"Bu bir anda nerden çıktı. Hem hiçbir şeyin değilsem neden geçen öyle dedin" dediğimde bana yaklaştı ve
"Çünkü... çünkü ben... ben... öyle demek istedim” dedi ukala bir tavırla. Gene sinirlerimi tepeme çıkarmış, gene beni gıcık etmişti. Zaten hep böyle yapıyordu. Sürekli benimle didişiyor. Benim hiç normal bir şekilde konuşmuyordu. Ne hissettiğim ne düşündüğüm ya da üzülüp üzülmediğim onun için hep önemsizdi ama sağlamlık bende şurada daha toplasan bir saatlik Nil'e muhabbetimin olmadığı adam beni neden umursasın ki zaten.
Bundan dolayı onu umursamamaya çalıştım ve
"Tamam o zaman, neden buraya getirdin" dediğimde birden ayağa kalktı, karşıdaki dolaba yönelip içinden en az on tane dosya çıkardı ve getirip önüme koydu sonra da ekledi
"Türkiye’ye gidiyoruz kesin dönüş yapacağım" dediğinde gene istemsizce gözlerimi devirmiştim. Acaba bundan banane ki. Yüzüne soru dolu gözlerle baktım ve
"Tamam da bundan banane, sen git ben gelmiyorum" dedim fakat cümlemin bitmesi ile şok olmam bir olmuştu. Oysa o kadar sene ülkeme dönmek için uğraşmıştım ama bir an ona böyle demek daha mantıklı gelmişti. Hadi Allahtan hayırlısı diyerek sözümün arkasında durdum. Bu sözüm ile Efe küplere binmiş olacak ki
"Nasıl gelmiyorum" diye adeta kükredi. Tabi ki de kaşları çatık elleri yumruk halindeydi. Bu adam her sinirlendiğinde aynı şekle giriyordu. Zaten sakin olduğu bir zaman yoktu ama neyse.
Bu haline karşı tepkisiz bir suratla ona baktım ve
"Baya gelmiyorum. Sen oturma iznimi çıkar ve git hatta gitmeden de boş.. b.. boşanalım" dediğimde adeta boğazıma bir yumru oturmuştu. Bu kelimeyi söylemek neden bu kadar zor olmuştu ki.
O an istemsizce omuzlarıma bir yük bindi ve içimi hüzün kapladı. O an Efe'ye baktığımda aynı hüzün onda da var gibiydi ama onun kendini toplamadı uzun sürmedi ve yapıştırdı cevabı
"Haklısın boşanalım bende rahatlayayım sen evdeyken eve kız falan atamıyorum" dediğinde bugün ki son yıkılışımı da yaşamıştım. Evet Efenin çapkın olduğunu biliyordum ama gece hayatı da mı vardı? Hadi vardı bu rahatlık nerden geliyordu da patadanak söyleyebiliyordu.
Tabi ki de ona bu konuda hiçbir şey diyemezdim; gençti, bekardı, yakışıklıydı ve bu en önemlisi zengindi. İsterse kendine kadın bile satın alabilirdi çünkü burada işler böyle yürüyordu. Bundan dolayı da sessiz kaldım ve üzüntümü saklayarak dişe diş taktiğini uyguladım
"Haklısın sende bende rahatlarız bir an önce boşanalım" dedim. Kaşları daha da çok çatışırken hızla eline telefonu aldı ve avukatını aradı
"Hemen şimdi boşanma davası açıyorsunuz Volkan Bey ve bir haftaya kalmadan eşimle boşanıyorum" dediğinde her sözü tükürür gibi söylemişti. Şu an ki sinirinin yanında diğerleri pamuk kalırdı.
Telefonu kapatınca hızlıca kolumdan tuttu ve beni evden çıkarıp arabanın ön koltuğuna resmen fırlattı. Maalesef ki Ona karşı koyamıyordum 90 kilo hayvan gibi bir adamdı. Neredeyse iki katımdı. Bu yüzden de elimden hiçbir şey gelmiyordu.
Beni fırlatıp kapıyı kapattıktan sonra o da hızlıca arabaya bindi ve bir saatte geldiğimiz yolu yarım saatte gittik.
Eve gelince hızlıca indi ve beni beklemeden aynı hızla içeri girdi. Arkasından bende indim ve eve geçtim odaya baktığımda yoktu. O zaman neredeydi bu adam. Evden çıkmamıştı çünkü... derken araba sesini duymamla hızla cama ilerledim. Üstünü değiştirmiş saniyeler içinde çıkmıştı evden ve gece saat 02:40dı.
