Işık patlaması uzun sürmedi. Ama etkisi derindi. Galerinin zemini dalgalandıktan sonra görüntü sabitlendi. İki görüntü üst üste binmiş hâlden ayrıldı. Sahte olan bir adım geriye kaydı. Gerçek olan bir adım ileri. Ve ilk kez netleşti. Gerçek Aras kapıdaydı. Nefes nefese. Saçları dağılmış. Omzunun biri hafif düşük. Gözlerinde biriken şey öfke değil — kaybetme ihtimalinden kalma o sert titreşim. Defne hiçbir şey düşünmedi. Bu kez analiz yoktu. Strateji yoktu. Sistem yoktu. Sadece beden vardı. Ve yön. Ayakları kendi kendine hareket etti. Aras da yürümeye başladı. Aralarındaki mesafe üç adım. İki. Bir. Defne elini uzattı. Dokundu. Ve o an… Her şey sustu. Gerçek Aras’ın eli Defne’nin elini kavradığında, o dokunuşta bir soru vardı. Tanıdık. Eski. Yumuşak. “Sen misin?” dedi

