Mahir'le sessiz sedasız kopardığımız iplerin ardından tam hatırlamamakla birlikte sanırım bir hafta kadar süre ruh gibi gezindim etrafta. Üstüme düşeni gerektiği kadar yapıyor, her şeyin aşırısından kaçınıyordum. Tepkilerimi ufak tutmaya özellikle özen gösteriyordum çünkü patlama noktasına ulaşırsam bana hiçbir şeyin engel olamayacağını biliyordum. Canımı bile hiçe saymış durumdayken beni hayata bağlayan tek şey bir gün Mahir'le karşılaşıp canlı canlı hesap sormanın vereceği rahatlamaydı. Kadınları sömüren, tüketen, öldüren o iğrenç sistemin savaşçısıymış gibi davranıp yıllardır beni kandıran, hassasiyetimden faydalanıp o kadınlar gibi beni de sömürmesini içime sindiremiyordum. İlk işimin o herif için çalıştığım bu yerden ayrılmak olması gerektiğini ise iç hesaplaşmalarla geçen dördüncü gü

