'Temas'

1747 Words
Lidya Alper Kerim'le az kalsın öpüşecektik. Çok yakın olduk. Dudağını, dudağıma kadar sürdü. Çok değişik hissettim. Ama olmaz ben bunu yapamam. Ben ilk öpücüğümü; beni sevmeyen, aklında başka biri olan, başka kadınlarla yatan birine veremem. Ben aşık olduğum kişinin, beni seven kişinin beni öpmesini istiyorum. Kerim, bana aşık değil. Yada beni sevmiyor. Nasıl böyle birşey yapabilirim. Hem bizim öyle birşeyimiz asla olmaz. Bugün annesini görünce, Kerim'in ne demek istediğini anladım. O yüzden yakında bitecek bir evlilik için, ilk öpücüğümü Kerim'e vermem hiç doğru değil. Belki bu hareketime bozuldu ama ben bunu yapacak biri değilim. Evinde kalıyorum evlendik diye, istediği herşeyi yapamaz bana. .. Kerim, evden çıkıp gideli baya oldu. Neden hâlâ gelmedi anlamadım. Saat gece yarısı bir ve beyimiz ortalarda yok. Aramak istemiyorum. Belkide o kadının yanında. En iyisi mesaj atayım. Ben; Seni merak ediyorum, nerdesin? Diye yazdım. Bir kaç dakika sonra bana cevap verdi. Kerim; Etme. Bu kadar yazmış. Bana verdiği değer bu kadar işte. Sonra beni öpmeye kalkıyor. Başka kadınlara gidiyor, bana değer vermiyor ama sonra beni öpmeye yelteniyor..Ben bu kadar gurursuz biri değilim. Kafaya koydum; Amerika'ya döneceğim. Annemle konuşup, olmazsa ilk önce Kanada'ya teyzemlerin yanına giderim bende. Yoksa burda kaldıkça, kendimi değersiz biri hissetmeye devam edeceğim. Boşanma davası içinde vekalet bırakır, giderim. Ne zaman isterse, benden boşanır ve karı kız hayatına bakar. Yarım saat sonra kapı kilidinin sesi geldi. Hemen odadan çıkıp, salona geçtim. Kerim gelmiş ama önünü göremeyecek kadar sarhoş. Kendini koltuğa zor attı. Ah Kerim ahh! Ne vardı sanki bu kadar içtin.. Yanına gidip, bende koltuğa oturdum. Beni görünce şaşırdı. "Ooo karıcım hoşgeldin. Pardon yalancıktan olan karıcım. Benim sahte karım. Güzeller güzeli sahte karım. Ben çok şanslıyım, senin gibi karım var. Ama sen, bana hep kızıyorsun Lidya. Ben sana kötü birşey yapmıyorum. Benim o Asu'yla işim yok. Evet, geçen gün gittim. İnkar etmiyorum. Ama hiç birşey olmadı aramızda, vallahi bak olmadı," dedi. "Kerim, sen çok sarhoşsun. Ben sana kahve yapayım ve kendine gel," deyip tam koltuktan kalkacakken beni tutup geri oturttu. "Özür dilerim Lidya. Bu akşam olanlar için özür dilerim. Ben sana ayıp ettim. Daha olmaz ama emin ol. Bir daha seni üzmeyeceğim. Hatta bundan sonra Burak'la Bekir'in yanında kalacağım. Sana asla rahatsızlık vermeyeceğim. Yaptığım şey için tekrar özür dilerim," dedi ve koltuğa yığıldı.. Kalkıp mutfağa geçtim. Kahve suyunu makinaya koyup çalıştırdım ve ağlamaya başladım. Bu evden gitmesini istemiyorun ben onun. Adamın düzenini herşeyini mahvettin Lidya. Senin yüzünden evinden olacak. Ona bu haksızlığı yapamam. Çok acil annemle görüşüp, buralardan sessiz sedasız gitmem lazım. Kahve olunca, alıp içeriye salona geçtim. Kerim bana bakmaya başladı. Kahvesini uzatınca; "Yapma, bana hiç birşey yapma. Ben ne seni, nede senin elinden kahve içmeyi hak etmiyorum. Seni üzdüğüm için senden tekrar özür dilerim. Sana saygı bile duyamadım ben. O yüzden bana hiç birşey yapma Lidya. Ama şunu da bilki, benim Asu denilen kadınla aramda duygusal hiç birşey yok. O senden önce olan bir durumdu. Bende duygusal hiç bir anlamı yoktu," dedi ve gözleri doldu. "Kerim," diyebildim sadece. "Bu arada yarın o başıma sardığın yemeğe gidiyoruz. Burak, Kübra ile Tolga'da nişanlısı Sinem ile gelecek. Bir yalan attık, bari gerçek olsun. Hem sende bu vasıtayla Sinem ile tanışmış olursun. Bende ertesi günü bir kaç eşya alıp, Burak'lara geçerim," demesiyle ben ağlamaya başladım. "Kerim olmaz, burası senin evin. Ben böyle birşeyi asla kabul edemem. Eğer benden çok rahatsızsan, ben Mehmet amcalara geçerim. Ama sen evinden gitme ne olursun. İşte o zaman bende kahrolorum..Ne olursun böyle birşey yapma Kerim, dedim ve birden boynuna sarıldım. Kerim'de kolunu belime atıp, bana sıkıca sarıldı. "Lidya, tekrar özür dilerim. Sana, aileme uygun değilsin dediğim için. Seni istemediğin birşeyin içine soktuğum için. Ve seni öpmeye kalktığım için, tekrar tekrar özür dilerim. " "Sus tamam artık. Al şu kahveni iç," diyerek kahvesini eline verdim. Kahvesini içince birazcık rahatladı. "Ben bir duş alayım, sonra da yatarım. Senide gece gece rahatsız ettim, kusura bakma olur mu?" dedi ve banyoya geçti. Kerim benim yüzümden eğer bu evden giderse, ben asla kendimi affetmem. Anneme hemen mesaj atmak için odaya geçip telefonu aldım. Saat farkı var, belkide oda uyuyordur. Uyanınca mesajımı görüp, bana cevap yazar.. Ben; Annem, ben oraya Kanada'ya gelmek istiyorum. Burda artık durmamı gerektirecek birşey yok. Bana en yakın zamana biletimi alır mısın? Çünkü bende pek parada kalmadı. Diye yazıp yolladım.. Annem görünce cevap verir artık.. Bu düşüncelerle yatağa uzandım. Birde yarın akşama benim öylesine uydurduğum yemek var. Durduk yere başıma bu belayı da sardım. Manyaksın kızım sen, manyak.. Çok uykum olduğu için, yatmamla hemen uyumuşum. .. Sabah gözümü telefona gelen mesaj sesiyle açtım. Annem mesaj atmış; Annem; Bebeğim, hemen alıyorum birtanem. Zaten seni çok özledim. Gönlüm hiç razı değil senin oralarda tek kalmana. Burası şuanlık güvenli. Başımızın çaresine bakarız. Diye yazmış annem. Ben şimdi gidiyorum yani. Ama asla ne Kerim'e nede Albay'a söylememem lazım. Yoksa onlar beni asla yollamaz. Yataktan kalkıp, banyoda elimi yüzümü yıkayıp, mutfağa geçtim. Mutfak kapısından bakınca, Kerim'in kahvaltı hazırlığı yaptığını gördüm. Ah Kerim, keşke senle farklı olabilseydik. Ailen anlayışlı olup, sende bana saygı duysaydın eğer, belki de farklı olurduk. Ama nasipten öte yol yok. Zaten bir kaç güne gideceğim. Daha asla Kerim'i görmem de. Bütün bağım onla biter.. Kerim'e kolay gelsin diye seslendim. Soğuk bir şekilde sağol dedi. Sanırım, dün geceyi ve beni öpmeye çalıştığını hatırlıyor. Mahçup bir şekilde sağol dedi. Masaya doğru geçip oturdum. Benimle konuşmuyor farkındayım. Çünkü suçluluk duygusu çekiyor. Ben ortaya laf atar gibi konuştum. "Kerim bu yemek kaçta? Ona göre hazırlanırım bende." Bana doğru dönüp; "Akşam 8 de. Sen rahatça hazırlan. Ben kahvaltıdan sonra kıyafetlerimi alıp, Burağa geçeceğim. Orda hazırlanırım. Sonra da seni almaya gelirim, yemek yiyeceğimiz yere geçeriz," dedi ve tekrar ocaktaki menemenini karıştırmaya başladı. "Sen neden Burağa gidiyorsun. Kerim burası senin evin. Eğer böyle yaparsan vede yapmaya devam edersen, Mehmet amcalara gitmek zorunda kalacağım." "Sakın Lidya! Öyle birşey yaparsan eğer işte o zaman kötü olur." "O zaman sende gitmeyeceksin. Evinde kalacaksın. Benim yüzümden evinden olmayacaksın. Anladın mı beni? Kerim, sen böyle yapınca ben daha çok üzülüyorum. Farkında değilsin ama yaptığın şey; aslında beni daha çok üzüyor. Sen iyiliğim için yaptığını sanıyorsun ama hiçte sandığın gibi değil." "Lidya sana ayıp ettim." "Tamam Kerim, o konu kapandı. Sende kapat. Zaten yakında Amerika'ya dönerim. Herşey biter ve unutulur. Kötü anılarla hatırlamak istemiyorum seni," dedim. Hiç birşey demeden kafasını ileri geri salladı. Birlikte Kerim'in hazırladığı o lezzetli menemeni yedik. Masadan kalkıp, duşa gireceğini söyledi. Hâlâ akşamdan kalma gibiyim, kendime gelmem lazım dedi. Alaylı bir şekilde de; üzgünüm masa sana kaldı deyip, gitti. Gıcık adam. Masayı bana bırakınca nasıl da mutlu oldu. Kısasa kısas yaptı. Geçende ben bırakıp gitmiştim çünkü. Mutfağı toplayıp, bulaşıkları hallettim. Kendime kahve yapıp salona geçtim. O ara Kerim duştan çıkmış, üzerini giyinip gelmiş saçlarını havluyla kuruluyordu. Yanıma gelip, sen çok kötü bir ev arkadaşısın. İnsan bana da kahve yapardı, diyerek küçük sitem etti. "Kerim, hemen yaparım. Aslında yapacaktım ama duştan ne zaman çıkacağını malesef kestiremedim." "O zaman alırım bir kahveni," deyince kalkıp yaptım. Kahvelerden sonra biraz oturup film izledik.. Sonrasında Kerim benden izin isteyerek, eğer odada işin yoksa ben biraz yatakta yatayım ve akşam için biraz dinleneyim dedi. Bir işim yok, git dinlenmene bak dedim.. Kerim kalkıp odaya gitti. Biraz daha takılıp, film izledim ama canım çok sıkıldı. Odaya gidip telefonumu alıp, biraz sosyal medyada takılayım dedim ve kalkıp Kerim'i uyandırmadan odanın kapısını açtım. Telefonu alıp çıkacakken, sessizce yatağın kenarına oturdum. Kerim'i seyretmeye başladım. Bu adam neden bana bu kadar yakınken, hemde bu kadar uzak onu anlamaya çalıştım. Koca bir okyanus var gibi aramızda... Elimi birden yanağına doğru koyup, çok hafifçe okşamaya başladım. Ona dokunmak aslında çok iyi gelmişti. Ne olursa olsun, ben Kerim yanımdayken kendimi güvende ve huzurlu hissediyorum. Tam elimi yanağından çekecekken, birden Kerim elime tuttu. Gözlerini açmadan; "Çekme elini, ne olur çekme. Kalsın lütfen. Elinin sıcaklığı çok iyi geldi Lidya. Ne olursun öyle kal," dedi. Off çok pis utandım. Bu adam uyumuştu, o kadar da sessiz bir şekilde elledim. Nasıl anladı, anlamadım ki.. Elimi çekmedim, çekemedim. Ne kadar Kerim'e kızsam da içten içe ona kıyamıyorum da. Elimden tutup, birden beni üzerine doğru çekti. Panikle çığlık attım. Kerim bana, "Lidya sus kızım. Ne bağırıp duruyorsun,"diye söylendi. "Pardon da niyemi, Kerim beni birden üzerine çektin ya hani korktum." "Korkma ve bağırma. Kolu komşu birşey var sanacak." "Sence yokmu Kerim? Halimize baksana." "Bence halimiz gayet iyi. Lidya, gel biraz yanıma uzan olur mu?" "Saçmalama Kerim." "Ya kötü birşey demedim. Sana ahlâksız teklifte falan da bulunmadım. Sadece gel yanıma uzan dedim. Ne var bunda, neden abartıyorsun ?" "Kerim olmaz dedim sana. Neyini anlamıyorsun.?" "Anlıyorum, ama istiyorum. Senin sıcaklığını hissetmek istiyorum. Ya birşey yok. Yemem seni, söz veriyorum bak. Isırmam korkma aşılarım da tam hemde," diyerek dalga geçti. Şuan Kerim'in benden istediği şeyi hem yapmak, hemde yapmamak istiyorum. Ama nasıl olsa bir kaç güne gideceğim. Kerim'in hatrı bende büyük. Onu iyi hatırlamak İstiyorum. Bazı şeyler içimde kalıp, sonradan pişman olmak istemiyorum. Usulca, kalkıp diğer tarafa geçip yatağa hafifçe ve usulca girerek yerleştim. Üstümü de sıkıca örttüm.. Hayır neden örtüyorsam bende. Adam birşey yapmak istese, sanki gücüm yetecekte yada üstümdeki bu pike koruyacakta,..bekle Allah'ım bekle. Ben yatağa yatınca, Kerim bana doğru döndü. Yüzünü iyice bana yaklaştırdı. Benimle konuşmaya başladı. "Seninle çok farklı yerlerde, çok farklı şekilde tanışmayı isterdim. Herşeyinle ilkin ben olmayı isterdim. Lidya, senden tekrar özür dilerim. Ben böyle olmasını asla ama asla istemezdim. Çok büyük bir boşluktayım. Sanki seninle annem arasında kalmış gibiyim," dedi. "Neden," diye sorabildim sadece.. "Anneme senle evli olduğumu söylemek istiyorum. Yani ne amaçla olduğuna kadar anlatmak istiyorum ama sıkıntı yapar Lidya biliyorum. Sen bakma, şuan bile senin bende kalmana sıcak bakmıyor. Dün pek birşey diyemedi.. Ama eminim ki, beni ilk gördüğü yerde bana bolca laf sayacak. O yüzden evli olduğumuzu söyleyemiyorum. Annem bu işi çok büyütüp abartacak. Operasyon işimizi çöp etmeye kadar bile gidebilir bu iş." "Kerim, annenle benim aramda kalma. Ben gideyim. Mehmet amcayla konuşurum." "Hiç bir yere gidemezsin. Senle işimiz bitene kadar, benim nikahımdasın ve benim karımsın. O yüzden gidemezsin.. Olmadı çok çok yine anneme söylerim ama sana karşı çenesi durmaz. Boşa o kızı diye, beni darlar. İster misin böyle birşey olsun." "Yok, istemem. Kocam ve kayın validem arasında kalmak istemiyorum", diyerek baya güldük. Kerim elini yanağıma attı. "Çok farklısın Lidya. Elimde değil, istemsizce sana karşı koyamıyorum. Yapma Kerim, yanlış Kerim diyorum ama olmuyor. Ben kendime engel olamıyorum Lidya. Ne olursun sen benden uzak dur," dedi ve yataktan kalkıp gitti.. Ahh Kerim! Belki bende uzak durmak istemiyorum. Kerim'den emin olmak istiyorum. Ailesinden, en çokta annesinin beni istememesinden korkuyor farkındayım. Ne olursa olsun, bir erkek yanındaki kadını annesinin istemediğini, duymak istemez. Bu durum Kerim için çok daha ağır sanırım. O yüzden Kerim'in dediğini yapıp ondan sonsuza dek uzak duracağım. Kanada'ya annemin yanına en yakın zamanda gitmem lazım..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD