" Ne cesaretle bana vurursun. Sen kimsin necisin ve benim odamda ne işin var" diye adeta kükredi. Benim ise o an resmen şoktan dilim tutulmuştu ve üstümde olduğundan da kas katı kesilmiştim. Aradan birkaç dakika geçtikten sonra anca Kendime geldim ve bende hemen bağırmaya başladım.
"Asıl sen kimsin ne hakla yatağıma yatarsın. Şerefsiz, pislik, haysiyetsiz" gibi bir sürü daha kötü söz söyledikten sonunda tam hırsım geçti derken üstümde olduğu aklıma geldi ve daha da bağırmaya başladım biraz çizmeyi aşmış ağzımı bozmuş olabilirim ama adam resmen üstüme çıkmıştı bu aklıma geldikçe daha da çok bağırıyordum ki birden adam ağzımı kapattı.
" Bağırma annemleri başımıza mı toplamaya çalışıyorsun" dedi. Annemler, bu söz beynimde küçük çaplı bir deprem etkisi yaratmıştı. Deprem etkisinden sonra da beynime dolan düşünceler ve kapanan ağzım. Şu an üstümdeki adam Efeydi. Hayır yani tamam bir insan bahtsız olurda bu kadar mı olur ya.
O an aklıma gelen az önceki anlarla resmen renk değiştirmiştim. Adama o kadar kötü şeyler demiştim ki dineldiğim kadar sindim. Keşke o an yerin dibine girebilseydim ama olmadı. Ben bunları düşünürken beklemediğim bir kahkaha sesiyle kafamı hafif yukarı kaldırdım ve o an gördüğüm şeyle şoka girdim. Komik olan neydi ki çünkü Efe şu an katıla katıla gülüyordu. Sindiğim yerden çıkıp ona odaklandım ve
"Komik olan ne” dedim. O ise istifini bile bozmadan bana baktı ve hala yüzündeki kocaman gülümsemesiyle bana cevap verdi
"Sensin" dediğinde istemsizce üstüme baktım sonra yüzüne baktım. Ben komik bir şey görememiştim de üstümde
"Nerem komik anlamadım” dedim. Biraz utangaç biraz da tavırlı bir şekilde bu halime tekrar tebessüm etti ve
"Ben ilk kez utanan bir kız gördüm de ve tabi bu kadar tatlı utanmanda ayrı bir komik" dediğinde suratına sinirle baktım ve
"Of olamaz ya gene mi kızardım" dedim bir yandan da ellerimle yüzümü kapatmış ve Bu durumdan şikayetçi olduğumu bildiren bir sesle konuşmuştum çünkü ben herkes gibi kızaramıyordum. Yanaklarımın pinpon topu kadar bir bölümü pespembe oluyordu gerisi normal ten rengimde kalıyordu ve bu da bence hiç de güzel bir utanma şekli değildi. Efe bu halime tekrar güldü ve ellerimi yüzümden çekip
"Evet elma gibi oldu yanakların" dediğinde sinirle ona baktım ve
"Komik değil gülme lütfen "dedim. Tabi ben dedim de kim dinledi. Beni tınlamaması üzerine bende sinirden ve utançtan gülmeye başladım. O an Efe'ye baktığımda şunu fark etmiştim ki efe küçük bir çocuk gibi gülüyordu.
Çok tatlı ve çok yakışıklı bir çocuk. O an Kolumu bıraktı ve üstümden kalktı. Kolumu bırakınca birden acıyla inledim.
" Ah çok acımış." Deyip kollarımı ovarken birden efe kolumu çekti. Ve hızla koluma baktı ardından da ekledi
"Özür dilerim sinirliyken ne yaptığımı bilmem genelde" dedi.
"Sıkıntı yok Efe" dediğimde bana soru dolu gözlerle baktı ve
"Beni tanıyor musun" dedi. Bu soru üzerine başımı olumlu anlamda salladım ve
"Az önce annemler deyince Necla annemlerin ortanca oğlu olduğunu anladım" dedim. Efe bu açıklamam üzerine bana daha da büyük bir merakla baktı ve
"Ama ben seni hala tanımıyorum” dedi
" Ben... ben... şey mira "dedim, dedim demesine ama gözlerindeki alay pırıltısını görür görmez dediğime pişman oldum.
" Haaaa şu mira anladım(!)" dedi imalı bir ses ve imalı bakışlarla. Anlaşılan oyun istiyorsa ve Egosu baya yüksekti ama beni henüz tanımıyordu. Oyun istiyorsa oynardık.
"Nasıl yani " dedim anlamam azlığa vurarak
"Karım olan mira demi" dediğinde bu sefer yüzümdeki alaycı ifadeyle ben ona baktım ve
"Kağıt üzerinde karın olan mira" dedin hafif bir hatırlatma ve uyarı mahiyetinde bir cümleydi bu. Bu cümlem üzerine Efe bana baktı ve
"Sıkıntı yok prenses, biliyorum" dediğinde benim küpler artmıştı.
"Prenses" dedim sinirli bir şekilde bu tavrım üzerine bana odaklandı ve
"Özür dilerim rahatsız mı oldun bir daha demem" dediğinde bende ona imalı bir bakış atıp
"Sevinirim" dedim ve bende ona odaklandım bu hareketim üstüne yüzümü resmen milimi milimine inceledi ama ses etmedim ne de olsa insan ilk kez gördüğü kişileri inceler hatta fırsattan istifade bende onu inceledim. Biçimli bir burnu ve şekilli kaşları vardı aynı zamanda kemikli bir surata sahipti. Yalan yoktu şimdi adam fazla yakışıklıydı. Böyle adamlar bizim gibi kızlara bakmazdı zaten bakmasında ne de olsa arkadaşımın abisiydi yani ne kadar doğru olurdu bilemedim bir an. Hatta şu an onu incelemem ne kadar doğru onu da bilemedim. Tam ben bu düşüncelere dalmışken Efe yataktan kalktı ve bavulunu açıp bana döndü. Yüzüme uzunca bir süre baktı ve
"Sevgilin var mı" şeklinde gelen ani soruya düşünmeden cevap verdim
"Hayır yok" dediğimde Efe bana odaklanıp gülümsedi. Harbiden çok güzel gülümsüyordu bu adam.
Daha sonra bavulundan birkaç kıyafet alıp banyoya geçtiğinde su seslerinden duş aldığını anladım.
Aradan birkaç dakika bile geçmeden duştan çıkınca ise resmen ağzım açık kalmıştı. Anlaşılan hızlı bir insandı zaten bunu bana söylemişlerdi ama söylenenlere şöyle bir bakarsak çok sert olduğunu da söylemişlerdi. Gerçi benim gördüğüm kadar çok nazik ve kibardı ama Allah' tan hayırlısı diyerek ona odaklandığımda yanıma yaklaştı ve yataktan kalkmamı işaret etti. Bu hareketi üzerine tüm sinirim tekrar gün yüzüne çıkarken
"Nasıl yani” dedim kendimi bir yandan da sakinleştirmeye çalışıyordum
"Altından yorgan ve yastık alacağım "dediğinde ise sinirim gitmiş yerine koca bir utanç kalmıştı.
"Haa tamam" dedim ve hızla yataktan kalktım. Bu hareketime gene güldüğünde düşünmeden edemedim acaba komik olan neydi de bu adam hep gülüyordu.
Değişik ve çetrefilli bir gecenin sonunda ikimizde uyuya kalmıştık anlaşılan çünkü en son hatırladığım onun yorgan alması benimse ona bakmama çabalarımdı sonrası koskoca bir karanlık.
Uyandığımda hava çoktan aydınlanmıştı bile, gece uyumadığımdan çok geç kalktığıma emindim. Efe'ye baktığımda o da hala uyuyordu. Saate baktığımda kahvaltı saatinin çoktan geçtiğini anlamam zor olmadı. Bundan dolayı da acele etmeme gerek yoktu. Biraz daha yatakta oyalandım. Daha sonra da kalkıp duşa girdim bir saatlik duştan sonra üstümü giyinip dışarı çıktım.
Odada üstünü giyinmiş bir Efe görmeyi beklemiyordum tabi ki de. Efe üstüne slim-fit siyah bir takım elbise giymişti ve şu anda da saatini düzeltiyordu. Şu an bana arkası dönük olmasından faydalanıp onu incelemeye başladım. Efe söylenenlerden çok daha fazla yakışıklıydı bu kesindi ama bu adam aynı zamanda da kusursuzdu. Böyle bir adam acaba neden evlenmemişti ki çünkü Necla annemin dediğine göre kimseyi beğenmiyor beğendikleriyle de üç beş gün takılıyordu. Gerçi neden evlensin ki bu adamı bu haliyle sokağa salsan herkes emrine amade olurdu. Adam bu seçeneği kaybetmek istemiyordu anlaşılan.
Ben düşüncelerimle boğuşurken Efenin bana baktığını fark edemeyecek kadar dalmıştım anlaşılan. Efe'yle göz göze geldiğimizde hemen gözlerimi üstünden çektim ve gözlerimi kaçırmaya başladım o ise ayan beyan beni süzüyordu. Başta memnuniyetle süzse de sonradan sinirlenmeye başlamış ve kaşlarını çatmıştı. Ve hiç beklemediğim bir cümle kurmuştu.
"Hemen üstünü çıkarıyorsun" bu nasıl bir üsluptu acaba. Ne demekti hemen üstünü çıkarıyorsun daha da önemlisi ne hakla diyordu bunu bana. Üstüme baktığımda iddialı olduğunu şuan daha da fazla anlamıştım ama olabilirdi. Ne olursa olsun benimle böyle konuşamazdı.
Gerçi zaten bende bu şekilde dikkat çektiğim için giyinmiyor muydum ama ne yapayım böyle giyinmeyi seviyordum. Olay çıkmaması için onu duymamış gibi yapıp çantama telefonumu attım ve ayakkabılarımı da giyip odadan çıktım ve aşağı doğru inmeye başladım.
Tam merdivenleri inerken arkamdan hızla bana yaklaştı ve elini belime koydu. Acaba şu an ne yapmaya çalışıyordu bir insan bu kadar da sinir edilmezdi ki hızla elini ittim ve sinirle ona dönerek
"Bir daha asla bana dokunma." dedim. Bir yandan da Sinirlerime hâkim olmaya çalışıyordum. Tabi onun da cevabı gecikmemişti.
"Böyle gezeceksen kolumun altından çıkmayacaksın" dediğinde sinirim bin kat artmış aynı zamanda benimle ikinci kez emir kipiyle konuştuğu için kendimi tutamaz hale gelmiştim ki patlama anımda çok geç olmadı zaten. Hızla kolunun altından çıktım ve işaret parmağımı ona doğru sallayarak konuşmaya başladım
"Ne hakla bana emir verirsin, sen kimsin ki. Kendini çok kıymetli sanma ve asla dediğini yapmayacağım bana bunu yaptıracak kadar üstümde gücün yok. Daha birkaç saattir tanıdığım bir adamı neden umursayacağım." diye sinirle bağırıyordum ki ağzımdan kötü şeyler çıkacağını anlayınca hızla kafamı arkaya çevirdim ama keşke çevirmeseydim, bir de ne göreyim resmen salonun ortasında kavga ediyorduk ve herkes normal olarak bize bakıyordu. Bu durum hem beni üzmüş hem de utandırmıştı. Ne de olsa anların evinde kalıyordum ve onların yanında sesimi yükselterek evin huzurunu bozmuş onları rahatsız etmiştim. Hızla
özür dileyip mutfağa gittiğimde içerden ağlama sesleri gelince merakla salona döndüğümde herkesin Efe'yle sarılıp öpüştüğünü görmüştüm. En son ise Necla annemin yıllardır süren hasretini nasıl giderdiğine şahit olmuştum. O an aklıma annem gelmişti. Yollardır görüşmüyorduk her gün görüntülü konuşsak da sarılıp öpüşmekle aynı değildi tabi ama az kaldı onlara kavuşmama ne de olsa Efe geldi artık derken Necla annemin sözleriyle düşüncelerimden sıyrıldım.
"Ahh ahh oğlum kocaman olmuşsun." dedi sanki karşısındaki yedi yaşındaki küçük bir erkek çocuğuymuş gibi davranıyordu. Efe hızla Necla annemin kollarından kurtulup ifadesiz bir surat takındı ve
"Yeter bu kadar tantana ben işe gidiyorum." dediğinde ben şok yaşarken tüm ev halkı gayet normal karşılamış tepki vermemişti. Anlaşılan Efe böyle bir adamdı soğuk ve suratsız peki dün geceki adam kimdi diye düşünürken Efe bana döndü ve parmağıyla gel işareti yaptığında boş boş suratına baktım ve
"Anlamadım" dedim soru dolu gözlerimle beraber, bunun üzerine Efe açıklama yapmak zorunda kalmıştı ki açıkladı
"Şirkete gitmeyecek misin" dediğinde hala salak gibi suratına bakıyordum. Başımı olumlu anlamda salladım ve
"Gideceğim ama önce toplantım var oraya gideceğim" dedim. Ona neden açıklama yapmıştım ki acaba
"Aynı şirkette çalışıyoruz Hintlilerle olan toplantı için buraya geldim ve bundan sonra Türkiye’ye geçeceğim orda devam edecek tüm işler merkez orası olacak" dediğinde olayı yeni anlamıştım ama şuan toplantıdan daha önemli bir konu vardı ülkeme dönmekten bahsediyordu. Merak ve heyecanla ona yaklaştım ve
"Nasıl yani bende mi gideceğim" dediğinde garip bir ifadeyle bana baktı ve
"Evet" dedi belki kuru bir cevaptı ama benim kalbimdeki yeri çok başkaydı. Benim döndüğümü anlamış olacak ki belinden destek verdi ve dışarı çıkmama yardım ettiğinde dışarıda altı yedi tane araba olduğunu fark etmem zor olmamıştı. Efe beni en arkadakine yönlendirdiğinde öylece kalakalmıştım. Bu Benin hayallerimin arabasıydı ama bunu almak için daha çok çalışmam gerekiyordu anlaşılan RANGE ROVER ihtişamı bile yeterdi. Ben arabaya eriyerek bakarken efe kapımı açtı ve bana gülümsedi daha sonra da arabaya binmeme yardım etti çünkü ben şu an arabaya bakmaktan hareket dahi edemiyordum.
Toplantı şık bir kafedeydi gittiğimizde mekân kapatılmıştı ve ortadaki masada herkes bizi bekliyordu İkimizde beraber içeri girdiğimizde Efe'nin eli gene belimdeydi arabadan inince beni iyi bir şekilde tehdit etmişti. 'Elimi itersen seni oracıkta soyarım' dediğinde istemsizce korkmuştum ne kadar yapamaz desem de yapma ihtimali yapmama ihtimalinden daha düşüktü. Bundan dolayı da mecburen kabul etmiştim şu an da korkudan dolayı elini itemiyordum.
Masaya oturduğumuzda masada sadece yaşlı bir adam ve genç bir bey vardı. Genç adama baktığımda Efe kadar yakışıklı olmasa da yakışıklı denilebilecek bir kişi olduğunu fark etmem uzun sürmedi.
Ve hayvan gibi bana bakıyordu bunu efede fark etmiş olacak ki kuşağıma eğilip
"Kafanı kaldırma soyadın Ataman" dedi zaten soyadım Ataman olmasa da kaldırmazdım zaten. Bende içi rahatlasın diye tamam manasında kafamı salladım. Tam o an yaşlı adam söze girdi ve kendini tanıttı
"Ben avukat Aron Sobti işletmeyi temsilen sizinle konuşacağım" dediğinde avukat, efe sinirli bir şekilde
"Patronunuz neden konuşmuyor" dedi yandaki genç adama bakarak avukat bu soru üzerine bir şey diyememişti tabi ki de adamda hiç oralı olmamıştı zaten çünkü hala bana bakıyordu.
Efeye baktığımda sinirden kıpkırmızı olmuş bir boğa gibi gözüküyordu ama neden beni kıskanıyordu ya da kıskanıyor muydu anlayamıyordum bu adamı çünkü kafamı bir günde çorba etmişti hatta birkaç saatte.
Neyse efenin asistanı dosyaları dağıttı şuan ise herkes dosyaları inceliyordu bende bunlara dahildim tabi ki ama o genç adam sadece beni inceliyordu. Daha sonra masada olan elimin üstüne elini koyup
"Soyadınızın Ataman olması benim için hiçbir ifade taşımıyor" dediğinde şokla kafamı kaldırdım ve hızla elimi çekip adama sinirle baktım. Bu sözcüğü ve bu olayı sadece benim duyduğumu sanıyordum ama anlaşılan efede bu diyaloğu duymuştu ve hala onun tuttuğu elime bakıyordu tam elimi masadan çekecekken birden karşımdaki adamın tekrar elimi tutması ile Efe'nin adamın üstüne uçması bir olmuştu. Hemen onu durdurmak için ayağa kalktım ama onu şu an durdurmak imkânsız gibi görünüyordu. Birkaç kez araya girdim ama beni de itip yere düşürdüğünde kafamı masaya vurmuştum ve canım acımıştı. Galiba kafamı sert vurmuştum çünkü yerden kalkamadım. Efe ise dünyadan soyutlanmış sadece karşısındaki adama odaklanmıştı ki En son yumruğu da atıp çekildiğinde beni sanki yere kendi fırlatmamış gibi şaşırdı ve hızla yanıma geldi. Efe benimle ilgilenirken çoktan mekân Efe'nin adamlarıyla dolmuştu. Siyah takımlı en az yirmi tane adam vardı. Efe adamlara dönüp
"Alın bunu sınır dışı edin bir daha bu ülkeye giremesin şirketine de dava açın" dediğinde şok olmuş bir halde eder bakıyordum. Tabi tek şok olduğum şey o da değildi bu adamlar nerden çıkmıştı, nasıl ve ne zaman gelmişlerdi. Hiç fark etmemiştim ama daha da önemlisi efenin neden bu kadar çok siyah takımlı adamı vardı. Bunu düşünerek bir yere varamayacağını anladığımda bunu düşünme başka bir zamana bırakıp şu an ki halimi odaklandım. O an fark ettiğim şey ise Efe'nin korkuyla beni incelemesiydi. Bir şeyim olmadığına anlamış olacak ki doğrulmama yardım etti ve başımı dizine koyup
"İyi misin başını mı çarptın" dedi. Evet anlamında başımı salladığımda başıma baktığında bir şey olmadığını fark etmiş olacak ki derin bir oh çekti.
Beni yavaşça yerden kaldırdı ve oradaki koltuğa oturttu sonra da o hiç beklemediğim şeyi yapıp bana sımsıkı sarıldı. Bense tabii ki onu ittim ve bağırmaya başladım
"Sen manyak mısın işi alamadık adamı öldüresiye dövdün bide üstüne dava açın diyorsun. Kafayı mı yedin sen? Baktıysa baktı tuttuysa tuttu sana ne sen benim neyimsin ki tepki veriyorsun" dediğimde önce biraz duraklamada hızlıca kendini toparladı ve
"Haklısın ben kimim, ben senin için hiç kimseyim ama sen... ama sen... Benim için hiç kimse değilsin" dediğinde sinirim hala devam ediyordu. Sinirle ona odaklandım ve
"Ben senin neyinim sen beni ne kadar tanıyorsun ki bunu diyorsun" diye tekrar çıkıştığımda
"Ben mi ben seni tahmin edemeyeceğin kadar çok tanıyorum ve ben...