3.BÖLÜM

1557 Words
6 yıl sonra   Uçak Atatürk Havaalanına inmek üzereydi. Onu bırakıp gittiğimden beri üç kez daha ülkeme heyecanla gelmiş. İlk sene harici bir daha görememiştim benden kaçmıştı. İlk sene söyledikleri içimi yakmış kavurmuş beni deli etmişti gözlerim kararmış nasıl davranacağımı şaşırmıştım. Biraz hırsım geçince tekrar gitmiştim kaçmıştı bu sefer her şeye duyarsız hale gelmiştim. Hiç aklımdan çıkmıyordu ne yaparsam yapayım. Son kez gittiğimde yine onu göremeyince benden gerçekten nefret ettiğini düşündüm ama artık yeterdi, yıllardır çektiğim eziyet son bulmalıydı güzellikle de olsa zorla da olsa benim olacak içimdeki bu yangın soğuyacaktı. Belki de çok daha fazla alevlenecekti. Çocukluğumun, altı senenin anılarını geride bırakarak, sadece onunla yaşadığım anları içimde saklayarak yere ayakbastım. Yüz yüze gelme zamanıydı… ******* Yeliz Aras’ın kısa süreliğine Türkiye’ye geleceğini söylediğinde anılar birbiri peşi sıra gözlerimin önünden geçmeye başlamışlardı. Çocukluğumuzdan beri ben Aras ’sız Yeliz ’siz anılara sahip değildim. Yaşadığım her anda onlarda vardı. O gideli altı sene olmuştu niye geri dönüyordu ki. Çok kalmayacak olması biraz olsun beni rahatlatıyordu.  Okulumuzu bitirmiş Yeliz’le beraber oldukça büyük elektronik şirketinde çalışmaya başlamıştık. Yurt içi yurt dışı bağlantılarını bizim içinde olduğumuz bölüm sağlıyordu. Annemler…  Sevilay Antalya’da üniversiteyi kazanınca peşinden gitmişler. Sonra çok hoşlarına gittiği için orada kalmaya karar vermişlerdi. Kız kardeşim bu yaz evleniyordu. Annem ilk sen evlen diye ısrar edip dursa da henüz belirlediğim bir koca adayım yoktu. Onların peşinden Fahri amcamlarda gitmiş onlarda oraya yerleşmişlerdi. Emekli olan İstanbul’un karmaşıklığından, kalabalık oluşundan bıkmış olarak kendilerini daha sakin yerlere atıyorlardı. Bizim ev kiraya verilmiş. Ben Yeliz’lerin evinde daimi kalmaya başlamıştım. İkimiz her zaman olduğumuzdan çok daha fazla yakındık. Bu kadar yakın olup içtiğimiz su ayrı gitmezken kardeşiyle geçirdiğim o geceyi onunla hiç paylaşmamıştım. O anlar aklıma geldikçe hala yüzüm kızarıyor utanıyordum… ***** Ertesi sabah Aras’ı görmüştüm “Sarhoşluğumdan faydalandın seni serseri” “Dün gece seni kadınım yapabilirdim durdum, senin de hoşuna gittiğini inkâr edemezsin ” demişti hırslanmıştım, utanmıştım tokadım yanağında patlamıştı. “Seni zibidi, tiksindiriciydi. Defol git bir daha da karşıma çıkma ” O da, bende sözlerimin doğru olmadığını biliyorduk. Onunla gitmeden önceki son görüşmemiz bu sözlerle bitmişti. O günlerin ardından çok sular akmıştı koskoca altı sene. Artık yirmi dört yaşında olmuştu ve yirmi yedi yaşında olan benden yine üç yaş küçüktü. Yeliz kardeşi geliyor diye koşturup duruyordu. Yaptığı hazırlıklara yardım etmek içimden gelmiyordu. Sanki dün gitmiş, o gece dün olmuş gibi onu görecek olmaktan rahatsızlık duyuyordum. “Yeliz ben bu akşam çıkıyorum” “Neden Aras geliyor” “Günler öncesinden Alper’e söz verdim” “Patronun oğlu Alper mi? “ “Evet, canım ona” “Hani hoşlanmıyorum diyordun” “Yanılmışım gayet hoş adam. Herkes beğeniyor bu geceki yemekte belli olur. Evlenme niyetinde olduğundan bahsetmişti bu gece kararımı vereceğim. Sevilay’ın düğününe nişanlı biri olarak gidebilirim” “Ne bu acelen, birden bire değişiverdin” “Kaç yaşına geldik. Bizden küçükler evleniyorlar sen bile Mustafa’nın teklifini ciddi olarak düşünürken niye benim seçimim acele olsun. Bir senedir peşimde” “Haklısın ne diyeyim, zengin yakışıklı ve iyi niyetli bir erkek umarım doğru kararı verirsin” Doğru karar mı o eşek kafalı çocuk yüzünden ne yapacağımı şaşırmıştım. Senelerdir o gecenin izlerini vücudumdan silip atamıyordum. Birkaç erkekle flört aşamasına gelmiş yakın temastan kaçındığım için terk edilmiştim. Hatta bir tanesi ‘kızım ne bu soğukluk sen lezbiyen misin? *Frijitmisin?’ diyerek dalga bile geçmişti. ***Frijit: cinsel anlamda soğukluk yaşama hastalığıdır. ‘Ben ne olduğumu çok iyi biliyorum sen beni heycanlandırmıyorsun’ hakaretinin karşılığını vermiştim. Adamın zoruna gitmiş becerilerini üzerimde uygulamaya çalıştığında okkalı bir yumruk yemişti. Kaçıncı ilişkim kaçıncı bırakılmam hep Aras yüzünden olmuştu. Hata onda değil bendeydi büyük olan bendim ona engel olmalıydım ama ben ne yapmıştım dokunuşların okşayışlarının büyüsüne kapılıp ellerinin altında erimiş pelteye dönmüştüm. İlk öpücüğüm yüzeyselde olsa ilk dokunuşlarım olması beni suçsuz yapmıyordu ya da o gece oldukça içkili olmam mazeret değildi. Ya o it peşinde koşan kızlarla oldukça pratik yaptığı belliydi. Nereye nasıl dokunacağını çok iyi biliyordu Odasının önünden geçince aklıma gelen gecenin sıcaklığını hala duyuyordum. Birkaç kez gece yarısı gidip yatağına yatmış sonra odanın kapısını kilitleyip anahtarını da çekmeceye atmıştım. Kaç kez elim o çekmeceye gitmişti evdeki fotoğraflarını birer ikişer daha önceden odasına koymuş, kalan son çerçeveli fotoğrafını da artık kimseler koymuyor modası yok diyerek Yeliz’i ikna edip kaldırmıştım. Ya seneler içinde duyduklarım, beyimiz yurt dışlarında oldukça popüler olmuştu. Kılçık başka kızlara da bana dokunduğu gibi dokunmuş muydu? Serseri tabii ki dokunurdu onun derdi bende iz bırakmak alaylarımın intikamını almaktı. Yok, artık kararımı vermeliydim, Alper hoş adamdı, nazikti iyi bir koca ve baba olacaktı. Bir kadın başka ne isterdi. Telefon açıp Alper’e geleceğimi bildirdim. Şimdi hazırlanma zamanıydı, kırmızı v yaka kolsuz elbisemi giydim. Dizlerimin üzerindeydi bir bacağımın üstünde ufak bir yırtmaç olması hem kıyafete seksi bir gösteriş veriyor hem de oldukça dar eteği olduğundan rahatça yürümemi sağlıyordu. Aynaya baktım bal renkli uzun saçlarım hafif dalgalar halinde omuzlarımdan dökülüyordu. Çok hafif renklendirerek göz makyajımı tamamladım yeşil gözlerimin daha fazla boyanmasına gerek yoktu. Buğday tenliydim ne esmer ne beyaz. Bu özelliğime Yeliz her zaman hayran olduğunu söylerdi. Kendi süt beyaz teninden oldukça şikâyetçiydi. Dolgun dudaklarıma çilek kokulu parlatıcı sürmem yeterli olmuştu. “Vay güzelliğe bak sen Alper’i mahvedeceksin. Bu gece kesin evlilik teklifini yeniler” “Bende onu umuyorum, kararımı verdim kabul edeceğim” “Hadi hayırlısı sen mutlu olursan bende mutlu olurum” “Gece beni bekleme oldukça geç gelebilirim” “Tamam, zaten Aras’ta yorgun gelir, ya bak kızma sana bir şey soracağım” “Acele sor vakit daraldı” “Aras ne zaman gelse yani şimdiye kadar üç kez geldi. İlk geldiğinde kalacağım demesine rağmen iki günde çekti gitti. Diğer gelişlerinde sen ortalardan yok oldun. Benim bilmediğim bir şeyler mi oldu aranızda” “O çocukla benim aramda ne olabilir ki? Sadece tesadüf. Bak bu sefer bir yere gitmiyorum değil mi?” “Pat diye geldiği için önceden haberimiz olsaydı kesin yine işlerin çıkardı” “Yeliz ne düşündüğünü bilmiyorum sadece tesadüf, geç kaldım beni oyalama”  Aras Amerika’dan bir sene sonra kısa süreliğine gelmişti, biraz daha büyümüş çocuksu güzelliği yerini erkeksi yakışıklılığa bırakmaya başlamıştı. Ama yine küçüktü… yine küçüktü. Serhat’la çıkıyordum bizi birlikte görünce öldürmek ister gibi bakmıştı. Beni yalnız yakaladığı ilk anda köşeye sıkıştırmıştı. “Kim bu adam” Beni sorgulama hakkını nereden buluyordu “Yeter artık kendinden nefret ettiriyorsun, rahat bırak beni” “Ne çabuk unuttun o geceyi” “O gece diye bir şey yok, hataydı. İğrençti bir anlık zaaftı ve sen çocuk değil de erkek olsaydın tanıdığın kadının o zom halinden faydalanmazdın. Bunu kafana iyice sok beni rahat bırak senden hoşlanmıyorum, hiçbir zamanda hoşlanmayacağım.” “Yalan söylüyorsun dokunuşlarımdan ne kadar zevk aldığını biliyorsun” “İnkâr etmiyorum, dedim bir anlık zaaf. Ama bebişim senin çok çocuk olduğunu sonradan iyi anladım. Erkek dokunuşuyla çocuk dokunuşu çok farklıymış.” Söylediklerim yalandı ona acı vermek istiyordum… Gözleri hırstan kararmış evden fırlayıp gitmişti, bana dokunduğu benden faydalandığı gecenin intikamını almaya çalışıyordum onun bana yaptıkları yüzünden sağlıklı bir ilişki içine giremiyordum. Suç sırf onun muydu, olmadığını bende biliyordum. Sonrasında iki kez daha geldi. Geleceğini duyduğumda ortalardan yok oldum. Bu sağlıksız duygular bitmeli benimle değil yaşıtlarıyla oynamalıydı. Tekrar rujumu kontrol ettim, elbisemi düzelttim. Dışarı çıktım Alper gelmişti beni görür görmez arabadan çıktı kapıyı açtı yanağımdan öperek binmeme yardımcı oldu. Temiz kokuyordu parfüm kokusunu beğenmiştim… “Harika görünüyorsun Zümrüt” “Teşekkür ederim” “Buluşma teklifimi kabul etmen beni çok sevindirdi. Geleceğimiz için umutlarım fazlalaştı” “Neden olmasın bir senedir seni bekletiyorum, nasıl anlaşacağımıza bakalım. Biliyorsun evlilik öyle pat diye alınacak bir karar değil” “Haklısın ne kadar beklemek istiyorsan bekleriz” Konuşurken yemek yiyeceğimiz yere gelmiştik. Oldukça şık bir mekân seçmişti. Hoşuma gittiğini saklamadım. Bu tür buluşmalarda yer seçiminin önemli olduğunu biliyordum. Arkadaşlarımdan biri doktordu kız birinin vasıtasıyla buluşmaya gitti adam yemek ısmarlayacağına karnın açsa torpidoda simit var onu ye demiş, kız anlatınca gülmekten yerlere yığılmıştık. Hele arkadaşlarımdan biri yeni mezun olduğumuzda buluşmaya gitmiş karşısındaki adam Boğaz içi mezunuyum diyerek kızın bilgisini sorgulamaya başlamış. Kız en sonunda sen evlenme niyetiyle mi geldin beni tekrar sınavlara hazırlamaya mı diyerek adamı olduğu yerde bırakmış. Böyle ilginç buluşma hikâyeleri duyduktan sonra bu özenli davranış hoşuma gitmişti. Her zaman hoş sohbetti beni güldürüyordu. Yemeğimizi ısmarladık aralarda sohbet ederek alkolsüz meyve kokteyllerimizi yudumladık. O geceden beri içki içmiyordum… İçersem de sınırlı içiyordum. “Zümrüt erken olduğunu düşünmezsen evlilik teklifimi yenilemek istiyorum” Gülümsedim benimde istediğim buydu. Hazırlıklı geldiği belliydi gülümsememden cesaret alarak elini ceketinin cebine soktu mücevher kutusu çıkarıp açtı. Oldukça büyük Zümrüt taşının etrafı minik pırlantalarla süslenmiş yüzük oldukça gösterişliydi. “Benimle evlenir misin Zümrüt” Elimi uzattım yüzüğü parmağıma taktı. Sadece baktım eminmiydim karşımda oturan bu hoş adama ait olmaya. Benden beş yaş büyüktü olması gereken gibi… Bir erkek eşinden büyük olmalıydı veya aynı yaşta olabilirlerdi… Yüzüğe oldukça uzun bakmış olmalıydım ki. Elimi tuttu,  çok mutlu görünüyordu ya ben nasıl görünüyordum acaba? Gece güzel geçmiş maalesef sonuna gelmiştik ayaklarımın geri geri gittiğini biliyordum… Evin önüne geldik kapımı açtı elimi tutarak inmeme yardımcı oldu. Fazlasıyla kibardı… “Beni ne kadar mutlu ettiğini anlatamam Zümrüt, ilk fırsatta ailenle de tanışıp ilişkimizi resmiyete çevirmeyi isterim” “Gelecek ay kız kardeşimin düğünü var birlikte gideriz, ailemle tanışırsın” Elimi tutan eli koluma yükseldi, bu geceyi öpüşerek bitirmek istediği belliydi. Benden biraz uzun olması yakınlaşmasını kolaylaştırmıştı. Dudaklarıma uzandı bir an gözlerimi kapadım hayır daha değildi yanağımı çevirdim şaşırsa da öptü geriye çekildi. “İyi geceler yarın görüşürüz” arkasını döndü kolunu tuttum “ Alper ağır gidelim, lütfen alınma” uzanarak yanağından öptüm… Yüzü gülmüştü elimi okşayarak arabasına bindi… *****
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD