Akın emniyette bütün işlerini tamamladıktan sonra açık bilgisayar ekranına bomboş gözlerle baktı. Sabah ki yaptığı konuşma için kendisine okkalı bir şekilde küfretti. Hiç kimseye karşı hızlanan bir kalp yada his falan yoktu ama yıllardır göz göre göre yapılan zulme, üç maymunu oynamak zorunda kalmak aşırı kanına dokunuyordu.
Hele ki ufacık komşu kızının ince kolunda, kızarmış izi görmek onu bir anlık mantık ipinden koparıvermişti. Çok şükür ki Feyza onu yanlış anlamamıştı. Hoş anlasa ne olurdu ki? O evden, abisinin kanatları altından ve babasının çatısı altından söylemek istediği kadar çekip almak kolay mıydı? Gerekirse sonuna dek zorlardı. Zoru hep çok severdi. İnatçı kişiliği genelde zorun ardından koşardı. Akın yardım elini, genç kıza uzatmış fakat o eli tutup tutmamak Feyza'nın inisiyatifine kalmıştı.
Telefonuna hatırlatma olarak kaydettiği saatin üçe yaklaştığını haber veren hatırlatma bildirisiyle birlikte silahını beline yerleştirdi. Telefonu ve araba anahtarını da bilgisayar klavyesinin yanından alıp cebine kattı. Bugün operasyon yoktu ama kayıtlara geçirmesi gereken geçmiş olaylar bütünü onu ve karamel kahvesi gözlerini çok yormuştu. Belini kıtlatıp üzerine deri ceketini giyip önce odasından sonra da karakoldan çıktı. Ekibi, emniyetten çıkarken bir ağız olmuş iyi günler amirim diye onu saygıyla uğurladılar. Emektar arabası soluk bahar güneşinin altında parlıyordu.
Sabah Feyza'yı okuluna bırakmıştı ve onu öğleden sonra üçte alacağını söylemişti. Vakit geliyordu. Üniversiteye yolculuk yapmadan önce sigarasını ve çakmağını çıkarıp yaktı. Pek içmezdi ama bugün nedense kanı zehire ihtiyaç duyuyordu. Feyza'nın ailesiyle konuşmak istemedende olsa, onu zora sokarsa ne yapacaktı?
Himayeme gerekirse nikahıma alırım mı diyecekti? O cingöz Ramazan Amca küçük tekne kazıntısını kolay kolay kimseye yar etmezdi. Sonra aniden silkelenip 'asla asla olmaz' dedi. Mümkünü yoktu. Tamamen saçmalıyordu. Nikah, himaye falan neler düşünüyordu öyle? Gece bir tarafları da açık yatmamıştı ama... Niye konu Feyza olunca şirazesi ve kanıları şaşırıyordu anlam veremedi.
Boşluğa üfürdüğü zehirli duman ağzından düz bir şekilde havaya isini ve rengini bırakırken duman ucunda küçük bir halka oluştu. Gözden kaybolana kadar bozulmadan kalan halka dumanını izleyen Akın, karamel kahvesi gözlerini kıstı. Lisedeyken Ferit'le gizli saklı sigara tüttürürken kendiliğinden oluşan halka şeklindeki sigara dumanına kızlar ölüp bitiyordu.
'Ay birisi seni düşünüyor baksana, duman halkası bozulmadı' diye gözlerinden kalpler çıkartarak bu oğlanlara bakıp işve, naz yapıyorlardı. Böyle şeylere inanmazdı. Boş beleş işlerdi işte. Onu kim ne diye düşünsündü?
Hoş o farkında değildi ama emniyet binasının camına sinek gibi yapışan kızlar, Akın'ın arabaya yaslanarak dalgın bir şekilde sigara içişini, öylece dumanı izleyişini hayran gözlerle izliyorlardı.
Hepsinin aklından geçen düşünce 'keşke benim olsa' şeklindeydi. Hatta mahallede yolunu gözleyenler vardı. Yan mahallelerden önüne çıkıp kendisini gösterip ilgisini çekmeye çalışan güzel mi güzel kızlar an kolluyordu. Fakat tam da o an duman halkasının görünmez olmasına yakın kuaföre henüz girmiş olan Feyza'nın durduk yere aklına düşmüştü. O şerefsiz Bekir'in haddini mahallenin polisi mutlak bildirir diye düşünüyordu.
Sigarasından kalan son nefesleri ciğerlerine çeken Akın daha fazla oyalanmadan izmariti asfalta sürtüp ateşinin oksijenini kesti ve işaret parmağı ile yerini ezberlediği kısma fırlattı. Çöp kovasına basket olup olmadığına bile bakmadı. Artık alışkanlık olsa gerek izmarit her seferine kovanın içine bir şekilde giriyordu. Emniyet binasının içindeki 'ay çok havalı' diyen kızları duyamadı. Arabasına binip üniversiteye giden ana yola girdi. Feyza'yı rahatsız eden o adi Bekir'i, önce abisi Ferit'e anlatacaktı. Sonra da kızın babası olan Ramazan Amca'sına, şahit olduğu olayı bahsedecekti.
Geçen hafta bir akşam, arkadaşı Serdar'ın yanına giderken Bekir'in deterjan dükkanında, şahit olduğu şeylerle içi sıkıldı. Üç beş sarhoş toplanmış çağırdıkları iki kadınla gülüşüp içki içiyorlardı. Akın'ın ne kendi ailesi ne de Ferit'in ailesi böyle şeylere sıcak bakmazlardı. Alkol, zina özellikle uzak durdukları şeydi.
Bekir'in hali hal değildi ve minicik Feyza'ya kafayı taktığı belliydi. Üstelik Bekir'in sarhoşken yaptığı bıçaklama yaralama ve bir de adam dövme suçu vardı. Mahalle kadınlarına ise taciz suçları işlemişti. Hani bazı ipsizlerden adam olmaz denilir ya, Bekir de kesinlikle onlardan biriydi. Gerçekten Feyza'yı bir şişe rakı için yada anlık zina hevesleri için hiç acımadan harcardı. Evet her zaman birilerini koruyamazdı ama insanlık vazifesini yapmak göreviydi. Feyza'nın bu olayı saklamaya çalışmasına o an anlam veremedi. Bir ihtimal ya gönlü düşmüşse dedi fakat kızın o heriften bahsederken ki tiksintisini net görmüştü. Yok dedi mümkün değil deyip beynini rahatlattı.
Feyza, Funda ve Ferit; Akın'ın çocukluğuydu. Hepsi oyun arkadaşıydı. Saklanbaç, körebe, yedi kiremit ve daha nicesini ilk önce beraber oynarlardı. Ferit'in korumacı bir abi olmasına özenirdi ve iki kızı da akrabası gibi benimsemişti. Hepsi de gözünde eşitti. Hiçbirinin zarar görmesini, kesinlikle istemezdi.
Funda'nın giderek artan ilgisinin farkındaydı ve bu onu acayip tedirgin ediyordu. Çünkü onları hep Ferit gibi görmüştü, aksini düşünmek bile onu huzursuz hissettiriyordu. Kurallara sıkı sıkıya bağlı olan biri olarak yasaklardan dikenli teller misali uzak durmayı doğru buluyordu. Her fırsatta Funda'ya soğuk davranması ve abim demesi de bu yüzdendi. Funda, Akın'ı gördümü sümük gibi yapışan kız sadece bir komşu kızıydı işte. Hoş cıvık karakterlerden oldum olası hazetmezdi.
Kendi annesi ve Aylin Hanım'ın işgüzarlıkları yüzünden Funda, onlardan yüz buluyor sürekli yollarına çıkıp duruyordu. Üstelik eli kolu rahat durmuyor itinayla koruduğu mesafeyi hiçe sayan Funda'ya hayret ediyordu. Hiçbir zaman ona yeşil ışık yakmamıştı. Niyeydi bu ısrarı asla anlayamıyordu.
Annesi Fatma Hatun'a, bu yakıştırma konuda çok kızıyordu. Defalarca 'Ne Funda'ya ne de onun annesine, ayna olma anne.' Demesine rağmen iki kadın bir araya geldiklerinde illa ki bu konuyu konuşuyorlardı. Eşşeğin aklına karpuz kabuğunu sokan belliydi...
Annesini de anlıyordu o kadına vefa borcu vardı fakat o borç bu şekilde ödenmezdi! O kadın böyle bir tahsilat kesmemeliydi.
Annesi yurt dışındaki abisi Ayaz'ı başgöz edemeyince küçük oğlu Akın'a sarmakta sakınca görmüyordu. Akın'ın abisi Ayaz bir zamanlar mahalleden bir kızla nişanlanmış fakat düğün öncesi terk edilmişti.
Ayaz'ın küçük bir inşaat şirketi vardı ve iflas etmiş, dolandırılmıştı. Akın'ın abisi Ayaz şirketini kurtarmak için tefecilere bulaşınca, evin babası yıllarca birikim olarak kenara ne koyduysa büyük oğlunun borcunu kapatmış ve Ayaz'a sırtını dönmüştü.
Akın'ın babası Ömer Bey, tefecilere bulaşıp ailesini ve kendisini para için tehlikeye atan büyük oğlunu affedemiyordu. Ayaz bu dışlanmayı kaldıramadı ve yurt dışına gitti, anca bazen bayramlarda dönüyordu o kadar...
Akın, ailesini özellikle özlediği abisini düşünürken üniversitenin kapısına geldiğini fark etti. Aracından inip güvenliğe polis kimliğini gösterdi. Azıcık havasını atmak onunda hakkıydı. Yoksa burada öylece Feyza'nın çıkmasını beklemek zorunda kalacaktı.
Güvenlik geçmesi için demiri açıp bir sorun olup olmadığını sordu. Akın ona verilen bir görev yüzünden sürekli bu okulun çevresinde sivil polis olarak gezdiğinden güvenlik onu tanıyordu. Akın narkotik amiri olarak okul çevrelerindeki güvenlikten sorumluydu. Ve arada sivil olarakta üniversite içinde dışında geziyordu.
Komşu kızının, fakültesinden çıkıp çıkmadığına, sistemdeki ders listesinden güvenliğe kontrol ettirdi. Kendilerine doğru gelen gençlerin içinde komşu kızı yoktu. Ama yüzlerine aşina olduğu Feyza'nın yanında hep gördüğü ikili, konuşarak ona doğru yürüyorlardı. İkilinin dikkatini çeken Akın, Feyza'yı sorduğunda kız arkadaşından erken gittiğini öğrendi. "Siz kimsiniz?" Diye öncesinde sorgulayıp cevap veren kız arkadaşı olarak Akın'dan tam not aldı. 'Komşusunun oğluyum' diyerek yanıtlamıştı. Ne fazla ne eksikti.
Feyza'nın erken çıkmasıyla huzursuz oldu çünkü hem abisine hem babasına kendisinin anlatmasının daha doğru olduğunu söyleyecekti. Fakat Feyza, Akın'dan kaçarak bu hakkını tamamen kaybetmişti. Kızı annesinin çağırdığını bilmeyen genç adam, olayları saklamaya çalıştığını düşündü. Bu işte bir iş vardı ama neydi?