Şu saatte nereye gidiyordu acaba, daha doğrusu kimin koynuna gidiyordu diye düşünürken birden bu iğrenç ve pis düşünceden çıktım çünkü düşünmek bile beni çok zorluyordu.
Hızlıca üstümdekilerden kurtuldum ve yatağa girip uyumaya çalıştım ama şu durumda bu pek mümkün gözükmüyordu. Efeyi düşünmekten uyuyamıyordum. Sıfır uykuyla sabahı ettiğimde hızla bir duş aldım ve üstümü giyindim. Ayakkabılarımı da giyip çantamı da elime aldım ve hızla aşağı indim. Aşağı indiğimde herkes salondaydı. Efede gelmişti ama yüzüme bile bakmıyordu. Zaten uykusuzdum bide efe böyle davranınca iyice kötü olmuştum. Bundan dolayı da herkese günaydın deyip kahvaltıyı beklemeden çıktım. Şirkete vardığımda ise kimseye bakmadan direk odama ilerledim ve masamın üzerinde bıraktığım projelerle uğraşmaya başladım.
Kafamı kaldırdığımda iki üç saatin geçtiğini anlamam uzun sürmedi. Nasıl daldıysam zamanın farkında bile değildim tam ayarlanacakken odamın kapısı bir hışımla açıldı ve Efe birden odama daldı. Gözlerindeki öfke beni daha da bitirirken elindeki inçe dosyayı önüme fırlattı ve sert sesiyle
"İmzala şunu” diye emretti. Rica etmesini beklemiyordum. Kısa sürede tanımıştım onu ama bu kadarı da fazlaydı. Tam çıkışmak için kafamı kaldırmıştım ki. Gözlerindeki öfke beni yerime geri sindirdi. Ne yaşan söyleyeyim korkmuştum hem de çok korkmuştum. Bundan dolayı da ses etmedim ve
"Bu ne" dedim umursamaz bir tavırla, bu halim sinirine sinir katarken tekrar konuştu daha doğrusu kükredi
"Boşanma celbi imzala hadi" dediğinde önümdeki dosyayı açıp okuyormuş gibi yaptım ve sonra da imzaladım ama imzalarken ki acımın tarif yoktu. Gerçi bu acımın sebebi de yoktu ama neyse. Her şeyi bir kenara bırakmak istiyordum şu aralar çünkü düşündükçe daha da büyük bir çıkmaza giriyordum. Efe çok karmaşık ve çok değişik bir adamdı ve omu çözmek imkânsız gibi bir şeydi.
Gene düşüncelerimi bir kenara bıraktım ve işime kaldığım yerden devam ettim.
Bir Hafta Sonra...
Aradan bir hafta geçmişti ve boşanma günü gelip çatmıştı. Bu bir haftada ne oldu derseniz hiçbir şey olmadı yani Efe'yle benim aramda hiçbir şey olmadı. Efe bir hafta boyunca hiç eve gelmedi sadece arada kıyafetlerini değiştirmek için uğruyordu sonrada hemen geri çıkıyordu. Eve geldiği kısacık zaman diliminde de benden köşe bucak kaçıyor, görse de yüzüme bile bakmıyordu.
Kendimce geçirdiğim bir haftanın analizini yaparken bir yandan da boşanmanın gerçekleşeceği mahkemeye doğru ilerliyordum. Mahkemeye geldiğimde arabamı park ettim ve hızla inip avukatımın yanına doğru ilerledim. Karşımda efeyi gördüğümde tabi ki de şaşırmamıştım beni şaşırtan yüzüme bakması olmuştu. Günler hatta haftalar sonra ilk kez yüzüme bakıyordu hatta göz göze geldiğimizde öylece kalakalmıştık. Bu halimize daha fazla kalbimin dayanamayacağını anladığımda gözlerimi istemeyerek ondan çektim ve yanına doğru ilerledim.
"Sonunda kurtuluyorsun benden mutlu musun" dediğinde ne kadar içimden 'şuan dokunsan ağlarım' demek geçse de kendimden taviz vermedim ve
"Evet tabii ki de mutluyum" dedim ve yüzüme güzel bir şekil vermeye çalıştım, olduğu kadar artık
"Sen mutlu değil misin" dedim meraklı gözükmemeye çalışarak. Bu sorum ile sırıttı ve
"Hem de çok mutluyum" dedi benim gibi yapmacık bir tavırla
"Sevindim ne güzel bende rahatladım adeta boşanınca tamamen özgür bir kişi olacağım" dediğimde soru dolu gözlerle bana baktı ve
"Ne özgüriyeti" dedi anlaşılan gene sinirlenmişti ve sinirlenince çok daha karizmatik oluyordu, bu haliyle dudaklarına yapışasım geliyordu adeta. Bir saniye ben ne demiştim. Tamam kimse duymadı ama neden bir anda böyle düşünmüştüm ki derken beynimdeki tilkiler birden konuşmaya başladı
'Sen bu adama aşık mısın ki mira' diyen tilkilerim ile bir anda kafam karışmıştı. Biraz düşündüm olabilir miydi böyle bir şey. Onu sevmemeliyim ondan nefret etmeliyim diye düşünürken galiba bu ayarı kaçırmış ve bunu fark etmek için geç kalmıştım. Galiba benim nefret sandığım şey o şeydi, korktuğum şey başıma gelmişti. Ben bu adamı kıskanıyordum, benden gideceğini düşündükçe kalbim çok acıyordu çünkü ben bu adama aşıktım ama neden bu kadar hızlı âşık olmuştum. Anlam veremiyordum.
Düşünmeye başladığımda tüm taşlar yerine oturmuştu. Tabi ya çocukluğumdan beri bir adam hayali kurmuştum ve Efe buna bire bir uyuyordu. Hayallerimdeki adama bire bir uyuyordu bundan dolayı da ona âşık olmuştum özellikle de sert tavırları beni çekiyordu. Peki ya SALAK MİRA bu şimdi mi fark edilir diye kendime kızarken aklıma gelenlerle hızla toparlandım. Şu an asla açık veremezdim beni zerre kadar sevmeyen bir adama aşık olduğumu fark ettirip gururumu ayaklar altına alamazdım. Bundan dolayı kendimi toparladım ve
"Yani sen olmayınca daha doğrusu soyadın olmayınca bende rahatlarım" dedim. Bunun üzerine Efe derin bir ohhh çekip bana döndü ve
"Haaa haklısın ATAMAN soyadını taşımak zordur" dediğinde bende ona sırıttım ve
"Alakası yok, evliyim yani herkes öyle biliyor. Ondan da kimse girmedi yıllardır hayatıma" dediğimde cümlemi bitirmeme izin vermeden konuştu
"Bundan sonra da girmeyecek" dedi ve beni kolumdan tutup mahkemenin bahçesine çıkardı ve arabaya doğru sürüklemeye başladı. Gene onun karşısında çaresizsin kaç kez kurulmalı denememde işe yaramamıştı. O an arkamızdan duyduğumuz seslerle arkamıza döndüğümüzde avukatlarımızda bizim peşimizdelerdi. Efe o anda durdu ve avukatlarımıza doğru göz ucuyla bakıp
"Dava falan yok iptal edin, vazgeçtik " deyip beni arabaya sürükleyip arabaya bindirdikten sonra kendi de hızla arabaya bindi ve yola koyulduk.
Yol boyunca milyonlarca soru sorsam da hiçbirine itinayla cevap vermedi. Galiba bende sonra yorulup sinirimden uyudum çünkü sonrasını hatırlamıyorum.
Gözümü açtığımda gene o eve gittiğimizi anlamam uzun sürmedi. Efe'ye baktığımda aynı şekilde araba sürmeye devam ediyordu acaba ne kadar uyudum ki diye düşünürken Efe'ye döndüm ve
"Gene mi aynı eve gidiyoruz" dedim tabii ki de cevap vermedi. Bunu umursamayarak yolu seyretmeye devam ettim. Bu sırada zaman geçmiş biz gene aynı cam eve gelmiştik. Araba durunca Efe arabadan indi ve hiç beklemediğim bir şey yapıp benim olduğum tarafa gelip inmem için kapımı. Tabi ki bu nezaket karşısında ağzım açık kalırken bende ses etmeden indim. Ardından da eve doğru yürüdük. Tam kapıya geldiğimizde beni belimden tutup birden kucağına aldığında küçük çaplı bir çığlık atsam da ne olduğunu anladığımda rahatladım. Ardından Efe'nin kucağında olduğumu idrak etmemle tekrar gerildim ve ister istemez tepki verdim
"Bırak beni yere” dediğimde beni daha da sıkı tuttu ve
"Şşşşt sessiz ol bugün ben konuşacağım sen susacaksın yeter dayanamıyorum" dedi ve evin kapısını açıp içeri girdi. Tabi ki bende onunla girdim. Eve girdikten sonra efe yavaşça koltuğa oturduğunda tabi ki bende mecburen kucağına oturmuştum ama hemen kalkmaya yeltendim ama sorun başarısızdı. Efe beni daha da sıkı sarıp tekrar oturttu sonra da...