Ertesi sabah
Örtüye iyice sarılıp kendimi rulo yaptım. Uyku uyanıklık arasında direnirken örtüyü tekmeliyordum. Boyum uzun olduğu için örtü bile benimle cebelleşiyordu. Uyuyamayacağımı anlayınca gözlerimi açtım. Örtüyü azat ederek ayaklarımı yataktan sarkıttım. Yere bastıktan sonra banyoya girdim. İhtiyacı mı karşılayıp, elimi yüzümü yıkadıktan sonra odaya döndüm.
"Kötü görünüyorsun?"
"İyi sayılmam"
"Seni merak ettim. Gece gelecektim ama abimden çekindim" dedi Elizabeth.
"Sorun değil Elizabeth, yapacağın bir şey yoktu zaten"
Elizabeth derin bir nefes aldı.
"Kızdı mı?" diye sordu
"Boşver"
"Söyle?"
"Kurt formumda koşarken beni yere düşürdü. Kurdum ona hırlayınca gözleri kırmızıya dönüştü" dedim. Bana şaşkınlıkla baktı.
"Keşke yanından ayrılmasaydım. Bana odama gitme mi söyleyince seninle onun koşacağını zannetmiştim" dedi üzüntüyle.
"Sorun yok dediğim gibi Elizabeth. Aslında o haklıydı, bir daha kimle takıldığına karışmayacağım. Burda ki tek görevim oğlunu kurtarması için ona bir bebek doğurup defolup gitmek olacak"
"Öyle söyleme Perla" dedi Elizabeth. Burukça gülümsedim. Derin bir nefes alıp gardroba yöneldim. İçinden lacivert bir elbise seçip üzerimde ki pijama takımını çıkardım. Elbiseyi yere koyup içine girince, Elizabeth elbiseyi bana giydirip iplerini bağladı.
"Hadi benim odama gidelim. Sana göstermek istediğim şeyler var" dedi.
"Tamam ama sonra biraz koşalım olur mu?"
Elizabeth sert bir soluk bırakıp
"İzin almadan bunu yapamam" dedi.
"Kalsın o zaman" dedim. Elizabeth eline tarağı alıp saçımı taramaya başlayınca annemi hatırlayıp hüzünlü bir nefes vermiştim.
"Senin annen nerde Elizabeth?"
"İnzivaya çekildiler babam krallıktan çekildikten sonra"
"Anlıyorum"
"Anneni mi özledin?" başımı olumlu anlamda salladım.
"Ben anne kuzusuyum" dedim titreyen sesimle. Aslında onunla fazla zamanım yoktu. Eğer kaçırılmasaydım Beni alfalar dan birine verirdi bu sene. Yani her türlü annemden ayrılacaktım.
"Zaman geçiyor Perla, kavuşacaksın ona" dedi beni sakinleştirmek için ama.
"Saraya artık dönemem, yani onu kolay kolay göremem boyut değiştirsem de. Büyük ihtimalle bir köye giderek ufak bir klubede yaşayacağım. Babam beni daha kabul etmez" dedim.
"Öyle baba olmaz olsun, ne tuhaf bir adam" dedi haklı olarak.
"Ona güç kazandıramazsam beni istemez." dedim. Ya gözden çıkarır, yada öldürtürdü. Elizabeth tarama işini bitirince saçlarımı eliyle arkama getirdi.
"Gidelim üzücü şeyler konuşmayalım" dedi.
Başımı olumlu anlamda sallayıp ayağa kalktım. Elizabeth ile odadan çıkıp onun odasına doğru yürümeye başladık.
"Yemek yemedin?"
"Şu an aç değilim, daha sonra yerim merak etme" dedim. Elizabeth'in odasına doğru yürürken yolda lizy denen şımarıkla karşılaştık. Elizabeth'in odasının önünde bekliyordu. Bizi görünce biraz şaşırdı. Elizabeth yanımda sert bir soluk bırakırken ben ifademi korudum.
"Odamın önünde ne işin var?"
"Seni görmeye geldim, anlatmam gereken bazı şeyler var" dedi.
"Şu an meşgulüm üzgünüm" dedi Elizabeth.
"Önemli" dedi Lizy
"Sorun değil Elizabeth odama dönebilirim" dedim.
"Sen odama geç geleceğim Perla"
"Ama"
Elizabeth beni ittirerek odaya sokup kapıyı kapattı. Kulaklarım iyi duysa da ne dediklerini duymuyordum. Elizabeth onu uzak bir yere götürmüş olmalıydı. Yaklaşık yarım saat kadar sonra Elizabeth döndü. Yatağın Kenarına oturmuş onu bekliyordum.
"Ah Sarayla ilgili bir şeydi beklettiysem üzgünüm" dedi.
"Sorun yok" dedim.
Kendi gardrobuna yönelip kapılarını açtı. Gardrop bugüne kadar gördüğüm en büyük gardroptu. E haliyle çok fazla eşya vardı. Şaşkın şekilde ayağa kalktım. Elizabeth'in yanına giderek elbiselerde elimi gezdirdim.
"Ülkenin elbise ihtiyacı bu dolaptan mı karşılanıyor?" diye sorunca Elizabeth kahkaha attı.
"Prenses olduğu mu unutuyor gibisin"
"Unutmak ne mümkün"
"Her gün hatta bazen günde iki üç kez farklı şeyler giymeyi severim"
"Prenses ve piç prenses arasında ki fark işte"
"Kendine bu yakıştırmayı yapma"
"Öyleyim ama"
"Kralın tohumundansın sonuçta" dedi.
"Tohumu kuruyasıca" dedim. Aklıma geldikçe adama olan nefretim kabarıyordu. Krallar dan yana yüzüm gülmemişti.
"İçlerinden bir tane hatta istersen daha fazlasını seçip alabilirsin"
"Etkilemeye çalıştığım bir erkek yok o yüzden gerek yok. Bana yolladığın elbiselerin çoğu giyilmemiş"
"Elbiseleri mi herkesle paylaşmam ona göre karar ver"
"Yok canım sağol"
Kapı çalınınca yemeğim gelmişti. Yemeyi ben unutmuştum ama Elizabeth unutmamıştı. Yemeğimi yedim. Zaman su gibi akıp giderken fazla düşünmüyordum. Elizabeth'in erkek arkadaşları ve fantazileri değişikti. Bunu alan erkek yaşamış mıydı, yoksa kalpten mi giderdi ben kestiremiyorum artık. Yok bide yaş var yani, ölüler mi? Diriler mi o bile belli değildi. Sahi böyle bir ırk neden vardı? Tuhaf yani.
"İstersen benimle uyu"
"Aslında güzel fikir" dedim. Kral efendinin buna da diyecek bir şeyi yoktu herhalde.
***
Saatler sonra uyku hazırlığı yapmış yatağın başlığına yaslanmıştık.
"Uykun geldi mi?"
"Yok senin"
"Sana hayalimde ki erkeği anlatayım mı Perla?"
"Beyaz, uzun boylu, dişleri uzayan, kan emici biri?"
"Yaa içimi okudun resmen" diyince birlikte gülüştük. Daha sonra burnuma dolan kokuyla gülüşüm soldu. Kapı bir kez tıklatılıp kral içeriye girdi. Yüzüne bakmadım.
"Seni almaya geldim Perla" dedi.
"Bu gece benimle kalacaktı abi" (abi kız kardeşe sert bakar. Ateşsiz, ateşli kral 😅)
"Benimle gelecek" diyen kral ile derin bir nefes aldım. Elizabeth elini omuzuma koyup destek verdi. Yataktan inerek yürümeye başladım. Kıyafetleri mi toparlamaya çalışırken
"Sabah onları getiririm Perla zahmet etme" diyen Elizabeth ile başımı yukarı aşağı salladım. Odadan çıkınca yolu hatırlamaya çalışıp yürümeye devam ettim. Koridorlar korku tüneli gibi bir şeydi. Neyse ki yolu bulmuştum. Odalar yan yana olduğu için iki odanın ortasında durdum. Kendi odasının kapısını açınca kenara çekildi. Çektiğim nefesi içime hapsedip odaya girdim. Peşimden gelip kapıyı kapattı.
"Yüzüme bakmayacak mısın?"
Sert bir soluk bırakıp
"Bu önemli mi sizin için?"
Önüme geçip elini çeneme koydu. Başımı yukarıya kaldırıp yüzüne bakmamı sağladı.
"Önemli" dedi. İfadesi sabitti, tıpkı benim gibi. Bir süre aramızda sessiz bakışma oldu.
"İleri gittim üzgünüm" dedi. Başımı sallamakla yetindim.
"Elbiseni bir daha dışarıda yırtma" dedi beni şaşkınlığa uğratarak.
"Ben kurt kadınım, üzerimde elbise parçalanması normal bir durum" dedim hatırlatma gereği duyarak.
"Üzerinde parçalanması sıkıntı değil" dedi. Üzerinde ki kıyafetleri tek tek çıkarırken ben yine düşüncelere dalmıştım. Acaba kıskandığı için mi öyle davranmıştı? Yine de bu onu haklı yapmaz ben onun malı değilim. Yatağın kenarına geçip yattım. Bir süre sonra oda gelip diğer yana yattı. Düşüncelerim yoğundu, o yüzden uyumam kolay olmamıştı. Yatağa girdikten sonra hiç konuşmamıştık.