"Kızım nedir bu halin? Suratın kaç gündür sirke satıyor. E ev işi de halolmuş. Ne oldu her şey yoluna girmişken sen dağılmışsın?" diye makinalı tüfek gibi art arda sorularını sıralayan Semra'nın sesiyle Naz daldığı düşüncelerden sıyrıldı. Semra'yla birlikte iade kitapları sisteme giriyorlardı. Kütüphane bugün çok yoğundu. Naz, ilk kez buna minnettardı. En azından düşünmemek için kafasını meşgul ediyordu ya da O, öyle sanıyordu. Vicdan azabı çekiyordu. Hem de öyle böyle değil. Rahmetli babasının, o daha çocukken öğrettiği değerlerin hepsini çiğnemişti. Özellikle 'kul hakkı' der, annesini de Naz'ı da daha o yaşta bile uyarırdı. Tüm bu düşüncelerle biten stajdan sonra Semra'yla vedalaşıp yorgunlukla arabasına bindi. Karakoldan döndükleri geceden sonra Han'dan özür dilemek için iki kez hol

