Merlin'in ağızından
Sinirini hissediyorum Merlin. Ben de senin yerine oğlumu tercih ederdim. Neyse, başlayalım mı?" Dedi. Bu öğretmenlerin bu auraları sezmesi benim canımı sıkmaya başlamıştı. Kafamı onaylar anlamda salladım.
Başlayalım bakalım.
"Şimdi şu duvardan geçeceğim ve yukarı çıkacağım. Seni yönlendireceğim ama konuşamayacağım anlar olacak, anladım değil mi?" Dedi, yüzünde nedense ne yapacağımı bilmiyormuşcasına bir ifade vardı," Bu testler genelde genel özelliklerinizin temsil ettiği olaylara göre yapılıp bulunuyor ama koskoca merkez bir tek senin gücünün ne olduğu konusunda bir fikir üretemedi. Bu yüzden dua edelim, işimiz hemen bitsin." Dedi. Evet, haklıymışım. Gerçekten de ne yapacağını bilmiyormuş. Bununla gurur duymam mı yoksa korkmam mı gerekiyor bilmiyordum. Karmaşık olmak ve çözülmemiş olmak iyi geldi fakat işimizim uzun süreceği düşüncesi, ölüm gibiydi.
Birkaç saniye bakıştık, benden bir onay istediği belliydi, ben de ona istediği şey verdim. Kafamı onaylar anlamda salladım.
"Pekala öyleyse" dedi ve derin bir nefes alarak beyaz duvara doğru yürümeye başladı. O duvara yürürken sanki bir ömür geçmişti ve şimdiden içim sıkılmıştı, onun beyaz duvarın içinden geçişini izlerken ben de derin bir nefes aldım.
Beyaz oda, bir anda bir ev odasına dönüştüğünde biraz şaşırdım ve evi incelemeye başladım. Gri duvarlar, beyaz koltuklar. Beyaz koltukların yanında olan bir masa ve üzerinde bir kaktüs. Çok güzel bir evdi, sevmiştim. Koltuğundan kenarından tutarak, üstünden atladım ve koltuğun üzerine oturdum.
"Eee?" Diye seslendim,"Ne yapmam gerekiyor?" Dedim. Içimdeki kararlılık beni durdurmuyordu. En kısa sürede gücümü bulmalı ve buradan çıkmalıydım. Böyle istiyordum.
"Rahatlaman lazım." Diyince kıpırdadım ve gözlerimi kapattım. Ben zaten çoktan rahatlamıştım. Bunu hareketlerimden belli ediyor olmam gerekliydi, duraklarım yukarıya doğru kıvrıldı,"Ben zate-" dememe kalmadan elime bir tane kalem fırlatılmıştı. Hızla ayağa kalktım, benden başka birileri mi vardı?
Sağıma soluma bakındım kalemin yaşattığı küçük acıyı düşünmeyerek. Fakat arkamı dönmekle beraber bir sandalyenin yüzüme çarpması bir olmuştu. Yere yığılırken tavana bakarak acıyla bağırdım ve bu sefer üzerine tavandaki avize düşmüştü.
Bedenimdeki sıyrıklar acıdan inlememe neden oluyordu,"Lord King, lütfen..." dedim yalvarır bir ses ile,"Lütfen durun."
Oda, tekrar ilk geldiğimiz beyaz odaya dönüştüğü zaman üzerime düşen eşyalar ve hissetiğim acı da kalktı,"Özür dilerim." Diye bir ses geldi yukarıdan,"Fakat bu daha 1. Test, devam edelim mi?" Diye devam etti. Sesin sahibi Lord King'ten başkası değildi tabii ki. Derin bir nefes aldım, korkmuştum,"Olur." Dedim.
"Telekinezi, başarısız. Test 2'ye geçiliyor." Diye bir ses duyunca uzandığım beyaz zeminden kalkmadım. Oda değişirken bunun bir simülasyon olup çekeceğim acının süreli olduğunu kendime hatirlattim ve korkumun üstesinden geldim.
"Her testte rahatlamn gerek." Dedi Lord King.
"Neden daha çok korkmam için mi?" Diye dalga geçen bir sesle konuştum.
"Evet." Dedi Lord King bana buz gibi bir ses ile. Bunun üzerine yutkundum. Acaba ne olacaktı? Şimdi ormanlık bir alandaydım ve alan kocamandı. Şelale sarıl sarıl akıyordu ve içim istemese bile huzur doluyordu. Yere oturdum ve otlarla oynamaya başladım.
Bir süre şelaleyi izledikten sonra bir duman kokusu burnuma kadar ulaştı, başımı çevirdiğim her yerde ateş görmem beni bozguna uğratmıştı.
"Hayır!" Diye bağırdım, "Ateş olmaz! Ben çok korkarım, fobim var." Diye bağırmam ile ateşin artması doğru orantıda olmuştu. Hiç düşünmedim ve kendimi şelaleye attım.
Şarıl şarıl akan şelalenin içinde boğuluyordum. İyi diye düşündüm, yanarak ölmektense boğulmayı tercih ederdim. Yine de yasamaya çalışıyordum, kollarımı sağa sola çırpıyor ve yüzeye çıkmaya çalışıyordum. Akıntı çok fazlaydı, şimdiden yorulmuştum.
Bu bir simülasyon, dedim kendi kendime ve çırpınmayı bıraktım. Tam değil ama sanırım 15 saniye sonra nefes almayı bıraktığım zaman oda yine beyaz haline dönmüş ve ben öksürerek derin bir nefes almaya çalıştım.
"Elementler yok, iletişim sıfır. Kontrol gücü yok, test 2 başarısız. Test 3'e geçiliyor." Dedi Lord King. Ben ise olduğum yerde hala öksürüyordum. Benim hazır olup olmadığımı bile sormadan yeni bir simülasyona geçmiştik. Sabır çektim ıçimden ve etrafıma bakındım.
Fakat her yer karanlıktı. Önümde iki tane saksı duruyordu. Birisi solmaya yüz tutmuş bir çiçekti. Diğeri ise sadece topraktı.
"Birini iyileştirmeye diğerini de yetiştirmeye çalış. Biri ölmek üzere diğeri de doğmak." Dedi Lord King. Solmuş çiçeği elime aldım ve baktım. Ne yapmam gerekiyordu? Derin bir nefes aldım ve gözlerimi kapattım. Belki ben bilmeden sihir yapardım? Ama hiçbir şey hissetmemiştim. Gözlerimi açtığım zaman çiçek hala soluyordu. Çok sinirlenmiştim, bu saçma salak şeyle neden uğraşıp duruyordum ki? Burnumdan soluyordum artık. Diğer tohumlu olan saksıya baktım ve içine tükürdüm. O sırada simülasyon yine beyaz odaya dönüştü.
"Merhamet ve koruma duygusu sıfır. Test 3 başarısız." Diye bir ses geldiğinde sabrımın sınırları zorlanıyordu. Derin bir nefes daha aldım fakat artık derin nefesler işe yaramıyordu. Oda değiştiği zaman sesli bir şekilde küfür ettim.
"Hay ben böyle işi sikeyim."
--
"Yaralara karşı kendini koruma zaafı yok, doğuştan dövüş yetenekleri yok. Test 26 başarısız."
-
"Birilerini kontrol edebilme gücü Yok, test 27 başarısız."
-
"Diğer canlılarla iletişim kurma yeteneği yok, test 30 başarısız."
-
"Görünmez olamıyor, test 32 başarısız."
-
"Herhangi bir vücut uzvundan silah yaratamıyor, silah kullanamıyor. Test 37 BAŞARISIZ."
-
"Kan'a karşı zaafı yok, vampir değil. Test 38 maalesef başarısız."
-
"Zihin okuyamıyor." Dedi ve sustu,"Başarısız. Test kaç Merlin?" Dedi.
Tıslarcasına konuştum,"42."
-
"Hızlı koşama gibi mutant özellikleri yok. Test 47 başarısız."
-
"Son test, geçmiş veya geleceğe gidemiyor. Test 60 başarısız." Dedi ve sustu. Nefes nefeseydim. Ne kadar simülasyonda aldığım yaralar sahte bile olsa artık bedenimi yormuşlardı.
Gözlerim dolu bir şekilde beyaz duvara bakıyordum. Gelecek kitabı beni seçmişti. Özel bir savaşçı olmam gerekliydi. Şimdi ise elimde koca bir hiç vardı. Bağırmak istiyordum, yanlışlık var demek istiyordum ama yanlışın sadece o aptal kitapta olduğunu düşünüyordum. Sinirden dudaklarım kıvrıldı.
"Merlin, gücü yok." Diye Lord King'in sesi odada yankılandığında, çıldırmış gibi gülmeye başladım.
"HAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHHAHAA."
Haha, komikti.