Evin’in ağzından; Tufan beni iterek duvara yapıştırdı. Nefesi hâlâ alkol kokuyordu ama gözleri simsiyah, delice bir berraklıkla parlıyordu. "Dur Tufan, sarhoşsun!" diye terslendim. İtirazımı duymazdan geldi. Sıcak, sert dudakları benimkileri yakaladı. Öfkeyle, hınçla öptü. Dişleri dudaklarımı acıttı. İçimde bir şeyler koptu. Onu itmeye çalıştım ama ellerim zayıf, direncim kırıktı. "Aklım başımda," diye hırladı dudaklarımın arasına. "Seninle öpüşüyorum şu an. Bundan daha güzel ne var?" Sonra itirazımın son kırıntısı da eridi. Öfkem, onunkine eşit hale geldi. Aynı hınçla karşılık verdim. Onun dudaklarını ısırdım. Tuzlu bir kan tadı ağzıma yayıldı. İnledi. Bu sefer daha da saldırganlaştı. Elleri belime inip kalçalarımı iki yandan kavradı. Beni yerden kaldırıp yatağa fırlattı. Sırtım yayl

