Annemler garip bir şekilde çok rahattı, Sevilay’ı görmeye geldiklerinde üç gün önceden hazırlıklara başlamıştı. Şimdi bahçede Kadriye teyzemlerle keyif yapıyorlardı. Benim evlenmem için başımı yiyen kadının bu umursamaz tavrına anlam veremiyordum. Annemleri görmenin verdiği mutluluk harici hayatımda değişiklik yoktu. Yine Yeliz’le baş başaydık, hayatımın tam göbeğine bomba gibi düşen Aras bey, Zerrin’le gününü gün ediyordu. Varsın gezsindi yüzünü görmek isteyen kimdi zaten…
“Zümrüt inat etme belki de son bekârlık günlerin, gidelim şöyle bir kurtlarımızı dökelim”
“Yeliz bende kurt yok, sen gidip dökebilirsin”
“İğrençsin o anlamda söylemediğimi biliyorsun, geliyorsun yoksa küserim”
“Olur çıkalım, senin küsmelerini bilirim günlerce surat asarsın”
“Ay Allah’ım tırnağım köşesinden çatlamış ne yapacağım şimdi”
“Senin bu takıntından nefret ediyorum, kes hepsini olsun bitsin”
“Kesemem asla olmaz, uzatana kadar neler çektiğimi biliyorsun. Kırılıp duruyorlar senin tırnakların gibi olsalardı ya”
“Bant sar başka ne diyeyim, çok uğraştığından ikide bir kırılıyorlar. Bir rahat vermiyorsun”
“Bu gece çılgınca dans edip dağılalım.”
“Tamam Yeliz, bir dağılmadığımız kalmıştı onu da yapalım. Giyinip geliyorum… ” Ben çoktan dağılmıştım, bir iki gün içinde evlilik için ilk adımı atacağım halde Aras aklımdan çıkmıyor, duygularımı darmadağın ediyordu. Onu içimden söküp atacaktım başka yolu yoktu…
Boyu dizimin üzerinde olan kloş elbisemin, sırtı ve göğsü açıktı çok fazla dekoltesi yoktu. Saçlarımı taradım özel ayakkabılarımı giydim ve hazırdım. Dans edeceğim zaman giydiğim kıyafetlerdi. Hazırlığım bitti yan bahçeye geçtim… Benim kokoş kız kardeşim ve arkadaşım oldukça süslüydüler. Bahçede Zerrin’de vardı birden gerildim, Aras benden tarafa bakmıyordu, sözünü tutacak gibiydi yine de o kızın yanında olmasına sinir olmuştum.
Onun sevgilisi yanındaysa benimkinin de olmasının hiç mahsuru yoktu…
“Hangi bara gidiyoruz, söyleyin Alper’de gelecek”
“Kahretsin”
“Aras kahretsin diye bar mı açıldı ne zaman?” Beni deli gibi öptükten sonra hiçbir şey olmamış gibi o kızı getirmesine sinir olmuştum… Birde bana o adamdan ayrıl demişti. Alper’e gideceğimiz barın adresini mesaj olarak yolladım…
“Yakında ben açacağım. Hadi gidelim Kerim bizi barda bekleyecekti”
“Kerim kim? Tanıyor muyuz?”
“Zerrin’in sözlüsü, birlikte gelecektik işleri çıkınca erteledi”
Alper’i çağırdığıma birden pişman oldum. Aman niye pişman oluyordum çok yakında resmen nişanlım olacaktı. Barın önünde buluşmak için sözleştik…
Beni kapıda bekliyordu, hoş adamdı üzerine bermuda şort giymişti… Takım elbiseli halinden oldukça farklı görünüyordu. İki erkeği birbiriyle kıyaslar olmuştum üzerine oturan siyah tişört ve siyah kot pantolonla Aras çok yakışıklı duruyordu. Ne yapıyordum ben, hızla yürüyerek Alper’in koluna girdim. Aras ağır adımlarla geldi.
“Bak sevgilim seni arkadaşlarımla tanıştırayım. Yeliz’i zaten tanıyorsun. Aras Yeliz’in erkek kardeşidir benimde kardeşim sayılır. Sevilay ve nişanlısı sana bahsetmiştim. Son olarak Zerrin ve sözlüsü Kerim, Aras’ın arkadaşları. İşte sevgili arkadaşlarım yarın resmen nişanlanacağım erkek Alper”
“Kahretsin”
“Yine ne dedin Aras”
“Bir şey demedim, hala yaş takıntından kurtulamadın değil mi? Selam Alper” Arkamı dönüp bara girdim. Adam umduğumdan yakışıklıydı acaba Ken’e yaptığım gibi bununda başını bacaklarını kopartabilir miydim?
Bar oldukça kalabalıktı, müzik son sesti. Birbirimizi duymakta zorluk çekiyorduk. Alper’e eğildim “Dans edelim mi?”
“Ben hızlı dansları hiç beceremem, sen istersen kalk arkadaşlarınla dans et”
“Enişte izin verdi, gel Zümrüt abla uzun süredir birlikte dans etmedik. “
Aras’ın dans teklifine vereceğim tek cevap vardı “Hayır” Bileğimden sıkıca kavradı, kolumu kurtaramaya çalıştım öyle bir çekti ki yerimden fırladım. Şapşal Alper sırıtıyordu. Aras güya kardeşimdi ya içimden ( Saf ) dedim.
“Evet”
Onunla dans etmeyi özlemiştim, o lise birde ben lise sondayken dansta derece bile almıştık. Nasıl ayarladığını bilmiyordum müzik başladığında o günlere dönmüş gibi oldum. *İlk dans ilk aşk filminin son dans sahnesini canlandırmıştık.
*( İlk aşk ilk dans-1987- Türkçe-10.kısım)
Karşımda durdu parmağıyla gel işareti yaptı, gülümsedim ve dansımız başlamıştı. Oldukça yakın edilen bir danstı her şey gözümde silindi bir o ve bir ben vardık.
Dansımız o zamankinden çok daha güzeldi. Sona geldiğimizde dudaklarıma eğildi, elimi dudaklarının üzerine koydum başımı salladım. Avucumun içini öptü “İnat etme sevgilim gel benim ol” derken herkes bizi alkışlıyordu.
Hiçbir şey demeden döndüm Alper’in yanına oturdum. “Çok güzel dans ediyorsun sana uyum sağlamak için kursa gideceğim”
İşte böyle bir adamdı, gülümseyerek yüzüne baktım. “Birlikte gideriz” Yanağından öptüm. Doğru adamdı, buna bir kez daha inandım. Aras’ın kızgın gözlerle bize baktığını gördüm. Başımı çevirdim, bir daha baktığımda çok güzel bir kızla dans ediyordu.
******
Sabah annem azda olsa kıpırdar gibi oldu.
“Anne derdin ne senin? Beni istemeye sizlerle tanışmaya geliyorlar, sen ki misafire ikram için ne yapacağını şaşırırsın neden böyle umursamaz davranıyorsun”
“Gel kızım seninle iyice konuşalım. Sen bu adamı gerçekten seviyor musun? Sakın bana yalan söyleme bilirsin anlarım”
“İyi insan, anlayışlı ve sevecen. Bana değer veriyor bir kadın başka ne ister”
“Hiç aşktan bahsetmiyorsun”
“Aşk gelip geçici, saygı sevgi kalıcı”
“Aşk geçse bile o duyguların yaşanması gerek. Sonra sevgi ve saygı gelir. Aşk, sevgi ve saygının daha sağlam temellere oturmasını sağlar. Şimdi söyle güzel kızım öylesine birine sadece saygı duyduğun için evlenmek. Aşkın güzelliğini yaşamayı reddetmek doğrumu?”
“Benimle açık konuş anne dilinin altında ne var”
“Kızım Aras’ın sana olan ilgisini görmemek elde değil”
“Sakın anne sakın söyleme o benden küçük. Sen çok iyi bilirsin küçük erkek büyük kadın hakkında olan düşüncelerimi”
“Kızım yirmi yaş değil ya alt tarafı üç yaş. Hatta iki buçuk yaş… Kurtul artık şu takıntından”
Anneme geçmişi hatırlatmanın tam zamanıydı, beni bu şekilde daha iyi anlayacağını biliyordum… “Fahriye ablanın çektiklerini unuttun mu, evimizden çıkmazdı. O ağlamalarını isyanlarını hala unutamıyorum kaç kez bana sarılıp sakın benim yaptığım hatayı yapma kendinden küçük erkekle evlenme dedi. Sonra onun kendini ve kocasını öldürmesi. Kanlar içindeki görüntülerini nasıl unuturum anne nasıl…”
Annem benim sözlerimle geçmişe gitmiş gibiydi, Fahriye abla birkaç gün gelmeyince birlikte evine gitmiş karı kocayı kanlar içinde bulmuştuk. O kanlı görüntülerden sonra aylarca kabus görmüştüm…
“Fahriye ve kocasının arasında on dört yaş vardı. Sen onun aşkla evlendik demesine bakma ben biliyorum olayları. Babasının iş yerinde çalışıyormuş Metin daha on dokuz yaşındaymış. Fahriye oğlanı görmüş vurulmuş. Önüne gelene sevdiğini söylemiş doğal olarak aradaki çok büyük yaş farkı aileleri rahatsız etmiş. Bir gün oğlanın koynuna girmiş babasının görmesini sağlamış. Mecbur kalmışlar nikâh kıymaya. Sonradan çocuğun aklı başına gelmiş ama çok geç olmuş. Bir süre sonra aşırı kıskançlık hallerinden sıkılmış kendini dışarılara atmış. Olan Fahriye’ye değil esas Metin’e oldu hastalıklı bir aşkın kurbanları”
“Her ne olursa olsun düşüncelerimden atamıyorum, bu gece nişanım olacak başka bir şey duymak istemiyorum”
Annemde biliyordu içimdeki korkuları. Bile bile bana Aras’ı övüyordu. Gençti benden, ya ileride benden hemen bıkarsa yaşlandın derse. Bu yaşıma kadar beni onun gibi çizgimden çıkaran erkek olmamıştı. On sekiz yaşındayken bile arzular içinde bırakmıştı. Aşk nereye kadar sürerdi beni istediğini arzuladığını biliyordum. Elde edince ya hemen biterse o zaman mahvolurdum. Alper’e karşı hislerim yüzeyseldi olur da bir gün birbirimizden sıkılırsak hiç canımın yanmayacağını biliyordum. Ama Aras’la öyle olmazdı ölürdüm. Bunları yaşayamazdım kendimi biliyordum. Bu düşünceler bende takıntı halini almıştı…
Dışarı çıktım hava almalıydım yo böylede olmayacaktı. Eve girdim şortumu spor ayakkabılarımı giydim. Koşmaya başladım ben bu gece nişanlanacak olan ben başka bir erkeği düşünerek koşuyordum. Onu sevdiğimi unutmak için…
“Yanına arkadaş ister misin?”
Aramızda *telepatik bağ var gibi hissediyordum, ne zaman onu unutmak istediğimi kendime tembih edecek olsam ensemin dibinde bitiyordu “Hayır, Aras sen benim başıma belamısın?”
*Telepati: Bir kimsenin kafasından geçenleri ya da çok uzakta geçen bir olayı, arada hiçbir araç, hiç bir bağlantı olmaksızın algılama yeteneği.
“Ben senin saçının, başının, vücudunun belasıyım. Sonsuza kadarda belan olmaya devam edeceğim. Şimdi sus ve koş. Hı haberin olsun kaslı kadınları hiç sevmem senin vücuduna bayılıyorum sakın kaslanayım deme”
“Sana inat vücut geliştirmeye yazılmazsam ne olayım”
“Bir dene o spor salonunu basarım seni kaçırırım”
Yazılsam mı diye bir an aklımdan geçirdim. Kaçırır mıydı acaba? Her gün daha fazla beynimin kıvrımlarından fırlamaya başlamıştı. Beynimizin sadece yüzde onluk bölümünü kullandığımızı bir yerlerden okumuştum. Benim kalan yüzde doksanlık bölümümden Araslar fırlıyordu. Her an her saniye…
Koşmaya devam ettim, benim tempoma dayanamamış olacak hızlandı geriye döndü. “Hadi kuşum hızlan biraz. Kaplumbağa gibisin”
“Ben sana benimle koş dedim mi? Çek git işine”
“Benim işim sensin. Konuşalım Zümrüt çok geç olmadan konuşalım”
“Konuşacak ne var?”
Kolundan tuttum ağaçların altına götürdüm. Saçları terden yüzüne yapışmıştı. Boynumda ki havluyla yüzünü sildim ne güzel kadındı bu, tekrar öpmemek için kendime zor hâkim oluyordum.
“Otur”
Ne desem tersini yapma gibi bir huyu vardı… Sırtını ağaca yasladı. Önüne geçtim yere oturdum, bir süre sonra o da oturdu yüz yüzeydik… “Kendimi bildim bileli seni seviyorum, hiçbir zaman sevmekten vazgeçmedim. Beni istemediğini, sevmediğini defalarca söyledin doğrumu bu sözlerin yoksa sadece takıntı haline getirdiğin yaşım mı nedenin”
Aras’ın sorusuna nasıl cevap vermeliydim… Gerçekleri söylemek ikimiz açısından daha iyi olacaktı.
“Aras senden etkilendiğimi biliyorsun. Bunu artık reddetmiyorum seninle birlikte olursam mutsuz oluruz bundan çok eminim. Neden mi? Ben her an tetikte olacağım huzursuz olacağım bir ilişki istemiyorum. Huzurlu ilişki istiyorum evlilik sürecinde herhangi aldatma olayında canımın acımayacağı bir ilişki”
“Düşüncenin ne kadar saçma olduğunun farkında mısın? Evlenmeye çalıştığın adamla ev arkadaşı olmayacaksın. Eşi olacaksın aynı yatağı paylaşıp düşüncesinden bile nefret ettiğim sevişme anlarını yaşayacaksın. Bu kadar sığ düşüncelerle hiç sevmediğin arzulamadığın adama nasıl bedenini vereceksin”
“Sevişmek için âşık olmaya gerek olmadığını sen benden çok daha iyi bilirsin”
“Aşkın sevişmeyi çok daha güzel hale getirdiğini biliyorum. Seni öpmek beni mahvediyor. Bırak tensel dokunmayı seni düşünmek bile arzularımın tavan yapmasına neden oluyor. Niye yaşayacağımız duyguları reddediyorsun. Takıntının nedenini öğrendim ve bana çok saçma geliyor. Benim seni aldatacağımı düşünüyorsun, bu kanıya nereden varıyorsun. Sana istediğin kadar güvence veririm, neyin üzerine istersen yemin edebilirim. Benim evlenme teklifimi gel kabul et seni çok mutlu edeceğim söz veriyorum. Hiçbir zaman şüphe içinde olmayacaksın çünkü seni çok fazla seviyorum”
“Kendimi biliyorum seni huzursuz ederim ve bir süre sonra evliliğimiz zarar görmeye başlar. Bırak beni Aras huzurlu olayım”
“Sen heyecan, arzu, ihtiras duymadan, hatta kavga etmeden ot gibi yaşamak istiyorsun. Bu ne biçim bir hayat olur düşündün mü? Bu inadınla evliliğinin ilk haftasında mutsuz olmaya başlayacaksın. Onunla evlenip ot gibi bir hayat yaşayacağına, benimle evlenip arzulu, heyecanlı bir hayat yaşa. Senin korkuların varda benim korkularım yok mu sanıyorsun. Bende korkuyorum. Zümrüt’ü mutlu edemezsem, benden hemen bıkarsa diye düşünceler içerisindeyim. Bunların olmaması için son gücüme kadar savaş vermeye hazırım. Seni başka bir erkeğin olarak düşünemiyorum bu beni öldürüyor. Geçen altı yılda neler düşündüğümü çıldırmamak için neler yaptığımı bilmiyorsun. Büyümek için bekledim bana kalsa seninle ergen olduğum anda evlenirdim. Bu büyüme süreci bana ıstırap oldu. Yeliz Zümrüt’ün erkek arkadaşı var dediğinde öldüm, ayrıldı dediğinde sevinçten yerimde duramadım. Şimdi büyüdüm ve aramızda ki ufacık yaş farkının hiç önemi olmadığını düşünüyorum. Gel inadından vazgeç ben biliyorum çok mutlu olacağız”
“İşte sözlerin bizim birlikteliğimizin huzurlu değil, yakıcı olduğunu gösteriyor”
“Hisler olmadan bir evlilik yaşamak mı? Deli gibi severek birbirimizin ateşinde yanmak mı? Ben ikinci şıkkı seçiyorum. Varsın yanalım aşkın ateşinde kavrulalım. Hayat çok uzun mu? Bu hislerimizi bastırmanın ne anlamı var”
“Ben senin kadar cesaretli değilim”
“Ben ikimizin yerine de cesur olurum. Sen yeter ki elimi tut”
Elini uzattı, tutmaya cesaretim yoktu “Artık git Aras. Düşüncelerimde kararlıyken beni şüpheye sürükleme”
“Ne yaparsam seni ikna edemiyorum. Bu kadar mı bana güvenin yok”
“Benim kendime güvenim yok” Ayağa kalktım daha fazla onu dinlemeye dayanamayacaktım eve doğru koşmaya başladım yerinden kalkmamıştı.
******
Düşünceler içerisinde banyomu yapıp hazırlanmaya başladım. Kalbim Aras’a koş, beynim Alper doğru karar diyordu.
Sevmediğim adamın koynuna girmekte çok zorlanacağımı biliyordum. Flörtlerime bile kendimi öptürmemişken. Bir adamla yatmanın düşüncesi bile iğrenç geliyordu. Zamanla alışırdım…
Akşam çabuk oldu. Tüm hazırlıklar tamamdı Alper ailesiyle birlikte geldi. Zaten patronumu tanıyordum Esat beyde oğlu gibi çok hoş bir insandı. Ailemde hoşlanmış gibiydiler yemek sonrası evlilik mevzusuna gelindi. An itibariyle kayınpederim olacak patronum konuşmak için izin istedi.
“Zafer bey, çocuklarımız anlaşmış evlilik kararı almışlar. Ben Zümrüt kızımı çok beğenir ve takdir ederim. Senelerdir birlikte çalışıyoruz bizim ailemize uygun özellikleri olan tertemiz biri. Umarım sizde oğlumu tanıdıkça aynı düşüncelerde olursunuz. Kabul ederseniz evlilik süresini uzatmayalım. Beklememizin anlamı yok. Küçük kızınızın iki hafta sonra düğünü olacağını duydum hazır tüm akrabalarınız Antalya’ya gelmişken bizlerde elimizi çabuk tutsak düğünden birkaç gün sonra da çocuklarımızı evlendiriversek. Hiçbir şey için sorun etmeyin her ne gerekiyorsa ben yapacağım. Bir oğlum var mutluluğu için hiçbir masraftan çekinmem”
Bu kadar çabukmuydu Alper’in yüzüne baktım o da şaşkın duruyordu. Babasının söyleyeceklerinden haberi olmadığı belliydi.
“Bu söylediklerinize şaşırdım Esat Bey. Görüyorum ki çocuklarımızın da haberi yok. İkisi de küçük değiller. Kararlarını verebilecek yaştalar. Kızım duydun Esat beyin fikrini ne diyorsun?”
Tam o anda kapıdan Aras girdi. Kalbim deli gibi çarpmaya başladı, kapıya yaslandı yüzüme bakıyordu…
Ondan gözlerimi kaçırdım yanımda ki adama baktım “Ben düşünmem gerek…”
“Ne düşünüyorsun kabul et gitsin Zümrüt”
Aras ne dediğini bilmiyor olmalıydı, beni vazgeçirmek için yapmadığı kalmayan adam birden evlenmemi söylüyordu “Sen ne dedin!”
“Duyduğunu çok beklemene ne gerek var. Kararını verdin evet de düğün hazırlıklarına başlayalım. Bak Sevilay’ın düğünü için zaten koşturacağız seninkini de aradan çıkartıveririz. Hatta sen büyüksün bir iki güne yıldırım nikâhı yapıveririz. Bir an önce sevgi dolu huzur içinde geçecek evlilik hayatına başla ablacığım”
“Bakın genç adam ne güzel söyledi, hiç beklemeye gerek yok bir an evvel oğlumun mürüvvetini görmek isterim”
Bir kayınvalidem olacak kadın eksikti… Oda konuşunca tamam olmuştu. Hırsla yerimden kalktım Aras’ın kolundan tuttum bahçeye çıkardım camdan hayret dolu gözlerle bizi izliyorlardı. Bu sefer arka bahçeye götürdüm.
“Sen niye benim hayatıma müdahale edip duruyorsun”
“İşini kolaylaştırıyorum, ne dedimse anlamadın. İnadından vazgeçmedin gitmeden senin düğününü de göreyim”
“Sen aptalsın”
“Beni sen aptal ettin” Kızgın gözlerle bana bakıyordu o incecik beline sarıldım… “Ne yapıyorsun sen söz vermiştin”
“Sözüm o an içindi asla demediğimi hatırlatırım” Bu takıntılı kadının daha fazla konuşmasına izin vermeyecektim o güzel ağzını bana bağırmak için açtığında dudaklarına yumuluverdim. Bana istese de karşı duramadığını biliyordum. Minik kuşum zevkten kollarımda titriyordu da tam o anda gelen tekmeye hazır değildim.
“Serseri içeride evliğim konuşuluyor sen beni burada öpüyorsun”
“Nereden aldın bu ayakkabıyı demirden yapmışlar herhalde”
“Dua et hızlı vurmadım”
“Bak aşkım görmüyormusun ne heyecanlı evliliğimiz olacak. Evlendiğimizde hatırlat erkek sığınma evi var mı yok mu araştırayım. Hani karısından dayak yiyen erkeklerin gittiği”
“Sen dalga geç, çocuksun işte çocuksun”
“Bana bir tek şey söyle, sonra içeri git kararını bildir”
“Neymiş o”
“Sen Alper’i seviyor musun? Doğruyu söyle”
“Kaçıncı kezdir soruyorsun, Alper çok iyi bir insan iyi koca ve baba olacak”
“Nasıl koca ve baba olacağını sormuyorum. Âşık olup olmadığını soruyorum”
“Şimdilik âşık değilim ama âşık olmayacağım demek anlamına gelmiyor. Evlendikten sonra âşık olabilirim”
“Ya bana âşık mısın?”
“Öğrenmek için ölüyorsun değil mi?”
“Söyle hadi”
Doğruyu söyleyecektim, bana yıllardır acı veren adama acı verecek sonrada içeri gidip tekliflerini kabul edecektim. “Evet sana aşığım ama seninle evlenmeyeceğim. Alper’le evleneceğim şimdi çekil yolumdan, bana engel olup durma”
Hırsla içeriye gittim… Yukarı çıktım biraz rahatlamaya ihtiyacım vardı… Misafirler bekliyordu aptal çocuk nihayet ona olan aşkımı söyletmişti. Deli ediyordu beni deli…
Aşağıya indim, salona geçip yerime oturdum. Derin bir nefes aldım…
“Esat Bey teklifinizi düşündüm ve kabul ediyorum bu arada Alper nerde?”
“Lavaboya kadar gitmişti”
“İyi işte geliyor”
Alper yanıma oturdu uzandım elini tuttum. “Kararımı bildirdim seninle hemen evleneceğim”
“Olur”
Ailemin ani evlenme teklifini kabul edeceğimi beklemedikleri belliydi. Karar verilmişti kız kardeşimden önce yıldırım nikâhıyla evlenecektim. Misafirleri kapıdan yolcu ettikten sonra odama girdim kapımı kilitledim. Hiç kimsenin bu konu hakkında konuşmasını istemiyordum.
******
Alper ertesi gün geldi, belediyeye başvuruda bulunduk. Babam tek kelime etmemişti evde fırtınadan önce oluşan sessizlik gibi bir hava vardı. Hiç umursamadım Aras Bey ortalarda gözükmüyordu. Zaten onu görmek isteyen kimdi.
Babamın belediye başkanını tanıyor olması işlemlerimizin çok daha çabuk yapılmasını sağladı. Evlilik kararını verdikten iki gün sonra gelinlikler içinde nikâh salonundaydım. Aras’ta kesin kararımı verdiğimi anlamış olacak hiç ortalarda gözükmedi.
“Yavrum çok güzel oldun”
“Sağ ol anneciğim, bak baştan karşı çıktınız Alper’in ne kadar iyi olduğunu gördünüz”
“Gerçekten çok iyi bir adam, ailesi de öyle mükemmel insanlar”
Yanında duran Kadriye teyzemde annemi onayladı “Ben böyle insanlar görmedim gerçekten iyiler. Çok mutlu olacaksın kızım”
“Yeliz nerde?”
“Geldim gelin hanım geldim. Çok güzel oldun kocan sana bayılacak” Kulağıma eğildi “ Bavulunu hazırladım, içine neler neler koydum. Çıldıracak çıldıracak”
“Kocamı niye çıldırtmaya çalışıyorsun, sessiz sakin adam bırakın öyle kalsın”
“Eminim sessiz sakin kalacaktır”
“Alper’de nerde kaldı”
“Geldim”
Siyah takım elbisenin içinde çok hoş görünüyordu. Eğildim elini tuttum “Seninle evlendiğime pişman olmayacağım. Sen çok iyi bir insansın”
“Bana âşık mısın Zümrüt lütfen doğruyu söyle”
Gerçeği hak ediyordu “İyi bir koca ve baba olacaksın, senden hoşlanıyorum aşk sonradan da olabilir”
“Doğruyu söylediğin için çok teşekkür ederim, evet aşk sonradan da olabilir”
“Nikâh saati geldi” diyen görevliyle dışarı çıkıp salona yürüdük. Tüm tanıdıklarımız oradaydı tabii görebildiklerim. Aras neredeydi acaba?
Masaya oturduk gözlerim hala onu arıyordu. Neredeydi, bu kadar çabuk karar almama o sebep olmuştu. Serseri şimdi ortalarda gözükmüyordu.
“Zümrüt bana bakar mısın?”
“Ne oldu Yeliz”
“Of rimellerin akmış, rezalet bu dur sileyim. Resimlerde kötü çıkacaksın”
“Makyöze bak sen. Birde akmayan rimel demişti”
“Hadi ama Yeliz çok oyalandın daha başka nikâha gideceğim. Zümrüt şurayı imzalayıver eksik kalmış…”
“Kızma Harun amca, kapı kapı nikâh kıyıyorsun. Belediye işleri duruyor”
“Yeliz daha dövemeyeceğim kadar büyümediğini hatırlatırım. Sus yerine geç”
“ Nihayet hadi başlayalım. Siz Zümrüt Göksu… Aras Battaloğlu’nu kocalığa kabul ediyor musunuz?”
“Evet, ediyorum” Ne oluyordu bu adam bunamış mıydı? Ben kesin yanlış duymuştum
“Neeeeeeeeeeeee”
Yanıma baktım Alper’in yerinde Aras vardı ve bana sırıtıyordu…
“Siz Aras Battaloğlu, Zümrüt Göksu’yu karılığa kabul ediyor musunuz?”
“Sakın kabul etme sakınnnnnnnnnnnnn”
“EVETTTTTTTTTTT”
“Bende büyük şehir belediye başkanının bana verdiği yetkiyle. Yani kendi iznimle sizleri karı koca ilan ediyorum. Gelini öp veya kavga edin benim yetişmem gereken nikâh var… Mutluluklar dilerim”
“Olmaz ama olmaz, ben başkasıyla evlendiğimi sanarak evet dedim”
“Başka erkek yok, artık kocanım ayağını denk al”
Bir anda çevremiz bizimkilerle sarıldı. Hepsi gülüyordu bu neşeli gruba, Alper ve ailesi de dâhildi.
“Hepiniz komplo kurdunuz bana, hiç birinizi aff…”
Dudaklarım Aras tarafından istilaya uğramıştı. Bir anda yerden havalandığımı hissettim…
“Çok uzun süre bizi unutun, karımı ikna etmeye çalışacağım” Kıymetli yükümle yürümeye başladım sevgili hırçın karım kucağımda debeleniyordu. Zar zor arabaya soktum Yeliz zorlukla arabanın kapısını kapattı… Zümrüt ayağa kalkmış arabanın açık olan tavan camından, ailesine laf yetiştirmeye çalışıyor ve oldukça kızgın görünüyordu. Arabayı biraz yavaşlattım elimi eteğinin içine soktum.
Bacaklarımı okşuyordu hırsla elini ittim “Ay ne yapıyorsun sen çek ellerini”
“Benim olanı kontrol ediyorum sevgili karım”
******