4.bölüm-toprak kokusu

1751 Words
Zübeyde'den Hayat benim için tam anlamıyla bitmiş gibi hissediyordum. İstemediğim halde mecbur kaldığım bu evlikte kocam olacak adam yani Erkan bana hayatı zindan edecekmiş gibi görünüyor... 1 aydır evliyiz ama ben Erkan'ı doğru düzgün görmüyordum. Sabah erkenden işe gidiyordu gece 2'de geliyordu. Hiç bir şekilde bir birimizi görmüyorduk. Hiç bir şekilde bir sofraya berber oturup yemek yemedik. Ben ondan kaçıyor, o benden kaçıyordu. Peki ya bu evlilik nereye kadar böyle devam ederki? Aaa pardon bu evlilik sadece 1 yıl devam edecekti unutmuşum... Bu sabah erken kalkıp bir şeyleri düzene koymak istiyordum. Tamam 1 yıl boyunca birlikte kalacaksak, bende bu süre boyunca bir aile olarak, bu evin kadını olarak, bu evi ayakta tutacağım ve buna bugün erkenden kahvaltı hazırlayıp birlikte kahvaltı etmekle başlayacağım.. Ne olursa olsun bu evde 1 yıl bir bir birimize katlanmak zorundayız. Bir birimize zehir etmek yerine iyi geçinmeliyiz... Sabah erken kalkıp mutfağa girip kahvaltı hazırlarken bir yandanda börek yapıyordum. Erkan'ın nasıl börek sevdiğini bilmediğim için her çeşitten yapmıştım... Masayı hazırlayıp börekleri de alıp sofraya koyarken Erkan'da aşağıya iniyordu... "Günaydın" dediğimde bana kısa bir bakış atıp kafasını varla yok arası kısa bir şekilde salladı... "Kahvaltı hazır sen geç otur ben çayları doldurayım" dedim "Kahvaltı yapmayacağım" diye sert bir şekilde konuştu.. "Aç karınla işe gidilmez ama" "Bana gerçekten karımış gibi davranmayı kes"diye bağırdığında bir anda boğazımın kuruduğunu yutkunmakta zorlandığımı hissettim. Oysaki ben ona kötü bir şey yapmadım ki.. Bu neyin nefretti? Diliyle söylemese bile gözleri bağırarak söylüyordu benden nefret ettiğini... "Ben sadece kahvaltı hazırladım bunun karılıkla bir alakası yok" diye kısık bir sesle konuştum. "Hazırlama senden böyle bir şey istemedim"diyip bağırıp çıktı evden. Bu nasıl bir şey böyle ben sadece kahvaltı yapmak istemiştim. Bu nefret nerden geliyor bu adama. Ben ne yaptım ki benden bu kadar nefret ediyor? Oysa ki bende onun gibi bu evliliğe mecbur bırakılmıştım... Dolan gözlerimi bir süre kapatıp akmalarına izin verdim ve daha sonra derin bir nefes alıp sofrayı toplayıp bulaşıkları da makineye verip bahçeye çıkıp oturdum... 1 aydır bunu her gün yapıyorum bahçeye çıkıp etraftaki kuş seslerini dinliyordum. Çok farklı bir mahleydi hiç kimse yoktu sadece 3 ev vardı birinde biz oturuyoruz, diğer ikisi ise boştu ve bu baya sıkıcı bir durum. Çünkü ben alışmıştım hareketli renkli mahalleme. Makaledeki sesten uyumak mümkün olmazsa bile buraya göre daha iyi ve gerçekten samimi içten bir yerdi... Ben halen öylece düşünürken birden karışımızda ki evin kapısının önünde büyük bir kamyon yanaştı.. Allah'ın taktiri işte ben öyle evler boş derken karşınızdaki eve birileri taşınıyor... İnşallah iyi komşulardır hem bende belki sert ortağı olurlar.... Gelen kamyonda ki eşyaları eve taşıyan adamları görünce yanlış olmaması için eve girip gelen komşulara akşam için yemek yapmaya başladım. Bizim mahallede hep böyle olur eger yeni birileri gelirse akşam için yemek yapılır ve götürülürdü... Burda olan tek komşuda ben olduğum için severek yemek yapma ya başladım. Hem zaten Erkan'da eve geç geldiği için doğru düzgün yemek yapıp yiyemiyordum en azında bu bahaneyle bende yemiş olurum. Hızlı bir şekilde yemekleri yapıp odama çıkıp üzerime feracemi giyip karşı eve doğru girmeye başladım. Bismillah diyip zile bastığımda kapıyı 60 yaşlarında, beyaz tülbentli bir teyze açmıştı. "Selamün Aleyküm" dediğimde bana gülerek baktı. "Aleyküm selam kızım" "Teyzecim ben karşı evde oturuyorum. Akşam yemek yapamazsınız diye bunları size getirdim" "Hoş geldin kızım buyur geç içeriye" dediğinde içeriye çekinerek girmiştim aslında ben kapıda yemek verip geri dönmeyi düşünüyordum. Ama teyze buyur edince girmiştim. Birlikte salona girdiğimizde evde teyzeden başka kimse yoktu. Elimdekileri masanın üzerine koyduğum da teyzede gülen yüzüyle beni izliyordu. "Ne zahmet ettin kızım" "Ne zahmetti. Bu arada hoş geldiniz. Benim adım Zübeyde" "Hoş bulduk güzel kızım benim adımda Hatice... çay yapmıştım içermisin kızım" "Hiç zahmet etmeyin zaten yeterince işiniz var sizin" "Ne zahmeti otur sen ben hemen birer bardak getiririm" "O zaman ben yardım edeyim size"diyio beraber mutfağa gittik. Birlikte çay içtikten sorma ben yaşlı kadın olduğu için evini düzeltmesine de yardım etmiştim. Kolumda ki saate baktığımda baya geç olduğunu farketmiştim. Zaten havada kararmıştı. "Ben artık müsaadenizi istiyim baya geç oldu"dediğimde yaşlı teyze bana güllerek baktı. "Çok saol kızım sen olmasaydın ben bu kadar işi tek başıma yapamazdım"dediğinde bende gülüp ellerini tuttum. "Nedemek benim içinde iyi oldu hem evde boş boş oturmaktan daha iyi"diyip güllerek bahçeye doğru çıktık. Tam eve gidecekken bahçenin kapısı açıldı ve içeriye 28 yaşlarında esmer bir adam girdi "Hoş geldin oğlum"diye seslendi Hatice teyze "Hoş bulduk anneannem"diyip hemen elini öptü Hatice teyzenin Demek Hatice teyzenin birlikte yaşayacağı torunu bu. Bugün bana torunuyla birlikte sadece yaşadığını söylemişti. "Tanıştırayım oğlum bu Zübeyde karşı komşumuz"diyip bu kez bana döndü "Bu da benim torunum Ali kendisi doktor"dediğin de güldüm "Memnun oldum"dedi Ali "Bende"dedim yere bakarak "Zübeyde"diye bir bağırınca arkamı döndüğümde bana sinirli gözlerle bakan Erkan'ı gördüğümde yutkunmaya çalışıtım. Resmen sinirden kudurmuş gibi duruyordu. "Şey ben gidiyim hayırlı geceler"diyip hemen ordan çıkıp Erkan'ın yanına geldim. "Eve"dediğinde kafamı sallayıp eve doğru gidip anahtarla kapıyı açıp içerir girdiğim de Erkan'da girip kapıyı gürültülü bir şekilde kapattı. "Ne işin vardı senin orda"diye bağırdığın da bir an korkudan irkildim "Şey ben hoş geldine gitmek istedim yemek götürüp"diye kısık bir şekilde konuştum. "Sana ne milletin gelmesinden" "Be..." "Adam akılı dur benim canımı sıkma budan sonra benden habersiz adımın bu kapıdan dışarıya atmayacaksın..... bu ne lan böyle evlendiğim kadın gecenin yarısı adamlarla konuşuyor.... babamın bulacağı kızda bu kadar olur zaten"diye bağırıp gittiğinde bende koltuğa oturup hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Ben asıl bir adamla evlendim böyle. Nasıl iğrenç yakıştırma bu.... Ne kadar kolay bir insanı iğrenç şeyleri yakıştırmak. Erkan öyle evden çekip gittikten sonra bende arka tarafta ki bahçeye geçip çardakta oturdum. Saat gecenin 1 ama benim gözüme gram uyku girmiyordu... Havada hafif bir rüzgar esintisi vardı bende çardakta oturup bu rüzgarın yüzüme vurmasına izin veriyordum. Rüzgar her değdiğinde yüzüme sanki içim titriyordu. Erkan'ın ima ettiği şey canımı yakmıştı. Ben sadece teyzenin yanına gitmiştim, torunu son anda çıktı ben konuşmamıştım bile.... ama o öyle düşünmemişti. "Ne yapıyorsun burda"diye arkadan gelen sese baktığımda Erkan gelmiş kapıdan bakıyordu. "Oturuyorum"diyip tekrar önüne döndüm "İçeri gir hava serin"dedi "Girmek istemiyorum"dedim umursamaz bir şekilde. Hem ona ne ya istediğim gibi otururum. "Kızım girsene içeri saat kaç oldu. Küçük çocuk gibi inatlaşacak mısın "diye bağırdı "Hayır burda oturmak istiyorum rahat bırakırmısın beni"dedim "Ne halin varsa gör.... ama hasta olduğunda umrumda olmazsın bunu bil"diyip gitmişti... Sanki normalde çok umurundayım da. Hasta olunca umurunda olmazmışım.... çokta umurumda benimde..... Havva gerçekten soğumuştu ama bende bir kere inat ettim girmeyecektim içeriye. Kaç saatir burda duruyorum bilmiyorum ama uyku git gide beni sarmaya başlamıştı. Oturduğum çardakta uzanıp yıldız izlemeye başladım. Zifiri karanlığın için de nokta halinde parlıyorlardı. Biraz daha öylece seyrederken közlerimin kapanmasıyla uykuya daldım... Bir anda biri kucağına alıp havallandığımı hissetigimde gözlerimi zorlukla açtığımda birinin kucağında olduğumu anladım. "Ne.... oluyor"diye zorlukla konuştum çünkü boğazım sanki kurumuş gibiydi. "Ne olacak burda uyuya kalmışsın ve ateşin çıkmış"diye konuştuğunda kucağında olduğum kişinin Erkan olduğunu anladım... "Saat kaç ki..... hem benim boğazım çok ağrıyor"diye zorlu konuştum "Saat gecenin 5 ve sen bu havada dışarda yatarsan tabi boğazların ağırır"diye sert bir şekilde konuşup yürümeye başladı. "Ben hava almak istedim" "Ne havası bu gece gece..... sırf inadından girmeden içeriye çocuk gibisin"dediğinde gözlerimi yumdum boğazım çok ağrıyordu ,konuşacak durumda değildim ve çok üşüyordum. Erkan'a biraz daha sokuldum. Erkan merdivenlerden yukarıya çıkınca bir anda burnuma bir koku geldi. "Bir koku var"dedim "Nasıl bir koku" "Sanki toprak kokusu geliyor"diyip gözü kapalı bir şekilde kokuyu içime çekmeye başladığımda Erkan'ın boynunu kolladığını farkettim. "Senden geliyor bu koku"dedim. Baş döndürücü ve etkileyici bir kokuydu. "Kötümü yani"diyip beni yatağa uzandırdı. "Hayır ben çok severim toprak kokusunu.... sanki etrafta yağmur yağmışta her yeri sonradan toprak kokusu sarmış gibi kokuyorsun"gözlerim kapalı kendimde olmadan konuşuyordum. "Hasta hasta sen bana mı yürüyorsun ama iyileşince bunları hatırlatırım sana "diyip güldüğünü duydum. "Uykum var ve ben çok üşüyorum rahat bırak beni.."diyip uyurken Erkan gene beni kucağına aldı. "Uyumak yok önce duş alman gerekiyor ateşin var"diyip beni bu kez bir yere oturturdu. Ama öyle uykum vardı gözlerimi açamıyordum. "Ya uyk...... aaaaaaa"diye bir anda bağırıp gözlerini açtığımda banyodaydım ve Erkan başım daha aşağı buz gibi su döküyordu. "Ya dökme çok soğuk üşüyorum"diye bağırdım... üşümekten dişlerim bir birine değiyordu... "Ateşin var dayan biraz"dedi "Sırılsıklam oldum yeter artık.... elbisem ıslandığı için daha çok üşüyorum"dedim tam anlamıyla kendime gelmiştim. Saolsun Erkan da benim başımda ki tülbentim dahil kıyafetle suyun altında tutmuştu. "Tamam yeter bu kadar zaten. Sende hemen üzerini değiştir bende sana ilaç getireceğim"diyip beni kucağına alıp dolabın önüne getirdiğinde üzerinden akan su her yeri ıslatmıştı. "Tamam sen çık artık dondum zaten"dediğimde Erkânda hemen çıktı. Ben hızlı bir şekilde üzerimi çıkartıp hemen pijamalarımı giyip başıma yeni bir tülbent takıp, hemen yatağın içine girdim.. Pislik yaaa dondurdu beni resmen... Ayyy birde boğazım çok açıyordu... Uykumda zaten çok var.. Tam uykuya dalacakken Erkan'ın sesiyle yarım kalmıştı. "Kalk hadi şu ilacı iç rahatlatır seni"dediğinde hafif bir şekilde kalıp elinde ki ilacı alıp içtim "Teşekkür ederim"dediğim de bir şey demeden yatağın diğer tarafına geçip uzandı. "Burda yatmayacaksın heralde"diye sordum "Ateşin biraz düştü tekrar çıkar diye bu gece burdayım.... gerçi gecede bitti ya neyse. Hadi sen yat ben burdayım ateşin gene çıkarsa hastaneye gideriz"diyip gözlerini yumdu. Bende tekrar yerime uzandım çok halsiz olduğum için onunla uğraşamayacağım... Uyuyordum ki sanki Erkan'ın kulağıma hayal mayal bir şeyler fısıldadığını duyuyor gibiydim... "Sende tıpkı bir manolya çiçeği gibi kokuyorsun tıpkı onun gibi. Genel de saf ve beyazsın" dediğini duyuyor gibiydim ama ben daha fazla dayanamayıp Sonunda uykumun kollarına bıraktım kendimi... *** Sabah gözlerimi zorlukla açtım. Dudaklarım kurumuş, bütün vücudum halsizdi. Kolumu kaldıracak gücüm bile yoktu. Neler olduğuna dair hiç bir şey de hatırlamıyordum... Yavaş adımlarla kalkıp tam oda dan çıkacakken kapının önünde Erkan'ın telefonla biriyle konuştuğunu duydum. "Hayır Sedef" (....) "Evet evlendim ama senin düşündüğün gibi değil. Zorunlu bir evlilik oldu" (.....) "Tamam canım akşama gelirim öyle konuşuruz hem bende seni özledim ona göre hazırlan"dedi Erkan öyle konuştukça ben orda kala kal kaldım. Sedef kimdi ki ? Akşam geleceğim ona göre hazırlan derken???? ~SON~ Evet bölüm geldi Erkan ve Zübeyde sevenlerine gelsin bölüm.... Bir sonraki bölüm için kota koyuyorum 120 oy ve bolllll bollllll yorummmm Allah'a emanet olum Sizi çok seviyorum Kendinize iyi bakın Sevgilerimle Tuğçe AK
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD