Atölye bu kez sığınak değildi. Kapanmış bir alan, dış dünyadan kopuk bir boşluk gibiydi. Perdeler çekiliydi. Telefonlar kapalıydı. Sokak sesi yoktu. Defne pencerenin önünde duruyordu. Aras arkasındaydı. Aralarında birkaç adım vardı. Ama o mesafe artık sembolikti. “Artık seni saklayamam” dedi Aras. Defne dönmedi. “Ben saklanmak istemiyorum.” “Bu cesaret değil” dedi Aras. “Bu risk.” Defne yavaşça döndü. “Ben zaten riskim.” Bu cümle Aras’ı susturdu. Çünkü doğruydu. Defne ona yaklaştı. Yavaş. Bilinçli. Kaçma şansı bırakarak. “Lara’yı neden devre dışı bıraktın?” Aras gözlerini kaçırmadı. “Çünkü seni kimseyle paylaşmak istemedim.” Bu itiraf havayı değiştirdi. Defne’nin bakışları yumuşamadı. Ama derinleşti. “Bu sahiplenme mi?” Aras bir an düşündü. “Bu korku.” “Beni kaybetmek

