"Evet bir sorun var erkek Fatma. Sorun sensin." dedi yüzümü inceleyerek,
" Anlamadım ! Ben ne yapmış olabilirim ki" diyerek karşılık verdim şaşırmış halde,
Fakat o " Sence? "deyip daha fazla incelemeye başladı yüzümü, sonra gözlerini kısıp,
" Sende bir şeyler var erkek Fatma ve bu beni rahatsız edip duruyor" dedi ve yine yüzüme dik dik bakmaya devam etti.
' İbnetora bak sen! ulan senin tüm varlığın benim için rahatsızlık sebebi, o ne olacak' diyemeyeceğim için, " Sizin adınıza üzgünüm Çağdaş bey! Ama yapacak bir şeyim yok maalesef!" diye gıcık gıcık bakıp karşılık verdim öküze. Fakat sözlerim onu daha fazla öfkelendirdi.
" Aç kapıyı!!" Diyerek ,sinirle kükredi hemen, kükreyişi ile biraz tırsarak.
" Şey siz Aleyna hanıma gelmemiş miydiniz?" diye sordum. Yarı içime kaçan ses tonumla, çünkü bu kadar para kazanabileceğim bir işi kaybetmek istemiyordum.
" Evet!!! Niyetim oydu ama! Sayende yine kaçtı!!."
" Anladım ne kaçtı?" diye sordum , sormaz olaydım, bazen gerçekten sazan oluyorum ben,
" Hevesim kaçtı. Niyetim içeri girip içerideki kızla se...."
" Hey! Hey!! Tamam!!!!! Anladım, gerisini duymama gerek yok Çağdaş bey! Anlatmayın sakın!!"dedim panikle,
'Ya arkadaş ne meraklısın uçkurunun derdini anlatmaya, pis cenabet', diye devam etmek istesem de sözlerime ,bu işe ihtiyacım olduğundan gerisini mecburen yutuverdim .
Zorla sırıtmaya çalışarak " Biraz geri çekilirseniz kapıyı açayım o zaman Çağdaş bey!" dedim.
Fakat o geri çekilirken ,bir ses geldi kulağıma.
" Aşkım! Demek geldin." tahmin etmesi zor olmasa gerek ,bu sabahki sarışın afet.
" Geldim ve gidiyorum Aleyna. "Bence kızın burada zil takıp oynaması lazım bu cenabet gidiyor diye ama.
" Anlamadım? Niye ? Saçmalama aşkım hadi gel!" Deyip seksi hareketlerle yapıştı salağa, bundan sonrası malum olacaklar derken,
" Uzatma Aleyna ben gidiyorum." Demez mi öküz!! Valla hakikaten ben şok.
Tabi sarı afet önce ben gibi bir şaşkınlık yaşayıp , şaşkın şaşkın baktı bizim Çağdaş beye ,kız haklı geceden sabaha kadar ateşli ateşli öpüşüp, sevişen adam , şimdi ise uzatma Aleyna diyor!
( Not gece kısmı şahit olduğum bir durum değil tabi ki, Allah'tan!!)
Yine de son bir umut, Çağdaş efendinin koluna yapışıp, cilveli halde," istersen bunları içeride konuşalım aşkım!" dedi. Fakat öküzün derdi belli iki bacak arası!! Ve hevesini de aldığı belli.
" Konuşacak bir şey yok! Artık görüşmesek daha iyi" deyip arabaya atladı ve kapıyı hızla çekti.
"Vay Öküz!!!!,resmen kızı kullanıp attı başından!"
" Efendim!! Öküz mü!!!" Dedi başını camdan uzatıp. Hay ben bu iç sesime! Yine sesli konuştu ya! Bu adam yüzünden bendeki tüm sistem sapıttı resmen.
" Şey!!! Öküz !!! Yani hani kurban yaklaşıyor ya! Öküz mü kessem acaba diyordum! öyle kendi kendime, yersiz yersiz." Deyip zorla sırıtmaya çalıştım ,fakat yemediği belliydi, bu yalana kim inanır ,Kadir İnanır. Ulan bu pis cenabet yüzünden yalan kadar espiri yeteneğimde çöktü harika yani.
" Saçmalamayı kes! Ve hemen bin arabaya "diye oldukça sert bir tonda resmen böğürünce, sarışın afete son bir kez acıyan gözlerle bakıp ,mecburen geçtim şoför koltuğuna, yalnız kızın yüzüne biraz dikkatli bakınca o devasal dudakları çekti hemen dikkatimi, kız botoksla dudakları seksi dudaklara değil ,kim Kardashian'ın götüne döndürmüş resmen.
Yine de acıdım bu hale düşmesine ,arabaya binince de dikiz aynasından ibnetora gıcık gıcık bakıp " Şirkete mi?" diyerek sordum.
" Hayır! Eve sür" dedi, gözlerini sinirle kısıp, mecburen yine sessiz kalıp arabayı çalıştırıp hareket ederken ,o seksi hatunun içinden şeytan çıktı resmen, narin ve ateşli şekilde dokunan elleri, bir anda birer kaplan pençesine dönüşüp camı yumruklarken , küfür dağarcığının da ne kadar geniş olduğunu gördüm. Ben hayretle kıza bakarken bizim sapık cenabet sanki sinek vızıltısı varmış gibi hiç oralı dahi olmadı.
Buda böyle çapkın öküzler yüzünden biz kadınların ne hale geldiğini gösteriyordu. İkinci bir emri ile arabayı sürmeye başlayıp yolda giderken vicdansız öküze içimden saydırıp saydırıp durdum. Artık yüzüm nasıl hâl aldı ise.
" Konuş hadi!" dedi arkadan.
" Anlamadım ne konuşayım? "diye sordum başta jeton düşmeyince,
" Bir saattir ,kaşın gözün ayrı oynuyor erkek Fatma! Anlamayacağımı mı sandın, kim bilir neler saydırıyorsundur bana içinden"
" Ne bekliyorsun aşk sözleri mi? Ama sakin! Sakin! Unutma annen için!" dedim kısık sesle, dikiz aynasından ona bakıp, Sonar sesli bir şekilde aynı gıcık gülümsemeyle.
" Yok size öyle gelmiş olmalı, bunun için bir sebep mi var mı?" dedim, aslında kendisi de çok iyi biliyordu , yaptığını eşekliği!!
O saniyeden sonra da ne o ne ben tek kelime ettik. Aynı sessizlikle villaya varıp ,içeri giriş yaptım. Kapının önünde durup, aşağıya inip Çağdaş efendinin kapısını açtım. Oeve doğru yönelirken de.
" Şey benimle işiniz olacak mı bekleyeyim mi Çağdaş bey? "diyerek sordum. Geriye dönüp,
" Evet bekle ,daha sonra dışarı çıkacağım" diye, sert bir şekilde karşılık verdi. Belli ki ettiğim sözlere karşı hala daha siniri geçmemişti.
Haliyle o gidince bende şoför koltuğuna oturup beklemeye başladım. Fakat 5 dakika geçmeden cama vuran Çağdaş efendi ile hemen tekrar dışarı çıkmak zorunda kaldım. Bana dik dik bakarak,
" Sen ne yapıyorsun?" diyerek sordu. Haliyle bende hafiften gözlerimi devirip.
" Bekliyorum?"
" Burada mı?"
" Evet."
" Yalnız ben 15 ,20 dakikaya çıkmayacağım , işim uzun o yüzden evde bekleyebilirsin." dedi imana gelip, biraz düşününce arabada rahatsız bir şekilde oturmaktansa içeride beklemek en mantıklısıydı.
O yüzden hiç itiraz etmeden ki öyle bir hakkım olamaz herhalde " Peki Çağdaş bey!" dedim , sonra o önden ben arkadan eve doğru ilerledik. Fakat o zile basarken tamda o anda benimde midemden gurultular gelmeye başladı. Anlayacağınız benimde karnım zil çalıyordu. Kapıyı Zehra abla açıp "Hoş geldiniz Çağdaş bey" deyince ,Zehra ablaya "Hoş bulduk" deyip içeri girdi bende arkasından girdim, bir kaç adım sonra Zehra ablaya geri dönüp,
" Hilal hanıma yiyecek bir şeyler hazırlayın Zehra hanım ,yoksa gurultu sesi ile ev inleyip duracak." dedi , bense bir taraftan utanırken, bir taraftan da bu herifin her benimle ilgili ağzını açtığında uyuz olduğumdan ,klasikleşen yüzümü ekşitip bakma olayını gerçekleştirdim. Zehra abla,
" Peki Çağdaş bey "deyip bana gülümseyerek eliyle mutfağı işaret tti.
Mutfağa girdiğimde ise artık bu evde her yeni yer gördüğümde diğer klasikleşen ıslık çalma adetimi de yerine getirdim
" Yuhhh!!! Pardon Zehra abla benim ağız biraz bozuktur. Yalnız bu mutfak bizim evin toplamından daha büyük ,burada yemek değil at koşturulur o derece olunca!"
" İlahi kız güldürdün beni hadi masaya geç otur, ben sana yiyecek bir şeyler getireyim" dedi.
Etrafımı inceleye inceleye masaya geçip oturdum. Çok geçmeden bir tepsi dolusu yemekle Zehra abla geldi masaya, tepsiyi masaya koyunca oda karşımdaki sandalyeye oturdu, hızla ağzıma bir kaç çatal yemek aldıktan sonra,
" Bir şey merak ediyorum Zehra abla"
" Sor hadi neyi merak ediyorsan Hilal"
" Bu Çağdaş bey, gevşek uçkurlu olması dışında nasıl biri" Zehra abla kısa bir gülmenin ardından,
" İlahi Hilal güldürdün yine beni, tamam çapkın bir erkek Çağdaş bey ,ama çok iyi ve merhametli birisidir aslında"
" Çağdaş bey?" Gözümle görmesem kıza yaptıklarını belki inanırdım buna." Uzun yıllar çalıştın herhalde yanlarında” başka türlü o cenabet hakkında iyi konuşmak mümkün olamaz, belki çocukken iyi miştir.
" Evet doğru çok uzun oldu. Aslında eskiden böyle çapkın da değildi. Üniversitede bir kız sevdi Çağdaş bey, İsmail bey , babası karşı çıktı bu ilişkiye ,o ise babasını karşısına alıp , o kız için evi terk etti. Fakat kız bunu en yakın arkadaşı ile aldatınca o zamandan beri... Belki kadınlara güveni kalmadığından kimse ile ciddi bir ilişkisi olmadı hiç, gerçi kız sonradan nedense intihar etti , haberini aldık. "
Nedense bu duyduklarım karşısında pek acımadım öküze, kıza hariç, yazık genç yaşta, hem de bu öküz için.
" Yani! Biraz müstahak olmuş ibneye, sen baba sözü dinlemezsen ,böyle boynuzu yersin, ben olsam böyle bir olaydan sonra otururum kıçımım üstüne, ama beyfendi kızlara yürümeye devam ediyor maşallah."
" Hayırdır kim nereye yürüyor Erkek Fatma" diyen Çağdaş efendinin sesi ile boğazıma takıldı lokma ,zorda olsa hafiften öksürüp yutkunuverdim lokmayı. Zehra abla hızla ayağa kalkıp,
" Bir şey mi istediniz Çağdaş bey" diyerek sordu.
" Şu içmeye geldim."
" Ben vereyim hemen" diye atılsa da Zehra abla,
" Sen otur ben alırım suyumu" deyip tezgaha ilerleyip, tezgahın üzerinde ki sürahideki suyu bardağına doldurdu. Mabadını tezgaha dayayıp su içerken ,benimde gözüm nedense takılı kaldı öküze, bir anda göz göze geldik ,tabi hemen panikleyip kafamı tabağıma gömüp ,yemeğe devam ettim.
Alllah’ta o sıra kapının zili çalınca dikkati hemen dağıldı ,Zehra abla izin isteyip kapıyı açmaya gitti. Bense kafamı hiç kaldırmadan yemek yemeğe devam ettim.
‘Acaba dediklerimi duydu mu?’ diye düşünüyordum ki.
Çağdaş efendi de gelip tam karşımdaki sandalyeye oturup ,bana bana dik dik bakmaya başladı, ona bakmasam da bana baktığını anlıyordum. Daha fazla dayanamayıp,
" Niye o kadar dikkatli bakıyorsunuz? Yoksa lokmalarımı mı sanıyorsunuz. Çağdaş bey?" diyerek sordum. Benim bardağımı alıp bir yudum su içtikten sonra,
" Hayır saymıyorum, peki ben su içerken sen niye bana bakıyordun? "diyerek sordu göz kırparak.
" Ben! Ben bakmadım, yani kasıtlı değil ,boş bulundum sadece" dedim panikle, gözlerini kısıp, dikkatle bakmaya başladı bana.
" Senin gözlerin tam olarak ne renk , yeşil mi? Ela mı? "diye sordu. Bu soru karşısında biraz garip hissetsem de,
" Şey aslında ela ama yoğun ışıkta yeşil gibi görünüyor." diyerek cevap verdim .Sonra da kafamı tekrar tabağıma gömüp, yüzüne bakmaktan kaçındım.
" Burnunda yüz hatlarına göre oldukça küçük" deyince biraz daha gerilip cevap vermeden sadece burnumu tuttum. Fakat ısrarla beni germeye devam etti.
" Peki saçların ,ne renk bu çikolata kahve mi, kendi orjinal rengi mi?" diye sorunca arkadan at kuyruğu yaptığım ve uzun olduğu için omzuma düşen kısmı hızla geriye atıp.
" Artık beni incelemeyi bırakır mısınız!" diyerek yükseldim resmen sinirle , saklamaya çalıştığı pis sırıtışı ile gözlerini kısıp bana baktı. Benim bu gerginleşen halimle eğlendiği belliydi.
" Niye gerildin? Yoksa rahatsız mı oldun Erkek Fatma?"
" Evet oldum!" Tekrar kasıtlı olarak benim bardağı mı alıp suyumdan içti. Bense yine kafamı eğip ,çatalımı alıp ,tabağıma konsantre oldum, fakat uğraşmaya başladı bir kere.
" Dudakların ...." deyip durdu ,o an benim boğazımda gıcık tutmaya başladı ve hafiften öksürmeye başladım .Göz ucu ile ona baktığım da, oldukça eğlenen halini gördüm.
" Dudaklarında oldukça dol....." derken , Allah'tan içeri Zehra abla girdi. Tam derin ve rahat bir nefes alacakken,
" Emir bey geldi Çağdaş bey." dedi ve benim elimden çatal bir anda istem dışı tabağıma düştü. Nedense birden heyecanlandım ve o an gözlerimin parladığına da kesinlikle eminim.
Kendime biraz gelince , Çağdaş efendi ile göz göze geldik, Zehra ablaya bakmadan ,gözleri hala daha bende iken beni daha da incelemeye başladı. Ama biraz sinirlenmişe benziyordu.
" Emir beyi çalışma odasına al Zehra hanım" dedi ,Zehra abla çıkınca,
" Niye bu kadar heyecanlandın Erkek Fatma? Yoksa...... Emir bey için mi?" diye sordu. Bense gözlerimi kaçırıp,
" Hayır ! Tabi ki hayır niye heyecan yapayım?" diyebildim.
" İyi çünkü asla emir Bey'le olamazsın"
Yine sazan tarafım gün yüzüne çıkıp, " Anladım o niye?" diye sorunca, daha da sinirli bir halde gözlerini kısarak bana bakmaya başladı. Bir ara hatta sinirden gözünün biri seyiriyor gibiydi.
Kollarını masaya koyup ,bana doğru sinsi hareketle yaklaşıp,
" Çünkü ben istemiyorum."
"Nasıl yani??"
‘Hayda al sana sepetten çıkan bir hıyar, sana ne be adam sana ne!’ Keşke diyebilsem.