Hayatımın hem en rahat hem de en stresli günlerini geçiriyordum. Rahattım çünkü yediğim önümde yemediğim arkamda, az bir sorumlulukla temizlik yemek derdi olmadan minimum çabayla yaşabiliyordum. Üstüne üstlük Remzi Babayla artan samimiyet ve sözde güven bağı sayesinde banka hesabım yine coşuyordu. Fakat içimi kemiren taraflar bütün rahatlığımı alt üst ediyor, günler geçtikçe kötü sona yaklaştığımın bilinciyle daha çok geriliyordum. İçimdeki bambaşka bir tarafım "Burak'ın babasının evinde misin sen şimdi?" durmadan sorup duruyor bir saniye olsun beynimi rahat bırakmıyordu. Burak'ın bu durumdan haberi olsaydı çekip yurt dışına gitmez burada bu işin peşine düşerdi diye onaylarken buluyorum sonra az bir mantıklı tarafı kalmış beynimi. Burak elinde eski bir fotoğrafla annesinin elinden zalim ba

