6.Bölüm- (Seni Seviyorum)

2556 Words
Efe beni daha da sıkı sarıp tekrar oturttu sonra da... "Kalkma böyle kal" dediğinde sesindeki yumuşak ve içten ton beni şok etse de böyle kalamazdım "Ne alaka, hangi sıfatla böyle kalacağım" deyip üstünden kalktığımda gene sinirlenmişti zaten hep sinirliydi. Bu hareketim üzerine dirseklerini diz kapaklarına koyup "Git üstünü değiştir de yemek yiyelim" dedi. Sanki ortada hiçbir şey yokmuş gibi davranıyordu. Bundan dolayı da tavırlı bir sesle "Tokum ben" dedim ve kafamı başka yöne çevirdim. "Tamam sen yeme otur burada zaten söz dinlesen ölürsün demi" deyip mutfağa gitti. Arkasından "Ölürüm" diye bağırıp kollarımı birleştirdim ve sinirle koltuğa daha da sindim. Birkaç dakika sonra efe elinde iki tane kocaman sandviçle yanıma oturdu ve birini bana uzatıp "Al ye" dedi gene emir vermişti ve bu ciddi anlamda sinirlerimi bozuyordu. Hışımla ona döndüm ve yüksek sesle, üstüne bastıra bastıra "Yemeyeceğim dedim hem sen ne hakla bana emir veriyorsun" dedim. Efe biraz düşündükten sonra bana döndü ve "Özür dilerim farkında değilim emir verdiğimin. Alışmışım herkesle böyle konuşmaya ama senle böyle konuşmamalıyım haklısın. Biliyorum dik başlısın ve söz dinlemiyorsun ama beni kırmaz ve bunları yersen çok mutlu olurum. Ayrıca tekrardan özür dilerim her şey için" dediğinde artık bir düşünce sistemim ve mantığım yoktu. Bu adamın iki kişiliği falan mı var acaba diye düşünürken Efe'nin sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. "Kafanı çok karıştırdım biliyorum Mira. Kim bu adam diyorsun ama benim duvarlarım aslında daha serttir, bu sana kendimi gösterdiğim halim. Bu yüzümü kimse bilmez, hatta annem bile bilmez benim böyle biri olduğumu. Kime sorsan aksi, sinirli ve çapkın der hatta yılda bir kere güldüğümü iddia edenler bile var" deyip o dünya üstü gülümsemesini bahşetti bana. Yalan yok özlemiştim gülüşünü. Ben Efe'ye dalınca normal olarak da bana göre normal elimdeki sandviçi yere düşürmüştüm ve anın büyüsü kaybolmuştu. Efenin kahkaha sesiyle kafamı yerden kaldırıp ona baktım. O kadar çok gülüyordu ki şok olmuştum. Şu an fark etmiştim de gülmek ne güzel şeydi ya. Ben bugün ne de çok şey fark etmiştim Efe'nin sayesinde. Aradan bir beş dakika geçmesine rağmen Efe hala yüzüme bakıp gülüyordu ve bu hali artık beni sinir etmeye başlamıştı, o an Efe birden cebinden telefonunu çıkarıp fotoğrafımı çektiğinde önce şoktan tepki veremesem de durumu idrak edince hızla üzerine doğru atıldım ve telefona doğru uzanıp "Ver şunu" dedim ama o hala bana gülmekle meşguldü. "Hayır" dedi zar zor kelimeleri toparlayıp "Çocuk musun Efe verir misin, lütfen" derken lütfen kısmını dudaklarımı öne doğru çıkarıp küçük çocuk gibi bakarak ve de uzatarak söylemiştim. Birden yüzündeki gülümsemesi gidip ciddileşince bu ciddiliğin nedenini bilmediğimden küçük çaplı şok yaşasam da o boncuk boncuk kahverengi gözleri simsiyah olduğunda durumu anlamıştım. O an duyduğum şeyler ise kanımdan emin olmuştum. "Öyle yapma mira, dayanamayıp öpebilirim" dediğimde hareketimin yanlış olduğunu şu an fark etmiştim. Yaptığımdan pişman olsam da artık iş işten geçmişti. "İnsan sevdiğini öpermiş Efe Ataman, sen beni öpemezsin" dediğimde o da tabi ki de hemen yapıştırdı cevabı, bir lafın da altında kal be adam diye hayıflanırken o an duyduklarımla birden gözlerim fal taşı gibi açıldı ve düşüncelerim bile duraksamaya uğradı. "Seni seviyorum ama bak şimdiye kadar hiç öpmedim yani insan sevdiğini öpmezmiş demi saf" dediğinde zor dayanmıştım bide üstüne burnumu eliyle sıktığında artık beynim ciddi anlamda EROR vermişti. "Be..been anlamadım” dediğimde Efe gülümsedi ve "Neresini anlamadın seni seviyorum dedim işte” dediğinde "Benimle dalga mı geçiyorsun hem saf falan da diyorsun sen beni salak mı sandın hatta sen bana galiba salak dedin" dediğimde "Dalga geçmiyorum çok ciddiyim bu konunun ne şakası ne de dalgası olur, ben seni ilk gördüğüm günden beri seviyorum. Hem hangi kelimemden çıkardın sana salak dediğimi" dediğinde efenin söyledikleriyle istemsizce yüzümde bir gülümseme oluştu sonra bana salak dediği aklıma gelince gülümsemem kayboldu ve ifadesiz bir suratla gözlerine bakıp "Bana saf dedin ya işte oradan çıkardım" dediğimde "Ne alaka Mira, saf sadece salak anlamında mı kullanılır" dediğinde "Evet ben sadece o anlamda kullanırım" dedim. Bu sözümle yanağıma elini koydu. Eli yanağımdayken baş parmağıyla hafif hafif yanağımı okşadı ve "Benim saf, temiz, masum, sevgilim" dediğinde koca cümleden sevgilim kelimesini cımbızlamıştım. Efe'ye soru dolu gözlerle baktım ve "Biz sevgili değiliz ki" dedim. "Evet sevgili değiliz" dediğinde "Evet biz sevgili değiliz çünkü biz evliyiz" dedi. Sözlerine şu an karşı çıkmam gerekse de bir anlık boşluğumdan yararlanan kalbim anında yüzümün aydınlanmasını sağlamıştı. Şu an ne kadar yüzümü saklamaya çalışsam da pek başarılı değildim doğrusu. "Biliyoruz onu ama biz kâğıt üstünde evliyiz yani gerçekten evli değiliz bu yüzden de bana sevgilim diyemezsin hem biz hiçbir şeyiz" dediğimde kaşlarını tek kaş olana kadar çattı ve beni yan tarafına doğru fırlattı. Tam da şu an bir şey daha fark etmiştim ama keşke bunu fark etmeseydim. Şöyle bir durum vardı ki ben sabahtan beri Efe'nin resmen üstündeydim. Telefona uzanayım derken üstüne düşmüştüm galiba ve o da benim ağırlığımdan dolayı koltuğa düşmüştü anladığım kadarıyla ama ben bunun farkında bile değildim ta ki şu ana kadar. İşte şimdi çok utanmıştım ve kıpkırmızı olmuştum. Bu kafayla telefonu hiç de umursayamazdım onu sonra halledebileceğimi düşünüp bir kenara attım zaten Efe şu an baya bir sinirliydi. Ben düşüncelerimle boğuşurken yüzüme değen ellerle o yöne döndüm ve dönmemle dudaklarımda yoğun bir baskı hissettim. Bu şu an oluyor muydu yoksa rüya mıydı? Efe'yle galiba öpüşüyorduk daha doğrusu o küçük küçük birkaç öpücük konduruyordu. O anki şokla başta tepki veremesem de hızla kendimi toparladım ve tam içecekken Efe yavaşça çekildi. Zaten o kadar hafif ve yavaş öpmüştü ki başta öpüp öpmediğinden emin olamamıştım. Efe'nin çekilmesiyle benim gözlerimi açmam bir oldu. Tabi açmamla kapatmamın da bir olduğu gibi. Utancımdan nasıl açacaktım ki zaten. Birden yanağımda hissettiğim ellerle ve duyduğum sözlerle yavaşça gözlerimi açtım. "Özür dilerim canını mı yaktım" dediğinde sözlerine pek anlam veremesem de Efe'nin gözlerimin altını silmesiyle hissettiğim ıslaklık ile ağladığımı fark ettim ama neden ağlamıştım ki derken bu düşünceyi bir kenara bırakıp utançla Efe'ye baktığımda Efe'nin gözlerinde ilk kez bir duygu bu kadar yoğundu o da pişmanlık. Aslında kötü bir şey yapmamıştı ki suç bendeydi. Suç benim dengesizliğimde. "Niyetim canını yakmak değildi zaten bundan dolayı hep kaçtım ya senden. Ben kötü bir adamım, sana açıldığım gün canını yaktım. Daha ilk dakikadan ağlattım seni. Çok özür dilerim" dediğinde şokla ona baktım nasıl yani benden özür mü diliyordu şimdi? Tamam hakkını yemeyelim geldiğimizden beri çok kibardı yani çoğunlukla kibardı ama zaten ben unuttum o anları derken birden kafamı kaldırdım ve yüzüne baktım bana bakmıyordu kafasını sadece dizlerime koymuş ellerimi tutmuş bir şekilde söyleniyordu. Onun kendini suçlamasına dayanamadım ve "Neden ağladığımı bilmiyorum canımı yakmadın, senin bir suçun yok" dediğimde ağzımdan çıkanlara en az bende onun kadar şaşkındım. Kafasını kaldırmadığını fark edince ben kaldırması için ellerimle destek veren ama o geri eğip "Sana bakmaya yüzüm yok anlaşılan benle öpüşmek istemiyordun ve beni de sevmiyorsun hatta iğrensen haklısın derim. Ben bile kendimi sevmiyorum sevmek için bir sebep bulamıyorum" dediğinde galiba deli cesareti gelmiş olmalı ki "Seni sevmemek elde değil ki" deyiverdim tek nefeste. Sonradan ne dediğimi fark edince gene yerin dibindeki süitime doğru yola koyuldum zaten Bugünden sonra bir daha zor toparlardım galiba. Kalbim ise son birkaç turunu atıyor gibi bir haldeydi. Şu an cidden çok utanmıştım. Başımı iyice aşağı eğdim ama Efe hemen elini çeneme koydu ve kafamı kaldırmaya çalıştı. Çalıştı diyorum çünkü san gücümle direndim çünkü şu an yüzüne bakmaya yüzüm yoktu. Efe sonunda pek ettiğinde kurtuldum sanmıştım ama bu sefer Efe elini belime koyarak beni kendine çekti ve başımı göğsüne yatırıp "Benim saf sevgilim ne de güzel utanıyormuş. Sırf şu utanma şeklin için bile bin kişi âşık olabilir sana ama sen benimsin" dediğinde bir yanım çok mutlu olmuş bir Yanımda çok fena utanmıştı. Benim başımı gömmemle efenin saçlarımı okşaması bir olmuştu. "Çok güzelsin Miram, çok masumsun ve galiba senin bu hallerine aşığım" dediğinde "Beni daha önce hiç böyle görmedin ki" dedim. Duyduğu cümle ile birden paniğe giren Efe düşüncelerimi desteklese de bunu göz ardı etmeye çalışarak onu dinlemeye çalıştım. "Anlatacağım sevgilim ama bugün değil, geç oldu hadi yatalım" deyip ayağa kalkarken kolundan tuttum "Efe bunun sonrası olmaz hem korkudan hem de meraktan uyuyamam ben" dediğimde tekrar yanıma oturdu "Ben saçının teline kıyamam merak etme bir şey yok, yarın ayrıntılı anlatırım. Hadi güzelim" dediğinde istemsizce içimde bir güven oluşmuştu. Odaya çıktığımızda büyük bir şok yaşadım çünkü yatak çift kişilikti ve hatırladığım kadarıyla burada bir tane oda vardı. Biraz korku biraz da kızgınlıkla efeye döndüğümde suratım nasıl bir haldeyse anlamış olacak ki hemen açıklamaya koyuldu "Aklına yanlış bir şey gelmesin evliyiz ama sana asla dokunmam ta ki karım olduğunu kabul edene kadar bende isterdim burada beraber yatıp uyumayı ama ben aşağıda yatacağım sen burada yatabilirsin" dedi eliyle bavulu işaret edip "Bu bavul senin, içinde kıyafetlerin var. Geçen geldiğimizde getirtmiştim burada kalalım diye ama olmadı işte" dediğinde birden yüzünü bir hüzün kapladı ama hızla kendini topladı ve gülümseyerek "Neyse bugüne kısmetmiş" deyip ciddileşti sonrada ekledi "Rahat ol sabah geç kalkarım ben galiba, çok yorgunum erken uyanırsan beni uyandır " dediğinde bende onu başımla onayladım ve çarşafını, yastığını ve yorganını alıp odadan çıktı. Efenin odadan çıkmasıyla bende üzerimdekilerden kurtulup rahatladım ve yatağa girdim. Şuan resmen iki haftadır tanıdığım adama deli gibi aşık olmuştum. Aslında ben çok aklı başında, genelde mantığıyla hareket eden birisiydim çünkü annem bana böyle öğretmişti. O an aklıma gelen annemle bugünün son şokunu yaşamak umuduyla beynimden gelen dumanları söndürmeye çalıştım. Ailem bu duruma ne diyecekti. Daha önemlisi ben bu durumu nasıl açıklayacaktım. Karşılarına geçip ben bu adamla evliyim ve beraberiz diyemezdim ya. Valla bu sefer kesin beni evlatlıktan reddederlerdi. Ben efeyle olamazdım ve bunu yol yakınken efeye söylemeliydim. Hatta şimdi söylemeliyim düşüncesi ile hızla aşağı indiğimde onun bu kadar hızlı uyuyacağını hiç düşünmemiştim. Efe'yi görmemle gelen bastıramadığım ağlama isteğime karşı durmadım ve tek tek döküldü gözyaşlarım. Ona daha yakın olmak için başucuna oturdum ve kolunun üstüne başımı koyup ağlamaya başladım. Ben içli içli ağlarken Efe uyanmıştı galiba çünkü şuan saçlarımda bir el geziniyor ve yavaş yavaş okşuyordu. Başımı kaldırdığımda Efe'yle göz göze gelmiştik ve bu daha çok ağlamama sebep olmuştu. Efe beni kucağına aldı ve odaya çıkardı. Odaya geldiğimizde beni yatağa bırakıp yatağın üstünde unuttuğum pijamamın üstünü oradan alıp yavaşça giydirdi. Utansam da şuan içimdeki acı utanmama engel oluyordu. gözyaşlarım gittikçe artarken efe beni sakince göğsüne yatırdı ve sakinleşmem için saçlarımı okşamaya başladı. Aradan dakikalar geçti ve benim ağlamam durdu ama efe hala saçlarımı okşuyordu. Bugünkü halime hiç şaşırmamış hatta bunu bekliyormuş gibi gayet sakin hareket etmişti. Efe'nin kişiliğine bu sükûnet fazlaydı. Ben Şu anki durumumuzu analiz ederken Efe söze başladı "Sakin ol sevgilim aklına ne geldi kim geldi bilmiyorum ama sakin ol seni öyle görünce içim parçalandı" dediğinde anlamsızca yüzüne baktığımda az önceki soğuk kanlı adam gitmişti de sanki yerine başladı gelmişti. Gözleri hafif kanlı ve doluydu sanki kapatsa bir damla süzülecek gibiydi o şahadeti andıran yüzüne "Nasıl bu kadar sakin kalabildin" dediğimde içimdeki merak duygusunu maalesef ki bastıramamamın acizliğini yaşıyordum "Ben sadece seni sakinleştirmeye ve güçlü olmanı sağlamaya çalıştım. Konuyu bilmiyorum ama gözlerindeki özlem ve endişeyi gördüm. Ne zaman endişelensen gözlerini kocaman açıyordun ve ne zaman özlesen o yemyeşil gözlerin koyu kahverengi oluyordu. İşte bu yüzden sormak yerine yanında oldum" dediğinde gözlerim kocaman açılmıştı ama bu sefer ki şoktan. Karşımdaki adam beni benden daha iyi tanıyordu ama nasıl? Aklımdaki sorularla ve büyük bir merakla Efe'ye baktığımda saçlarıma bir öpücük kondurdu ve "Her şeyi anlatacağım sevgilim şimdi uyu gözlerinden uyku akıyor." dediğinde esnememle uykumun ne derece olduğunu uykum olduğunu anlamıştım. Bu yüzden de üstelemeden kafamı tekrar göğsüne koydum ve kendimi uykunun kollarına teslim ettim. Onun mis kokusuna ve güçlü kollarına teslim ettim. Uyandığımda hala efenin göğsünde yatıyordum ve ilk kez bu kadar akıllı uyumuştum. Yani bugün uyuduğum gibi kalkmıştım. Efe'yi uyandırmamaya dikkat ederek yataktan çıktım. Aşağı inip mutfağa doğru yöneldiğimde hiç beklemediğim bir şey ile karşı karşıya kalmıştım. Hiç kullanılmayan evin buzdolabı ağzına kadar doluydu. Karşımdaki manzaraya dayanarak burada uzun bir süre kalacağız kanısına vardım ve hızla kahvaltı hazırlamaya koyuldum. Krep, omlet gibi şeyler yaptım ve Efeyi uyandırmak için yukarı çıktım ama yatak boştu. Onun nereye gidebileceğini düşünürken banyonun kapısı açıldı ve efe belinde bir havluyla banyodan çıktığında refleks olarak anında çığlık atıp arkamı döndüğümde gene Efe'yi kahkahalara boğmuştum "Sakin ol güzelim bir şey yok" dediğinde gözlerimi devirdim ve sinirle "Nasıl yok ya her şey ortada kör müsün çıplaksın" dediğimde "Tam olarak değilim aslında ama istersen soyunurum" demişti Efe'de sesindeki elle tutulur cinsten alayla "Saçmalama Efe ben öyle bir şey demedim" diyerek hızlıca aşağıya inecektim ki halıya ayağım takıldı. Tam merdivenlerden yuvalanıyordum belimde bir el hissettim "Yavaş güzelim kendini sakatlayacaksın" dedi, daha sonra da beni kendine çevirip sarıldı. Tabi ki bende hemen ona sarıldım. Birkaç dakika sonra sarılmamız bitince birbirimizden ayrıldık. Efe şükür ki üstünü giyinmişti. Beraberce el ele aşağıya indiğimizde Efe sofrayı görür görmez bir ıslık çaldı ve "Vayyy be benim hamarat hatunum" dedi. Ben gene cümleden tek kelimeyi cımbızlamıştım o da hatunum. Hatunum benim en içten bulduğum ve en çok beğendiğim sevgi sözcüğüydü ve Efe bunu şu an kullanmıştı. Onun her hareketiyle içimdeki sevgi artarken ondan ayrılma ihtimalimin olması beni gene ağlama krizine itiyordu ama şu anki ortamı bozmamak için kendimi tuttum ve düşünmemeye çalışarak Efe'ye yoğunlaştım. Tabi ki de Efe çoktan yemeğe başlamıştı. Ben ise karşısında oturmuş şokla onu izliyordum. Yokluğumu yeni fark etmiş olacak ki bana döndü ve "Gelsene hadi ne dikiliyorsun orda" dediğinde başımı olumlu anlamda salladım ve ilerleyip masaya oturdum. Bir saatlik bir kahvaltı serüveni sonunda Efe karnını ovuşturarak arkasına yaslandı ve "Ellerine sağlık güzelim. Doyduysan bavulunu topla ve üstüne rahat bir şeyler giy" dediğinde soru dolu gözlerimi ona dikip "Neden" dediğimde meraklı halime bakıp güldü ve "Soru sorma lütfen sadece bana güven" dedi ve alnıma bir öpücük kondurup beni masadan kaldırdı. Gözleriyle yukarı işaret edip "Hadi hazırlan" dedi. Ne kadar merak etsem de söylemeyeceğini bildiğim için yavaşça yukarı çıktım ve valizleri kıyafetlerden hem şık hem rahat bir kombin yapmaya çalıştım. Üstüme Kiremit rengi bir pantolon ve beyaz ve kiremit çizgileri olan askılı bir bluz giydim ve ipli sandaletlerimle kombinimi tamamlayıp. Üstümü giyindikten sonra hızla saçıma şekil verdim ve hafif bir makyaj yapıp valizim ile yatağı topladım. Her şey tamam olunca hızla aşağı indim. Efe kapının önündeki koltuğa oturmuş dışarı bakıyordu. Bana rahat giyin diyen adam spor bir takım giymişti. Tamam spor bir takım olabilirdi ama gene de pek rahat değildir galiba ama şimdi şöyle de bir gerçek vardı ki. Ona takım çok yakışıyordu. Ben onu izlerken Efe geldiğimi fark etmiş olacak ki kafasını benden tarafa çevirdi ve "Sonunda indin Miram. Şurada seni beklerken adeta bir yaş yaşlandım" dediğinde istemsizce güldüm. Bu yaşta yaşlansa ne olacaktı ki "Daha gençsin" dedim. Bu sözüme ise o gülmüştü. "Ben mi gencim güzelim, Saçmalama. Bir sene sonra yolun yarısı olacak. Yaş olmuş 29 daha gençsin diyor" dediğinde adeta şok olmuştum. Efe'yle ilgili birçok şeyi biliyordum belki ama yaşını kimse söylememişti bende kimseye sormamıştım. O an ki şokla "Nasıl yani" deyivermiştim. "Bilmiyor muydun" dedi. "Hayır" dedim. "Sıkıntı olur mu senin için" dedi sesindeki endişe apaçık ortadaydı. Yaşa takılacak birisi değildim fakat bu yaş biraz fazlaydı ondan da hiç düşünmeden "Bilmiyorum" dedim. Suratımdaki şaşkın ve birazda düşünceli bir ifadeyle. Bu sözüm ile Efe yanıma geldi ve ellerimi tutup "İnşallah olmaz çünkü seni asla bırakmam" dedi ve bir elimi bırakıp diğerini sımsıkı tuttu ve torpidodaki montlarımı alıp evden çıktı tabi ki normal olarak beni de arkasından çıkardı. İkimizde evden çıktığımızda kapıyı kilitledi ve tekrar elimi tutup arabaya doğru ilerledi. İkimizde arabaya yerleştiğimizde yavaşça yola koyulduk. "Nereye gidiyoruz" diye bir soru atıvermiştim ortaya. Sorumla Efe'nin yüzünde hafif bir sırıtış belirdi ve "Biraz sabret güzelim” dedi "Söyle lütfen" dediğimde gene Efe'den ses çıkmamıştı. Ben tavır alınca elini omzuma koydu ve "Çok güzel bir yere" dedi "Nereye" dediğimde Efe gözlerini devirdi ve "Birlikte bir hayat kurmaya" deyip gazı kökledi...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD