Geriye Doğru Kırılma

437 Words
Aras araca bindiğinde kapıyı yavaş kapattı. Sessizlik. Bu sessizlik onun için alışıldık bir şeydi. Sessizlik, eğitimli bir refleks gibiydi; düşünceleri keskinleştirir, duyguları bastırırdı. Ama bu kez işe yaramıyordu. "Defne Eren" İsmi zihninde gereğinden fazla yer kaplıyordu. Camdan dışarı baktı. Şehir akıyordu. İnsanlar, ışıklar, sıradan hayatlar… Onun için hepsi arka plandı. Hep öyle olmuştu. Kulaklığını çıkardı. Artık rapor vermiyordu. Bu kötüydü. Çünkü rapor vermemek, kontrolü kaybetmek demekti. ************************ Önce: On dokuz yaşındaydı. Adını ilk kez bir dosyada gördüğünde, bir isimden ibaretti: A.R. / Erkek / Uygun Eğitim sahası soğuktu. Beton. Metal. Emirler netti. “Duygu bir zaaftır.” “Bağ, iz bırakır.” “İz, ölümdür.” Aras öğrendi. Hızlı öğrendi. Bir adımı, bir bakışı, bir odaya girerken nerede duracağını… Her şey hesaplıydı. Yan çıkış refleksi o günlerden kalmaydı. Sırtını duvara vermesi, camda yansıma araması, otururken bile kaçış hattı çizmesi… Ve yüzler. Yüzlere bakmamayı öğrendi. Çünkü yüzler insanlaştırırdı. Şimdi Defne’nin yüzüne bakmıştı. Üstelik uzun uzun. Bu bir hataydı. O gece ilk kez rüya gördü. Normalde görmezdi. Uyku onun için kapatılan bir sistemdi; rüyasız, kesintisiz, soğuk. Ama bu kez… Atölyedeydi. Ama roller değişmişti. Tuval boştu. Ve Defne karşısında duruyordu. Elinde fırça yoktu. Sadece bakıyordu. “Bu kez ben çiziyorum,” dedi. Ses sakin ama emreder gibiydi. Aras hareket edemedi. Bu, rüyada bile olmaması gereken bir şeydi. Defne yaklaştı. Mesafeyi ihlal etti. Onun alanına girdi. Normalde bu noktada biri ya geri çekilirdi ya da etkisiz hâle getirilirdi. Ama Defne durmadı. “Elini indir,” dedi Aras. Defne gülümsedi. Bu gülümseme ne masumdu ne de tehditkâr. Bilgiliydi. “Kontrolü bırak,” dedi. “Bir kez.” Parmakları Aras’ın yüzüne yaklaşmadı. Durdu. Ama o duruş, dokunmaktan daha sarsıcıydı. Aras’ın nefesi bozuldu. Bu… mümkün değildi. Defne onun elmacık kemiğindeki bene bakıyordu. “Buradasın,” dedi. “Ama saklanıyorsun.” Aras uyandı. Aniden. Nefesi hızlıydı. Eli istemsizce yüzüne gitti. Ben yerindeydi. Ama denge… Yerinde değildi. *********************** Aynı saatlerde başka hayatlar da hareketleniyordu: Lara Veysel; Defne’nin “resmî” koruması olarak atanacak kadındı. Sertti. Hızlı sinirlenirdi. Güzelliği fark edilmemek için fazla netti. Kadınlara ilgisi saklı değil, ama gösterişsizdi; bir bakış, bir gülümseme yeterdi. Ve evet… duygulara karşı şaşırtıcı derecede şıpsevdi olacaktı. Mert Haluk; Defne’nin geçmişinden bir yüz. Bir sergi, bir dönem, bir yakınlık. Fazla poz veren, fazla bakan, fazla kalan bir adam. Takıntı henüz adı konmamış bir gölgeydi. Elif Noa; Kimliği katmanlıydı. Bir yerde gazeteci, bir yerde danışman, bir yerde hiç kimse. Zamanı geldiğinde ortaya çıkacak ve hikâyenin en can alıcı yerinde dengeleri bozacak bir kadın. Hepsi yaklaşmaktaydı. Ama henüz kimse Defne’ye söylememişti. ****************** Defne o gece huzurlu uyudu. Rüyasında Aras vardı. Ama bu kez karanlıkta değildi. Sessizdi. Savunmasızdı. Ve ilk kez… Onu izleyen oydu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD