Servis şaftının girişine vardıklarında, tesisin alt katlarında yankılanan mekanik uğultu daha boğuk bir hâl almıştı. Aşağıda kalan beyaz koridorların steril, neredeyse hastane benzeri düzeni geride kalmış; yerini metalin, yağın ve saklanmış geçitlerin soğuk gerçeği almıştı. Burada her şey daha çıplaktı. Daha dürüst. Ve bu dürüstlük, aşağıdaki düzenli yalandan çok daha ürkütücüydü. Aras önden ilerliyordu. Sol omzu hafifçe duvara dönük, silahı göğüs hizasında, her adımı hesaplıydı. Onun arkasında Defne, nefesini mümkün olduğunca sessiz tutarak ilerliyor; en sonda ise Kerem, geldikleri yönü sık sık kontrol ederek arkayı kolluyordu. Üçü de konuşmuyordu. Bazen sessizlik, bir planın en gerekli parçasıydı. Bazen de yaklaşan şeyin büyüklüğü, kelimeleri gereksiz kılardı. Şaftın demir kapağı, Kere

