bc

TAKINTI (ZÜMRÜD-Ü ANKA KUŞU)

book_age16+
1.4K
FOLLOW
6.8K
READ
adventure
kidnap
HE
age gap
drama
sweet
realistic earth
childhood crush
first love
passionate
like
intro-logo
Blurb

Bir erkek hayatının aşkını daha 3 yaşındayken seçerse bunun adı ne olur? TAKINTI...

Peki bir kadın kendisinden yalnızca 3 yaş küçük diye sevdiği, istediği adamı reddederse bunun adı ne olur? TAKINTI...

Aşk ateşi Zümrüt'ü çağırırken, genç kadın sadece korktuğu için Aras'a ne kadar karşı koyabilir? Aras'a rağmen bir başkasıyla nikah masasına oturabilir mi? Aras, "Zümrüd-ü Anka kuşum" diye sevdiği güzeller güzeli Zümrüt için neler yapabilir?

Şimdi arkanıza yaslanın ve tutkunun aşka evrilmesini keyifle keşfedin...

chap-preview
Free preview
1.BÖLÜM
BERRİN KARAPINAR …TAKINTI…   Yeliz’lerin evinde kalmaya bayılıyordum. Neredeyse çocukluğumuzdan beri haftanın üç günü ben onlarda, diğer günlerde o bizde kalırdı. Bu gün benim sıramdı, sıcaklar iyice bastırmıştı Yeliz’in odasındaki vantilatör serinlememize yeterli gelmiyordu. Öf annemde bu sıcaklarda fanila giy diye ısrar etmiyor muydu sinir oluyordum. Üstümdeki gömleği çıkarıp, yatağa oturdum biraz olsun rahatlamıştım. Aynı kreş, ilkokul ve lise… Yıllardır bir aradaydık Yeliz’le arkadaştan çok kardeş gibi olmuştuk. İkimizde üniversitenin üçüncü sınıfındaydık. Hafta sonu gideceğimiz parti için kimleri baştan çıkaracağımızı planlıyorduk. “ Aman Zümrüt hani basketçi çocuk var ya, uzun boylu kolları kaslı” “Kim o kızım hepsi uzun boylu” Ayak parmaklarıma sürdüğüm oje fazlamı koyu olmuştu ne, yatağa sırt üstü uzandım, bir yerlere sürülmesin diye bacaklarımı havaya diktim. “En yakışıklıları, Enç’i diyorum” “Kasıntı desene şuna, kızlar etrafında fır dönüyor” Kaç kez okulun arkasına kızları sıkıştırırken görmüştüm. Kendinden çok emin, ufak dağları ben yarattım havasında yürürdü… “Öyle deme geçen gün gözlerime öyle bir baktı ki içim eridi sandım” “Yanlışlık olmasın, o daha çok göğüslere ve kalçalara bakar” “Yapma Zümrüt hoş çocuk, hele o bakışları yok mu içim eriyor vallahi” Yeliz gerçekten eriyor gibiydi kenarda olan dergiyi alarak epeyce açık durumda olan bacaklarını yellemeye başladı. Nihayet ojelerim kurumuştu, tekrar doğruldum bir dergi de ben alarak fanilanın önünü biraz daha aşağı çektim, terler göğüs aramdan iniyordu. “Babama söylersem senin içini tam eritir” Baş belamız Aras gelmişti, kapının kenarına yaslanmış arsızca bizi seyrediyordu. Daha çokta beni… Üç yaşından beri peşimizden bir dakika ayrılmazdı. “Senin ne işin var burada yarı çıplak olduğumuzu görmüyor musun, çabuk çekil kapının önünden” “Sizde kapıyı açık bırakmasaydınız, senin göğüslerin biraz daha mı büyümüş Zümrüt” Çapkın bir gülümsemeyle göğüslerimi süzüyordu… “Seni serseri git yaşıtlarının göğüsleriyle ilgilen” Elime geçen yastığı kafasına fırlattım, yakalayıp geri yüzüme fırlattı. “Of Aras hala bebek gibi hareket ediyorsun bir türlü büyüyemedin” “Ben büyüdüm sen farkına varmıyorsun” “Hah bıyıkların bile terlemedi daha, çocuksun işte çocuk. Şimdi git uslu uslu sütünü iç ablaların rahat etsin” “Sen çok mu büyüksün kızım, aramızda üç, hatta iki buçuk yaş fark var” “Kızım mı? Seni utanmaz uzun süredir benden sopa yemedin gel bakayım sen buraya” Hırsla ayağa kalktım bu ufaklık sınırlarımı zorluyordu. Boyu bosu büyümüş ama aklı büyümemişti. “Didişmeyi bırakın. Aras odana git bizi rahat bırak bak sınav yaklaşıyor, arkadaşların Üniversiteye giderlerken sen lisede pinekleyeceksin” “Gel bakalım zümrüd-ü anka kuşu ne yapabiliyorsun görelim” Ablasının sözlerini umursamamış ondan tarafa bile bakmamıştı. Zorla beni çileden çıkartmaya çalışıyordu, omuzuna takılı olan çantasını, okul ceketini çıkarıp yere fırlattı. Enikonu kavgaya hazırlanıyordu şapşal, gülmeye başladım “Pantolonunu da mı çıkaracaksın” “Yok kuşum, gördüğünden korkarsın diye çıkarmıyorum” Belden aşağısını ima ediyordu terbiyesiz “Seni edepsiz çocuk, kardeşine bir şey desene Yeliz” “Öldürün birbirinizi, bıktım sizin kavgalarınızdan” Yeliz’in umurunda değildi, elindeki dergiyi okumaya başladı…  Aras hafifçe öne doğru eğilmiş yumruklarını dövüşme pozisyonuna getirmişti. Bende aynı pozisyonu aldım. Edepsiz hala gülüyordu. “Biraz daha eğilmemi ister misin kuşum, yüzüme vuramayacaksın diye korkuyorum” “Seni yalı kazığı” Tüm hırsımla yumruğumu salladım. Yumruğumdan tuttuğu gibi beni ters çevirip sırtımı göğsüne yasladı ve bu manyak memelerimin üstünden tutuyordu. “Sapık ellerinin durduğu yere dikkat et” “O kadar minik kuşsun ki, belini bulamadım” demesiyle ah demesi bir oldu, Kadriye teyzem son anda imdadıma yetişmiş elindeki oklavayı Aras’ın başına indirmişti. “Çabuk kızları rahat bırak, sizde tembellik etmeyin. Kalkın bana yardım edin hemen” Bu sözü söyledi mi kurtuluşumuz olmazdı “Ama anne daha ojelerim kurumadı” “Yeliz başlatma ojelerine hemen dedim mi hemen kalkacaksınız. Baban neredeyse gelir sofrayı hazırlayın. Sende Aras Efendi banyonu yap yemeğe yetiş oyalanma” Aras annesinin oklavasını yemesine rağmen hiçbir şey olmamış gibi beni vücuduna bastırıyordu. Bu çocuk ne zaman bu kadar büyümüştü sertçe ayağına bastım acıyla kollarını çekti. “Bir daha bana böyle sarıl bak bakalım senin nerelerine vuracağım serseri” Kadriye teyzem bekletilmeye gelmezdi, koşarak aşağı indik. Seri hareket ederek masayı hazırlamaya başladık… “Kadriye teyze masa örtüsünü bulamıyorum” “Yukarıdaki balkonda sana zahmet çamaşırlıktan alıver Zümrüt” “Çekmecede elli tane örtü var kadın yıkayıp yıkayıp bir tanesini kullanıyor. Babamı boşayıp başka biriyle evlenmeyi mi düşünüyor ne. Sanki bunları çeyizinde götürecek” Yeliz’in söylenmeleri hiç bitmezdi “Hepimizin takıntıları var, anneninki de masa örtüleri” Fahri amca neredeyse gelmek üzereydi. Yukarıya koştum çamaşırlıktan örtüyü aldım, banyo kapısı açıldı Aras beline sardığı havluyla önümde duruyor, küçük bir havluyla başını kurulamaya çalışıyordu. Birden beni fark etti kolunu kapının kenarına yasladı bir elini de beline koydu. “Ne o ufaklık manken olmaya mı karar verdin” Aklınca vücudunu bana göstermeye çalışıyordu… “Olamaz mıyım sence?” Kendinden o kadar emin duruyordu ki dayanamadım… “Daha on fırın ekmek yemen lazım kılçık” Kendini beğenmiş yüz ifadesi sözlerim karşısında değişti, hak etmişti gülerek aşağı indim. Bu çocuğun beni elde etme çabalarına bayılıyordum. Aklını benimle bozmuştu. Yeliz’le altı yaşındayken kreşte tanışmıştık bir oyuncak kavgasında birbirimizin saçını başını yolduktan sonra ailelerimizi çağırmışlar onlar senin kızın suçlu benim kızım suçsuz sözleriyle atışırlarken biz sarmaş dolaş olarak oyuna başlamıştık. Kadriye teyzenin yanında duran Aras üç yaşındaydı yanıma geldi elimi tuttu o zamandan beri ondan kurtuluşum olmadı. Bu olaydan sonra ailelerimizde çok iyi dost olunca senelerdir ayrılmadan arkadaşlığımızı sürdürebilmiştik. Fahri amca gelince masaya oturduk, Aras pek bir suratlı duruyordu. “Ne bu surat oğlum kara denizde gemilerin mi battı” Yine duramadım kulağına eğildim “Sözüme mi alındın bebeğim. Gerek yok ben gördüğümü söyledim” Kaşları iyice çatıldı, bir insan gözlerinden alev fışkırtabilse Aras kesin beni küle döndürmüştü… “Bir gün bu dediklerine seni pişman edeceğim”  çıngıraklı yılan gibi dişlerinin arasından tıslamıştı, Gözlerindeki ifade pek iç açıcı durmasa da ona pabuç bırakmayacaktım “İnan çok korktum bebişim, bacaklarım titredi” “Hele bir zamanı gelsin, bacaklarının titreme nedenini kulağıma tekrar fısıldayacaksın” Sözlerindeki cinsel ima beni sinir etmişti on sekiz yaşında yeni yetme elle taciz ettiği yetmiyormuş gibi şimdide sözle taciz ediyordu “Rüyanda görürsün ufaklık, uslu ol yemeğini ye, bu sözlerini baban duyarsa seni yemek diye yer haberin olsun” “Siz ne fısıldaşıp duruyorsunuz, yemeğinizi yesenize” “Özür Kadriye teyzeciğim balık kılçıkları hakkında tartışıyorduk.” “Nereden aklınıza gelir böyle acayip şeyler hiç anlamam, balık kılçıklarıymış” “Aras yurt dışında üniversiteye gitmek ister misin oğlum” Fahri amcanın teklifine Aras dahil hepimiz şaşırmıştık… “Olabilir, birden bire nerden çıktı bu?” “Ertuğrul beyin oğlu Tuğrul gidiyormuş, kalacak yerleri hazırmış. İstersen gidersin” Yeliz dirseğiyle beni dürttü “Adamın adı iyi ki Hüsamettin değilmiş yoksa oğlunun adını samettin koyarmış” İki arkadaş gülmeye başladık… “Yeliz birde Aras’a çocuk diyorsunuz sizin de ondan hiç farkınız yok. Kaç yaşına girdiniz hala uslanmadınız” Kadriye teyzenin sözleriyle Aras bana baktı “Bana çocuk diyordun değil mi kuş” “Öylesin bebişim inan çocuksun, daha büyümene çok var” “Senden başka hiçbir kadın çocuk olduğumu düşünmüyor” “Vay bakıyorum tanıdığın iki çıtır senin egonu havalara zıplatmış. Kadriye teyze, Yeliz… Aras daha çocuk mu değil mi?” İkisinden de aynı cevap geldi ‘Çocuk’ “Bak gördün mü böyle havanı alırım senin” “Kuşum ben elli yaşına da gelsem ailem bana yine çocuk der bu sefer tutturamadın” “Yemek için teşekkürler ben bu gece erken kaçayım” “Neden gidiyorsun hani birlikte kalacaktık” Yeliz itirazında haklıydı, bende kalmayı çok istiyordum… “Annem telefon açtı, akrabalara gideceklermiş Sevilay’a bakacağım” “Sanki Sevilay’da çocuk kocaman genç kız oldu on altı yaşına geldi. Hala başına adam dikiyorlar” Aras birden ayağa fırladı “Siz ikiniz iyice kafayı yediniz ben on sekizim çocuk oluyorum, Sevilay on altı büyük oluyor bu ne biçim matematik “ Kılçık haksız sayılmazdı “Bu büyük küçük lafları beni sıktı artık. Ben gittim Yeliz yarın okulda görüşürüz çalıştığımız konuları getirmeyi unutma” ***** Eve geldiğimde annemler gitmişti. Yeliz’lerle iki sokak aramız vardı. Kardeşim geldiğimi duymamıştı, odasının kapısını açtım son ses müzik dinliyordu. “Kıs ya şunu, komşuları başımıza mı toplayacaksın” “Öf bıktım artık istediğim gibi hareket edemeyecek miyim ben” “Maalesef canım toplu yaşamanın gerektirdiği kısıtlamalar” Sevilay kolumdan tutup yatağına çekti kesin bir şeyler soracaktı, saçlarını şöyle bir yana çekip elini kalbinin üzerine koydu. Gözlerine hülyalı bir bakış oturdu bu kızın derdi neydi “Abla Aras nasıldı anlatsana” Aras’mı? İşte şimdi yanmıştık, kardeşimin o kılçığa ilgi duymasını hiç beklemiyordum “Neyini anlatayım onun” “Ya öyle deme okulun kızları ölüyorlar onun için” “Ha demek o yüzden cenazeler çoğaldı” “Dalga geçme bayılıyorum ben ona, ah bir bana baksa” “Sevilay ağzının sularını sil, erkek düşünmek için daha çok küçüksün” “Niyeymiş hiç de bile küçük değilim” Neydi bunların derdi hepsi de büyüme sevdasına tutulmuşlardı vay gözde Aras, övünüp durmasından belliydi. Ben erkeğim havalarına çok çabuk girmişti… ****** Aras’la didişmek beni yormuştu, duş alıp yattım yüz yılın en sıcak günlerini yaşıyor olmalıydık gece bile sıcak çok sıcaktı. Yatağın üzerinde ki pikeyi yere atıp üzerimi çıkardım salak şey utanmadan göğüslerimi tutmuştu. Parti için kimi kandırsaydım acaba? Yeliz Enç’e takmıştı. Cem yok çok yılışıktı. Serdar benden kısaydı. Varol önünü zor görüyordu. Tamer evet Tamer’le şansımı deneyebilirdim sınıfımızın ineğiydi yakışıklı sayılırdı zararsız bir çocuktu. Sıcakta sabahlar bile zor oluyordu, yarı uyur yarı uyanık geceyi bitirdim. Gün ışır ışımaz yine duşa girdim bu sefer soğuk suyla yıkanıp, biraz olsun serinlemiş olarak yola çıktım. ***** Hayret ilk kez Yeliz benden önce gelmişti… “Hangi erkeğe karar verdin” Sevgili arkadaşım günaydın demeden erkek derdine düşmüştü. “Sana da günaydın Yeliz… Ben Tamer’e soracağım, ya sen” “Bu gün şansımı Enç’te deneyeceğim duruma göre” “Hı o yüzden böyle giyindin demek” “Ne varmış kıyafetimde” “Bence bir şey yok, iki karış etek neredeyse göğüsler fora, makyaj o biçim. Evdekiler gördü mü senin bu halini” “Hepsi de erken çıktı, akşamda sizde değiştireceğim üstümü” “Bak canım o adam ve çevresindekiler bana çok doğru gelmiyorlar, dikkat et derim” “Hep birlikte olacağız, sende Yağız’da denesene şansını” “O kadar havalı tiple uğraşamam alt tarafı bir parti iki kez dans edeceğim adamın oramı buramı yoklamasına dayanamam” “Yağız sana kafayı takmış durumda, bak geliyorlar” Grup halinde dolaşıyorlardı sürü gibi Enç ve Yağız sürü başları ötekilerde yalakları, hele kızlar bu ikisinin içine düşecek gibiydiler. Allah için iki liderde yakışıklıydı ama nedense ben bu adamlara antipatiden başka bir şey hissedemiyordum. Sevgili kız arkadaşım onlar yaklaştıkça göz süzmelere başlamıştı… “Eee kızlar partiye geliyor musunuz?” “Geleceğiz tabi bizsiz parti olur mu Melda’nın ve bu dönemin veda gecesi” “Kimlerle geliyorsunuz?” “Daha kararlaştırmadık” “Hep birlikte gidelim” diyen Yağız bana bakıyordu, omuzlarımı silktim fark etmezdi. Böylece kimlerle partiye gideceğimiz kesinleşmiş oldu… Arkadaşımız Melda okulumuzun popüler öğrencilerinden biriydi, çok güzel partiler verir ayrım yapmadan herkesi davet ederdi. Onun partilerinde hiç kimse taşkınlık yapmaz sadece dans edip eğlenilirdi. Bu yüzden ailelerimiz hiç çekinmeden gitmemize izin veriyorlardı… “Hadi ders başlıyor içeri geçelim” Yağız’ın gitme teklifini kabul edince birden yanıma oldukça fazla yanaşmasından rahatsız olmuştum. “Birlikte yürüyelim” “Ne o yalnız yürüyemiyor musun?” Kolumu tutmaya çalışıyordu ittim, bu erkeklerin hemen yılışma hallerine sinir oluyordum, bir kez gülümsemeye gör sanki onların olmuşsun gibi hareket ediyorlardı. “Niye bu kadar aksisin kaç senedir sana yanaşmaya çalışıyorum” “Evet, bu sırada boş kalmamak için kızları sıradan geçiriyorsun” Okul başladığından beri sayısız kızla birlikte olmuş, marifetmiş gibi yaptıklarını sağda solda anlatmıştı. Kızlarda bir âlemdi bunların böyle erkekler olduğunu bile bile peşlerinde dolaşmalarına anlam veremiyordum. Biriside benim aşktan gözü dönmüş arkadaşımdı. “Bir sözüne bakar hepsi biter” “Yok, ben almayayım alana da mani olmayayım. Böyle devam et” Hızlıca yürümeye başladım, üzerime yapışmasını istemiyordum. Şimdiye kadar erkeklerle aramdaki mesafeyi hep korumaya çalışmıştım. Bende bir sevgilim olmasını istiyordum bir türlü gönlüme göre biri çıkmamıştı. Sınıfa girdim sırama oturdum, çok geçmeden benim deli âşık arkadaşım Enç’in kolunda kırıtarak geldi ve Tülin, Yeliz’in üzerine resmen pike yaptı. “Yelloz sen benim sevgilimi nasıl baştan çıkarırsın” Yeliz yere düşmüş etekleri iyice sıvanmıştı, saçı başı dağılmış bir haldeydi. Yavaşça yerimden kalktım Enç hem gülüyor hem de yalancıktan kızları ayırmaya çalışıyordu. “Kızlar hadi yapmayın ben ikinize de yeterim” söyledikleri iğrençti, elimdeki kalın kitapla kafasına bir tane indirdim “Geri zekâlı puşt” Ne olduğunu şaşırıp o da kıç üstü yere düştü. Yeliz’in kolundan tuttum ayağa kaldırdım “Gör işte Enç’ini, bu kadar şerefsiz” Söylediğim söz olmayan kanına dokunmuş olacak düştüğü yerden fırladı, üzerime saldırmaya çalıştı. Hemen gardımı aldım yumruklarımı sıktım benim ufaklıkla kavgalarım şimdi işime yarayacaktı. “Gel ulan erkek misin sen, hem gülüyor hem ikinize de yeterim diyorsun” Benden oldukça iri yarı olmasına rağmen hiç korkum yoktu. Aras’ta bu ayının biraz daha incesiydi ona karşı durabildiğime göre buna da durabilirdim. “Enç Zümrüt’e vurursan aramızda çok büyük problem çıkar haberin olsun” Yağız ikimizin arasına girmişti. Sırtından ittim “Çekil be senden yardım isteyen mi oldu” serseriyi parçalamak istiyordum. Ben onlara odaklanmışken Enç’in kırığı hala Yeliz’i tartaklıyordu “Of yettiniz ama” Madem geri zekâlıyı dövmem engellenmişti İki adımda Tülin cadısının yanına gittim saçlarına asılmamla elimde kaldı “Kız senin saçların kaynak mıydı” elimde kalan uzun tutamlara bakarken karnıma yumruk yedim canım acımıştı… “Ben şimdi senin kalan kaynaklarını da yolmaz mıyım?”  Tuğrul hocanın davudi sesi kulaklarımda çınladı “Hepiniz idareye burayı dingonun ahırımı sandınız” “Dingo kim bilmiyorum hocam ama iki tane hayvanı kaçmış haber edin gelsin alsın biri bu öküz, biride bu yoluk tavuk” “Sende idareye fazla konuşma” Emir demiri keser, hocanın peşine takıldık. Yeliz eteklerini aşağı çekmeye uğraşıyordu. “Allahtan şort gibi olanı giymişsin. Yoksa tüm sınıf seninkinin resmini, kırmızı alt yazıyla Yeliz’in şeyini görmeyen kalmasın diye facede yayınlamış olurdu.” “Öf şimdi ben kiminle gideceğim partiye” “Yeliz bak daha hırsımı alamadım, şu yellozun yapamadığını ben yapacağım” “Ay tırnağımda kırılmış” “Yelizzzzz tırnaklarını söktüreceksin bana” “Susun hala konuşuyorsunuz” “Özür hocam” Bu adamın sesine bayılıyordum Hasan Mutlucan’ın sesi gibiydi, bir ara hocam ne olursunuz. Yine de şahlanıyor aman kolbaşının kır atını söyler misiniz demeyi bile düşünmüştüm. O zamanlar idareye gönderir diye korkmuştum. Şimdi nasılsa gidiyordum biraz söyler miydi acaba. “Burada bekleyin” Süt dökmüş kediler gibi sıralandık. Kesin ceza alacaktık ve bu duruma sebebiyet veren arkadaşım hiçbir şey umurunda değil gibi çantasından çıkardığı törpüyle kırılan tırnağını düzeltmeye çalışıyordu. Yağız geldi “Birbirinizden şikâyetçi olmazsanız ceza almaktan kurtulursunuz” sanki atomu ben buldum der havalarına girmişti. “Bu aklı verdin niye kavga ettiğimizi sorarlarsa diyeceğimiz sözü de söyle bari” Yağız soruma cevap bulabilmek için derin düşüncelere daldı. Hah biliyordum bu kas yığınından bir şey çıkmayacağını… İdarenin kapısı gıcırtıyla açıldı, yağlanması gerektiğini söylesemiydim “İçeri gelin” Nihayet hocaların, çayları kahveleri bitmiş olsa gerek bizi içeri alabildiler. Gerçekten düşündüklerim doğru çıkmıştı fincanlar önlerinde duruyordu gülümsedim. Cadaloz Mualla gülüşümü yakaladı, okulumuzun tohuma kaçmış kız kurusu hocalarından Mualla. Bu kadının adını her duyduğumda Mualla oh ne ala ne ala diyesim geliyordu. Bunun nedenini çözebilmiş değildim. “Birde utanmadan gülüyor musun” Kadın kaşlarını çatmıştı hocam kaşlarınızın alınma hatta yolunma zamanı gelmiş deseydim tepkisi ne olurdu acaba! “Yok, hocam dişimin arasına bir şey kaçmış onu dilimle çıkarmaya çabalıyordum, yoksa gülünecek bir şey asla yok” Kadın tekrar kaş çatarak sorgulama pozisyonuna girdi. Eline kalemini aldı dirseklerini masaya koydu. “Anlatın bakalım niye beş yaşında çocuklar gibi kavga ediyordunuz” Enç atıldı “Yok hocam biz kavga etmiyor şakalaşıyorduk” “Bu ne biçim şakalaşma” Gözleri bana dikilmişti takip ettim. Aman Allah’ım nasıl fark etmemiştim kızın kopardığım saçlarından bir tutam kızılderililerin beyazların kafa derilerini yüzdükten sonra şan olsun diye bellerine taktıkları gibi kemerimde sallanıyordu. “Evet Zümrüt seni dinliyorum” İş başa düşmüştü, mantıklı cevap veremezsem ceza alacağımız ortadaydı. Son sınavlar yaklaşmışken bu iş hiç iyi olmazdı… “Hocam Yeliz yere düşmüştü bu güzel arkadaşlarımda onu yerden kaldırmaya çalışıyordu. İnsanlık ölmemişti yerde yatan benim en sevdiğim arkadaşım olunca bende yardıma gittim. Eteğini görüyorsunuz üçümüz birden çaba verirken yanlışlıkla kemerimin tokası öteki en iyi arkadaşımın saçlarına dolandı. İşte tam o anda hocamız içeri girdi bizi yanlış anladı değil mi sevgili arkadaşlarım”  hepsi birden sessizlik yemini etmiş gibi başlarını aşağı yukarı hareket ettirerek beni onayladılar… “İnanayım mı gerçi çok inandırıcı gibi gelmiyor” “İnanın hocam biz çok iyi arkadaşlarız, hatta bu hafta sonu olan partiye hep birlikte gideceğiz” Arkadaşlarım başlarını emme basma tulumba gibi sallamaya devam ediyorlardı… Oh ne ala Mualla tam inanmasa da olayı fazla büyütme yanlısı olmasa gerek, elini bir kraliçe edasıyla gidin der gibi salladı “Bir daha böyle şeylerle karşıma gelmeyin” Dışarı çıkar çıkmaz Tülin kemerimden saçlarını çekip aldı burnumun ucuna dayadı “Bunlar ne kadar pahalı haberin var mı senin” “Haberim yok yıkayıver leş gibi yağ kokmuş lepiska saçların” Kız yine celallendi Enç, Tülin’in beline sarılıp yarı yürür yarı taşır pozisyonuna uzaklaşmaya başladı. “Bir daha bana bulaşırsan seni kötü ederim “demeyi de ihmal etmedi… “Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın sen bana bulaşmazsan ben sana hiç bulaşmam. Bu arada deodorant sür iğrenç ter kokmuşsun burnumun direği sızladı” Durdu ağır çekimde arkasını döndü Yağız’ın koluna girip çekmesiyle tekrar yürümeye başladı. Sevgili arkadaşıma baktım” Manikürün bittiyse, pediküre başla istersen yürüsene” “Zümrüt, hani Timur var ya yan sınıftan onumu ayarlasam acaba hı ne dersin” “Ne diyeceğim sen adam olmazsın derim” Koluma girdi yanından geçen çocuklara göz süzerek yürümeye başladı… “Şekerim ben zaten adam olmayacağım cinsiyet değiştirmeyi düşünmüyorum” “Vallahi iyi tespit ne anlatmaya çalıştığımı bu şekilde analiz etmen gözlerimi yaşarttı. Gerçi çok da haksız değilsin. Niye kadın olmazsın dememişlerde adam olmazsın demişler. Bu sözde bile ayrımcılık var” “Hı” Allah’ım benim arkadaşım bir zamanlar çok akıllıydı, erkek derdine düşeli beri beyni kısa devre yapmıştı. Gönlüne göre birini bulduğu anda eski haline gelmesini umut ettim. Ya iyileşecekti ya da onu tamamen kaybedecektim. Ortak kararla okulu astık, hava hala çok sıcak olduğundan dışarda dolaşmaktansa eve gitmeye karar verip Yeliz’lerin evine geldik. O odasına gidip kimseler gelmeden seksi eteğinden kurtulurken ben banyoya koştum yüzümü yıkadım fazlasıyla terlemiştim, gömleğimi çıkardım fanilamın önü bile ıslanmıştı, annemin olmazsa olmaz fanilaları önceden önünde fisto gibi olanları zorla giydirirdi kendimi nineme benzetirdim onun giydiklerinin küçüklerini giyerdim. Büyüdüğüm de ilk defa evin içinde pankart açmış fistolu nine fanilalarına son yazmıştım. Annem iki gün kadar ille giyeceksin benim dediğim olur diyerek diretmiş benim hem yazılı hem de yüksek sesli protestolarıma dayanamayarak, ince askılı penyelerden giymeme gözyaşları içinde izin vermişti. İlk zaferimdi kendimle gurur duymuş. İstemediğim hiçbir şeyi başkası istiyor diye yapmak zorunda olmadığımın zevkine varmıştım. Kendimi televizyonda seyredip kaslarına hayran olduğum He-Man gibi hissetmiştim. Askılı fanilaların gücü adına He-Man… “Koluna ne oldu senin” Yine kılçık gelmişti “Ne olmuş koluma” Aras çatık kaşlarla yanıma geldi beni hafifçe aynaya döndürdü “Bak morarmış, birimi vurdu söyle” “Aman canım önemli değil” “Zümrüt sana bir soru sordum” “Yapma bebişim birisi bana vurdu desem gidip onu öldürecek misin?” “Sana zarar vereni öldürürüm gözümü bile kırpmam” Elimi uzattım yüzünü okşadım “Ay benim güzel Aras’ım ablasını nasılda korurmuş” Elimi tuttu avucumun içini öptü “Ablam olmadığını biliyorsun değil mi?” “Yapma şeker çocuk ben öyle hissediyorum” “Hissetme Zümrüt hissetme” Birden eğilip moraran yeri öpmesiyle sıçradım ensesine bir tokat indirdim. “Seni fırsatçı kendini annem mi sandın öpeyim de geçsin havalarına girdin” “Of yine mi atışıyorsunuz” Yeliz’in aniden banyoya girmesiyle neredeyse yerimde zıpladım “Bu sırık benim kolumu öptü” “Beni de öpüyor ne olmuş yani” Seni öptüğü gibi değil embesil arkadaşım diyemedim. Aras’a sert bakışlarımdan birini yollayarak gömleğimi geri giydim. Öpüşündeki farkı anladığımı çok iyi biliyordu hınzırca sırıttı. ***** Ertesi gün büyük alışveriş ve hazırlanma zamanımız gelmişti biz iki edi ve büdü mağazaların altını üstüne getirmeye başladık hiç ummadığımız küçücük bir mağazada tam istediğimiz gibi kıyafetler bulduk. Gerçi ben pek buldum diyemezdim Yeliz bulmuş oldu. Onun zoruyla mini siyah bir elbisede karar kıldım. Göğüs dekoltesi vardı, askıları ve tam göğüs altından geçen kalınca patı gümüş renkliydi.  Askıda çok bir şeye benzemese de üzerimde oldukça güzel durmuştu. Yüksek ökçeli ayakkabılar ve gümüş takılarla ben tamamlanmıştım. Yeliz tek omuzu açıkta bırakan oldukça cüretkâr bir elbise seçti. Aldıklarımızla birlikte kuaföre gittik işimiz bitince zaten parti vakti gelmişti. Giyinip, çıkarttığımız kıyafetleri kuaförde bıraktık taksi tutarak partiye geldik.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
519.7K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.3K
bc

HÜKÜM

read
223.1K
bc

AŞKLA BERDEL

read
78.9K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.7K
bc

PERİ MASALI

read
9.5K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook