4.Bölüm

3344 Words
CECILIA Bir odaya girdim ağlıyordum. Bu oda bize ait değildi ama şuan gözden uzakta olmalıydım. Kendimden nefret etmekle meşguldüm. O pislikle bir gece geçirdim ona ait oldum dudaklarını öptüm. Hiç olmaması gerekenler oldu. Asla yaşanmaması gerekenler. Monica yanıma koştu geldi oda. "Cecilia ne oldu. Sana bir şey mi yaptı? Kafamı iki yana salladım "Neden ağlıyorsun?" "Ona ait oldum onun kadını oldum." "Zorundaydın başka şansımız yoktu." "Sabah gözlerimi açtığımda bana sadece çekilebilirsin dedi! Bana İskoçya prensesi Cecilia Katchin bir adamın yatağından kovuldu." "Çünkü bu sarayın sahibi o." "Sarayı başına yıkılsın! Onu bu saraya gömeceğim." Kafamı yastığa koydum. Hıçkırarak ağladım. Nefret ediyordum bütün Stanleyler'den. Artık her şeyden daha da nefret ediyordum. O adamın kadını olmak bu benim dayanabileceğim türden bir acı değildi. Maria geldi "Cecilia..." Cevap vermedim "Neden ağlıyor bu. Bir şey mi oldu?" Narissa benim yerime cevap verdi. "Hayır. Sadece hassas biraz." "Cecilia kendine gel! Anlat gece nasıldı?" "Dediğiniz her şeyi yaptım işte. Kafamı kaldırmadım onu memnun ettim ve çekilebilirsin diyene kadar bekledim." "Aferin sana akıllı Cecilia. Güzelsin üstelik zekisin prens seni çok beğendi bu gidişle en gözde kız olursun. Onun odasında ilk kez sabaha kadar kalan kız sensin. Ne dersin İskoçya'nın olamadın ama Fransa'nın prensesi olursun." Çok umurumdaydı sanki. Bir saniye bile durmaya tahammülümün olmadığı odada sabaha kadar dursam neye faydaydı. Prenses olsam neye yarardu. Cevap vermedim oda gitti. O sıra içeriye bir kadın girdi. "Monica buraya gel." "Ne oldu? "Prens Henry'nin odası temizlenecek." "Ben yani ben mi temizleyeceğim? Onca kız varken neden ben." Kadın kahkaha attı. "Ahh olur mu kraliçem yerinize birini tutun isterseniz." "Kahretsin bir bu eksikti!" "Hadi Monica önüme düş." Monica onlarla gitti. Onlar için de bir şey yapamıyordum ne kendime ne kardeşlerime faydam vardı. MONICA Odaya geldim. Kocaman bir odaydı. Duvarları işlemeli görkemli bir tavanı olan. Yatağı genişti tıpkı benim eski sarayımdaki gibi. Kağıtlarla dolu bir çalışma masası vardı üzerinde şamdanlarında olduğu hemen yanında kocaman bir boy aynası. Altın sarısı parıl parıl parlayan bir ayna. Yatağın karşı tarafında eşyalarının olduğu başka aynalık vardı. Odası terasa açılıyordu. Şimdi hizmetçi olarak bu odadayım. Lanet olsun ben Katchin İmparatorluğundan Kral Ares'in kızı Monica. Babamın biricik Monica'sı lanet Stanleylerin odasını temizleyecektim. Ailemin katillerinin odasını. Yatağını topladım. Onun iğrenç yatağına elimi değdim. Sonra aynalığının önüne geçtim. Bir hançer duruyordu. Elime aldım. İhtişamlı bir hançerdi. Hancere pür dikkat bakıyordum babamın hançerine benziyordu onunda buna benzer bir hançeri vardı her daim yanında taşıdığı.. O esnada bir sesle irkildim. "Odamı karıştırmak ne haddine?" Hemen bıraktım hançeri. "Şey ben te temizliyordum." "Öyle mi Kral Ares'in göz bebeği prenses benim odamı temizliyor öyle mi? Onur duydum prenses hazretleri." "Haddinizi aşmayın hiç komik değilsiniz Kahkaha attı "Ben mi haddimi aşıyorum. Sen benim sarayımda benim odamdasın hadsizlik yapan sensin ve kardeşlerin." Kolumdan tutu... "Hançerimle ne yapıyordun?” "Güzel hançer. Birini öldürmek için ideal görünüyor.” "Beğendin yani." "Evet. Temizlik bitmişti. Ben gitsem iyi olur. " Belimden tutup kendine yapıştırdı. Kolunu belime sardı. "Ne yapıyorsunuz?" Dudaklarıma yapıştı. Kendimi geriye çektim "Ne yapıyorsun sen?" "Farkında mısın bilmiyorum ama ben prensim sende kölemsin artık sen ve kardeşlerin buna alışsa iyi olacak." Dedi ve itekledi. Odadan çıktım. Lanet herif. Lanet olsun sana diğer kardeşlerine imparatorluğuna… Odaya gittim. Ağmamak için kendimi zor tutuyordum ama birde ben çıkmak istemiyordum. Narissa'nın yanına oturdum. "İyi misin?" "Evet iyiyim." Cecilia halen yattığı yerde ağlıyordu. O sıra kızlardan biri geldi. "Cecilia'nın nesi var. Yoksa prens onu kabul etmemiş mi?" "Hayır etmiş sadece prense ait olduğu için ağlıyor." "Ama neden her kız prensin kadını olmak prens doğurmak ister." Narissa atıldı "Ama biz istemiyoruz farklıyız biz. Yükselmek için bunlara ihtiyacımız yok. Hem o evlenilecek şanslı kız olacağımız ne malum." "Bu kimin umurunda prenslerin gözünde hepimiz aynıyız." Dedi ve gitti. Narissa Cecilia'nın koluna dokundu ona doğru eğildi. "Cecilia lütfen ağlama.." "Ne yapabilirim. William geliyor aklıma Tanrım kim bilir nerede? Ona ait olmam gerekti nişanlıma." "Hayatım alışmak zorundayız. Dün anladım bunu babam öylece yatıyordu. Saray harabe bir hal almış. Halk perişandı ama bir yemin ettim bu sarayın sonu olacağım intikamı alacağım." "Nasıl?" "Tekrardan Prenses Narissa olacağım ben. Bana hayvanmışım gibi davranan herkesten intikamı mı alacağım." "Sen çıldırmışsın. Kafayı yemişin yeniden nasıl prenses olacaksın? Adamlar köle gibi davranıyor bize." "Asıl sen çıldırmışsın. Hamile kalırsan olacakları düşün kimse sana dokunamaz herkes saygı duyar. Seninle evlenir Cecilia." "Kapa çeneni Narissa! Çıldırdın galiba ne konuştuğunun farkında değilsin." "Neden? Hamile kalırsan yeniden Prenses Cecilia olursun. Seninle evlenirse Tanrı’nın huzurunda eşi olarak kabul ederse.” "Sana sus dedim o adamın bebeğini doğuracağıma ölürüm. Onun gelini olmama ihtiyacım yok. Zaten ben birinin gelini olacaktım.” "Aptallık ediyorsun intikam için güçlenmemiz gerek." Birbirlerini yemek üzereydiler hemen aralarına girdim. "Sakin olun size yakışıyor mu? Birbirimize mi düşeceğiz şimdi de?" Cecilia ayağa kalktı "Sana kapa çeneni dedim Narissa. Sus!" Maria girdi odaya. Yanımıza geldi. "Bu ne gürültü. Şimdide kendi aranızda mı kavgaya başladınız?" "Özür dileriz leydim. Sadece konuşuyorduk" "Terbiyeli konuşun sizin sesinizi duymayacağım bir daha. Kraliçe yokken buranın düzeni benden sorulur. Akıllı olsanız iyi edersiniz.” "Tabi." Cecilia'ya döndü ve "Prensi etkilemişsin Cecilia tüm gün yüzü gülüyormuş." "Siz ne dediyseniz onu yaptım ben." "Aferin hep ben ne dersem onu yaparsan eğer her şey çok güzel olur." Dedi ve gitti NORMAN. Odama kızlardan birini çağırdım. Reverans yaptı. "Buyrun prensim." "Yaklaş." Bana doğru geldi. "Aşağıda durumlar nasıl. Cecilia nasıl?" "Geldiğinden beri ağlıyor Prensim." "Ağlıyor mu? Neden?" "Size ait olduğu için. Hatta kız kardeşiyle de kavga etti ." Bak sen yaban gülüne. Dağ keçisi. Hırsından kardeşleriyle bile kavga etti demek. "Neden?" "Hamile kalması durumunda olacaklardan bahsetti oda sizin çocuğunu doğurmaktansa ölmeyi tercih edeceğini söyledi." "Tamam. Çekilebilirsin." Demek öyle dedi benim çocuğumu doğuracağına ölmeyi tercih etti. Pişman olacaksın Cecilia. Benim kadınım olmak için yalvaracaksın az kaldı gün gelecek kendi ayağında yanıma geleceksin. Gelinim olmak isteyeceksin. CECILIA Narissa yanıma geldi. Yüzüne bakmadım. Kızgındım ona. Kırgın. Öfkeli. "Cecilia." Yüzüne baktım. "Özür dilerim." Gözleri dolmuştu onunda kıyamadım. Kardeşim, ablamdı o benim.. "Önemli değil iyi değilim senin üstüne geldim bende." "Seni seviyorum." "Bende seni seviyorum Narissa" Kollarını sıkı sıkı sardı bana sonar "Beni affedeceğini bir şey getirdim sana." "Nedir?" "İşte bunlar saraya gittiğimde birkaç kişisel getirdim. Wiliiam ile birkaç mektubunuz. Sana aldığı göz alıcı mücevver..." "Narissa sen harikasın." Hemen aldım kolyeye baktım William ah benim romantik sevgilim. Savaş sırasında iken bana yazdığı tüm mektupları getirmiş.. Mektubun birini okumaya başladım. "Benim biricik sevgili Cecili'am. Seni düşünmekten biran olsun kendimi alamıyorum. Günümün her anında sen varsın. Seni düşünerek güç alıyorum. Tanrı'ya yalvarıyorum. Kadınım olman için her gün Tanrı'ya yalvarıyorum. Kendi sarayımızda prens ve prenseslerimizin dolaştığını görmek istiyorum. Güzelliği ile beni büyüleyen Cecilia. Tanrı seninle benim kaderimi hiç ayırmasın aksi halde kalbim ruhum benliğim sensizliğe dayanamaz. Seni her daim seveceğim Cecili'am. Sevgilerle William. Gözümden akan yaşlara engel olamıyordum. O Cecilia'n başka adama ait oldu William. Artık senin Ceclian değil. Monica'da geldi yanımıza o sıra "Cecilia ağlama artık lütfen." "Elimde değil ki. Tanrım William'ı çok merak ediyorum deliye dönmüştür beni merak etmiştir. "Ağlama lütfen." "Tamam iyiyim." Yutkundum. Kendime geliyordum. Biranda bir çığlık kopru "Muhteşem. Tanrım şükürler olsun" diye bağırıyordu." Monica ayağa kalktı bir iki adım yürüdü... "Ne oldu?" "Sanırım Prens yolda." "Ne prensi?" "Hamileyim. Prens Norman'dan hamileyim. Tanrım dualarımı kabul etti." Narissa şaşırmış tavırla "Prens Norman'nın çocuğunu mu taşıyorsun?" "Evet. Ahh bu mükemmell. Tek isteğim dileğim gerçek oldu" Dayanamayıp atladım "Aman ne mükemmel o adamın çocuğunu doğurmak. Bakalım seni eş olarak seçecek mi?" "Kıskanma Cecilia." "Norman'dan çocuk sahibi olmanı mı kıskanacağım?" "Evet çünkü hayatım değişecek artık buradan kurtulacağım bana özel oda verilecek özel muamele özel hizmetçiler. Tanrım hayatım değişiyor." "Ne mutlu senin adına tüm bunlara o adama çocuk vererek sahip olmaya çalışan kız." "Sen nesin?" "Ben bunlara sahip olmak için ondan bebek yapmaya gerek duymuyorum. Zaten sahibim. Zamanı geldiğinde de hepsini geri alacağım. Hem özel odalar, hizmetçiler sonra ne olacak bebek doğduğunda?" "Prensin oğlu ilk oğlunu dünyaya getirmiş olacağım." "Oğlan olacağından bu kadar eminsin yani. Farkında mısın bilmiyorum ama sen nikahlı eşi değilsin doğacak çocuğun piç olarak anılacak. Kimsenin umurunda değil. Seni eşi olarak asla seçmez. Sıradan normal bir kızsın farkın ne senin?” Kaşlarını çattı öfke ile üzerime yürürken. Maria geldi. Reverans yaptık hepimiz. "Isabella önemli olan konu ne beni buraya getirttiniz?" "Prens Norman’ı görmem gerek." "Neden?" "Hamileyim." Maria'nın yüzü güldü. Baktığında hamile kadın da onun rakibi sayılırdı kendi çocuğu yoktu ve kocası gelecekte vadedilen krallardan biri olabilirdi her kralınsa gerisinde bir velihattı olmalıydı. "Mükemmel. Hemen gel benimle. Isabella'yı alıp götürdü. Narissa "Hayatını değiştirdi resmen." "Aman değişse ne olacak ki yine aynı değersizliği görecek. Biliyorsunuz işte sizce kimin umurunda olur onun bebeğinin olması. Kraliyet piçi sayılacak bebeği.” Monica şaşkın ifade ile. "Şimdi o artık prenses mi olacak Norman'nın Prensesi belki de evlenir Cecilia ne biliyorsun.” "Kimin prensesi olduğu umurumda bile değil. Benden uzak olsunlar yeter. Zaten Norman bu kızı kendine eş olarak seçerse aptal olduğunu kanıtlamış olur." NORMAN. Odamın kapısı çalındı. "Gel." Maria ve bir kız içeriye girdi. Daha önce birlikte olduğum kızlardan birisi. İkisin de yüzünde güller açıyordu. "Haberler mükemmel Prensim." "Ne oldu?" "Isabella hamile." Kıza doğru baktım benim çocuğumu taşımanın verdiği onu ve mutlulukta gülümsüyordu. Eş olması öenmli değildi bir piç bile olsa dünyaya getireceği çocuk için mutluydu sonuçta benim soyumdan geliyordu. Yanına gittim yanağına dokundum. "Ne hoş haber demek hamilesin." "Evet prensim." "Harika. Maria hemen özel bir odaya çıksın sağlığı yakından takip edilsin ve yanına hizmetçi verilsin." "Tabi." "Özel olarak istediğim biri var prensim." "Söyle kimmiş hizmetine o verilsin." "Cecilia." Biran durdum ve baktım. Ne demek Cecilia. Neden istiyordu onu? O hırçın kızın ne faydası olurdu. "Cecilia mı? "Dün gece sizinle olan Cecilia'dan bahsediyor prensim." "Neden o?" "Güvenilir bir kız. O olursa sevinirim." "Maria kimi istiyorsa onu ver hizmetine. Dikkatli olsun. Cecilia saygısızlık etmesin. Gözünüz üzerinizde olsun. O kızın akli dengesi çok yerinde değil.” "Emredersiniz prensim." Maria ile odadan çıktılar. Cecilia hizmetçi olma fikrini hiç sevmeyecekti. Hem de hiç. Deliye döneceğine emindim. O dağ keçisi bu odaya gelip bunun hesabını soracaktı bana aklıma o hali gelince keyiflendim. CECILIA Isabella ve Maria tekrardan geldi. Yüzünde güller açıyordu. Ne gerek vardı mutluluğu bunda mı buluyordu? Norman gelecekte evlendiğinde Isabella’da çocuğu da önem arz etmezdi ki. Prenses kimse onun doğurduğu soylu olurdu. Kız bile olsa bir piçten daha önemlidir kraliyet için. Resmi eş olmadıkça Isabella sadece bomboş hayaller kurardı. "Cecilia." "Efendim." "Isabella'nın hizmetinde sen olacaksın her şeyi ile sen ilgileneceksin eli ayağı sen olacaksın." "Nasıl hizmetçi mi olacağım. Neden ben? Olmaz.” "Isabella öyle istiyor. Sen ona güven veriyormuşsun şimdi kararları sorgulama. Prens Norman saygısızlık yapmamanı emretti." "Tabi Emredersiniz." Maria gitti. Harika bir hizmetçi olmadığım kalmıştı oda oldu sonunda. Ben koskoca Prenses Cecilia gün geçtikçe batıyordum. Hayatım daha ne kadar bok olacaktı. Tanrım ben bu cezayı çekecek ne günah işledim ki. Ruhum artık öyle çok acıyor ki bu olanları kaldıramıyorum. O Stanley Prensi beni hizmetçilikten alacaktı. Odasının önüne geldim muhafızlar. "Şuan Prens Norman meşgul." "Görmem gerekiyor." "Müsait olduğunda o seni görür geldiğin yere dön." Öfkelendim dönmeyecektim. Asla dönmeyecektim öfkeyle bağırdım. "Norman Stanley." Kolumdan tutup uzaklaştırmaya çalıştılar. "Norman Stanleeeeey." Odasının kapısı açıldı. "Lordum affedin biz göndermeye çalıştık ama." Eliyle bana gel işareti yapınca muhafızlar beni bıraktı odaya girdim. Kapıyı örttü. "Beni bu kadar çabuk özleyeceğini tahmin etmemiştim." "Seni özlemek mi? Özleyeceğim son kişi bile değilsin. Beni hizmetçi yapmışsın şimdi de?" Kafa salladı. "İstemiyorum. Olmam kimsenin hizmetçisi olmam." Koluma dokundu. "Fikrin soruldu mu?" Öfkelendim. "Ben hizmetçi olmak istemiyorum. Git başka birini bul. Ne istiyorsun sen benden? Derdin ne senin?” "O seni istedi. Sen olacaksın." Kafa salladım. "Ne o çok mu umurunda sıradan bir kız o. Gerçek bir köle. Onunla evlenecek misin?" Parmak ucuyla yüzüme değdi. "Bu konu seni neden bu kadar ilgilendiriyor. Benimle alakalı senin mi planların var yoksa?" Gülümseyip kafa salladım. "Tabi ya seni öldüreceğim ya ne çabuk unuttun. Ölü bir Norman Stanley kimin işine yarar.” Kolumdan tutup kendine çekti dudaklarıma yapıştı. Tüm gücümle ittim. "Senden nefret ediyorum lanet olası." Kahkaha attı eğleniyordu benimle odadan sinirle çıktım. Harabe gibi bu yerde akşamı zar zor edip o rahatsız edici kötü yatağa yattım. Gözlerimi Maria'nın bağırışı ile açtım. Ortalıkta cıyak cıyak adımı söylüyordu. "Cecilia hemen kalk" "Yine ne yaptım? Lanet olsun yine ne olmuş olabilir.” "Cecilia Isabella'nın banyosunu hazırla hadi. Kız hiçbir şeyi ile ilgilenmediğini söyledi. Tanrım kraliçe yokken uğraştığım şeylere bak. Sizler ne ahmak kızlarsınız." Omuz silktim. "İstemiyorum." Yanıma geldi kolumu sıktı. "Bana bak yarım akıllı isteğini soran yok." "Tabi! Bak Maria senden bile üstün olduğumun farkında mısın? Benimle böyle konuşmanın bedelini sana da ödeteceğim.” Kahkaha attı. "Pardon?" "Sen sıradan bir kızmışsın. Ben ise soyluyum. Doğuştan anlıyorsun değil mi? Annem Venedikli bir lordun kızıydı babam ise İskoç Prensiydi yani doğuştan bir asilim. Sonradan olma değil." Kolumu sıktı tüm gücüyle. "Peki bu sonradan soylu olan kadın sana ne yapar düşün Cecilia. Şansını fazla zorlarsan olacakları düşün." Beni ittirdi ve Narissa'ya döndü. "Narissa bu arada bu seferki şanslı kardeş sensin." "Ne oldu?" "Prens Darly için hazırlanacaksın" Narissa gülümsedi. Aptal resmen ona ait olacağı için gülümsedi. Bekaretini ona vereceği için mutluydu. Ahmak. "Tabi" "Aman ne hoş Prenses Narissa'mız Prens'in kadını olacağı için çok mutlu çok akıllı kızsın bu iki aptal kardeşinden önce yükselirsin sen." Narissa gülümsedi. Ters ters ona baktım kim bilir aklından neler geçiyordu. Aptal bu kız gerçek bir aptal.Isabella'yı aldım. Küçük hanımın vücudunu köpüklüyordum aman ne güzel ne hallerdesin zavallı Cecilia. Yardımcın senin vücudunu köpüklerken şimdi sen başkasını köpüklüyordum. "Biraz su döker misin tatlım?" "Tabi." Suyu döktüm. Kahverengi saçlarından köpükler arındıkça yüzünde güller açıyordu. Birden. "Ahh çok sıcak." Haşlanırsın umarım. Geberirsin manyak. "Tamam dikkat ederim." "Canım bebeğim ah Cecilia çok mutluyum umarım erkek olur." "Ne önemi var?" "Erkek olursa toprakların varisi olur.." "Ne fark edecek Isabella sonuçta senin kanından olacak sende bir kızsın bende, erkeklerin tek başına bir önemi yoktur kadınlar varsa erkekler de vardır. Çocuğu doğuran bir kadın erkek değil. Birçok ülkede kralsız hüküm sürülüyor biliyor musun? Kraliçe tarafından yönetilen imparatorluklar. Kadınları bu kadar hafife alma." "Olsun erkekler her zaman daha kolay yükselir." "Daha kolayda ölür." "Tanrı korusun!" "Neden beni seçtin hizmetçin olarak?" "Gerçeklerle yüzleş diye." "Ne?" "Prenses olmadığının farkına varman için herkesle aynı olduğunu gör bir hizmetçi olduğunu gör diye." "Ama bu haksızlık. Çok saçma.” "Gerçeklerle yüzleşmene yardım sadece. Hem sen kıskançta değilsin Prens Norman umurunda değil bana zarar vermezsin ama diğerleri onlar güvenilmez." "Norman'nın bebeğini doğurmak sen ya da diğerleri kadar önemli değil benim için kalıcı değilim zaten beni rakip görme." O sırada bir ses geldi "Senin için önemli değil ama Isabella için çok önemli." "Norman. Pardon lordum." Hemen reverans yaptı o yapınca bende yaptım. Norman bize doğru yaklaştı Isabella'nın belinden tuttu ve dudağına öpücük kondurdu. Yok artık azgın mıdır nedir bize ait şu yerde rahat bırak bari. "Nasılsın?" "İyiyim prensim Tanrı'ya şükür bebeğimizde bende çok iyiyiz." "Dikkat et kendine. Merak ettim seni." Sonra bana döndü "Cecilia" Cecilia kadar canın çıksın mendebur domuz. "Efendim prensim." "Isabella'ya çok dikkat et. Gözlerin onun üzerinde olsun. Aklını zırvalıklarla doldurma." "Ediyorum...Zırvalık yaptığımda yok." Prens arkasını döndü gidiyordu. Isabellaya son kez su döktüm ve havlusunu uzattım tam o an ayağı kaydı yere düşecekti ki kolundan tuttum ben yere düştüm o benim üstüme. O an acı ile "Ahhh." Norman arkasını döndü "Cecilia." Isabella kafasını kaldırdı. "Cecilia iyi misin?" "Ah bileğim çok acıyor." Isabella'yı üzerimden kaldırdı Norman. "İyi misin Isabella?" "Ben iyiyim prensim. Cecilia sen?" Norman yanıma geldi. "Neyin var?" "Bileğim acıyor." "Doktor çağırınn!" Çok geçmeden doktor gelmişti. Banyo ortamının sıcaklığı yeterince beni rahatsız etmişken birde ayağımın acısı ile ne yapacağımı bilemez haldeydim. "Tanrıya şükür kırılmamış." Merhem sürdü sardı. Kokusu öylesine kötüydü ki. "Ayağının üzerine basmasın bir süre." Norman beni kucağına aldı ve odaya taşıdı. Kızlar beni Norman'nın kucağında görünce şaşırdı. Monica hemen koştu. "Cecilia iyi misin? Ne oldu?" "Bileğini zedeledi üzerine basmasın dikkat edin kardeşinize." Beni yatağıma bıraktı. Dikkat mı edilsin kellem koltuğumun altında geziyorum burada ayağım mı önemliydi bu sarayda kimse normal değil hiçkimse. "Teşekkürler bebeğimin hayatını kurtardın bunu karşılıksız bırakmayacağım Cecilia." "Karşılık için yapmadım. Isabella o bebeği deliler gibi istiyordu kaybetseydi depresyona girerdi çünkü senin bebeğini taşımak onur onun için. "Evet benim bebeğimi doğurmak onur Cecilia" dedi ve gitti. Monica başıma geldi. "Çok acıyor mu?" "Hayır." "Dikkat etsene kendine." "Önemli bir şey değil. Şu kadarcık acıyla ölmem ben. Geldiğimizden beri neler yaşadık bu mu mühim?" "Kırılabilirdi?" "Boşver beni. Kırılsın Monica. Hatta öleyim... Narissa nerede?" "Gece için hazırlanmaya gitti." Asabım iyiden iyiye bozuluyordu bu kızın böyle aptalca planları sinirimi bozuyordu. "Aman ne hoş Narissa ne kadar da mutlu. Aptal Isabella kadar aptal." "İntikam almak istiyor." "İntikamı seve seve babamın katilinin koynuna girerek mi alacak?" "Cecilia sen zorla ağlayarak girdin değişen ne oldu?" Doğru değil mi? Sonuçta onun oldum yine. Onlardan birine ait oldum. "Onlar bizi prenses falan yapmaz Monica. Böyle bir amaçları olsaydı sence İskoçya Prensesleri olarak kalmaz mıydık? Bize köle muamelesi yaparlar mıydı? Bizim olanı bizden alıp sonra bize yeniden vererek neyi kanıtlayacaklar." "Ama böyle de yaşanmıyor." "Buradan çıkış yolu bulacağız söz veriyorum böyle oyunlara gerek kalmayacak." "Nasıl?" "William'a mektup yazacağım..." "Ne. Nasıl? Delirdin mi sen?" "Bir yolunu bulacağım. "Hizmetkarlardan birini mi ayarlayacaksın?" "Evet..." "Peki ama nasıl? "Bilmiyorum. Belli bedel karşılığında herkes her şeyi yapar." "Senin için, bizim için kraliyeti karşısına alır mı yani?" "Neden almasın? Parası ile değil mi?" "Cecilia sana kötü bir haberim var sevgili kardeşim." "Ne?" Yüzüme dokundu hafifçe okşadı. "Bizim paramız yok." "Monica karamsar olmasana. Onlarda babama ait külçelerce altın var." "Artık onların işte bizim değil nasıl ulaşacağız onlara." "Bir yolunu bulurum." O sıra hizmetkarlardan biri geldi "Cecilia." "Efendim." "Al bunu." "Bu ne?" "Altın. Bir kese altın." "Neden?" "Prens Norman bebeğinin hayatını kurtardığın için ödüllendirdi seni.." "Ödül için yapmadım. İstemiyorum." Ukala önün vereceği bir külçe altına mı ihtiyacım vardı altını da canı da cehenneme. Monica o an kolumu dürttü al dercesine. "Saçmalama Prensin verdiği şeyleri istememek senin haddine mi?" "Ama." "Al şunu Cecilia." Aldım. Kenara koydum. Çok umurumdaydı sanki verdiği altın. Kadın gidince Monica elimi tuttu. "Bazen çok akıllısın Cecilia bazen ise hayret ediyorum. Tanrı sesimizi duydu ve bize altın gönderdi sen onu reddediyorsun." "Biran gurur yaptım haklısın." Kıkırdadık. "Demek Isabella'nın bebeğini kurtardın" "Bebeği çok önemsiyordu. Aptalın teki.” "Onlar için prensin bebeğini doğurmak onur. Bizlerin sarayındaki kadınların olduğu gibi." "Şuanda bizde Prenslerin kadını olduk.." Isabella geldi o esnada. Bize yaklaştı. "Cecilia." "Efendim." "Tekrardan çok teşekkür ederim." "Teşekkür etmene gerek yok." "Başkası olsa bebeğimin ölmesini isterdi." "Neden? Masum bir bebeği neden öldürmek istesinler." "Çünkü rakibiz herkes prensten çocuk doğurmak ister kimsede ayağının altında birini istemez." "Isabella ben kimseyi rakip görmüyorum sizler kadar önemli değil benim için prensin kadını olmak." Isabella gülümsedi. Monica alakasız bir şekilde Isabella'ya "Isabel Prenses Maria nasıl yükseldi? Çocuğu bile yok." "O zekası, cesareti ve gücüyle yükseldi. Prens Leonardo'nun gözdesi aslında ama prens şuanda burada değil ülke ziyaretleri yapıyor. Prenses Maria bu sarayda böylesine yükselen tek kadın hemde hiç çocuk doğurmadan. Yeri geldiğinde prenslere devlet stratejileri veriyormuş. Kraliçenin koruması altında. Onun aileye kara büyü yaptığı bile söylendi öylesine çok seviliyor." "Nasıl?" "Orasını bilmiyoruz ama bütün prensler ile arası iyidir sözü dinlenir. Prenslerin odalarına girer imparatorluk hakkında konuşurlar sürekli." "Vay be etkiye bak." "Öyle. Neyse ben yatacağım biraz." "Dikkat et Isabella." Gülümsedi ve gitti. NARISSA Her şeyim tamdı. Hazırdım. Geceye onun kadını olmaya. Maria geldi. "Evet güzel gözüküyorsun" "Teşekkürler." "O yanına gelene kadar kafanı kaldırıp gevezelik yapma. Çok soru sorma meraklı kızlardan hiç hoşlanmaz. Arsızlık ve terbiyesizlik yapma dememe zaten gerek yoktur. Çekilebilirsin diyene kadar kalacaksın" "Tamam." Aynada kendime baktım. Tıpkı eskilerde olduğu gibiydi görüntüm. Şu görüntü şimdi alalade bir kızmışım gibi prense ait olmak için yaratılmıştı. Yemin ederim o sarayda babamın ve annemin ölümüne sebebiyet veren herkes bedelini ödeyecek. Herkes. Prensin odasına geldim. Kapı açıldı içeri girdim. Darly bana doğru yaklaştı. Gözlerine baktım. Ailemi öldüren sarayımı yerle bir eden Stanley karşımdaydı. Ellerini tuttum ve dudağına bir öpücük kondurdum. Belimden kavradı ve vücuduyla bir bütün haline getirdi beni sonra yatağa yatırdı elbisemin kolunu indirip öpmeye devam etti. Öpüşürken aklımdan geçen tek şey bir gün hepsinin kellesini alacak olmamdı anne ve babamın öldürmenin bedelini ödeyeceklerdi. Tüm bu düşüncelerin hırsı ile Prens Darly'nın kolunu fazla sıkmışım tırnaklarım geçmiş olmalı ki kendini geriye çelip koluna baktı. Biranda kendime geldim. "Özür dilerim." "Fazla sert seviyorsun galiba." dedi ve sırıttı. Lanet pislik. Cevap vermedim beni tekrardan kendine çekti ve öpüşmeye devam ettik. Saçlarımı ellerinin arasına aldı ve hafifçe çekti. Canım acımıştı ama onun umurunda olmadı sonra boynuma öpücükler kondurmaya devam etti.... Dudakları yüzümde gezinirken bir yanım kendimden nefret ediyordu ama bunu yapmak zorundaydım. Dudaklarımız yeniden birleşti ve öpüşmemiz derinleşti....... Gecenin sonunda o uyuyordu bense ona bakıyordum savunmasız bir halde oluşuna şuan yastığı suratına dayayıp boğmak istiyorum onu. Elimi yüzüne değdirdim ve içimden "Öleceksin Darly bir gün seni ellerimle öldüreceğim." Cümlesi yankılandı
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD