım. Başım zonkluyordu. Birinin kolları arasındaydım. Kafamı yavaşca çevirdim. Aman Tanrım. Norman. Norman Stanley. Bu yatağa ne zaman geldim ve neden iç çamaşırlarımlayım. Kahretsin. Hızla yataktan kalktım. Norman gözlerini açtı
Neler oluyor?
"Ne oldu?"
"Neden buradayım. Yarı çıplak halde."
"Çünkü seviştik."
Koluna öfkeyle vurdum.
"Lanet olsun! Sen. Sen bunu nasıl yaparsın."
"Ben mi? Sevişmek isteyen sendin. Yalvardın bunun için."
"Sarhoştum"
"Bende aynılarını söyledim. Dinlemedin. Her şeye rağmen beni sevdiğini ve sevişmek istediğini söyledin"
"Senden nefret ediyorum Norman Stanley. Sen katilsin beni korkutuyorsun ve onlar sarhoşken ki saçmalamalarım"
Bana doğru yaklaştı. Duvara sıkıştırdı. Elini belime doladı ve yüzüme dokundu. Sıyrılmaya çalıştım ama sıkı sıkı tutmuştu.
"Bırak."
"Yani bana karşı hiçbir şey hissetmiyorsun öyle mi?"
"E evet"
"Cecilia" dedi ve burnunu boynuma değdirdi.
Karnım ağrıyordu resmen. Yavaşça yaklaştı ve dudağıma küçük bir öpücük kondurdu
"Kendine engel olma Cecilia. İçinden geleni yap"
İçimden gelen şuan onunla deli gibi öpüşmek. Neler oluyor bana kendine gel aptal kız kendine gel. Ses çıkaramıyordum. Gözlerinin içine baktım. Tekrardan öptü. Belimden tutup kendine bastırmıştı beni. Dudağıma ardı ardına öpücükler konduruyordu. Elimi beline koydum istemsizce.
"Bu bunun olması yanlış."
"Neden?"
"Sen kötüsün"
"Bazen prensesler kötülere aşık olurlar Cecilia."
"Zaten aşıktım ben. Öldürdüğün adama aşıktım."
"Önemli olan ilkler değildir" dedi. Gittikçe yaklaşıyordu
"Ama"
"Beni sevmende ya da istemende bir yanlış yok biz seninle seviştik sen hamile kaldın biz aylarca aynı yatakta uyuduk. Sen bu esnada farkında bile olmadan benden etkilenmiş olabilirsin buna engel olma. Saklama. Birbirimizin kokusuna, nefesine alıştık sen yokken bu odada kalmak bana nasıl zor geliyor biliyor musun? Ben seni..."
Elimi yüzüne koydum ve dudağına minik bir öpücük kondurdum. Kafamı geri çektim. Gülümsüyordu. Hızlıca beni kendine çekti ve biz öpüşmeye başladık. Ellerini kalçama götürdü ve sıktı. Hafifçe inledim. O sıra kapı çaldı ve birbirimizden ayrıldık. Norman yatağın üstünde duran çarşafı verdi hemen üstüme onu aldım.
"Gel"
Isabella ve Antonio geldi
"Sevgili oğlum" dedi ve kucağına alıp minik bir öpücük kondurdu
Isabella beni görünce gözleri yuvadan fırlayacakmış gibi baktı.
"Cecilia"
Sinsice sırıttım
"Isabella"
"Burada ne işin var?"
"Unuttun mu ben prense aitim. O istediğinde burada olurum."
Norman bana baktı. Isabella sinirden kuduracaktı. Norman tekrardan dudağıma bir öpücük kondurdu. Kendisini geriye çekti. Bir şey demedim. Yatağın üzerinde duran elbisemi üstüme geçirdim hızla. Reverans yapıp çıktım odadan. Yanaklarım ateş saçıyordu adeta. Beyaz tenim kıp kırmızı olmuştu. Hemen odama gittim. Odamdaki küveti suyla doldurdum ve içine girdim.
Bedenim tamamen suyun içindeydi. Gözlerim kapalı nefesimi ne kadar tutarım acaba ya da belki ölür bu utancı yaşamam diye düşünürken bir el hızla sudan çıkardı beni. Hızlı hızlı nefes aldım
"Tanrım senin sorunun ne?"
"Monica."
"Kendini öldürmeye mi çalışıyorsun?"
"Hayır ben sadece... Çok büyük bir günah işledim Monica bundan arınmam lazım bana papa ile bir görüşme ayarlar mısın?"
"Norman ile birlikte oldum"
"Ah bunda ne var o ister sende olursun."
"Bu sefer isteyen bendim sarhoşken odasına gitmişim onu sevdiğimi söyleyip sevişmişiz. Sabah olayları toparlamaya çalışırken yeniden öpüşmeye başladık. Yüce İsa neler yapıyorum böyle."
"Yani ondan hoşlanıyor musun?"
"Kim kimden hoşlanıyor?"
"Ah Narissa gel. Cecilia Norman ile sevişmiş kendi isteğiyle ondan hoşlanıyor."
Kendi aralarında küçük bir çığlık attılar.
"Kesin şunu. İşlediğim günahın farkında değilsiniz. Tanrım beni affetsin. Ben sizin gibi değilim. Bir şey olmamış gibi davranamam."
"Ne günahından bahsediyorsun?"
"Unuttunuz mu gözümüzün önünde anne ve babamız öldürüldü. Babamın cesedini sen gördün değil mi Narissa? William o ise gözlerimin önünde öldürüldü ve ben tüm bunlarda payı olan adamdan nefret etmeliyken gidip onunla sevişiyorum. Katil bir adam ile… Ben siz değilim yapamam bana bir şey oluyor. İçimde korkan taraf beni ele geçiriyor ona sığınmak güvenli geliyor ama değil. Yanlış. Olmaması lazım.”
Monica bana imalı bir bakış attı kendini kandırma dercesine.
"Duyguların için kendini suçlama".
"Ondan hoşlanıyor musun?"
"O lanet olası adamın yanındayken vücuduma ateş topu saçılıyor sanki tüm duygularım tavan yapıyor ve hiç olmadığım kadar sevişme isteği doluyor içime bu hiç normal değil. Bu bu olmamalı. Doğumdan sonra oldu bana kesin hastalandım ben iyileşmem gerekiyor."
Kahkaha attılar. Gözlerimi devirerek onlara baktım. Asılı olan havluyu aldım ve üzerime geçirdim.
"Bu kadar takma normal."
"İntikamımıza ne oldu?"
"Ben Henry'e zarar veremem onu seviyorum. Her şeyden çok."
"Ben Darly'e aşık değilim ama hoş biri ve çocuğuna hamileyim. Aramızı yeni düzelttim ve bir şeyleri yoluna koymaya başladım tekrardan bir hayal kırıklığı yaşatmak istemem. Üstelik gelini olacağım er ya da geç ulaşacağım istediğime."
"Güzel. Cecilia kötü kalpli prensi tek başına öldürecek"
"Asla böyle bir şey yapmayacaksın. Saçmalama."
"Neden? Hak ettiği şey o."
"Tanrı aşkına çıldırdın mı sen? Aklını başına topla. Ona zarar veremezsin buradan çıkamayacağımıza göre kuralına göre oynamamız lazım."
"Tamam tamam anladım. Şimdi çıkında giyineyim."
Odadan çıktılar. Üzerimi giyindim ve saçlarımı ördüm üzerime beyaz bir elbise geçirdim.
Evet ondan hoşlanıyorum. Nefret yok bitti. Neden ama? Bitmemesi gerekti. Ona aşık olmuşken nasıl intikam alırım? Olmaması gerekti onu öldürmem ona nefret kusmam gerekti. Gözlerimi kapattım biraz uyumalıydım uyuyup bir şeyleri unutmam gerekti.
"Cecilia. Cecilia."
Kulağıma dolan hasret kaldığım sesin geldiği yöne baktım.
"William ne işin var burada? Sen sen öldün."
"Katilin kadınımı olacaksın Cecilia bu acıyı bana ve ailene yaşatacak mısın?"
"William ben biliyorum haklısın. Özür dilerim onun kadını değilim olmam."
"Yanlış yapıyorsun Cecilia.."
Elimi ona dokunmak için uzattığım an kayboldu. Hiddetle gözlerimi açtım. Ter içinde kalmıştım. Hava kararmış bile. Odamdan çıktım. Koridorda ilerlerken Gracia'yayı Norman'ın odasına giderken gördüm. Gidemezdi. Arkasından seslendim.
"Gracia"
"Efendim"
"Nereye?"
"Prens Norman beni çağırdı. Sanırım geceyi onunla geçireceğim."
Gülümsüyordu birde. Geçirmeyecekti onunla geceyi geçirmesi imkansızdı izin vermezdim. Sinirden titriyordum. Daha sabah benimleydi bu adam. Azgın domuz.
"Gitmiyorsun Gracia. Kendi odana dön."
"Efendim."
"GİTMİYORSUN O ODAYA!"
"Prensin emri bu. Yargılamak kimseye düşmez."
Kolundan tutup duvara doğru itekledim. Muhafızlar bizi durdurmaya çalışıyordu.
"Graciaaaa!" Diye bağırdım.
O sıra Norman odasından çıktı. Reverans yapıp eğildik
"Neler oluyor? Bu gürültüde neyin nesi?"
"Prensim Cecilia Gracia'yı durdurdu ve nereye gittiğini öğrendi size geldiğini duyunca Gracia'ya gitmeyeceksin dedi Gracia aksini söyleyince kavga ettiler."
Aman bir çırpıda anlatıverdi olanları ne hoş. Norman bana doğru yaklaştı. Yutkundum
"Kavga çıkartmak senin gibi asil bir prensese yakışıyor mu?"
"Ama..."
"Şişt. Sen Cecilia şimdi dairene dön tatlım ve huzursuzluk çıkartma olur mu?"
Gözlerinin içine baktım
"Gitmeyeceğim"
Norman tısladı
"Gracia o odaya girmeyecek Norman Stanley!"
"O benim kadınım Cecilia. Bunun en iyi farkında olan sensin"
"Farkındayım ama onlar olmadan da yaşayabilirsin. Her gün farklı biriyle sevişmek zorunda değilsin değil mi?"
"Cecilia hayatım bence haddini aşıyorsun. Derhal gitmelisin"
Gitmeyecektim seçimini yapacaktı ya ben ya Gracia.
"Hayır."
Bileğimden yakaladı.
"Senin derdin ne?"
"Aslında senin derdin ne daha dün ben senin yanındaydım. Sana kendimi açtım lanet olasıca duygularımı. Sabah bana konuşma yaptın şimdi Gracia ile işi pişireceksin öyle mi?"
"Cecilia kadınlarımın hepsi bana aşıktır. Hepsi tek olmak ister ama olmaz"
"Ama ben Cecilia'yım. Cecilia Katchin. Diğerlerinden farklı olarak senin aşık olduğun kadın."
"Tamam o halde Cecilia Katchin hemen dairene dön."
Hafifçe itekledim onu
"Senden nefret ediyorum Norman Stanley. Yemin ederim seni öldüreceğim."
Odama doğru gittim. Lanet herif. Pislik. Ondan nefret ediyorum. Öfkeyle ağlayıp masada duran tülü elime alıp parçalamaya başladım. Gracia'da sende cehenneme git Norman Stanley. Umurumda değilsiniz. Değilsiniz. Öfkeden çığlık attım.
Gözlerime yaşlar dolmuştu o sıra odamın kapısı açıldı. Maria gelmiş. Reverans yaptım.
"Cecilia yine ne yaptın? Grandüşesler yaptığın saygısızlığı konuşuyor. Sesini duymayan kalmadı."
"Hiçbir şey yapmadım"
"Cecilia! Prens Norman'a aşık olmuş olabilirsin tatlım"
"Ona aşık değilim. O katil" dedim göz yaşlarımı silerken
"Bak prensler kadınlarla birlikte olur ve buna asla başka kadın karışamaz ama zekice davranırsan engel olursun"
"Ne yapacağım?"
"Başka kadının olmasına fırsat vermeyeceksin Cecilia. Sen bir prensessin buradaki çoğu kızdan daha zekisin ve becerikli. Onları kullan."
"Prens Norman beni ilgilendirmiyor ben bir anlık hata yaptım sadece."
"Ah tabi. Sen bir daha asla saygısızlık yapma biliyorsun zindan pek iyi bir yer değil..."
Kafa salladım. Maria gitti. Zindana gitmeme gerek yoktu çünkü onu umursamıyordum Norman Stanley benim için önemsizdi. Yatağa başımı koydum. O adamı öptüm isteyerek. Lanet olsun. Tanrım affet beni. Bağışla. Kutsanmak istiyorum. O adamın oyunlarına boyun eğmek istemiyorum. Onun kadınlarından biri olmakta. Gözlerimi tekrardan açtığımda göz kapaklarım ağırlaşmıştı resmen. Hafifçe gözlerimi açtım ve yataktan kaltım. Yüzüme biraz su serptim. Üzerimi değiştirdim. Saçımı sıkıcı topladım ve çıktım.
Yürürken arkadan biri "Cecilia." dedi
Dönüp baktım. Ah evet o. Cecilia dik dur kızım ona boyun eğme o bir katil ve ondan nefret ediyorsun. Unutma sadece nefret ediyorsun. Reverans yaptım
İyi misin?
"Evet"
"Gözlerin şişmiş ağladın mı yoksa?"
"Evet. "
"Neden?"
"Aklıma annem, babam ve sevgili nişanlım geldi de."
Norman sinirle yüzüme baktı
"Dün gece için özür dilerim. Sağlıklı düşünemedim. Gracia sizin kadınınız ve bu benim zerre kadar umurumda değil"
"Öyle mi?"
Kafa salladım. Elimi tuttu.
"Gracia ile bir şey yaşamadım."
Yalancı yalan söylüyordu sakın inanma Cecilia.
"Cecilia yemin ederim onu geri gönderdim."
"Öyle mi gönderilen tek kişi ben gibiydim."
"Muhafızlarımın önünde bana bağırıp emir veriyorsun ne yapmamı isterdin onların önünde sana itaat etmemi mi? Çıkacak dedikoduları tahmin etmiyorsun sanırım."
"Bu kadar önemli mi?"
"Elbette ben prensim otoritemin sorgulanması ne derece hoş gözükür?"
Omuz silktim.
"Prenssin ve istediğini yaparsın benim umurumda değilsin sadece oyun oynadım sana aşık falan değilim git başımdan."
Bahçedeydim. Isabelle sevgili bebeğiyle birlikteydi bahçede. Yanıma geldi
"Cecilia"
"Ne var?"
"Ben artık leydiyim Cecilia önümde eğilmen ve saygılı olman gerek"
"Pisliklerin önünde eğilmiyorum! Ayrıca sen asla bir prenses olamazsın kölesin prens metresi bir köle."
"Sen kölesin Cecilia"
"Şuan senden daha asilim erkek çocuk doğurmakla prenses olunmaz doğuştan olur bu işler ruhunda taşırsın bunun için eğitilirsin sen sıradansın canım prenseslikten anladığın çocuk doğurmak zavallı Isabel."
"Çabuk özür dile."
Arkamı döndüm. Kraliçe. Reverans yaptım
"Özür dile Cecilia"
"Asla dilemem"
"Sana emrediyorum kraliçen olarak."
"Emrinizi yerine getiremeyeceğim kraliçem. Üzgünüm bu kızdan asla özür dilemem"
Tokat attı bana Kraliçe. Maria geldi o sıra
"Kraliçem ne oldu?"
"Isabella'ya saygısızlık yaptı şimdi ise özür dilemiyor."
"Cecilia hadi ne konuştuk seninle."
"Hayır dilemiyorum bu kız asla prenses olamaz hayatında kaç tane sanat eseri okudu acaba sahip oldugu ülkenin tarihini biliyor mu? Kaç kere İmparatorluk Balosuna katıldı. Nereleri gezdi? Hiç birinin cevabı yok."
Kraliçe askerlere döndü "Atın bunu zindana." Askerler kollarımı tuttu
"Dokunmayın. Bırak. Kendim yürürüm zindanın yolunu biliyorum." Bir asker ısrarla kolumu sıkıyordu halen. Askerin kolunu tutup büktüm
"Sana bırak dedim gidiyoruz işte. Dokunma!"
Zindana doğru yürüdüm. Kapıyı açtılar ve yine işkence başladı.
NORMAN
Leo ve diğerleri ile başka ülkelerin hakkında konuşuyorduk. Kapı çaldı. Maria girdi
Leonardo kendine geldiğini düşünerek nazikçe
"Tatlım bu erkek erkeğe bir muhabbet burada olmaman gerek"
Maria reverans yaptı
"Biliyorum ama Cecilia"
Cecilia'ya ne olmuştu?
"Ne oldu?"
Leo'da atıldı
"O iyi mi?"
Buna ne oluyorsa. Benim kadınım neden bunu ilgilendiriyordu.
"Başını belaya soktu. Kraliçe onu zindana attı"
"Ne yaptı?"
Leo'ya baktım sinirle. Benim sormam gerekenleri o mu soruyordu ne hakla?
"Ne oldu yine?"
"Isabella'ya saygısızlık yapıp özür dilememiş"
"Annemde onu zindana attırdı. Isabella ne zaman bu kadar önemli oldu acaba?"
Maria üzgün bir yüz ifadesi ile
"Evet Cecilia'ya olan nefretinden beri Isabella önemli gibi davranıyor"
"Tamam bu konuyla daha sonra ilgileneceğim çekilebilirsin Maria.
"Nasıl daha sonra kız zindanda! O zindanlara alışık değildir"
Leo'ya baktım sen öyle zannet zindanı gözü kapalı ezbere biliyor artık.
"Sen yokken çok şey değişti. Zindan onun evi gibi."
"Ne olursa olsun bir prensese bu denli kötü davranamazsın."
Hiddettle ona döndüm ve "Sen kimsin!" diye kükredim
Leo cevap vermedi. Sinirle masadan kalktım ve oradan ayrıldım. Lanet olası Leo haddini çokça aşıyordu. Zindana gittim.
"Açın kapıyı."
Cecilia kafasını kaldırıp bana baktı
"Yine ne yaptın sen?"
"Hiç hiçbir şey."
"Cecilia kurallara halen uymuyorsun."
"O Isabella'nın önünde eğilmem."
"Leydi benim resmi metresim çocuğumun annesi tamamen saygı göster demiyorum ama kuralları biliyorsun."
"Umurumda değil."
Bu kızın inatçılığı delirtiyordu beni ne yapacağım ben bu kızla.
"Ona saygı duyman gerek Cecilia. Metreste olsa şuan da senden daha üstün bir konumda oğlumuz var ve resmi oğlum kabul ettim biliyorsun.."
"Erkek çocuk doğurmakla prenses olunmaz o kız tam bir ezik. Prenseslik birden olmaz Norman bunu sende biliyorsun. Mesela ben ve kardeşlerim prenses olmak için doğmuşuz doğduğumuz andan beri bu avantajlara sahibiz. Prensesliğin neler getirğini biliyorum. Bir çok kraliyeti gördüm. O hayatında buranın bu sarayın dışına çıktı mı acaba?"
"Cecilia sen asla ama asla anlamayacaksın kuralları." dedim ve zindandan çıktım.
Odamdaydım. Cecilia gerçekten çok asi bir kızdı ve kafasına koyduğu gibi davranıyordu kuralların önemi yoktu onun için. Isabella'yı çağırtmıştım. Yanıma geldi selam verdi
"Cecilia ile derdin ne senin?"
"Prensim ben bir şey yapmadım o."
"Kapa çeneni Isabella. Senin kavgaların canımı sıkmaya başladı."
Gözleri ne oldu titrek bir sesle
"Özür dilerim."
"Isabella Cecilia ile bir kez daha tartışırsan zindana bu kez sen gidersin. Anladın mı? Haddini bileceksin seni onunla itişirken görürsem çok farklı olur. Saygı duyacaksın ona. Anladın mı beniiiii?"
"Evet prensim."
"Şimdi gidebilirsin."
Reverans yapıp gitti.
Annemin yanına gittim.
"Anne."
"Oğlum."
"Cecilia'nın zindana atılmasını emretmişin."
"Evet yine saygısızlık yaptı."
"Anne Isabella Cecilia'yı sevmez ve o yüzden onunla uğraşır yanlış anlaşılma vardır eminim. Lütfen Cecilia konusunda kararları bana bırakın.”
"Hayır oğlum yanlış anlaşılma yok o kız saygısızlık yaptı."
"Peki ama zaten acı çekiyor anne zindanda olmasına gerek yok."
"Zindan da kalması gerçekleri görmesine yardım edecek."
"Bir yıldır bu sarayda her türlü cezayı aldı ama hala böyle anne."
"Demek ki sen akıllandıramadın onu ama ben akıllandıracağım."
Kraliçenin emri kesindi yani kapa çeneni sus bu kez ben emir verdim sorgulama diyordu. Ah Cecilia ben snei oradan nasıl çıkaracağım söylesene?
CECİLİA
Kafayı yemek üzereydim. Fareler. Lanet fareler vardı. Sesleri kıpırdanışları. Korkuyordum. İlkkez bu kadar çok korktum. Farelerin viyaklaması kulaklarımdaydı. Karanlıktı göremiyordum ama bir ara elbisemin üzerinde bir şey gezindiğine yemin edebilirim
"Aaaaaaaaa."
Kimse beni umursamıyordu. Ağlıyordum.
"Yardım edin lütfen."
Kapıyı yumruklamaya başladım. Muhafızlardan biri kapıyı açtı.
"Ne var?"
"Fare."
"Ne?"
"İçeride fare var korkuyorum. Çıkarın beni."
"Çıkamazsın." dedi
Kapıyı tekrardan örttü. Yumruklamaya başladım öfkeden nefret kusuyordum hepsine.
"Lanet Stanley askerleri hepinizin canı cehenneme. Kurtulacağım buradan ve bana bunları yaşatanların kabusu olacağım ve sen Norman Stanley Tanrı şahidim ki seni öldüreceğim. Seni ellerimle öldüreceğim"
Kulaklarımı tıkadım ve ağlamaya devam ettim. Geçecek tamam tamam korkmuyorum iyiyim ben. Biraz zaman geçtikten sonra kapı yine açıldı. Kafamı kaldırdım. Norman. Hemen koştum boynuna sarıldım
"Tanrım sonunda. Çıkar beni buradan."
"Sakin ol neden ağladın?"
"Fareler her yerdeler lütfen çıkar beni."
"Kuralları çiğnedin Cecilia."
"Norman! Kural çiğnemedim o kız beni kışkırttı."
"O kız dediğin kişi oğlumun annesi."
"Umurumda değil."
"İşte bu yüzden buradasın. Akıllanmıyorsun. "
"Norman Stanley beni buradan çıkar!"
Yüzüme dokundu.
"Bana söz ver."
"Ne için?"
"Taşkınlık yapmayacaksın. Cecilia lütfen bir kez daha ceza alırsan ben kurtarmam seni. Herkesi kaşrıma almaktan yoruldum ben."
"Tamam."
"Söz mü?"
"Söz."
"Katchin Prensesi sözü ver?"
Gülümsedim Katchin Prensesi sözü de neydi.
"Öyle bir söz yok."
"Ama sen Katchin Prensesisin bunu önemsiyorsun söz ver."
"Katchin prensesi sözü veriyorum Norman Stanley. Taşkınlık yok kimse ile kavga etmeyeceğim."
Yüzüme öpücük kondurdu. Beni zindandan çıkardı. Odamın önüne geldik.
"Teşekkür ederim."
"Sözünde durursun umarım. İyi geceler" dedi ve gitti.
Odaya girdim. Yatağa uzandım. Tanrım teşekkür ederim sonunda kurtuldum oradan. Üzerimdeki elbiseyi atacaktım. Asla giymezdm bunu artık. Elbisemi üzerimden çıkardığımda sadece çamaşırlarım vardı üzerimde. Birden kapı açıldı ve kilitlenme sesi duydum arkamı döndüm. Bu muhafızlardan biriydi hatta dün kolunu büktüğüm lanet askerdi. Yatağın üzerindeki çarşafı doladım hemen üzerime.
"Ne işin var senin burada? Kapıyı çalmadın"
"Çeneni kapat."
"Sen benimle ne biçim konuşuyorsun?"
"Prenses Cecilia Katchin kızdı mı?"
"Git. Gitmezsen şimdi Norman'ın yanına gideceğim ve her şeyi anlatacağım."
Hızla yanıma geldi. Yatağa fırlattı ben tam kalkacakken ağırlığını üzerime verip boynumu öpmeye başladı.
"Bırak. Ne yapıyorsun Sen."
Bir eliyle ağzımı kapayıp diğer elimle kalçamı sıktı. Çırpınıyordum. Dudaklarını boynumda gezdiriyordu. Gözlerimden yaş akıyordu.
"Seni saraydan alıp buraya getirdiğim günden beri arzuluyorum."
Elini saçlarımın arasında gezdirdi. Halen çırpınıyordum bacaklarımı oynatıyordum ama nafile
"Sakin ol prenses Norman kadar kötü değilim eğleneceğiz."
Elini ısırdım. Biranda geri çekti.
"Defol."
Üzerime iyice çöktü.
"Eğer birine bu olanlardan bahsedersen Cecilia ansızın kardeşlerinden biri saray köşesinde leşi çıkmış halde bulunur."
Cevap vermedim
"Anladın mı?"
Kafa salladım. Yanağımı okşayıp odadan çıktı. Lanet olsun lanet olsun.! Nefret ediyorum buradan bu saraydan. Biranda çığlık attım şamdanları devirdim yere çöküp ağlamaya başladım. Odanın kapısı açıldı. Pren Darly gelmişti. Ben halen çamaşırlarımlaydım. Tanrım utancımdanölmek istiyorum. Hemen yatağın üzerindeki çarşafı aldım
"Ne oluyor Cecilia?"
Halen ağlıyordum ve konuşamıyordum
"Cecilia"
"Özür dilerim ben birden sinirlerim boşaldı kötü bir gün geçirdim."
"Burası saray kafana göre öfke nöbeti geçirip de ayaklandırma yaşatamazsın kendine gel."
Elimle akan yaşları sildim.
"Affedersiniz. Ben diyecek bir şey bulamıyorum haklısınız."
Halen ağlıyordum. Eğildi hafifçe yanağıma dokundu
"Biri bir şey mi dedi?"
"Hayır."
"Emin misin?"
"Evet prensim."
Bana baktı süzdü şuan çırıl çıplak hissediyordum kendimi. Utanıyorum midem bulanıyordu.
"O halde Cecilia sessiz ol ve yat."
"Peki."
Darly odadan çıktı. Üzerime ince bir elbise geçirdim ve yatağa geçtim ama halen ağlıyordum. Kimdi o lanet adam benden ne istiyordu ve birini anlattığım takdirde kızlardan birine bir şey olur muydu?
NORMAN
Diğer ülkedeki yazışmalrı okuyordum. Biraz çalışığ kafa dağıtmak iyi gelirdi. Strateji çalışıp babama fikirlerimi sunabilirdim. Odamın kapısı çalındı ve içeri Darly girdi
"Darly bu saatte ne oldu?"
"Cecilia
"Tanrım! Söz vermişti. Yine ne yaptı?"
"Bir şey yaptı mı bilmiyorum ama kötü haldeydi."
"Nasıl?"
"Odasından gürültü geldi bir şey olduğunu düşünüp içeri girdim ve odada yere çökmüş ağlıyordu. Hem de iç çamaşırlarıyla"
"Ne? Neden ağlıyormuş peki?"
"Sinirleri bozulmuş bende uyardım ve çıktım odadan
"Yüce İsa ben bu baş belası ile ne yapacağım. Yol göster bana."
Darly gitti o gidince Cecilia'nın yanına gittim. Cecilia'nın odasının önüne geldim. Kapıyı açtım. Yatağa yatmış ağlıyordu. Kafasını kaldırdı beni görünce yatakta oturur pozisyona geçti.
"Zindana mı gidiyorum yoksa?"
"Hayır. Merak ettim Darly iyi olmadığını söyledi."
Ağlamaktan gözleri kızarmış. Belli olmuyormuş gibi
"İyiyim ben bir şeyim yok."
"Neden ağladın."
"Sebepsiz."
"Cecilia." dedim
Yüzünü okşadım. Gözyaşları benim elime akıyordu. Ona yaklaştım. Alnından öptüm
"Ne oldu hadi söyle bana?"
"Ben sadece.... Ölen bebeğimi hatırladım. Sonra bugün olanlar korktum işte"
"Cecilia o cennette Tanrı onun yanında üzülmemelisin."
Yutkundu. Akan gözyaşlarını sildi.
"Haklısınız."
"Başka bir sorun yok değil mi?"
"Hayır." dedi
Sesi o kadar tizdiki zor çıkıyordu.
"Yanında kalmamı ister misin?"
Kızarmış olan mas mavi gözüyle bana baktı. Biraz daha yaklaşıp kafasını omzuma koydu ve sarıldı
"Memnun olurum."
Cecilia'yı iyice sarmaladım ve yatağa geçtik. Kollarımın arasına aldım onu. Başını göğsüme yasladı ve yine aynı tiz sesiyle
"İyi geceler." dedi
Saçına öpücük kondurdum
"İyi geceler."
Bu kız benim zayıflığımdı saraya geldiği ilk günden beri ona karşı hep zayıfım. Kıyamıyorum ona. Ağlamasına. Zindanda kalmasına. Kokusunu hissetmek beni en mutlu insan yapıyor. Gözlerinin içine bakmak bile mutlu olmam için yeterli bir sebepti. Bende onun yanımda olmasının huzuru ile kapadım gözlerimi....Gözlerimi açtığımda Cecilia uyuyordu. Ona baktım. Masumluğuna. Yüzüne dokundum minik bir öpücük kondurdum. Cecilia'da gözlerini açtı.
"Günaydın." dedi
Gözleri ağlamaktan şişmişti.
"Günaydın. İyi misin?"
Kafasını salladı.
"Gitmem gerek kahvaltını yollatırım"
"Tamam."
Tam gidecektim elimden tuttu
"Teşekkür ederim."
Saçını okşadım.
"Kurallara uy yeter Cecilia."
Odadan çıktım. Hizmetkarlardan birine söyledim ve Cecilia'nın odasına kahvaltı götürdüler. O hep mutlu olsaydı keşke her daim onun mutlu olduğunu görmek istiyordum ama o ağladığında içimdeki bu anlamsız boşluk hissi gitmiyordu.