7.BÖLÜM

1652 Words
Akşam saatlerine kadar uyudum, uyandım denize girdim. Beylikdüzüne çıkıp alışveriş merkezinden birkaç kitap, mikro dalgada ısıtılacak yemeklerle, lazım olabilecek kıyafetleri alarak tekrar yata geri döndüm. Paketleri buzluğa koydum, yemek bir adım yerdeydi, ister gider yerdim istersem getirtirdim… Kadınımla metrelerle ifade edilebilecek mesafede olup onunla aynı havayı soluyor olmanın rahatlığı içindeydim. Ona yakın olmak bile ruhumun dinginleşmesine neden oluyordu. Nihayet gece oldu salonu kapadılar, Yüksel bu sefer yürümeyi tercih etmişti… Arabamı olduğu yerde bırakıp peşine düştüm, oradan buradan alışveriş yaptı, Kavaklının sakin oluşunu sevsem de ara sokakların neredeyse ıssız olmasından tedirgin olmuştum. Birden gözden kayboldu neredeydi bu kadın tekrar ortaya çıkmasını bekledim yoktu. Arkamızda kalan evlerden birine girmemiş olduğuna göre, sokağın sonuna kadar sağlı sollu sekiz bahçeli ev vardı bunlardan biri onun olmalıydı. Tek tek kapıları çalamazdım geri dönmekten başka çarem kalmamıştı… Kendimi beğendiği kızı takip eden ergen gençler gibi hissediyordum. Bu da benim için yeni bir histi, ilklerimin kadını Yüksel’le bir gün yüz yüze gelecektim. İşte o zaman kıyamet kopacaktı, peşini bırakmaya hiç niyetim yoktu. Yatak arkadaşı mı istiyordu buradaydım, hayat arkadaşı mı istiyordu yine buradaydım seçenek onun olacak bende isteklerine uyacaktım. Arabama geri dönüp yatıma gittim, birkaç sayfa kitap okudum yürümek yormuştu. Işığı kapatıp teknenin hafif sallanması, denizin sesiyle uykuya teslim oldum. Tahminimden önce yüz yüze gelmiş olmalıydım tam alnımın ortasına silah dayalıydı… O olmasını dileyerek gözlerimi açtım ne yazık ki kamara karanlıktı “Kimsin sen, niye beni takip ediyorsun” diyen Yüksel’di rahatladım… “Işığı açarsan kim olduğumu görürsün” “Oleg” Sesinde ki şaşkınlık ifadesini hissetmemek mümkün değildi, alnımda ki silahı parmağımın ucuyla itip, belinden tuttuğum gibi çevirip altıma aldım… “Ta kendisiyim” “Senin ne işin var burada” “Sus sonra tüm sorularını yanıtlayacağım” “Neden sonra” “Seni çok özledim be kadın” der demez dudaklarına resmen saldırdım, yatak savaş alanı gibiydi. Kaçmaya çalışıyor kolundan bacağından neresinden yakalarsam yatağa çekiyordum… Gerçekten istese benden kolayca kurtulacağını da biliyordum. Ben onu ne kadar özlediysem o da beni özlemişti. Taytının belinden yakaladığım gibi aşağı çektim yarı çıplak kalmıştı, kör döğüşü yapar gibiydik bir hamlede içine girip başucunda ki lambanın düğmesine bastım ani ışıkla gözlerini kapadı, bluzunu yukarı sıyırdım basit sayılacak kadar gösterişsiz sütyenden memesinin irileşmiş başını dişleyip son iki kıyafeti üstünden çıkardım. Altımda çırılçıplaktı, bileklerinden tutup kollarını başının üzerine kaldırdım bacaklarını sıkıca belime doladı, ters dönüp üstüme çektim loş ışığın altında ilahe gibiydi, incecik belinden tuttum kıvrılıyor kalçalarını bastırıyor sona ulaşmak için kıvranıyordu, dayanacak halim kalmamıştı. Elimi aramıza soktum zevk merkezine baskı yaptığım anda resmen patladı anında boşaldım, o kadar uzun süre onsuz kalmıştım ki vücudum hala kaskatıydı, altıma alıp sıcaklığına girip çıkmaya devam ettim… “Yeter tekrar olmaz” diyerek kıvrandı “Sadece hisset moya dorogaya* ( rusça sevgilim demek)sadece hisset” çok kısa sürede bir kez daha hazırdı. Çoklu orgazm yaşayan nadir kadınlardandı. İliğim kemiğim çekilmişti göğüslerinin üstüne yığıldım. Ufak tefek kadınlardan sayılmasa da benim altımda ufacık kalıyordu. Bedenimi yana kaydırdım. “Gitmeliyim” diyerek kollarımın arasından sıyrılmaya çalıştı izin vermedim… “Bu sefer olmaz, konuşmadan gidemezsin” “Yarın buluşur konuşuruz” “Sana bu konuda güvenim yok yine habersizce çekip gidersin.” Ellerimi bedeninde gezdirmeye başladım tekrar başlıyordu, ellerimin boşalttığı yerleri dudaklarım alıyor bir saniye boş bırakmıyordum bu gece beni terk etmek ona yasaktı bir daha terk edemeyecek hale getirmeye yemin ettim. Yorgunluktan kollarımda uykuya daldığında marinaya haber vererek çapayı çektim, açık denize çıktım tekrar çapayı denize bırakıp koynuna geri döndüm. Sıcacıktı sırtını göğsüme dayayıp bacaklarını bacaklarımla hapsettim, başını kolumun üstüne alıp elimle memesini avuçladım diğer elimi hasretini çektiğim bacak arasına soktum, biraz kıpırdadı uyumaya devam etti soluklarına uyum sağlayarak uykuya daldım. Sabah göğsüme inen yumrukla uyandırılmak hiç hoş olmamıştı. Kızgındı “Anahtarı ver” diye bağırdı… “Denize attım, niye giyindin tekrar soyması zor olacak” “Oleg istediğini aldın, bırak gideyim” “Tek ben mi istediğimi aldım, hayır dediğini duymadım zevkten bağırırken tek taraflı olduğu hiç belli değildi” Gözü belimden aşağısına ilişti ereksiyon halindeydim. “Kadınımın yüzümü kızardı” Hızla hareket edip kolundan çektim tekrar kollarımın arasındaydı “Konuşmalıyız Yüksel” “Benim işlerim var” “Hem vakit çok erken hem de patron sensin. Konuşmadan bu yat yerinden kımıldamayacak” Kollarımın arasında kıpır kıpırdı elimi taytından içeri soktum, konuşmayı sonra yapabilirdik. O da benimle aynı fikirde olmalıydı ki tişörtünü yukarı sıyırıp memesini ağzıma uzattı zevkle karşıladım yüzüstü döndürüp kalçalarını yukarı kaldırdım, ilk gördüğümden beri müptelası olduğum yuvarlakları gözümün önündeydi. Sırtına öpücük kondurup tek hamlede içine girdim, elimle ensesinden bastırıp saçlarını avuçladım. Her bir sevişme bir diğerinden daha güzel olabilir miydi? Oluyordu, defalarca içinde gittim geldim, sıcaklığı beni delirtiyordu. Soluklarını dinledim, iniltisini takip ettim hazırdı. Daha hızlı, daha sert yatak hareketlerimizden sarsılıyordu. Ben biterken onu da bitirdim… Ter içinde kalmıştık, çarşafla göğsümün arasına biriken terleri sildim “Şimdi konuşabiliriz” Çarşafı elimden çekip vücuduna bastırdı “Ter içindeyim, bir duşun vardır herhalde” Kamaranın köşesinde ki kapıyı gösterdim “Bornoz dolapta” içeri girdi, yatağın çarşafını toplayıp yenisini serdim. O çıkar çıkmaz kısa bir duş yapıp diğer bornozu giydiğim gibi odaya döndüm. Kamarada yoktu, yüzerek bile olsa gidebilirdi, bu kadından her şeyi bekliyordum… Kıyafetlerini yerde görünce içim rahatladı. Dışarı çıktım, yatın ön tarafına gitmişti, yanına gidip belinden sarıldım, ellerini kollarımın üzerine koydu “Gerçekten gitmeliyim Oleg, sorumluluklarım var” “Kasabada niye beni uyandırmadan gittin” “Senin için yattığın kadınlardan ne farkım vardı?” “Farklı olduğunu hissetmeliydin, geçmişimle gurur duymuyorum. Bana neden izin verdiğini merak ediyorum dur dediğinde veya hayır dediğinde bırakırdım” “İçkiliydim” “Bahanen bu kadar mı?” “Ne söylememi istiyorsun, çekici bir adamsın, kadınlar konusunda uzmansın. Senden kaçmama rağmen dayanacak halim kalmadı içkinin verdiği rahatlıkla karşı koyamadım zaferlerine beni de ekledin. Şimdi sen söyle neden peşimdesin? ” “Seni istiyorum öyle veya böyle hayatına dâhil olmak niyetindeyim” “Onca kadından sonra bana takılmanın nedeni ne? Üç yıldan beri yatağından onlarca kadın geçmiştir ” “Geçmedi, senden sonra hiçbir kadın olmadı” “İnanamıyorum senin gibi cinselliğe alışık olan birinin üç yıldır kadınsız durması imkânsız” Kalçamla kalçasını biraz dürttüm “Durmadım seni hayal ederek onu avuttum” Ne demek istediğimi kıkırdamasından anladım, başımı başına yasladım “Ya sen Yüksel benden sonra hayatında erkek oldu mu?” Evet demesinden deli gibi korkuyordum “Hayır” deyince kollarımı biraz daha sıkılaştırdım tek beden gibiydik. “Seviştiğimiz de bakireydin değil mi?” Hafifçe başını salladı, bakir topraklara ilk kez ben dokunmuştum, ilk ihtirasını benimle yaşamış, seksin yakıcı hazlarını vücuduna ben salmıştım, içimde ki bencil erkek çok mutlu olmuştu “İlk erkeğin olmak fazlasıyla hoşuma gitti, son erkeğin olmam için ne yapmam gerekiyor” Aniden geri dönmesiyle dengemi kaybettim ikimiz birden denize düştük, bornoz suyu çekince ağırlaşıp dibe çekmeye başladı kemerini açıp kurtuldum, başım suyun üzerine çıkınca Yüksel’e baktım görünmüyordu, tekrar suya daldım kemerinin düğümünü açmaya çalışıyordu. Eteklerinden tuttuğum gibi bornozu başından çektim nihayet ikimizde denizin üstünde nefes alabiliyorduk. “ Teklifimin seni bu kadar şoka sokacağını bilseydim daha emin bir yerde söylerdim” Yatın merdivenlerinde duraksadı, ayağı kayıp tekrar denize düştü… Belinden yakaladım “Bundan sonra deniz sana yasak” “Ben böyle bir teklif beklemiyordum” Güverteye çıktık, havlu getirip güneşlenme kısmına serdim “Güneş var hemen kururuz” diyerek uzandım. Diğer havluyu bedenine sarıp oturdu “Böyle çırılçıplak durmak seni rahatsız etmiyor mu?” “Yalnızken çıplak dolaşmak hoşuma gider” Zamanla alışacaktı, içeri geçip şortumu giydim, kıyafetlerini makineye atıp kolsuz tişörtler den birini seçtim, soğuk meyve suyu hazırladım, oldukça düşünceli halde bıraktığım yerde oturuyordu. Elimde ki penyeyi uzatınca hemen üzerine geçirdi farkında olmadığı incecik kumaşın altında tüm vücudu gözlerime ziyafet oluyordu. Meyve suyunu verdim yudumladı, dilinin ucunu dışarı çıkararak dudaklarının üstünde kalan damlaları yaladı. O kadar masumdu ki yaptıklarının seksi çağrıştırdığını bilmiyordu, dayanamadım öpüşmekten kızarmış dudaklarının tadını emdim. “Oleg biraz rahat dursan” dese de öpücüklerime kayıtsız kalamadı, yine kendini bırakmaya başladığı an dudaklarını bırakıp boynuna indim. Tadımı damağında bırakmalıydım, beni istemeli, aklına geldiğim her an sevişmelerimizi özlemeliydi. Vücuduma doğru kıvrıldığı anda birden çekildim, şaşkınlıkla yüzüme baktı… “Kendini anlat, seni her yönünle tanımak istiyorum” “Bende seni tanımıyorum” “İlk öncelik her zaman kadınlarındır. Sen hayatımın bazı kısımlarını biliyorsun” “Ne öğrenmek istiyorsun” “Her şeyi, aileni, kötü, iyi, utanç verici, gizli saklı kalmış olan olayları, korkularını, başarılarını. Sen kimsin Yüksel !” “Beni marinaya götürmen gerek” Konuşmaya yanaşmıyordu, ne saklıyordu? “Mesleğini neden bıraktın?” “Suçluların peşinde koşmaktan, düzensiz mesai saatlerinden usandım… Nerdeyse otuz yaşındayım daha stressiz bir hayat istedim” “Spor salonu açmaya nasıl karar verdin” “Sporu seviyorum bu iş uzun süredir aklımdaydı.” “Kavaklı neden?” “Ben çocukken buralar oldukça bakir alanlardı. Ailemle pikniğe bazen de denize girmeye gelirdik. Babam ileride buraları çok değerlenir diyerek arazi aldı. Dediği gibi de oldu, babam ölünce satıp yaşadığım evi aldım” “Tek başına mı yaşıyorsun?” “Teyzemle birlikte yaşıyoruz, vakit çok geç oldu gitmeliyim Oleg” “Akşam iş çıkışı seni alırım” “Burada az çok tanınıyorum, tek başıma olduğumu biliyorlar. Ben sana gelirim…” Tekrar limana hareket ettim, yaklaştığımızda dümenle arama girip boynuma sarıldı, ilk kez kendi isteğiyle yaklaşmıştı. Başını göğsüme yasladı “Kötü başlangıç yapsak da seninle olduğuma bir an bile pişmanlık duymadım. O gece içkili değildim, bir şişe votkayı sen içtin, ben içermiş gibi yaptım.” “Yalancı, numaracı kadın” İtirafından mutlu olmuştum, burnunun üstünden öptüm… “İşte bunda çok haklısın, ben büyük bir yalancıyım, bugün İstanbul merkeze inmem gerekiyor, gece gelemeyebilirim. Yarın sabah bana çok güzel bir kahvaltı hazırla. Bavulumla geleceğim birlikte uzun bir geziye çıkalım olur mu?” “Çok sevinirim, gece gelmediğine üzüldüm. İstanbul’a birlikte gidelim iş yerimi görürsün” “Benim için geldin sanıyordum” “Senin için bu ülkeyi seçtim, sırf sana yakın olabilmek için. Veles şirketini kapattım, uzun hikâye gelince anlatırım” Boynuma sıkıca sarılıp dudaklarıma uzandı, zevkle karşıladım ikimizde birbirimizi yiyip bitiriyorduk. Memesini avuçladığım anda geri çekildi… “Devamı yarına, gerçekten çok geç kaldım” Güverteden gidişini seyrederken mutluydum, geçmişimi silmiştim bu kadın benim geleceğimdi… Kahretsin telefon numarasını almayı unutmuştum. ****
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD