Gün batımının turuncu gölgeleri, derenin üstüne usulca serilmişti. Emine, yamacın ardındaki patikadan yürürken etrafı dikkatle dinliyordu. Her çalının hışırtısı, her uzak kuş sesi, onu biraz daha tedirgin ediyordu ama o sesi duyduğunda yüreği bir başka çarptı.
Yakup, derenin kenarında bir ağacın gövdesine yaslanmış, ceketini çıkarmıştı. Kollarını sıvamış, tütünün zehrini içine çekiyor bir yandan sevdiğini bekliyordu. Gözleri uzaktan gelen Emine’yi görünce yüzünde kısacık ama derin bir gülümseme belirdi.
Emine önce bir şey demedi. Yanına geldiğinde oturmadı hemen. Kollarını göğsünde birleştirip onu süzdü. Tavırlı bir hali vardı.
— “ o zilli Meryem sana bakarken dudağını ısırdı, fark ettin mi?”
Yakup başını çevirdi, gözlerini kıstı.
— “Meryem mi?”
Emine sinirle suya bir taş daha fırlattı.
— “He ya! Anma o şıllığın adını .Meydanda yanından geçerken bildiğin gözüyle yedi seni! Herkes fark etti!”
Yakup gülümsedi. Eğilip Emine’nin suya düşürdüğü taşlardan birini aldı, elinde evirip çevirdi. Sonra:
— “Demek herkes fark etti ama ben fark etmedim ha?”
— “Sen fark etseydin ne olurdu, belki de hoşuna giderdi!”
Yakup taş attı suya. Yüzü şimdi ciddiydi ama gözlerinde o hep bildiği yumuşaklık vardı. Yaklaştı, Emine’nin saçına tutunmuş bir ot parçasını nazikçe aldı.
— “Meryem kim, gülüm? Bir bak bakalım gözüm kime bakıyor, elim kimin elini istiyor.”
Emine gözlerini kaçırdı ama ağlamamak için dudaklarını ısırdı.
— “O kız, seni herkesin içinde öyle süzüyor ya... Ben seni gizli gizli seviyorum. İçim yanıyor ama sustukça daha da kıskanıyorum.”
Yakup, Emine’nin yüzünü ellerinin arasına aldı. Parmakları nazikçe yanaklarını okşadı.
— “Benim yüreğim seni bağ etti Emine. Kimseyi ne gördüm, ne düşündüm. Sen ben helalim olacaksın.’’
Emine’nin kalbi delice atıyordu. Ona bakarken hem kızgın hem sarılmak ister gibiydi.
— “Bir daha sana bakarsa vallahi olay çıkarırım Yakup,” dedi fısıltıyla.
Yakup güldü, başını eğdi, alnını onun alnına dayadı.
— “Çıkar yavrum hakkındır. Benim gözüm sende, Emine’m.” Deyip kızın dudaklarına yapıştı.
Onların aşkı başkaydı inişli çıkışlı ,tutkulu ve zor bir sevda olacaktı. Köy yerinde böyle aşıklar pek bulunmazdı.