bc

Sana Koşarken

book_age12+
1
FOLLOW
1K
READ
family
HE
sweet
lighthearted
kicking
city
childhood crush
like
intro-logo
Blurb

Aşk, gizli mi yaşanırdı, açık açık mı? Sadece yanındayken mi sevebilirdi insan yoksa uzaktan da sevebilir miydi? Hayatımda hiç aşık olmamışken, daha önce hiç biri tarafındana sevilmemişken bir mesajla her şey değişmişti. Bakalım hayat bana ne verecekti.

chap-preview
Free preview
1. Bölüm
05** *** ** **; Rivayete göre, Bir şeyi kırk kere isteyince olurmuş. 05** *** ** **; Ben seni kırk bin kez istedim... 05** *** ** **; Benim olur musun? Anka; Beni uğraştırma, kimsin? 05** *** ** **; Ne! Cevap verdin! OHA! Anka; Hadi kardeşim uzatma. Kimsin söyle. 05** *** ** **; Sakinim... Tamam! Senin için canını verecek biriyim. Adımı bilmene gerek yok, sana aşkı öğretecek biriyim. Anka; Offf... Kimsin, nesin bilmiyorum. Uğraştırma beni, kenardan kenardan uzaaa. 05** *** ** **; Öğreneceksin... Yavaş yavaş kim olduğumu öğreneceksin. Şu an ellerimin titremesine neden olan aşkımı yavaş yavaş işleyeceğim sana... '05** *** ** **' kişisini engellediniz. Telefonu şarja takıp gözlerimi kapadım. Birinin benimle dalga geçtiğini bildiğim için gelen mesajı umursamamıştım. İçim rahat beynim yorgun bir şekilde kendimi uykunun huzurlu kollarına bıraktım. ————— Kulağımın dibinde yükselen sesle açılan bilincimin aksine hiç açmadığım gözlerimi sıktım. Kafamı yastığa dayadıktan sonra el yordamıyla telefonu bulup alarmı kapattım. Bilincim sesin kesilmesiyle tekrar kapanırken on beş dakikalık tatlı uykuma daldım. "Anka! Uyanmadın mı daha? Hadi kalk!" Diyen sesle gözlerimi açtım ve hızla yataktan çıkıp banyoya koşturdum. Her sabah olduğu gibi bu sabahta annemin sesini duymadan uyanmamıştım. Ama ne yalan söyleyeyim bu durumu seviyordum. Özel ihtiyaçlarımı giderdikten sonra elimi yıkadım ve su ısısının bir kaç derece yükselmesi için musluğun sıcak kısmını açtım. Dolaptaki diş fırçamı çıkarıp dişlerimi fırçaladıktan sonra ılıklaşan suyla yüzümü yıkadım. Aynadaki yansımamda gördüğüm halimle iç çektim ve suyu kapattıktan sonra çekmeceden tarağı çıkarıp kuş yuvasına dönmüş kahverengi saçlarımı taramaya giriştim. Saçlarımın düz olmasına rağmen nasıl böyle karıştığını hiç bir zaman anlamayacaktım! Her sabah bu ritüeli gerçekleştirmek gittikçe can sıkıcı olmaya başlamıştı. Saçlarımın iyice ayrıldığına kanaat getirdikten sonra tarakta kalan saçımın büyük bir kısmına üzgün bakışlarımı fırlatıp çöpe attım. Tarağı ve diş fırçasını yerine koyduktan sonra banyodan çıktım. Hızlıca odaya girip dolabımdan okul kıyafetlerimi çıkardıktan sonra bir çırpıda giyindim. Beyaz yakalı okul tişörtümün sol göğüs kısmında yer alan 'ÖZEL ANLAM KOLEJİ' yazısından başka hiç bir şey yoktu. Alt olarak ise krem rengi şort eteğimiz vardı. Çarşamba günleri haricinde okul kıyafetimiz bu üniformaydı, çarşamba günü ise isteyen sivil olarak gelebiliyordu. Okul formasını genel olarak beğeniyordum ama haftada bir gün istediğimiz gibi gitmek tabikide güzeldi. "Anka! Kız hadi!" diyen annemin sesi bir kez daha kulaklarıma ulaşınca düşüncelerime son verip hızlı bir şekilde hazırlanmaya giriştim. Bir kaç dakika sonra tamamen hazırlanmış bir şekilde mutfağa giriş yapmıştım. "Günaydın!" dedim gülümseyerek ve çoktan hazırlanmış olan sofraya oturdum. "Günaydın." diye cevaplayan annem ve babama gülümsedim ve hızla bir şey atıştırdım. "Bugün sizi ben bırakayım kızım. Acele etmene gerek yok." diyen babama minnetle baktım. "Bizimkilere haber vereyim o zaman." diyerek telefonumu cebimden çıkarmak için hareketlendim ama cebimde karşılaştığım boşlukla telefonu odamda bıraktığımı hatırladım. Boşverip yemeğimi yemeye devam ettim ve bir kaç dakika sonra kalkıp odama ilerledim. Telefonu şarjdan çıkarıp ekran kilidini açtım. Mesaj kutuma düşen bildirimlerle kaşlarımı çattım. Tanımadığım bir numaradan gelen mesajlarla tek kaşımı kaldırdım ve dün mesaj atan kişi olup olmadığını teyit etmek için whattsapa girip numaraya baktım. Aynıydı... Tekrar mesaj kutuma döndüm. 05** *** ** **; Buradan engelememişsin... 05** *** ** **; Yalvarırım engelleme. Sana bu mesajı atabilmek, bu cesareti toplayabilmek için ne kadar beklediğimi bilemezsin... Yalvarırım Anka. (02.37) 05** *** ** **; Bir süre izin ver bana... Söz veriyorum seni sıkmayacağım. Ama ne olur engelleme beni. (02.37) 05** *** ** **; Biliyorum, böyle bir şeyi kabul etmezsin. Tanımadığın insanlarla konuşmaktan hoşlanmazsın, nefret edersin hatta ama bana bir süre izin ver. O süre sonunda hala istemezsen beni, sessiz sedasız giderim. Ama daha hiç konuşmadan, daha hiç seni sevdiğimi anlatamadan geri tepme beni. (02.39) 05** *** ** **; Karşına çıkacak kadar cesaretim yok... Sesini duyunca, yanından geçince it gibi titreyen bedenim, karşına geçince dik duramaz. (02.40) 05** *** ** **; Ne olur... Ne olur Anka. Bir süre... (02.40) 05** *** ** **; Günaydın gün ışığım... (07.53) Anka; Kardeşim! Yanlış kişiye bulaşıyorsun. Uğraştırma beni. Deli misin nesin! (08.03) 05** *** ** **; Deliyim... Sana deliyim. (08.04) 05** *** ** **; Ayrıca yanlış kişi olsan ne yazar, ben senin için tüm doğrularımdan vazgeçerim. (08.04) Anka; Kim olduğunu mu söylesen? (08.06) 05** *** ** **; Kim olduğumu söylemek istesem direkt çıkmaz mıydım karşına? (08.06) Anka; Hem kim olduğunu söylemiyorsun, hem de bana biraz izin ver, biraz süre ver mi diyorsun? Kusura bakmada kardeşim, sen benimle ta***k mı geçiyorsun? (08.07) "Anka, hadi kızım çıkalım." diyen babamla oturduğum yataktan kalktım ve öantamı omzuma atıp odadan çıkarken gelen mesaja baktım. 05** *** ** **; Tamam haklısın, beni tanımıyorsun. Ama ben seni çok iyi tanıyorum Anka. Her sabah alarmı uyanma saatinden on beş dakika daha erkene kurduğunu, alarmı kapattıktan sonraki on beş dakikada uykunu tam aldığını. Annenin sana seslenmesiyle tamamen uyandığını... Ailede yalnızca senin gözlerinin mavi olmasını sevmediğini, sarıyı çok sevdiğini, çiçeklerden en çok nergisi sevdiğini, çayı şekersiz içmene rağmen kahveyi orta tercih ettiğini biliyorum... Nazım Hikmet'i nasıl sevdiğini biliyorum. Ben seni biliyorum Anka, kalbinin merhametini, güzelliğini biliyorum. Lütfen bana biraz izin ver... Oha! Diye çığırmamak için zor tuttum kendimi ve telefonu kenara bırakıp ayakkabılarımı giydim. Anneme evden çıktığımı belirttikten sonra beni bekleyen babama doğru ilerledim. Arka koltukta gördüğüm kişilerle gülümsedim ve ön koltuğa bindim. "Günaydın." dedim gülümseyerek arkadaşlarıma dönerken. "Günaydın." dedi Rüzgar ve Güneş. Kendiler ikizdi ve göz renkleri dışında pekte bir benzerlikleri yoktu. Rüzgar grubumuzdaki erkek cinsiyetinin var olmasını sağlayan yegane insandı... Rüzgar'ın omzuna başını dayayıp uyuklayan kişiye bakınca kıkırdadım. Doğa, çoğu sabah olduğu gibi bugün de uyanamamıştı. Uykulu halinin okul bahçesine girdikten sonra son bulacağını bildiğimden dolayı hiç umursamadan önüme döndüm ve gelen mesajı tekrar okuyup, yanıtlamaya giriştim. Anka; Kimsin sen be! Sapık mısın? 05** *** ** **; Sapık değilim. Anka; Offf şu an deli inandım! 05** *** ** **; Sjsjsjsjsjsj 05** *** ** **; Allah'ım! Şu an seninle mesajlaşıyorum ve kahkaha atıyorum! Allah'ım! sen nelere kadirsin! Anka; Oğlum, sal beni ya! 05** *** ** **; Sen yıllardır kalbimi salıyor musun ki ben seni salabileyim? Yıllardır mı? Wtf? Anka; Yıllardır mı? 05** *** ** **; Ne sanıyorsun? Bir kaç günlük duygular için sana mesaj atacağımı falan mı? Anka.. Ben seni lisenin ilk gününden beri seviyorum. Geçici bir şey değil benim hislerim... Sana tutsağım ben. Şimdi kovsan yarın geleceğim, yarın kovsan diğer gün... Kapıdan kovsan bacadan geleceğim yanına... 3 yıldır uzaktan sevdim seni... İzin ver birazda yanında seveyim. Kalbim dondurma misali erirken, tanımadığım biriyle bir kaç gün konuşmanın ne zararı olacağını düşünüyordum. Ee pekte bir kötü yanı olmazdı sanırım. Arabanın durmasıyla düşüncelerimi durdurup babamın yanaklarına öpücük kondurdum. Elime tutuşturduğu parayı çantama attıktan sonra arabadan indim. "Kiminle mesajlaşıyordun kız!" diyerek koluma giren Doğa'ya baktım. Arabada uyuyan kişi o değilmiş gibi tamamen uykusundan sıyrılmış halde ela gözlerini bana çevirmişti. Şaşkınlıkla bakışlarımı yüzünde gezdirdim. "Sen arabada uyumuyor muydun be?" diye cırladım. "Bebeğim." dedi ve saçını havalı bir şekilde savurdu. "Ben uyurkende sizi izliyorum." "S*ktir!" dedim ve Rüzgar'ın kolunu omzuma atmasıyla ona döndüm. "Hadi hadi kimle mesajlaşıyordun onu söyle." Dedi Doğa. "Tanımıyorum?" "Ne demek tanımıyorum?" dedi Rüzgar. Telefonu ona uzattım. Onlar mesajları olurken okulun girişinde durmuş onları izliyordum. Yüz ifadeleri gittikçe değişip şaşkınlığa dönerken konuştum, "Eee ne düşünüyorsunuz?" "Bilmiyorum!" dedi Güneş yanıma gelip koluma girdi. "Kim olduğu yönünde hiç bir fikrim yok ama çocuk ciddi gibi duruyor." diye devam etti. "Bende öyle düşünüyorum ama sen yinede dikkat et." diyen Rüzgar'a gülümsedim. "Yaaa çoooookkk romantik!" diyerek abartılı bir tepkide bulunan Doğa'yla başımı sağa sola salladım. "Bilmiyorum, bir süre konuşmanın ne zararı olabilir ki?" diye mırıldandım ve bizim sınıfın bulunduğu sıraya geçtim. "Bir şey kaybettireceğini düşünmüyorum en azından." "Olsun Anka... Sen yinede dikkat et olur mu?" diyerek abiliğini gösteren Rüzgar'a sarıldım. "Sen merak etme! Bir şey olmaz." Bir kaç dakika sonra çalan zille Rüzgar'dan ayrılmış önüme dönmüştüm. Kürsüye geçen müdürün anlamsız cümlelerinin ardından sınıfa geçmiş ve en arka sıranın köşesine geçip oturmuştum. Telefonumundan gelen bildirim sesiyle çantamdan telefonumu çıkardım 05** *** ** **; Her zaman olduğu gibi bugün de, seni görünce kalbimin durmasına neden olacak kadar güzel olmuşsun. Cevap vermemeyi tercih edip telefonu masanın altına attım. Bir kaç dakika sonra gelen edebiyat öğretmeniyle derse dikkatimi verdim

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Unscentable

read
2.1M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
845.1K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
2.1M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
1.0M
bc

A Warrior's Second Chance

read
389.4K
bc

Not just, the Beta

read
364.0K
bc

The Broken Wolf

read
1.2M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook