'Evlendik'

1513 Words
Kerim Alper Sabah yine uyanıp, evde kendime kahvaltı hazırlama derdine düştüm. Albay'ın dediğine göre bugün Lidya ile evlenmiş olacağım. Albay'ım herşeyi kendi ayarladı. Hemen yakın koruma programına başvuru yapacağız. Artık Lidya nerede kalırsa, o evin önünde de askerler bekler. Herhalde buraya gelmez, benle kalmayı istemez. Gerçi bende istemem Allah korusun. O dengesiz kızla aynı evin içinde olmak herhalde bir insanın kendine yapacağı en büyük kötülük olsa gerek olur.. Hızla kahvaltımı yapıp karakola geçtim. .. Lidya da gelmiş buradaydı. Muhtemelen Albay onuda çağırdı. Soner'le birlikte yine şaklabanlığın dibine vuruyorlar. Soner, tam kafasına uygun birini buldu. İkisi de kafadan noksan gibi. Burak ve diğerleri de onların yanına gidince mecburen bende oraya gittim. Timin hepsi kalkıp, bana selam verdi. Oturun, deyince hepsi yerlerine oturdu. Lidya; "Siz neden bu uzaylı gelince ayağa kalkıp, selam veriyorsunuz? Sanki Sultan Süleyman geldi," deyince hemen Soner devreye girdi. "Kankacım, o bizim komutanımız ya hani, bizim üstümüz ve biz ona selam vermek zorundayız. Vermezsek eğer bizi sii... ay pardon sever...," dedi. "Ne alaka be. Şurda normal oturuyorsunuz durduk yere vermek zorunda değilsiniz. Görevde yada operasyonda olsanız hadi neyse neyde.. şimdi gereksiz bence," dedi. Masaya tam karşısına geçip oturarak; "Size de günaydın Lidya hanım. Bana selam vermek zorundalar çünkü: Asker selamı, saygı göstermek için kullanılan bir jest veya başka bir eylemdir. Yaygın askerî gelenek'lerden biridir. Askerlerimin illa operasyonda yada sahada olmasına gerek yok, bana selam vermeleri için. Bu bir saygı göstergesidir. Bilmem anlatabildim mi?" dedim. Bana ters ters bakarak; "Hayır anlatamadın. Yada ben anlamak istemedim. Ben değişik biriyim ya anlamıyorum. Ondan olsa gerek," diyerek dünkü söylediğim şeylere imada bulundu. Bulun bakalım Lidya hanım. Bugün benle evlenmiş olduğunu duyunca ne yapacaksın acaba. Soner'le baya gülmeli kahkahalı sohbete devam ettiler. Hayır anlamadığım; bu kız Soner'de ne buldu da bu kadar iyi anlaştı hiç anlayamadım cidden. Ya sıkıntı bizlerde, yada ikiside kafadan sıkıntılı... Albay'ım haber yollamış; Lidya ile birlikte beni yanına çağırıyormuş. Lidya, kalkıp önümden hızla gitmeye başladı. Bende adımlarımı hızlandırarak, ona yaklaştım. "Benden böyle kaçma. Ben adam yemiyorum," dedim. "Kerim, lütfen bana bulaşma.. Senle konuşmak istemiyorum. Zaten şimdi Mehmet amcaya burdan gideceğimi söyleyeceğim ve bir daha seni görmek zorunda kalmadan Amerika'ya döneceğim." "Sen nasıl istersen, bana uyar. No problem yani," dedim. Lidya'nın yüzünü görmeyi çok istiyorum. Albay evlendiğimizi söylediğinde.. Albay'ın kapısına vurup, içeriye girince ben asker selamı verdim. Lidya geçip tekli koltuğa oturdu. Sonra Lidya'nın yanındaki koltuğa bende oturdum. Albay'ım da karşı koltuğa geçip bizle konuşmaya başladı; "Çocuklar nikahınız kıyıldı ve Lidya'nın koruma işi halloldu. Bugünden itibaren Lidya'ya yakın koruma tahsis edildi. Kerim Alper'in eşi olarak, koruma programına alındı," dedi. Lidya anlamaz gözlerle hem bana hem Albay'a baktı. Dayanamayıp konuşmaya başladı; "Mehmet amca çok özür dileyerek soruyorum ama ne nikah kıyılması, ne Kerim Alper'in eşi. Ne oluyor Mehmet amca, ben hiç birşey anlamadım. Bana düzgünce açıklayın bu durumu. Tamam Türkçem iyi ama bazen anlayamıyorum." Albay; "Kızım, dün konuştuk ya hani. İşte o nikah senle Kerim arasında kıyıldı. Bende hemen koruma programına başvurdum. Oda onaylandı. Gece gündüz sürekli senin etrafında ekipler dönüşümlü olarak nöbet tutacaklar," dedi ve yerinden kalkıp çekmecesinden birşey alıp geldi ve Lidya'ya verdi. "Kızım buda evlilik cüzdanın," deyince Lidya'nın kal gelmiş hallerine güldüm. Lidya şaşkınlıktan bayılıp kalmazsa iyidir. Lidya tekrar sordu; "Mehmet amca, benim aklımla alay mı ediyorsunuz? Ben nasıl evlenmiş olabilirim. Bu evlilik cüzdanı nasıl oldu. Ya biz daha evet hayır bile demedik. Türkiye'de öyle olmuyor mu? Yazılı ve imzalı beyan olması gerekmiyor mu? Burda Albay'lara tamam evlenelim deyince, hemen oluyor mu yani bu işler? Hem ben bu uzaylı adamla evlenmekten vazgeçmiştim. Bugün size onu söyleyecektim. Amerika'ya geri dönecektim. Şimdi niye böyle oldu ki? Ben hemen boşanabilir miyim peki? Sana söyleyince Mehmet amca. Sonuçta evlenirim dememle evlenmişim. Boşanırım dememle de boşarsın sanırım Mehmet amca," dedi. Allah'ım kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyorum. Bu kız cidden komedi.. Albay; "Lidya güzel kızım, tabikide öyle birşey olmuyor. Bana söylediğin için evlenmedin sen. Bizim de hatırı sayılır dostlarımız ve ahbaplarımız var. Adınızı ve bilgilerinizi vermem yeterli oldu. Neyse bunları geçin. Bir kaç ay idare edeceksiniz. Artık benim evimde mi, Kerim'in evinde mi kalacaksın ona da sen karar ver kızım," dedi. Ben hemen araya girdim; "Albay'ım, benim evimde kalsın. Sonuçta Lidya'yı koruma görevide bizde. Dışarıdan olduğu kadar, içeriden yanında da korunmaya ihtiyacı olabilir," dedim. Bu kızla uğraşmak için süper bir fırsat. Yakacam çıranı senin, çakma barbi.. Lidya hemen atarlandı tabi; "Mehmet amca size rahatsızlık olmazsa eğer sizde kalayım. Zaten bir iki ay sürecek birşey için çok fazla samimiyet kurmaya gerek yok." "Var Lidya. Madem tehlikedesin, benim yanımda kalacaksın. Gece gündüz bir şekilde senden haberim olmak zorunda. Çünkü sende bizim için bir görevsin ve senin üzerinden bir operasyon yapacağız. Adımlarımızı sağlam atmamız lazım. O yüzden benim evimde kalacaksın. Konu kapandı. Akşam çıkışta eşyalarını Albayımın evinden alıp bana geçeriz," dedim. Sinirle konuşarak yine bana çattı; "Ya neden sen benim yerime karar veriyorsun? Ben seninle kalmak istemiyorum. Senin gibi bir adamla aynı evin içinde yapamam ben." "Ben iyi bir adamımdır Lidya. Aklın kalmasın. Kimsenin küçük oyunlarına da gelmem. Kendime güvenirim," diyerek yine imalı konuştum. Ne demek istediğimi çok iyi anladı. Öyle göğsüne anahtar sokup, karşındaki adama iş atmaya benzemez bu işler... Lidya yüzüme sinirli sinirli bakıp, Albay'a görüşürüz Mehmet amca. Herşey sizin istediğiniz gibi olsun. En fazla bu saçmalığa iki ay katlanırım. Sonrası umurumda bile değil. Çeker giderim zaten. Ne olacaksa da olur, diyerek odadan çıktı. Albay bana, Kerim bu kız biraz fazla deli dolu. Ne olur ona göz kulak ol. Fevri bir kız belli. Onun can güvenliği benim için çok önemli deyince, başımla onaylayıp çıktım. Bahçeye çıkınca yine Lidya ve benim timin birlikte oturduğunu gördüm. Evlilik cüzdanı elimde yanlarına gittim. Tam ekip ayağa kalkıp selam verecekti ki, otur asker, selama gerek yok malum karım pek hoşlanmıyor dedim. Bütün tim bana baktı. Soner; "Komutanım hayırdır? Evlendiniz mi?" diye sordu. "Evet Sonercim evlendim. Lidya ile bugün evlendik, buda evliliğimizin cüzdanı. Lidya artık benim karım. Benim kütüğüm, ona göre ayağımızı denk alalım. Özellikle sen Soner," diyerek göz kırptım. Bütün hepsi şok geçirdi. Lidya daha çok şok geçirdi. Benden böyle birşey beklemiyordu, eminim. Lidya yanıma gelip; "Bu defter parçasına güvenme. Sen benim hiç birşeyimsin. Ayrıca ben senin kütüğün falan değilim." "Yoo kütüğümsün. Baya baya benim kütüğüme kayıtlısın artık. Hatta bak soyadında Alper olmuş artık. Nüfusa kayıtlı olduğun yerde; burası Bingöl. Yani sen benim kütüğüme bağlısın artık," dedim. İyice bana sinirlendi. "Senden varya nefret ediyorum. Neden senle evlendirdi ki Mehmet amca beni. Soner'i tercih ederdim. Senin gibi yontulmamış bir adamla yalandan bile evlenmek, kabus gibi," deyince tim hep bir ağızdan güldü. Sinirlendiğim için, Lidya'nın kolunu sertçe tuttum ve onu uyardım; " Lidya haddini bil. Benim askerlerimin, benim ekibimin önünde benimle böyle konuşamazsın. Seni pişman ederim. Haddini sakın aşma. Hele timin yanında hiç aşma, senin için kötü olur. Canını yakarım üzülürsün," dedim. Gözleri dolu dolu bana bakıp; "Kolumu bırak, canımı yaktın ayrıca üzdün," dedi ve çardağın ucundaki yere geçip oturdu. Ağladı farkındayım ama haddini aşıyor. Askerlerimin yanında bana öyle davranmasına izin veremezdim. Ortaya doğru konuşarak; "Ben saat 5 gibi çıkacağım. Buralarda ol. Eşyalarını gidip alıp, benim eve geçeceğiz," dedim. Sonra time dönerek; "Sizlerde içeriye odama gelin. Bir kaç işimiz var," deyip onları odaya yanıma çağırdım. Lidya'yı ağlarken görmelerini istemedim. Tim kalkıp önden gitti. Bende peşlerinden gittim. Giderken Lidya'ya bakınca, o yaşlı yeşil gözleriyle bana masumca bakınca kötü oldum. Aslında böyle davranmak istemiyorum ama benimde sabrımı zorladı... Odamda bir kaç işimi hallettim. Biraz Lidya'nın dosyasına baktım. Cidden tehlikeli bir örgüt var kızın peşinde. Umarım artık oralarda görmedikleri için, Lidya ile uğraşmayı bırakırlar. İşlerimi toparlayıp çıkış saati gelince aşağı bahçeye indim. Lidya başını çardağın masasına koymuş öylece yatıyordu. Yanına doğru gidip seslenince korkup irkildi. "Sakin tamam benim, korkma. Hadi gidelim," dedim. "Ben kafamı koyup biraz dinleneyim dedim ama uyuya kalmışım. Kaç gündür burası, Albay'ın evi derken seferi gibi oldum. Pek düzgün yatıp dinlemedim. Yoruldum artık." "Tamam benim eve gidelim, duş alıp dinlenirsin," dedim ve arabaya geçtik. Arabaya binince sanırım yine uykusu olduğu için uyudu. Bir an Lidya'ya baktım. Aslında çok güzel bir kız ama o güzelliğin altında resmen yabani bir kurt var. Azıcık hanım hanımcık bir kız olsa, belki evlenilecek bir kız bile olabilirdi. Ama Lidya benim aile yapıma çok ters biri. Annem ve babam onun o giydiği kısa şortları kaldıracak görüşte insanlar değiller. O yüzden davul bile dengi dengine Kerim Yüzbaşı. Fazla hayal dünyasına dalma o yüzden... Ama bu kızı uyurken seyretmek bana değişik hissettirdi.. Albay'ın evine gelince Lidya'yı uyandırdım. Gidip eşyalarını al gel, seni bekliyorum acele et dedim.. Çıkıp eşyalarını aldı ve geldi. Bende arabadan inip, valizlerini bagaja yerleştirdim.. .. .. Eve gelince, Lidya'nın valizi alıp lojmandaki daireme çıktık. "Hoşgeldin Lidya. Biliyorum benden hoşlanmıyorsun ama sen binevi benim misafirim sayılırsın. Ben ailemden misafire hürmet etmeyi ve saygı göstermem gerektiğini öğrendim. Sende bu evde benim herşeyden önce misafirimsin. O yüzden herşeyinle başım gözüm üstünesin," dememle bana sarıldı. "Kerim çok teşekkür ederim. Benim için yaptığınız herşey çok değerli," dedi ve ağlamaya başladı. "Tamam ağlama.. Hadi gel ben sana banyonun yerini göstereyim. Temiz havluda vereyim sen bir duş al ve rahatla. Dışarıdan yemek siparişi de vereyim. Karnını doyur ve yatıp uyu. Zaten yarın hafta sonu. Karakola gitmeyeceğim. Sende daha çok dinlenirsin," diyerek banyoya doğru götürdüm ve duşa girmesini sağladım. Bana sarılmasını hiç beklemiyordum. Beni şaşırttı. Birde teşekkür etti. Bu kız baya değişik biri. Bir sonraki hamlesini asla kestiremiyorum..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD