
Holdingler zinciri sahibi olarak tanınan Poyraz Çakırbey, çok zeki bir iş adamıdır. Uzun boyu, keskin kara bakışları ve ultra yakışıklılığıyla genç kızların gözdesi olsa da piyasada bilinen bir diğer işinin mafyalık olduğunu bilen herkes ondan korkarak çekinir.Ünlü mafya babalarının oluşturduğu masanın lideri olan bu genç adam otuz dört yaşında olmasına rağmen babasına işkence edilerek kafasına sıkılan yaşta kalmıştı.Babasının yolundan gitmesinin tek sebebi de buydu. Onun katilini bulmak.
Yanındaki iki dostu ve binlerce adamıyla yıllarca namını büyüterek mafya babalarının bulunduğu masanın başına geçtiğinde her anlamda adaleti sağlaya bir adam olmaktan vazgeçmemişti. Bir yanı karanlıkken diğer yanı Türk Milli İstihbaratla çalışarak onlara yardım etmek oluyordu. Tabii belli başlı çıkarları karşısında.Milli istihbaratta ve hatta baba olarak gördüğü İlyas Haznedar'ın evine gitmesiyle hayatı alt üst olmaya başlıyor ve bela olarak gördüğü kızı yanında tutmaktan hatta evlenmekten başka bir çaresi kalmıyor.
Babasının katilini aramakla dolup taşan adam hayatının dönüm noktasıyla karşı karşıya kaldığında yüzünde hiç bir ifade yoktu. Lakin kalbi kulaklarında çınlayarak atmaya başlamıştı.
Bu karşı karşıya kaldığı kız, yıllarca haşır neşir olduğu, baba dediği adamın kızı Eflin Haznedar'dı.
Emekli Albay olmasına rağmen İstihbaratla çalışan İlyas Haznedar kızını öyle ustalıkla gizlemeyi başarmıştı ki her yerde gözü kulağı olan Poyraz Çakırbey'in bile haberi yoktu.
Güzeller güzeli genç kız masmavi gözleriyle adamın simsiyah gözlerine mıhlanarak olduğu yere çakılırken hız tutkusu olduğu aracından inip arkasını dönmüştü ki ne yapacağını bilemeden nefesini tuttu. Kendisine şaşkınlıkla bakan üç adamın yanından geçerken ise odaklandığı tek şey genzine dolan şu odunsu kokuydu.
Yemek sonrası Poyraz, iki dostu olan Nejat ve Doğan'ın yanından geçerek İlyas beyin yanına giderek bu gece neden geldikleriyle ilgili konuşmak için üst kata, yaşlı adamın çalışma odasına çıktılar.
İlyas bey tüm dikkatliliğiyle Poyraz'ı dinlemeye başladığında genç adam kendisine has sesiyle Ülkeye girecek olan hap dolu geminin hangi limanda, hangi saatte olacağının bilgilerini aktardı. Yaşlı adam teşkilata aktaracağı bu gizli bilgileri harfi harfine dinlerken geminin zengin bir doktora ait olduğunu ve bu geminin tur gemisi olarak ülkeye sokulacağını aklına not etti.
Teşkilatın amacı o adamken Çakırbey'in asıl planı onlarınki gibi değildi. O elbette adamı teşkilata ifşa edecekti fakat gemideki tonlarca hapı da görmezden gelmeyecekti.
Bunu İlyas Haznedar'a söylediğinde adam çok kararsız kalsa da Poyraz'a hak vererek elinden geleni yapacağını söyledi.
Onca hap ülkeye yayılmadan, gençleri, çocukları zehirlemeden imha edeceklerdi. O gece o çalışma odasında her ayrıntıyı konuşarak ayrıldıklarında evden çıkmak için hareketlendiler.
Doğan ve Nejat önden çıkarken Çakırbey mavi gözlerin manalı bakışlarından bir an önce kurtulmayı düşünerek hemen arkadaşlarının arkasından kendisini bahçeye attı.
Doğan, İlyas beyin bunca yıl kızını ustaca saklamasıyla ilgili konuşurken Nejat şaşkın sesiyle kızın aracına bakarak hem doktor oluşundan hemde böyle yarış arabası kullanmasından bahsediyordu.
Poyraz Çakırbey ise arkadaşlarını es geçerek hızlıca aracına ilerleyerek sağ kolu ve aynı zamanda şoförü olan Mahmut Ali'nin kapısını açmasıyla beklemeden siyah aracının arka koltuğunda yerini aldı. Ve saniyeler sonra ise lüks aracı korumalarıyla birlikte Haznedar'ların villasından çıkarak kendi malikanesine doğru yol aldı.
Ertesi gece tam da planlandığı gibiydi her şey. Nejat,Doğan Ve Poyraz Çakırbey kimsenin onları tanımasına müsade etmeyecek şekilde baştan aşağıya simsiyah giyinmiş küçük bir teknede kıyıya yanaşan gemiyi gözetliyorlardı.
Gece yarısına yaklaşan saatle hepsi birden üstlerindeki balıkçı yağmurlukları çıkararak yüzlerine kar maskelerini indirip serin suya daldılar.
Çevik vücutları seri halde büyük gemiye yüzerek halattan yukarıya tırmandılar. Herkes işini bilir bir şekilde koca gemiye dağılacakları esnada dışarıdan yükselen kavga sesleriyle Nejat ve Doğan'ın dudakları aynı anda kıvrıldı. Poyraz ise her zaman ki duygusuzluğuyla hareket ediyordu.
Bu kavga tam planladıkları gibi tıkır tıkır işlerken gemideki adamlar dışarıya akın etmeye başlamıştı.
Geminin en alt katına dikkatlice indiklerinde uyuşturucu kolilerini bulmanın rahatlığıyla hızlıca yanlarına yanaştılar.
Dışarıdaki sesler yavaştan kesilmeye başladığında onlarda işlerini halletmişlerdi. Bütün hap poşetleri kolilerden çıkarak denizle karışmış yok olmuştu.
Geldikleri yoldan geri inerek denize dalan adamlar kısa sürede tekneye vararak bedenlerini yukarı çektiler. Tam o esnada arkasını dönerek geminin hemen önünde oturan ikiliyi gören Poyraz Çakırbey beyninden vurulmuşa döndü.
Bu uyuşturucu başının yanındaki kız, İlyas Haznedar'ın kızıydı. Bu, o gökyüzünü gözlerine sunan kızın ta kendisiydi. Ve bu apaçık kendisine büyük bir ihanetti.
İhanetin bedeli ise Çakırbey'in lügatında fazlaca ağırdı.

