---
Karanlık, ağır bir battaniye gibi çekildi üzerimden. Gözlerimi hafif hafif açtım, ama başımdaki zonklayan ağrı beni rahatsız etmeye başladı. Nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Gözlerimi tam açtığımda, karşımdaki insanlara baktım: Kezban Hanım ve diğer misafirler... Avucumu ovalayıp kolonya döken Nare Abla'ya, sonra öfkeyle bana bakan Keje Hanım ve Dilan'a... Onlar da nefretle bakıyordu.
En son bakışlarım Baran'a kaydı. Ve aklıma gelenlerle hızla doğruldum.
Nare Abla elimden tutup,"Dur kızım!" dese de durmadım. Başım dönüyordu. Ama bana en başından "Seni asla kabul etmem," diyen adama çocuk verecek değildim.
Hızla ayağa kalktım.
"Bana bak,Baran Ağa! Ne sen, ne de ailene istediğiniz şeyi vermeyeceğim. Hani geçen diyordun ya, 'Bu evde bir çöpten bile fazla değerin olmaz.' Emin ol ki, bu aileye bir çocuk vermektense, bir çöp kadar değerimin olmaması daha iyi! Her fırsatta 'Senin gibi birini karım olarak görmem,' diyordun. Ama şimdi çocuk mu istiyorsun? Bunu sakın aklından bile geçirme!"
Sonra arkamdakilere döndüm.
"Bu asla olmayacak!Herkes böyle bilsin. Eğer böyle bir şey olacak olursa, canıma kıyarım. Ama yine de Şahmeranlar'a asla bir evlat vermem!"
dediğimde,beni kendine zorla çeken Baran'ın öfkeli gözleriyle yüz yüze geldim. Burnundan derin derin soluyordu. Bakışları arkama takıldı.
"Misafirliğin kısası makbuldür .Haydi, herkes evine!"
dediğinde,kadınlar tek tek avludan çıkarken, Baran kolumu daha sertçe tuttu ve beni daha çok kendine çekti.
"Sen ne saçmalıyorsun?Aptal olduğunu biliyordum, ama bu kadar değil! Sana gerçeği söylüyorum: Bu evde bir çöpten fazla değerin olmaz. Ama sen bu gün kalkmış, sanki senden çocuk isteyen varmış gibi, kendine gelin güvey oluyorsun!"
"Ben mi dedim?O zaman Keje Hanım'a söyle! Buradaki herkes dediklerine şahit!"
dediğimde,bize doğru gelen Keje Hanım'ın yüzüme attığı tokatla, Baran'ın göğsüne çarptım. Baran öfkeyle, "Ana!" dedi.
Beni korumuş muydu?Yoksa bu öfke başka bir şeyden miydi? Ama beni geri itmemişti.
Keje Hanım öfkeyle,"Ne sandın? Bu evde öylece yaşayacağını mı sandın? Benden aldığınız canın karşılığını, bana bir torunla ödeyeceksin! Sonra da defolup gideceksin!"
dediğinde,öfkeyle ona baktım.
"Asla!Bu asla olmayacak! Evet, belki annelik duygusu nedir bilmiyorum. Ama olur da bir gün kaderin karşısına geçemezsem, size gücüm yetmezse , olur da bir gün anne olursam, evladımı asla sizin elinize bırakmam!"
dediğimde,Keje Hanım tekrar elini kaldırarak vurmaya çalıştı. Ama Baran, annesinin elini havada tuttuğunda, Keje Hanım öfkeyle, "Ne o? Dün bir, bugün iki? Hemen abinin katiline sevdalandın mı ?"dediğinde,Baran öfkeyle, "Bu asla olmayacak. Onun cezasını ben vereceğim. Ve siz de sakın bir daha böyle bir konu konuşmayın!"
dediğinde,Keje Hanım tekrar, "Belli, sana ailen bir şey öğretmemiş. Ama ben öğreteceğim seni, saygısız! Şimdi o Keziban cadısı gidip herkese gördüğünü söyleyecek!" diyerek öfkeyle uzaklaştı.
Baran diğer hizmetkârlara ve evdekilere bağırdı. Herkes korkuyla dağılırken, beni kolumdan sürükledi ve odaya doğru itti. Kapıyı kapatıp üzerime yürüdü.
"Bana bak,bücür. Bir daha sakın ola anneme karşı o dilini uzatma. Yoksa keserim!"
diyerek çenemi tuttu.
Öfkeyle gözlerine baktım.Çünkü artık sabrımı fazlasıyla tüketmişlerdi.
"Bana bak,Baran Ağa. Bir gün çok pişman olacaksın. Ama o zaman ne seni, ne aileni asla affetmeyeceğim!"
dediğimde,başta şaşırsa da sonra öfkeyle çenemi sıktı.
"Sabrımı fazla zorluyorsun,anladın mı? Bu evliliği siz istediniz. Ve baban asla istediğini elde edemeyecek. Bir insan, sırf biraz daha toprak için oğlunun canını tehlikeye atar mı? Ama senin baban atar. Hepiniz aynısınız. Sırf Şahmeranlar'a bağ kurmak için kendini ortaya koydun."
Öylece baktım karşımdaki adama. Ona ne söylesem boştu. O beni böyle görmüştü. Beni babam yakmıştı; bu evliliğe rızam var gibi göstermişti.
Sonra öfkeyle,"O şerefsiz abin de cezasını ödeyecek, anladın mı?"
"Madem öyle,"dedim, "O kadar adamsan, ya öldürseydin Boran abimi! Al saydın kanını! Niye evlendin benimle? Ha? Söyleyene?"
dediğimde,öfkeyle beni itti.
"Sakın bir daha o itin adını anma!Ve zamanı geldiğinde göreceksin nedenini!"
diyerek kapıyı çarparak çıktı.
Derin bir iç çektim ve olduğum yere oturdum. Abisiyle abimin adı aynıydı. Ve ben abimin adını andığımda, bu onu daha da öfkelendiriyordu.
Ah, baba... Yaktın beni. Belki bir gün gelecek, bu zalimleri bile affedeceğim. Ama seni asla...
dedim ve gözümden süzülen yaşı sildim.Kenarda duran eski yatağa uzandım, ince pikeyi üstüme çektim. Ve beni bekleyen zor günlere, gözlerimi yumdum.---
Gözlerimi odaya sızan güneş ışığıyla açtım. Havalar artık soğuktu ve bu ince pike beni ısıtmıyordu. Bu yüzden her yerim tutulmuştu. Ama benim bundan daha büyük sorunlarım vardı: Bu evde tutsak olmak, bu kadar acımasız insanın elinin altında olmak beni zorluyordu. Hayatım boyunca hiç doğru düzgün sevilmemiştim. Bu yüzden sevgisiz kalmaya alışıktım. Ama buradaki insanlar fazlasıyla acımasızdı ve bu acımasızlık canımı çok yakıyordu. Daha ne kadar dayanırım, onu da bilmiyordum.
Açılan kapıyla içeri Nare Abla girdi.
"Uyandın mı gelin hanım?Ben de seni çağırmaya gelecektim,"
dediğinde ayağa kalktım.
"Uyandım Nare Abla."
"Nare Abla,bu gün Baran Ağa'nın büyük halası, Kudret Hanım gelecek. Bu yüzden hazırlık yapacağız. Keje Hanım seni de aşağıda görmek istiyor. Herkes Kudret Hanım'dan çekinir, en çokta Kudret hanım .Dikkat et diyeceğim ama sen zaten çok aklı başında birisin. Ama sen yine de dikkat et, olur mu kızım?"
dediğinde ona gülümsedim.
"Tamam,"
dedim ve birlikte aşağı indik.
Mutfakta o kadar çok hazırlık yapmıştık ki, neredeyse mutfakta yer kalmamıştı. Nare Abla'ya dönerek,
"Abla,eğer başka bir şey yoksa ben üstümü değiştireyim,"
dedim.
Nare Abla,"Tamam gelin hanım. Çok yoruldun. Normalde kızlar yardım eder ama, malum, Keje Hanım izin vermiyor. Onlar da evin diğer işleriyle uğraşıyor."
"Sorun değil abla,"
dedim.Tam mutfaktan çıkacaktım ki, Nare Abla,
"Birkaç gün sonra Karan Ağa ve eşi Naz Hanım da gelecek,"
dediğinde,
"Onlar kim abla?"
"Karan Ağa,Baran Ağa'nın ikizi. Ama pek benzemezler."
dediğinde şaşırdım.
"Nasıl?Baran'ın ikizi mi var?"
"Evet var.
Ama bu güne kadar onlardan hiç bahsedilmedi neden abla?"
Nare Abla sessiz bir sesle,"Evet. Çünkü Karan Ağa ailesine rest çekti. Ama Kudret Hanım'ın ısrarıyla tekrar barıştılar. Pek gelmez, ama senin için gelecekler."
"Peki neden abla?"
dediğimde,Nare Abla tam anlatacaktı ki içeri Dilan girdi, öfkeyle,
"Hadi,sanki çok iş yapmışlar, bir de konuşuyorlar!"
"Ya sabır,"
dedim.
Dilan,"Ne dedin sen?"
dediğinde,yüzüne bakarak,
"Ya sabır dedim.Duydun mu?"
diyerek yanından geçip üst kata çıktım.