Gümüş sabah uyandığında ilk fark ettiği şey sıcaklıktı. Mert’in sıcaklığı. Alışkanlıkla üzerinde uzandığı çıplak göğse bir öpücük bıraktı. Kollarını doladığı bele daha çok sarıldı ve yeniden uykuya daldı. Yarım saat kadar sonra kurduğu alarmın çalmasıyla gözlerini açtı. Alarmı kapatabilmek için kendini onu sarmalayan kollardan kurtardı ve şifonyerin üzerinde duran telefonu aceleyle eline aldı. Odada çınlayan müzik kesildiğinde, ayakta öylece dikilerek koltuktaki adamı süzdü. Ona bağırıp çağıran, aramalarına cevap vermeyen, haksız yere suçlayan ve bir şey olmamış gibi koynuna giren adama bakarken böylesine huzurlu olması canını acıttı. Önce karşılıksız sevebileceğini düşünmüştü ama düşündükçe bunun ne kadar zor olduğunu, bir yerden sonra kendini tüketeceğini fark etmişti, tükenecekti hem de

