'Güzel Sohbet'

1482 Words
Kerim Alper Lidya duştayken bende pizza siparişi verdim. Ne sever hiç bir bilgim yok. O yüzden en bilindik ve standart olan şeyi yani pizzayı sipariş verdim. Siparişler gelince salondaki orta sehpanın üzerine hazırladım ve Lidya'yı bekledim. O ara bende odama gidip rahat birşeyler giymek için odamın oraya doğru geçtim. Sıcağı çok sevmediğim için, şort ve atlet t-shirt giydim. Tam odadan çıkarken, kapıda Lidya ile çarpıştık. Bornozla çıkmış odaya girecekti. Çok yakın sıfıra sıfır olduk. O yeşil gözleriyle bana doğru baktı. Birden kendini geri çekip; "Kerim özür dilerim. Ben senin odada olduğunu bilmiyordum. Valizi buraya bıraktığımız için eşya almak istedim. Diğerlerini kirli sepetine attım. Duştan sonra bir daha aynı kıyafeti giymeyi pek sevmiyorum. O yüzden odaya girmek zorunda kaldım," dedi. " Önemli değil. Asıl sen kusura bakma. Ben düşünemedim hiç odaya gelebileceğini. Öyle girip üzerimi değiştirdim. Neyse hadi gel bakalım pizza söyledim. Acıktın bence sen. Biraz birşeyler ye ve yatıp dinlen," dedim ve salona geçtik. Lidya pizzayı görünce çok sevindi. "En sevdiğim şey; pizza olabilir Kerim. Yani baya seviyorum," diyerek bornozla oturdu. Böyle bornozla yanımda olması bana değişik geldi. Gerçi niye geliyor, gayet normal. İnsanlar duştan çıkınca bornozla dolaşabilirler. Birlikte oturup pizzayı yemeye başladık. Lidya, pizzayı yiyince babasıyla anısını anlatmaya başladı; "Kerim biliyor musun, ben pizzayı çok sevdiğim için bir gün annem evde yokken babamla pizza yapmaya karar verdik. Ne ben, nede babam mutfakla hiç ilgili değilizdir. Bir çılgınlık yapıp, girdik mutfağa. Tariften bakıp hamuru yaptık, bütün malzemeleri hazırladık ama bil bakalım ne oldu?" "Ne oldu?" "Yaptığımız o güzel iki pizzayı yaktık. Fırını ayarlamayı bilmediğimiz için full yükseğe vermişiz. Beş dakika sonra baktığımız da üzeri sim siyah olmuştu. Annemden baya fırça yedik. O kadar uğraşamı yanalım, giden malzemeyemi, yoksa annemin bize attığı fırçayamı bilemedik. O günden sonra asla pizza yapmayı denemedik. Hep dışardan söyledik," "Yani benim şimdi anladığım, benim karım beceriksiz mi? Ben açmı kalacağım?" "Ya Kerim güldürme.. Malesef ben yumurta kırmayı bile bilmiyorum. Hiç öyle mutfakla işim olmadı. Ya annem yapardı, yada evde çalışanımız vardı o yapardı. Ben sürekli okul, kurs, eğitimler derken mutfakla hiç alakam olmadı. Sadece makarna yapabiliyorum. Belki karın olarak, bir ara sana yaparım," demesiyle güldüm. "Lidya, zehirlenme oranım yüzde kaç?" diye sormamla dönüp omzuma vurdu. Vurduğu elini tutup, tam indirecekken yine birbirimize çok yakın olduk. Usulca elini çekti. "Ee Kerim sen anlat. Sen neler yaparsın? Necisin kimsin? İn misin, cin misin? Belki azınlı bir suçlu yada sapıksın. Ben nerden bileyim seni. Kocam olacak adamı tanımak istiyorum." "Öncelikle sapık değilim. Suçlu hiç değilim. Askeriz biz Lidya hanım. Öyle şeyleri olan kişileri asker yapmazlar. Her neyse... in, cin falanda değilim. Düpe düz gördüğün gibi böyle bir adamım. Eksiğim yada fazlam yok. Buralıyım. Ben bu topraklarda doğdum büyüdüm. Ailem de burda yaşıyor. Onlar merkezdeler. Bir tane kız kardeşim var. 30 yaşındayım. Bekardım, yeni taze evlendim. Sıradaki yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyorum. İzdivaç programında gibi hissettim kendimi Lidya. Güldürdün beni," dedim. "Anladım.. Sen düpe düz uzaylıyım diyorsun." "Öyle demiyorum, sen öyle diyorsun." "Ama sana yakıştı. Kabul et. Baya baya uzaylı gibisin. İlk gün bana selam bile vermedin. Gıcık olmuştum sana. Hoş gerçi hâlâ gıcık oluyorum ama kocam olduğun için katlanıyorum." "Vayy!! Demek öyle. Peki öyle olsun Lidya hanım. Peki sen anlat bakalım, kendini. Neler yaparsın? Necisin? Kimlerdensin?" "Yani ben işte böyle gördüğün gibi... çok güzel, tatlı, şirin, minnoş bir kızım. 27 yaşındayım. Ressamlık yapıyorum. Amerika'da bir çok kursta özel ders veriyordum. Annemle babamın ilk ve tek çocuğuyum. Babamı kaybettim işte bir buçuk ay önce. Onun acısı hâlâ içimde. Bakma böyle gülüp, eğlendiğime. Babamı çok özledim Kerim. Acısı hâlâ yüreğimi aşırı yakıyor. Babasızlık çok zormuş. Bende bu zorluğu en dibine kadar yaşıyorum. Ben böyle asi, herşeye bir cevabı olan biri değildim. Babamın ölümünden sonra bana birşey oldu. Artık kendini savunan, gerekirse asilik yapan biri haline geldim. Acı olgunlaştırır derler ya, çok doğruymuş. Ben babamın acısıyla olgunlaştım." "Babanı çok seviyordun anladığım kadarıyla." "Hemde haddinden çok fazla. O benim için çok farklıydı. Yarın birgün gerçekten evlenirsem eğer babam gibi biriyle evlenmek isterim. Benim babam çok iyi bir eş ve çok iyide bir babaydı." "Benim neyimi beğenmedin sen şimdi? Babanın kriterlerine uygun değil miyim?" diyerek gülüştük." "Babam uzaylı değildi bir kere. Sen ordan kaybettin." "Tühh be!!" deyip daha çok güldük.. Ortalığı toparlayıp geç olduğu için yatmaya hazırlandık. Lidya'ya; "Sen benim odamda yat. Nevresimleri yeni değiştirdim. Temizdir, için rahat olsun." "Kerim, sen nerde yatacaksın. Ben seni yerinden etmek istemiyorum. Sanırım bu ev 1+1. Ben koltukta yatarım. Benim yüzümden yerinden olma. Çalışan, operasyonlara giden sensin. Dinlenmen lazım," dedi. "Yok Lidya, sen yat benim odamda. Ben pek uykuya düşkün biri değilim. Bana kafamı koyacak yer olsun yeterli. Hem sen baya yoruldun bu ara, güzelce yat ve dinlen," deyince teşekkür edip odaya gitti. Bende koltuğa uzanıp uyumaya çalıştım. Aklımda değişik sorular var. Lidya ile böyle güzel bir akşam yaşayacağımı hiç düşünmemiştim. Beni aşırı şaşırttı. Bende zar zor uykuya daldım. .. Sabah Lidya'nın beni uyandırmasına uyandım. Gözümü açınca Lidya'yı karşımda görmek tuhaf geldi. Sanki gerçek karı koca gibiyiz de karım beni uyandırıyormuş gibi hissettim. "Günaydın Lidya, hayırdır? Neden erkenden kalktın?" "Sana da günaydın. Sanırım yerimi yadırgadım. Ama yatağın çok rahattı. Yanlış anlama onla ilgili bir sıkıntım olmadı," dedi. "İyi bari rahat etmene sevindim. Ben şimdi kalkıp duşa girsem, mutfak bak şu karşısı. Kahvaltılık herşey var. Ben duştan çıkana kadar kahvaltı hazırla desem, yapabilir misin?" "Kerim ben pek anlamam ama denerim. Fakat sende çabuk çık ve bana yardım et olur mu?" "Yahu varya hiç böyle beceriksiz bir kadınla evlilik yapmayı düşünmüyordum. Hatta bir kaç gün öncesine kadar evlendiğim kadının; güzel yemek yapmasını, evi çekip çevirmesini ve ütü yapmasını istemiştim. Yanlış zamanda dua ettim galiba. Kabul olmamış bakıyorum ki," dedim ve güldüm. "Yaaa abartma! Kendine öyle birini bulursun. Benden iki ay sonra boşanınca. Ama ütü konusunda iddialıyım. Çünkü çok takıntılı olduğum bir konuydu. Evdeki yardımcımıza bile kendi kıyafetlerimi ütületmezdim. Bu konuda çok hassasım." "Bak sen! O zaman bana bir gömlek ütüle de giyeyim, olur mu?" "Bir kerelik olur, buna kendini fazla alıştırma. Yani ütülediğim gömleği görünce, aşık olup bayılabilirsin." "Ben aşık olmam Lidya. Neyse sen dolabımdan bir gömlek al ve ütüle. Bende duşa gireyim. Marifetlerini sergile bakalım çakma barbi... Bizde görelim," diyerek banyoya geçtim. Arkamdan bağırdı; ne çakma barbisi. Sen ne diyorsun? Çabuk gel bunun hesabını soracağım sana diyerek, bağırdı. Baya keyiflendim. Lidya'yı kızdırmak hoşuma gitti. Bu durum beni baya keyiflendirdi. Hızlıca duşa girdim. Banyo gül kokuyor. Dün akşam Lidya duş alıp, kendi duş jelini kullanmıştı. Buram buram gül kokuyor banyo. İlk defa banyomun böyle güzel koktuğunu gördüm. Duştan çıkıp bornozla yatak odasına geçtim. Cidden gömlek ütülemiş ve yatağın üstüne koymuş. Dediği gibi iddiasında haklı da. Jilet gibi tabiri şuan benim gömleğim için geçerli olmuş. Hızlıca üzerimi giyinip, saçlarıma şekil verdim. Mutfağa doğru yanına geçtim. Birşeyler yapıyordu. "Lidya, iyimisin?" "Neden, niye iyi olmayayım?" "Sanki kahvaltılıklarla savaşıyor gibisin de, ondan sordum." "Off be! Geç sen dalganı. Hadi gel yardım et bana. Ben çok acıktım. Pek anlamıyorum gerçekten,"deyince kedi gibi masum haline güldüm. "Tamam tamam abartma. Alt tarafı bir kahvaltı hazırlayacaksın. Atomu parçala demişim gibi davranıyorsun," dedim. "Ya ama niye böyle yapıyorsun. Hiç misafire böyle davranmak olur mu? Hani dün başım gözüm üstüne diyordun ne oldu şimdi." "Hâlâ öyle. Misafirsin ve başım gözüm üstüne herşeyin. Bizde misafire hürmet etmek yakışır,' dedim ve kahvaltı hazırlayıp masaya yerleştirip çayları da doldurup getirdim ve kahvaltı yapmaya başladık. Lidya tam kahvaltı esnasında okkalı bir soru sordu; "Kerim, sen birden böyle benimle nikâh kıymak zorunda kaldın ama senin sevgilin yok muydu? Yada sevdiğin biri. Bak Burağın varmış kız arkadaşı. Anladığım kadarıyla senin kız kardeşinle görüşüyor. Biri nişanlı biri böyle işlere karşı derken sana kaldım. Gerçi kankam benim için daha iyi bir seçenekti ama Mehmet amca kabul etmedi. Seni uygun gördü. Yok muydu kız arkadaşın, yada sevdiğin biri?" diye sorunca bir duraksadım. "Yoktu, olsa zaten Albay böyle birşeyi bana uygun görmezdi." "Peki hiç sevdiğin kimse olmadı mı?" "Gerek varmı bunları konuşmaya Lidya. Bu kadar özele girmesek." "Tamam, öyle diyorsan öyle olsun. Peki ailen burda yaşıyormuş. Evlendiğini duyunca ne diyecekler sana." "Bilmiyorum, hiç düşünmedim. Ama görev icabı olduğunu anlatırım. Albay'ın hassas olduğu bir konu olduğunu söylerim. Anlayış gösterirler. Yani şuan çok bilmelerini de gerek yok. Oldu da öğrenirseler, o zaman açıklarım." "Anladım, haklısın. İnşallah seni zorda bırakmam. Yani ailenle aranda sorun olmak istemem." "Sorun olamazsın Lidya. İnan sorun olacağın bir durum yok. Sadece görev icabı olan birşey bu durum. Ötesi yok, o yüzden birşey demezler. Kaldı ki, zaten seni görünce az çok tahmin ederler." "Neyi tahmin ederler?" "Benim senin gibi biriyle gerçekten evlenmeyeceğimi Lidya." "Benim gibi biri derken, o ne demek oluyor Kerim? Ben nasıl biriyim ki?" "Lidya, yanlış anlama. Senin tavrın, tarzın, giyimin, rahatlığın, yaşam biçimin bana, bize ve aileme uygun değil. Tabiki saygı duyuyorum ve yadırgamıyorum ama işte dediğim gibi bizim yapımıza uygun değilsin," dememle; "Teşekkürler kahvaltı için. Ben biraz odada yatıp dinleneyim. Gece çok uyuyamadım. Belki şimdi biraz uyurum," diyerek gitti. İnşallah bana ve söylediklerime bozulmamıştır. Yani o sordu bende söyledim. Ne yapayım. Olabilecek şey değil çünkü. Lidya gibi biriyle benim olmam, rüyamda görsem müsait bir yerlerim açıkta kalmış derim. Sofrayı da bana bıraktı. Uyanık kız. Sofrayı toplamaktan da kaytardı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD