Kerim Alper
Bu kız başımıza bela geldi. Resmen beni ağına düşürdü. Feci ayar oldum bu kıza. Kadın olmasaydı, ağzını yüzünü dağıtmıştım. Ama malesef kadın. Neyse elbet bende bir şekilde intikam alırım. Bunu o çakma barbiye ödeteceğim.
Hızla karakola giriş yaptım. Soner yanıma geldi.
"Komutanım, Albay'ım sizi çağırıyor. Lidya hanım hakkında toplantı yapacakmış," demesiyle beynim de şarteller attı.
"Başlayacağım, Lidya hanıma da, korumasına da. O kızı benden uzak tutun Soner. Yoksa sonu size patlar oğlum," deyip Albay'ın odasına doğru gittim.
Benim timin hepside arkamdan geldi. Baya büyük bir operasyon var. Çakma barbimiz korunacak. Ne büyük bir iş. Kos koca asker adamlar şımarık bir kızın derdine düştük.
Albay'ın odasına girince hepimizi toplantı masasına davet etti.
Mehmet Albay'ım konuşmaya başladı.
"Lidya'yı yoğun koruma programına alıyoruz. Biraz araştırma yaptım. Geldiği yerde başına bela olan bu örgüt, cidden tehlikeli. Fakat Lidya'yı sizde çok iyi biliyorsunuz ki, belirli bir yere kadar koruyabiliyoruz. Daha yakın koruma şart. Aile korumasına almamız lazım," dedi.
Soner Çavuş;
"Albay'ım iyide, o durum birinci derece akrabalar için geçerli. Lidya hanımın hiç bir bağlantısı yokki kimseyle. Nasıl yapacağız Albay'ım?"
"Biliyoruz o kadarını asker. İşte sizleri bunun için topladım. Bu belayı bu kızın üzerinden atana kadar, kısa bir süreliğine sizlerden biri anlaşmalı yani sahte bir evlilik yapacak, Lidya ile..," dedi.
Soner hemen devreye girdi;
"Albay'ım ben evlenirim. Zaten benim kankam oldu. Biz onla çok iyi anlaşırız. Bana süper ev arkadaşı da olur."
"Yok oğlum. Sen olmazsın. Sen fazla delisin. Kız senin yanında kafayı yer."
"Sağolun Albay'ım. Bana olan düşünceleriniz beni çok mutlu etti."
Ben mecburen araya girdim;
"Albay'ım böyle birşeye gerek varmı? Yani evlilik falan saçma bence. Hem Lidya ile evlenebilecek kimse yok burda. Burak, benim kız kardeşim Kübra ile görüşüyor. Tolga nişanlı. Bekir deseniz, böyle şeylere karşı. Elimiz de bir tek Soner var. Onuda siz kabul etmiyorsunuz. Kaldı ki haklısınız Albay'ım. Sahte de olsa, Lidya'nın başını yakmak istemeyiz," diyerek güldüm.
Albay bana bakıp;
"İşte bu yüzden tek ve en güzel aday olarak sen kaldın, Kerim Yüzbaşım."
Albay'ın bu söylediği ile kendi tükürüğüm ile boğuluyordum az kalsın.
"Albay'ım, çok güzel düşünmüşsünüz ama ben olmam, olamam. Yani benle Lidya ne alaka. Soner evlensin işte. Mis gibi çocuk."
"Kerim Yüzbaşı, benim emirlerim ve kararlarım ne zamandan beri sorgulanıyor. Hem bak Lidya deme durumuna bile gelmişsin. Herkes Lidya hanım derken, sen sadece ismiyle hitap ediyorsun."
"Albay'ım, kendisi öyle istedi. Yani kendime özel bir durum değil."
"Kerim uzatma oğlum. Sana gerçek evlilik yap demiyorum. Sadece kağıt üstünde ve bir kaç ay evli kalacaksın. Görev icabı oğlum. Lidya'nın başından şu belayı yok edelim, geldiği ülkeye geri dönsün, zaten biter bu sahte evlilik. Ben şimdi Lidya'yı da buraya çağırtacağım ve onunla da bu durumu konuşup halledeceğiz. Ayrıca bu örgüt hakkında bilgi toplayacaksınız. Gerekirse yurt dışı kaynaklı operasyon bile yapabiliriz. Farklı bir kaç timle bir araya gelerek," dedi.
Soner'e gidip kendi evlerinden Lidya'yı alıp gelmesini söyledi.
..
Yarım saat sonra Lidya ve Soner gelip, masaya oturdular.
Lidya şaşkınlıkla neler oluyor diye sordu.
Mehmet Albay başından sonuna kadar herşeyi anlattı. En son benimle anlaşmalı evlilik yapacağını söyleyince;
"Mehmet amca asla öyle birşey olmaz. Ben ölürüm de bu uzaylı adamla yalandan bile olsa evlenmem. Bu adam yalandan bile çekilmez. Allah bunla gerçekten evlenecek olan kişiye yardım etsin. Siz beni olduğu kadar koruyun. Fazlasına gerek yok," dedi.
"Lidya, kızım bak peşindeki örgüt çok tehlikeli. Ve seni gerçekten yakın koruma kapsamına almamız lazım.. Beni de anla. Sen bana babanın can emanetisin. Yani bu evlilik gerçek değil. Sadece resmi işlemler için, yakın koruma talep edebilmek için resmi bir prosedür olacak, o kadar,"dedi.
"Madem öyle Soner'le evlensem olmaz mı? İlla bu uzaylı mı olacak, yada diğerleri olsa?"
"Kızım birinin kız arkadaşı var. Diğerinin nişanlısı var. Diğeri evliliğe ve kadınlara karşı. Soner, biraz şeydir o yüzden olmaz. Bir tek Kerim Yüzbaşım şuan bu duruma uygun."
"Anladım ama ben yalandan bile olsa, bu uzaylı ile evlenmek istemiyorum. Başka bir yöntem bulun. Lütfen Mehmet amca," dedi.
Vay anasını be.. Sanki ben bu kızla evlenmeye can atıyorum. Bunu görende elimde çiçek çikolata kapısında yatıyorum sanacak. Valla işime geliyor, beni istememesi.
Albay'a dönüp, ben konuşmaya başladım;
"Albay'ım bakın ne güzel işte. Lidya'da istemiyor benimle evlenmek. Aklın yolu bir. Bende onunla evleneceğime altı ay dağ taş operasyon gezmeye hazırım. Yani bende bu kibarcık hanım efendi ile evlenmeyi istemiyorum. Hayatta en son isteyeceğim şey bile değil. Bana göre biri değil. Yanlış anlamayın Albay'ım. Yani kişilik ve tarzlarımız farklı. Sahte de olsa, evleneceğim kişi ile bir ortak noktamız olsun isterim," dedim.
Lidya sinirle karşıma geçip;
"Ne diyorsun be sen? Ne demek bana göre değil. Neyim lan ben? Sen ne demek istiyorsun bana. Açık konuş benle. Yüzbaşı mısın? Binbaşı mısın? Artık her neysen. Seni varya pişman ederim. Sen beni biraz yanlış tanıdın ama ben sana doğrusunu da tanıtırım," diye sinirle konuştu..
Neyi ima ettiğimi anladı. Zoruna gitti. Bugün arabada anahtarı alıp göğsüne koyması üstünden biraz ağır konuştum. Ama haketti.
"Lidya hanım, sinirlenmeyin. Karakteristik özelliklerimiz uygun değil o yüzden," dedim.
Elini sinirle masaya vurup;
"Bana bak, benimle uğraşma. Seni doğduğuna pişman ederim. Sen beni daha tanımadın. Ama tanıtacağım sana. Evleniyorum senle.. Özelllikle senle evleniyorum. Ben sana ney olduğumu göstereceğim," diyerek Albay'a döndü ve konuşmaya devam etti.
"Mehmet Amca, sen nasıl uygun görüyorsan öyle olsun. Kerim'le sahtede olsa evleneceğim. Beni şimdi tekrar eve göndersen olur mu?" dedi ve hızla odadan çıktı.
Mehmet Albay Lidya'yı kendi evlerine bırakmamı istedi yine. Dejavu oldum resmen.
Emredersiniz diyerek odadan çıktım.
Karakolun bahçesinde öyle ayakta duruyordu. Yanına gidip;
"Lidya senin derdin ney?" dedim. Hırsla yüzüme bakıp;
"Sen kimsin de bana öyle konuşuyorsun? Sen beni ne sandın? Söylesene, sen beni ne sandın?"
"Ya ben seni ne sanıcam. Bugün sen belli ettin zaten ne sandığımı. Anahtarı alıp, göğsüne soktun. Ne bekledin Lidya, ordan anahtarı alıp, göğüslerini okşamamımı. Sonrasında seninle öpüşüp soluğu yatakta falan almamızımı. Sen öyle bir hayata alışık olabilirsin ama bizde öyle işlemiyor canım o işler. Sizde pek önem verilmez bu işlere farkındayım ama bize ters. Bana ters, benim aileme ters anladın mı?" diyerek sinirli bir şekilde konuştum.
Lidya ağlamaya başladı..
"Bu söylediğin lafların hepsini sana tek tek ödeteceğim. Bana yaptığın bu imanın bedelini ödeyeceksin. Sen hayatımda gördüğüm en aşağılık adamsın.." deyip önden gitti.
"Bekle beni. Yalandan atar yapma. Albay seni evlerine bırakmamı istedi. Hani benle evlenmeyi kabul ettin ya, öyle bir hata da bulundun ya işte onun bedeli bu.. Benimle her dakika belkide yan yana olacaksın. Saçma sapan birşeyin içine soktun bizi. Durduk yere. Hadi geç şu arabaya," dedim.
Sinirle gelip yan koltuğa oturdu.
"Bu arada Albay'ım hemen yarın bu nikah işini halledecekmiş. Yani öyle dedi. Haberin olsun."
"Tamam," dedi sadece.
O car car konuşan kız şimdi sadece tamam dedi.
"Hayırdır, ne oldu sana? Sesin soluğun kesildi."
"Ne konuşayım seninle. Beni daha fazla rencidemi etmen için konuşayım. Yerin dibine sok diyemi konuşayım. Ne bekliyorsun benden. Bana ne biçim sözler söyledin. Ben senin ima ettiğin gibi bir hayat yaşamadım Amerika'da.. Buna emin ol. Senin düşündüğün gibi onla bunla yatan, fayşe biri de değilim. Beni babam yetiştirdi. Türk geleneklerine göre yetiştim ben. Ar, edep nedir biliyorum. Bir tek siz iyi değilsiniz yani. Ama söylediğin laflar beni çok kırdı. Yani ben asla haketmedim. Buraya geldiğim için aslında çok pişmanım. Ne olursa olsun buraya gelmem hataydı. Zaten yarın Mehmet amcayla konuşup Amerika'ya geri döneceğim. Ben demin toplantıda senle evlenmeyi isteyerek büyük saçmaladım. Bir anlık hırs ve sinirle söyledim. Ama bu durum cidden saçmalık.. Sen canını sıkma. Ben yarın konuşup halledeceğim. Benim gibi biriyle evlenmek zorunda kalmayacaksın..," dedi ve cama doğru dönüp kafasını yasladı.
Ulan Kerim, çok ağır konuştun. Ayıp ettin kıza. Dilinin kemiği yok lan senin. Kız Amerika'dan zaten korkuyla buralara gelmiş, Albay'a sığınmış. Bende kıza neler söyledim. Manyaksın Kerim. Cidden manyaksın sen..
Tam Albay'ın evinin önüne gelince, Lidya'ya inermisin diyecektim ki, hiç yüzüme bile bakmadan kapıyı açıp indi..
Baya kırdım galiba Ben Lidya'yı.. İki saat önce bu kapının önünde bana atar gider yapan kız, hiç birşey demeden indi.
Karakola geçip hemen Albay'la konuşmam lazım. Geri Amerika'ya dönmek istiyor, diye... Bu kızda bu deli inadı olduğu sürece eminim gider.
Karakola gelince Burağı gördüm. Albay nerde diye sorunca, odasında dedi.
Hemen yukarı yanına çıktım.
Kapısını tıklatıp içeriye girdim.
Albay'ım da beni görünce, hoşgeldin evlat. Bende seni çağırtacaktım. Geldiğin iyi oldu dedi.
Albay'dan önce ben konuşmaya başladım;
"Mehmet Albay'ım, Lidya bu sahte evlilikten sanırım vazgeçti. Az önce söyledi. Yarın da sana söyleyip, geri dönecekmiş. Koruma falan istemiyorum dedi. Yani benden söylemesi Albay'ım. Lidya gidecek bilginiz olsun."
"Hiç bir yere gidemez. Sizin nikah işi şuan halloluyor. Yarına evli olmuş olursunuz..Kerim başındaki örgüt tehlikeli. Araştırma yaptım. Bir dosya oluşturdum. Sana vereceğim incele mutlaka. Lidya ressamlık yapıyormuş orda. Kendilerine, örgütlerini temsil edecek, resimler yapması için teklifte bulunmuşlar. Lidya, onların tehlikeli birileri olduğunu anlayıp kabul etmeyince, kıza kafayı takmışlar. Böyle onlara karşı gelen, baş kaldıran bir kaç kişiyi çok kötü hale getirmişler. Öldürmüyor ama süründürüyorlar. Onlara göre; onlara hayır demek imkansız. Ama onlara evet diyen herkeste şuan o şarlatan örgütün içinde. Ve farklı ülkelere bile dayanıyormuş bu durum. Değişik tipler Kerim. İnsanları pis bir ağın içine çekiyorlar. Yasaklı madde ve daha farklı kötü alışkanlıklardan oluşan bir yapıları var. Onların arasına giren herkes bağımlı oluyormuş. Ve kan üzerinden herkese, nefret ve kin besliyorlarmış. Neyse daha fazla anlatmakla anlamazsın. Sen şu dosyayı al ve incele. Yarına zaten nikahlı olmuş olursunuz ve bizde koruma programına almış oluruz Lidya'yı.." dedi.
Ulan baya baya büyük bi bela var kızın başında. Ve bu işin operasyonu da bize verildi. Bir kaç timle birlikte çalışıp bu örgütü çökerteceğiz.
Hadi bakalım, başladık yine karışık bir olaya..