/Eflatun/
053..: Hey!
Hale: Hey
053..: Neden aldın o kediyi?
Hale: Sana ne
053..: Ne demek sana ne?
053..: Eflatun'u alan sensin.
053..: Gelmiş bir de 'sana ne' diyorsun
053..: Çok afedersin ama çatlak mısın?
Hale: Evet, çatlağım.
***
Hale: Eflatun kim?
053..: Senin barınaktan aldığın minnoş ötesi çocuğum
Hale: özür dilerim, ben bilmiyordum
053..: Bence de dilemelisin
Hale: Gelmişim burada 'insan' gibi konuşmaya, derdini anlamaya çalışıyorum
Hale: Beni tersliyorsun.
Hale: salak mısın, kardeşim
Hale: çok seviyorsan bırakmasaydın o zaman barınağa, çattık ya
Hale: Derdin ne akşam akşam
053..: Eflatun
***
053..: Neden aldın Eflatun'u?
Hale: Abi nxnxmslağsğxş
Hale: Cidden soruyorum
Hale: Engellemediğim sürece rahat bırakmayacak mısın sen beni?
053..: Abim hacker
053..: Telefonu hackletip engeli kaldırtmam saniyelerimi alır
Hale: Saniyelerini boşa harcama
***
053..: Sana diyorum ki
053..: ONUN ADI EFLATUN
053..: Ne demek zaten ismi olan bir kediye 'Kedi' ismini takmak ya?
053..: Yaratıcılığa bak anasını satayım
Hale: Ben de sana diyorum ki
Hale: Sana ne kardeşim?
Hale: Git işine
Hale: Hem Kedi'yi çok isteseydin, beni sahiplenirken gördüğünde engel olurdun
053..: O zaman konuşamazdık
Hale: Ne?
053..: Salla.
***
053..: Mamalarını verdin mi?
Hale: Hayır, önüne kocaman bir et bıraktım
Hale: Krallar gibi yaşatıyorum kızımı
053..: Öncelikle o bir erkek
Hale: Artık değil
Hale: Saçlarına toka bile taktım
053..: Sen bunu yaparken rahat durmadığına eminim
Hale: Elimin ırzına geçti
053..: ÇÜNKÜ O ERKEK
Hale: Erkekler de toka takar
053..: Çıkart o tokayı
053..: Mahvettin oğlumu lan
Hale: Götüme konuş
***
053..: LAN
Hale: Ya yine ne var?
053..: Sen önüne et mi attım dedin?
Hale: Evet, kırmızı et hem de
053... yazıyor...
053... çevrimiçi
053..: O sadece mamayla beslenir
053..: Şimdi lütfen o önündeki eti al ve ne yapıyorsan yap
053..: Hadi!
Hale: Sadece mi mamayla?
053..: Evet, beğenemedin mi?
Hale: Kokoş yapmışsın kızımı
053..: erkek
Hale: Taş gibi dişi
053..: LAN O ERKEK
Hale: Artık değil.
Hale: Ha bu arada eti çok sevdi sanırım
053..: Hadi oradan
053..: Öldürsen yemez
Hale: Yedirdim
053..: Zorladıysan...
Hale: Eee?
053..: Ebeni öperim
Hale: Ebemle fantezi yaşayan bir varlık
Hale: İyi ki Kedi'yi senin elinden kurtardım.
053..: Eflatun*
Hale: Aynen canım, aynen.
***
053.: midesi çok hassastır Eflatun'un
053.: endişeleniyorum
053.: Nasıl şu an, ne yapıyor
Hale; abartmıyor musun, uyuyor?
053.: Ya uyumuyorsa?
Hale: ne diyon kanka
053.: Ya bayılmışsa?
Hale: of git zıbar, gece gece ne bu ya
053.: Lütfen konum atar mısın
Hale: ne alâka?
053.: İçim hiç rahat değil böyle, en azından bir veterinere götürmeliyim onu
Hale: tamam, ben götürürüm sus
053.: bu saatte taksi bulamazsın
Hale: bi' bu eksikti çünkü
053.: Lütfen, bir daha rahatsız etmem söz veriyorum
hale yazıyor...
hale çevrimiçi
Hale: *konum*
Hale: Bok yoluna gitmiyorumdur inşallah
(Gönderilmedi.)
***
"Daha dikkatli olmanız gerekiyor. Birkaç gün yormamaya çalışın."
Veterinerin söylediklerini dikkatli bir şekilde dinleyip kafa sallayan kıza baktım.
Eflatun'u cidden bunun gibi bir çocuğa mı teslim etmişti yani?
Bazen ikizimin akıl sağlığında bir sorun olduğunu düşünmüyor değildim.
Kucağıma alarak okşamaya başladım. Yanlış anlaşılmasın.
Eflatun'u okşamaya başladım.
Bana dönen çatık kaşlara karşı göz devirdim ve arabaya doğru ilerledim.
Taksisi gelen kız, gözlerini ben ve kucağımdaki oğlum arasında dolaştırıp gülümsedi. Sonra birden ciddileşip kucağını açtı.
Sanırım gitme zamanı oğlum!
İstemeyerek de olsa ona doğru uzattım. Ama daha o almadan geri çektim. Vermek istemiyordum ki.
Kız, renkli olduğunu fark ettiğim gözlerini kıstı ve oğlumu elimden sertçe çekti. Ağzım açık bir şekilde onun taksiye binip buradan uzaklaşmasını izledim.
Eflatun'u Gargamel'e teslim ediyor gibi hissetmem ne kadar normaldi ki?
***
053..: Kaydet beni.
Hale: Ne?
053..: Aynı şeyi bir kere daha söyleyecek değilim
053..: Üsttekini oku.
053..: Zamanımı çalma.
Hale: Bunu yazarak daha fazla zaman kaybettin
Hale: Ama yine de sen bilirsin
053..: Kaydetsene kızım beni
Hale: Of ne boş yaptın ya
053..: İşim var benim senle he
Hale çevrimdışı
Eflatun: Güzel profil
Hale çevrimiçi
Hale: İyi de ben seni kaydetmedim ki
Eflatun: :)
Hale: Abine soksunlar lan
Eflatun: İkizim*
Hale: Annen ve babana acıyorum
Hale: İki geri zekâlı birden
Hale: Zor olmalı tabii
Eflatun: Ben de seninkilere
Hale yazıyor...
Hale çevrimdışı
***
Hale: Bi' bakar mısın?
Eflatun: Bakarım tabii
Eflatun: Param ikimize de yeter
Eflatun: Hem Eflatun'u da evlatlık alırız.
Hale: Ne?
eflatun çevrimdışı
eflatun çevrimiçi
Eflatun: Kusura bakma.
Eflatun: Salak ikizimin işi
Eflatun: Aklınca sana yavşıyor
Hale: Fark ettim.
Eflatun: Sevindim.
Hale: Neye?
Eflatun: Boş ver, neyse söyle.
Hale: Ne söyleyeyim?
Eflatun: Senin amacın ne?
Eflatun: 'Bi' bakar mısın?' yazıyorsun.
Eflatun: 'Söyle' diyorum.
Eflatun: 'Ne söyleyeyim' diyorsun.
Eflatun: Ne bu?
Hale: Ha o mu?
Eflatun: Hee o
Hale: Şey ya
Eflatun: Eflatun'a mı bir şey oldu?
Hale: Hayır, yani onun hakkında ama kötü bir şey değil.
Eflatun: Söyle.
Hale: Ben anlamadım.
Eflatun: Şaşırmadım, eee?
Hale: Şaka mı yapıyorsun?
Hale: Ailemle tartıştığım bir gün evimin önünde bir kağıt buluyorum
Hale: Üstünde barınağın adresi oluyor.
Eflatun: Kart, barınak için kart.
Eflatun: Kağıt değil.
Hale: Her neyse.
Hale: Gidiyorum oraya ağlayarak
Hale: Önümdeki kızı içeriye almıyorlar, bugün kapalıyız diye.
Hale: Beni gördükleri an alıyorlar.
Hale: Kedi'yi uzun uzun anlatırlarken diğerlerini göstermiyorlar bile neredeyse
Hale: Ki ben oraya neden gittiğimi bile bilmiyorum.
Eflatun: Sonra anlatacağım her şeyi, şu an zamanı değil
Hale: Allah aşkına nasıl bir oyunun içindeyim ben
Hale: Kimsin sen?
Eflatun: Bilmem, kimim ben?
***
"Çek şu hayvanı ayak altından!"
Hızlı adımlarla Eflatun'u kucağıma aldım. Tabii ki de ona 'Kedi' adını vermemiştim. Sadece gıcıklık olsun diye öyle söylemiştim.
Annemin sinirli bakışları benim yüzümde gezinirken yutkundum ve kendimi toparlayarak odama girdim.
Kapıyı kapatıp arkasına çöktüğümdeyse kucağımda rahat bir pozisyon arayan kızımın başını okşamakla meşguldüm. Ucuz yırtmıştım bugün de. Eflatun dikkatimi çekmek istercesine kafasını elime sürtmeye başladığında gülümsedim. O kadar güzeldi ki...
Bir canlıyı kucağımda uyutmuştum. Bilmiyorum belki size garip gelebilir bu mutluluğum ama benim için farklıydı bu his.
Benim çocukken oyuncak bebeğim bile olmamıştı saçlarını örüp tarayacağım. O yüzden neyi yapamadıysam bu tatlı şeyde uyguluyordum.
Biraz sinir bozucu bir davranıştı onu deneme tahtası gibi kullanmam ama elimde değildi ki. Tabii ki ona zarar vermeden yapıyordum. Yalnızca birkaç toka takmıştım ki ona gösterdiğimde beğendiğine dair mırıltılar çıkarmıştı ya da ben öyle anlamak istemiştim, bilmiyorum.
Sadece... Eksik bir çocuktum ve o benim ilk arkadaşımdı. Üstümden irkilerek atladığında sıçradım.
Ödüm kopmuştu!
Yatağın altında bulduğu ojeyi patisiyle önüme doğru atınca güçlükle yutkundum. Babamın oje aldığımı gördüğünde rastgele fırlattığı ve bana 'orospu mu olacaksın lan başıma?!' diyerek tokat attığı gün gelmişti aklıma. Sanırım arayıp bulamadığım o oje yatağımın altındaydı ve bu minik onu bulmuştu.
Kim bilir, belki eksik kaldığım şeyleri tamamlamama yardımcı olacaktı. Elime ojeyi alarak burukça gülümsedim.
Teşekkür ettiğimde miyavlayıp kucağıma tekrardan geldi ve elimi yalamaya başladı. Sanırım rica ediyordu. Kucağıma onu alıp yatağa oturdum ve yavaşça tüylerini okşamaya başladım. Çıkardığı seslerden mayıştığını anladığımda bu hareketime devam ettim. Bu minik şey bana iyi geliyordu.
***
Eflatun: Yeni kedi mi aldın, hayırlı olsun.
Eflatun: Eflatun'a gerek kalmadı o zaman?
Hale: Ne yenisi, ne kedisi?
Eflatun: Elindeki o süs köpeğine çevirdiğin canlıdan bahsediyorum.
Eflatun: Yoksa köpek mi aldın?
Eflatun: Yoksa evde Eflatun'la onu dövüştürüp üstlerinde bahis mi oynuyorsun?
Eflatun: Yoksa
Hale: Ay sus
Hale: Kedi o
Eflatun: Görüyoruz onu.
Hale: Ha buralardasın yani?
Eflatun: Evet.
Eflatun: LAN
Eflatun: Kedi dediğin benim oğlum muydu?
Hale: Hayır, benim kızım.
Eflatun: Ne yaptın ona?
Eflatun: Abi yemin ediyorum ağlayacağım, tipe bak lan
Hale: Taş gibi olmadı mı ama
Hale: Sokak kedilerinin ağzı açık kaldı.
Hale: Bakan dönüp bir daha bakıyor kızıma
Eflatun: Sadece bir hafta lan
Eflatun: Bir haftada kedinin ırzına geçtin
Hale: YAAA
Hale: DEMEK İSMİNİN 'KEDİ' OLDUĞUNU KABULLENDİN GERİ ZEKÂLI HERİF
Eflatun: Ne dedim de hakaret yedim lan ben şimdi ndkspağaşzöx
Hale: Hakaret yeyince gülen bir insan modeli?
Hale: İlginç.
Eflatun: Yıka şunu kurbanın olayım ya
Eflatun: Eflatun kendi kokusundan rahatsız resmen
Eflatun: Gittiği her yeri koklar o
Eflatun: Şu an burnunun ucu bile Pepee gibi
Eflatun: Derin nefes almadığı sürece çıkmıyor
Eflatun: Parfüm sıkmışsın resmen çocuğuma
Hale: O kadar da salak değilim amk
Hale: Sıkmadım parfüm falan
Hale: Kendime çok fazla sıktım, ondan mı rahatsız oldu acaba
Eflatun: Ben ağlamayayım da kimler ağlasın ya
Hale: Ya soru soruyorum
Hale: Cevap vereceğine ağıt yakıyorsun
Eflatun: Sanmıyorum senden rahatsız olacağını
Eflatun: Ama kendinden rahatsız olabilir
Hale: Nasıl yani
Eflatun: Yıkanmayı çok seviyor
Hale: Yani ne yapmalıydım?
Eflatun: Mesela yıkasaydın?
Hale: Yok düşündüm onu
Hale: Sonra aklıma Nasrettin Hoca geldi vazgeçtim
Eflatun: Ne alâka?
Hale: O da kediyi yıkarken sıkıyor ya hani
Hale: Sonra kedi ölüyor
Eflatun yazıyor...
Eflatun çevrimiçi
Eflatun: Önüne bak lan!
Hale: Benim için endişelendin mi sen?
Eflatun: Hayal dünyan da genişmiş
Eflatun: Göz devirme
Eflatun: Ve indir kucağından Eflatun'u
Eflatun: Resmen boğarak öldüreceksin
Hale: Yoo.
Hale: Rahat o böyle
Eflatun: Aslında sana bir uyarıda bulunacaktım ama sen kaşındın.
Eflatun: O anki surat ifadeni görmek için sabırsızlanıyorum ;)
***
Hale: Bana baksana sen
Eflatun: Eee sana baktım, söyle.
Hale: Uyarıda bulunacağın şey
Eflatun: DKDKSLAĞWĞÜS
Hale: Allah kahretsin.
Eflatun: Bu kokuyu artık parfüm kokun bile bastıramaz
Hale: Üstüme sıçtı?
Eflatun: Gçrüyoeım
Eflatun: Pardon gülmekten yazamadım dMSÖSLSŞZ
Eflatun: Görüyorum*
Hale: Yardım et bana
Eflatun: Ve hâlâ Eflatun'u bırakmıyorsun
Eflatun: Bence bırak çünkü kendini kasıyor
Eflatun: Birazdan tüm bağırsaklarını sana doğru boşaltacak
Hale: Bağırsak boşaltmak?
Eflatun: Kızım hadi lan dndklsğağalxxş
Hale: Ya ben bunu indirirsem üstüme sıçtığını herkes görür
Eflatun: Yani :D
Hale: Yrdm et
Eflatun: BEN GÖREMEDİM YA
Eflatun: Tüh
Eflatun: BİR DAHA MI YAZSAN ACABA?
Hale: Git lan
Hale: Üstüme tuvalet kursa yardımını istemem.
Eflatun: :))))
***
Parktan hızlı adımlarla çıktığımda önümde aniden fren yapan arabayla yere düştüm.
"BOKLU VE ÇAMURLU" ÇOK YAKINDA SİNEMALARDA
Bir kahkaha sesi duymamla eş zamanlı kapanan gözlerim ve Eflatun'u bırakmam bir olmuştu.
Leş gibi kokuyordum. Annem beni böyle, değil eve almak kapının önünden geçirtmezdi.
"Atla demek isterdim ama arabamı çok seviyorum lan." diyerek kahkaha atan tipe baktım. O günki salaktı ve tahminlerime göre benim konuştuğum çocuğun ikiziydi.
Eflatun'u kucağıma alarak son bir kez sarıldım ve onun kucağına bırakıp eve doğru yürümeye başladım.
"Hey, neydi şimdi bu?"
"..."
"Almayacak mısın?"
"..."
"Bak, oğlumu da alıp gidiyorum."
"..."
"Gidiyorum bak?"
"..."
"Gittim."
Yakınımdan gelen sesle ve aynı anda belime dolanan kollarla çığlık attım.
Elini ağzıma kapatıp beni arabaya sürüklemeye başlamıştı bile. Arabaya adeta beni fırlattığında sinirle yerimde tepindim.
"O araba ne kadar senin haberin var mı?"
Sakinleş Hale!
Sakinleş kızım!
Ayağımı oturduğu koltuğa sertçe vurmaya başladım. Yeterdi be!
Yarım saat sonra;
Gözlerimi kırpıştırıp ikisine de masum olmasına özen gösterdiğim bakışlarımdan attım.
Birbirinin alâkası bile olmayan iki tip - ki bunlardan biri her zaman mesajlaştığım şahıstı - beni bağlayarak evlerine getirmişlerdi.
"Çözelim de kalkıp banyo yapsın tipe bak oğlum." diyerek kahkaha atan geri zekâlıya çevirdim bakışlarımı.
Arabada yediği dayak az gelmişti anlaşılan.
Mesajlaştığım kişinin o olduğunu tahmin ettiğim insan, yavaşça beni çözmeye başladığında sırıttım.
Cidden banyo yapacağımı düşündüren neydi onlara?
Hayır, ben nereden bilebilirdim kamera koyup beni dikizlemeyeceklerini ki?
Ellerimi ve ayaklarımı çözmüştü. Sıra ağzımdaki banta geldiğinde omuz silktim. O çıkarmalıydı.
Sabır çekerek bana yaklaştığında gözlerine baktım. Yazık olacaktı güzelim yüzüne. Bantı yavaşça çektiğinde hiç düşünmeden yüzüne tükürdüm ve hızlı adımlarla kendimi evden dışarı attım.
***
Hale: Kızım nasıl?
Eflatun: Kimsiniz?
Hale: Cidden mi?
Eflatun: Ne cidden mi?
Eflatun: Ne saçmalıyorsunuz?
Hale: Eflatun
Hale: Manyak mısın lan?
Hale: Benim.
Hale: Hani şu yüzüne tükürüp kaçan manyak
Eflatun: Şaka lan şaka
Eflatun: Götün gitti kabul et
Hale: Kızım nasıl?
Eflatun: Sana ne?
Hale: Ne demek sana ne?
Eflatun: Basbayağı, sana ne?
Hale: Anladım ya ben
Hale: Yüzüne tükürüp kaçtığım için böyle davranıyorsun sen
Eflatun: Kızım sen geri kafalı mısın?
Eflatun: Biz istemesek çıkabilir miydin o evden sence?
Eflatun: Safım benim ya snslaaüğxxşcş
Eflatun: İnanmış bi' de
Hale: Kızım nasıl?
Eflatun: Gel de gör
Hale: Hah, komik şaka
Eflatun: Gül o zaman, somurtma
Hale: Cidden sapık olduğunu düşünmeye başlıyorum
Eflatun: Düşün, çünkü öyleyim
Hale: Allah'ım resmen ruh hastası bu ya
Eflatun: Bu iltifatınız beni mutlu etti Hale Hanım
Hale: Bir sonraki iltifatlarda görüşürüz ayı dışkısı
Eflatun: Hay hay
***
Hale: Adın ne?
Eflatun: Eflatun.
Hale: Gerçek adın ne?
Eflatun: Eflatun işte amk
Hale: O nasıl isim be?
Eflatun: Asıl sen kendi ismine bak lan
Hale: Ne varmış benim ismimde?
Eflatun: Anne ve baban 'düştüğümüz hale bak' deyip koymuşlar resmen.
Hale: İğrençti.
Eflatun: Eyvallah
***
Hale: Eflatun
Eflatun: Efendim?
Hale: Kızımı görmeye ihtiyacım var.
Hale: Sadece yarım saatliğine getirebilir misin?
Eflatun yazıyor...
Eflatun çevrimiçi
Eflatun: Neyin var?
Hale: Sormasan?
Eflatun: Sordum ama.
Hale: Ya da boşver.
Hale: Teşekkürler yine de.
Hale: Bye bye.
Hale çevrimdışı
Eflatun: Kapının önüne bak.
***
Hale: Teşekkürler ♡
Eflatun: O kalp de ne?
Hale: Anlam yüklenecek bir şey değil.
Hale: Normal teşekkür amaçlı
Eflatun: Yoo.
Hale: Ne demek yoo?
Eflatun: İçi boş kalbin
Hale: Nereye bağlayacaksın merak etmiyor değilim.
Hale: Sadete gel.
Eflatun: Kalbim diyorsun, boş diyorsun.
Eflatun: Doldur mu demeye çalışıyorsun lan?
Hale yazıyor...
Hale çevrimiçi
Hale: Çok aptalını gördüm ama sen ne bileyim
Eflatun: Yavşama bana
Hale: Yavşamıyorum zaten
Eflatun: Neden yavşamıyorsun?
Eflatun: Yavşasana salak
Hale: Nereden çıktın karşıma sen ya?
Eflatun: Hayrola, ışıklarını mı yaktım?
Hale: Pes!
Hale: Vallahi pes!
Eflatun: Pes mi atalım?
Eflatun: Bu bir evlenme teklifi mi?
Hale: Evet.
***
Eflatun: Eğlendir beni.
Hale: Ne?
Eflatun: Ne ne?
Eflatun: Sıkıldım işte kızım, eğlendir beni.
Hale: Ben senin bildiğin kızlardan değilim piç
Eflatun: Herkes de aynısını söylüyor lan
Hale: Ben farklıyım
Eflatun: Neden, seni baban mı doğurdu?
Hale yazıyor...
Hale çevrimiçi
Eflatun: RLDKDKSLSLWPĞWSÖD
Eflatun: Sinirden yastığı camdan aşağı atmana mı gülsem
Eflatun: Yastığının İsmail YK baskılı olmasına mı bilemiyorum lan xnslwğwüsşx
Hale: Gönder yastığı geri
Eflatun: Sen istedin :)
Hale: Hayır, kafama gelmedi :)
Eflatun: :/
Hale: Gitsene evimin önünden sapık
Eflatun: Yoo.
Eflatun: İsmail YK'lı yastığınla alay etmeden gitmem.
Eflatun: Gidemem ncndzxnööxzilqawdxg
Hale: Küçükken aşıktım.
Hale: Oldu mu?
Hale: Siktirip gitmen için yeterli bir sebep mi?
Eflatun: Günah.
Hale: Ok.
Eflatun: Bb
Hale: Bye.
***
Eflatun
Altun "Hale" kişisini ekledi.
Altun "Eflatun" kişisini ekledi.
Altun: Hellllooooo
Eflatun: Aleyküm selam
Hale: Sen kimsin ve ben neden bu gruptayım?
Altun: Önce bir selamımı alaydın yenge
Hale: Yenge?
Altun: Sen her şeye böyle takılır mısın ya?
Hale: Pekâlâ, sana da selam
Altun: Hah şöyle
Altun: Şimdi
Altun: Eflatun hakkında konuşmak istiyorum
Altun: Hayvan olan
Hale: Senden bahsediyor.
Eflatun: Komik misin?
Hale: Evet.
Altun: Kediyi ortadan ikiye bölelim isterseniz?
Hale: Bu fikri çok düşünmüş olmalısın.
Altun: Yok lan iki dakika falan
Eflatun: Altun kes sesini
Eflatun: Eflatun'u gönderme amacımızı biliyorsun, boş yapma.
Hale: bana da söyleseniz mesela
Altun: Olur, söyleyelim.
Altun: Söyleyelim mi kardeşim
Eflatun "Hale" kişisini gruptan çıkardı.
Eflatun: Ne yapıyorsun?
Altun: Ne demek 'ne yapıyorsun?'
Altun: Konu bulamayınca bana sarma
Altun: Anladım seviyorsun kızı
Altun: Ama bazı şeyler de zorlamayla olmaz abicim
Altun: Küçük oyunların peşinde koşacağına git kıza söyle
Eflatun: Sen neden sevmiyorsun Hale'yi?
Eflatun: Sana ne zararı dokundu bu kızın?
Altun: Babasının mesleğini utandığı için söylemedi.
Eflatun: Babasından utanmıştır belki
Eflatun: Mesleğinden değildir.
Altun: Babası hastanede hademe abi
Altun: Ve asla konuşmuyorlar.
Altun: Babasının emekli olacağı günleri sayıyor
Altun: Soranlara "babam emekli" diyebilmek için
Altun: Böyle bir kıza karşı nasıl sempati besleyebilirim sen söyle
Eflatun: Ona benim gözümden bakmanı bekleyemem zaten
Eflatun: Her neyse
Eflatun: Ne yaşadığını bile bilmiyorsun
Eflatun: Kapat konuyu.
***
Ağlayamayacak kadar hissizleşmek istiyorum. Kimseyi takmayacak kadar umursamaz olmak. Canım acıyor artık.
16 yıl.
16 yıldır anneme ve bana şiddet uygulayan bir "babam" var. Sadece biyolojik olarak "baba" diyebileceğiniz insanlardan. Ki onu da söylediğim söylenemez son zamanlarda.
İşini küçümsüyor.
Ve bunu kendine yediremeyip orada ona yapılanların, verilen emirlerin hıncını hep bizden çıkartıyor.
Kaşlarını çatarak bakıyor mesela. Yüzüme şefkatle bakmıyor. Bir kere ya, sadece bir kere bana 'kızım' demedi bunca zaman. Gece uyuduğumda üstüm açık kalmış mı diye bakmadı hiçbir zaman.
Karşısında tek kelime etsek 'karşılık verme bana' diyerek dayak attı hep.
Açıklama bile yapmama izin vermedi bunca zaman. Ki neyin açıklamasını yapacağım bile belli değildi ya, neyse.
İç çekerek sırt üstü uzandım. Bu evden, bu şehirden uzaklaşmam gerekti.
Bu sefer neden dayak yediğimi ben bile bilmiyordum.
İsmimi söyleyen sesiyle ve yanağımda patlayan tokadıyla sersemlemiştim. Yüzümün yarısı uyuşmuştu. Ağlamaktan tam anlamıyla bıkmıştım.
Bu kadar güçsüz olmaktan...
Hani bazen fiziksel acınız olsa bile siz ruhunuza batan cam parçaları yüzünden ağlarsınız ya...
Öyleydi işte. O eli bir kere bile saçımı okşamak için kalkmamıştı havaya. Ya da bana sarılmak için.
Daha çok bunlar yüzündendi gözyaşlarım.
Nefret bile edemiyordum ondan ve bu kendimden nefret etmeme sebep oluyordu.
Telefonuma gelen mesaj sesiyle burnumu çektim ve kilidi açtım.
Eflatun: Sana her şeyi anlatacağım.
***
Hale: Evet, bekliyorum.
Eflatun: Eflatun'la beraber yürüyüşe çıkmıştık o gün.
Eflatun: Parka doğru yürürken seninle karşılaştık ve Eflatun'a gülümseyip bana baş selamı verdin.
Eflatun: Gözlerin çok yoğun bakıyordu Hale.
Eflatun: Yani nasıl söylemem gerektiğini bile bilmiyorum.
Eflatun: Yanına gelmek istedim o an.
Eflatun: Gelip konuşmak istedim, tanışmak.
Eflatun: Topladım cesaretimi.
Eflatun: Yanına varmaya birkaç adımım kalmıştı ki yanına bir çocuğun geldiğini gördüm.
Eflatun: Gülümseyerek sana defter uzattı.
Eflatun: Bunu umursamazdım zaten.
Eflatun: Asıl mevzu bu da değildi.
Eflatun: Ama sen o çocuğa karşı boş değildin güzelim.
Eflatun: Bunu beş metre ileriden ben bile anlamıştım.
Eflatun: Çocuk senin gözlerine o kadar yakından bakıyorken nasıl anlamamıştı bilmiyorum
Eflatun: Sanırım çok salaktı
Eflatun: Her neyse; ben sana, sen o çocuğa dalmışken omzuma çarpan adamla yere doğru tökezledim.
Eflatun: Sinirli adımlarını size doğru yöneltiyordu ve "Hale!" diye bağırıyordu.
Eflatun: Senin nasıl yutkunduğunu ve arkanı döndüğünde yüzünde patlayan tokadı hâlâ hatırlıyorum.
Eflatun: Yanındaki pezevenk yüzünü buruşturup oradan kaçtığında senin onun arkasından baktığını da hatırlıyorum.
Eflatun: Ona rezil olmuştun değil mi?
Hale yazıyor...
Eflatun: Her neyse
Eflatun: Biri dayak yerken sadece oturup izleyen, acıyan veya videoya alıp ne kadar iğrenç insanlar olduklarından bahseden kişilerden olmadım hiç
Eflatun: İyi ki de olmadım.
Eflatun: Önce polisi aradım.
Eflatun: Sonra babanın sana doğru kalkan elini tuttum.
Eflatun: Sana Eflatun'u işaret ettiğimde onu alıp parka gitmiştin ve bizi izlediğini görebiliyordum.
Eflatun: Babanın gözü o gün nasıl döndüyse artık ağzıma sıçmıştı
Eflatun: Filmlerdeki veya kitaplardaki çocuklar gibi, 'babanı durdurdum, korkuttum' demek isterdim ama uzaktan bir ışık gördüm sanki
Eflatun: O an düşündüğüm şeyler farklı şeylerdi ama Hale
Eflatun: Benim iflahım sikilmişken senin o hayvan herife karşı nasıl dayandığını düşündüm.
Eflatun: Polisler geldi.
Eflatun: Aldılar herifi
Eflatun: Sana baktığımda yoktun orada.
Eflatun: Oysaki ben iki elimi de yanaklarına koyup 'canın acıyor mu' ya da 'iyi misin' demeliydim amk
Eflatun: Öyle olması gerekirdi
Eflatun: Ama işte, neyse
Eflatun: Eflatun'un tasmasının ucuna kağıt sıkıştırmışsın onu gördüm gittiğinde
Eflatun: "İyi geldi, teşekkürler."
Eflatun: Aynen bu yazıyordu.
Eflatun: O an düşündüm de, sana iyi geliyorsa Eflatun'dan bile uzak durabilirdim.
Eflatun: Aşık falan değildim.
Eflatun: Sadece insanlara çöp gibi bakmam ve değer veririm.
Eflatun: Ama sen kendine çöp gibi bakmış olduğundan gidip şikayetçi olmadığını söyledin.
Eflatun: Çekmedim şikayetimi ama annen de gelip yalvardı bana
Eflatun: OĞLUM SİZ MANYAK MISINIZ LAN
Eflatun: Herif ağzınıza sıçıyor ve bu onun için rutin bir olay
Hale yazıyor...
Eflatun: Yazma bir şey
Eflatun: Özür dilerim, hadsizlik ettim.
Eflatun: Her neyse işte
Eflatun: Her gün bir sapık gibi seni izledim.
Eflatun: Yalnızdın, kimsen yoktu.
Eflatun: Altun'u ikna edip sizin okula yazdırttım.
Eflatun: Sevmedi seni ama olsun dnxmlxlsğwğs
Eflatun: O gün sanırım annenle tartıştın
Eflatun: Evden yine ağlayarak çıkacağını çıkan seslerden anlamıştım.
Eflatun: Ve fark edebileceğin bir büyüklükte kağıdı kapının önüne koydum.
Eflatun: Her şeyi ben ayarladım anlayacağın
Eflatun: Altun'u arayıp Eflatun'u oraya bırakmasını söyleyen de bendim.
Eflatun: Görevliye sen hariç içeriye kimseyi almamasını söyleyen de.
Eflatun: Çünkü ben senin acı çekmene artık dayanamıyorum.
Eflatun: Eflatun sana iyi geliyor biliyorum
Eflatun: Ama bir şans versen ve ben de sana iyi gelsem?
Eflatun yazıyor...
Eflatun: Beraber Eflatun'u severiz?
Hale: Beraber Eflatun'u severiz ama sevgilin olamam.
Hale: Babam yüzünden güvendiğim kimse yok.
Hale: Bir erkeğin iki çift lafına kanıp 'yaaaaaaa' diyen kızlardan olmadım, olmak da istemiyorum.
Hale: Şimdi söyle
Hale: Kızımı ne zaman görebileceğim?
***
Eflatun'dan devam;
Eflatun'a sarılı bir hâlde uyumak üzere olan kıza karşı bir şey hissettiğimi ve bu hissin beni derinden yaraladığını inkar edecek kadar salak değildim. Bir şeylerin farkındaydım.
Çok seviyordum. Çok bağlanmıştım. Acı çekince acı çekiyor, gülümseyince gülümsüyor, üzülünce üzülüyor, korkunca korkuyordum.
Hayatımda bu kadar yer edinmişken onu bırakmamı söyleyen herkesi taramalıyla tarayabilirdim.
"Güçlü gözükmek zorundaydım." diyordu şarkıda. "Ne kadar acıtsa da hislerim..." diye de devam ediyordu.
Omzumu dürten minik ellerle irkildim.
Eflatun'u gösterip sessizce fısıldadı.
"Sanırım uyudu."
Beni de uyutur musun kucağında? dememek için dilimi ısırdım ve Eflatun'u kucağından alıp yerine yatırdım.
Mutfağa gidip ikimize de kola doldurdum ve salona doğru yönlendirdim adımlarımı. Biraz daha fazla görmek için hızlı davranıyordum. Ne oluyordu bana?
Cevabını bildiğim sorular sormuştum hep bunca zaman kendime. Ama cevapları hep inkar etmiştim.
Mesela şu an o uyurken onu öpmek mi istiyordum? Ya da böyle masumca uyumasına karşın gülümseyip üstünü mü örtmek istiyordum? Ya da fotoğrafını çekmek?
Sanırım hepsiydi ama saygısızlık yapamazdım. Kolaları sehpanın üzerine bırakıp üstüne ince bi' battaniye getirdim ve yavaşça örttüm.
Saçlarına bir öpücük kondurmuş olmamı saymazsak gayet de onun sınırlarına saygılı davranarak hareket etmiştim.
Üstüne örttüğüm battaniyeyi kendine çekip gülümsedi.
İç çekip salondan çıktım.
Aynı ortamda durmam ikimiz için de sağlıklı olmazdı. Çünkü benim, onu göğüs kafesimde saklamak istercesine sarılmak gibi canice isteklerim vardı ve biraz daha yüzüne baksaydım dayanamayıp yapacaktım.
Boka batmıştım.
***
Eflatun: Selam.
Hale: Selam.
Eflatun: Nasılsın?
Hale: Oturuyorum öyle, sen?
Eflatun: N'apıyorsun demedim, nasılsın dedim.
Hale: N'apıyorsun de o zaman
Eflatun: N'apıyorsun?
Hale: İyiyim, sen?
Eflatun: Manyak mısın ndnslaüaxlxl
Hale: Neden mesaj attın?
Eflatun: Nasıl olduğunu öğrenmek istedim.
Eflatun: Işıkların açık hâlâ
Eflatun: Uyumamışsın, neden?
Hale: Beni cidden korkutuyorsun.
Eflatun: Elimden bir şey gelmez, üzgünüm
Hale: Ben de üzgünüm.
Hale çevrimdışı
Eflatun: Neden?
(İletilmedi.)
Eflatun: Engelledin mi Hale?
(İletilmedi.)
Eflatun: Hay sikeyim
(İletilmedi.)
Eflatun: Pekâlâ, nasıl istersen öyle olsun.
(İletilmedi.)
Eflatun: Rahatsız oluyorsan etmem.
(İletilmedi.)
Eflatun: Seni seviyorum.
***
Hale: Sana alışmama izin vermeden çıksana hayatımdan
Eflatun çevrimiçi
Eflatun: Ne saçmalıyorsun sen?
Hale: Yazdığım şeyi oku.
Hale: Üşendim.
Eflatun: :)
Eflatun: Aferin çekirge, öğreniyorsun bir şeyler.
Hale: Eflatun
Hale: Neden üstümü örttün?
Eflatun: Ne?
Hale: Üstümü neden örttün?
Eflatun: Çünkü hava soğuk olabilirdi
Eflatun: Akşamları esiyor buralar, biliyorsun.
Hale: Babam bunca zaman üstümü örtmemişken sen neden üstümü örttün?
Eflatun: İnsanlık namına
Hale: Ben daha önce ilgi görmediğim için bana ilgi gösteren ilk erkeğe bağlanabilirim tamam mı?
Hale: O yüzden bana iyi davranmayı kes ve benden uzak dur.
Eflatun: Üzgünüm güzelim
Eflatun: Artık çok geç.
***
"Çık aklımdan geri zekâlı herif, çık!"
Kapının aniden açılmasıyla elimi kalbime götürdüm.
Vazgeçtim, lütfen çıkma.
"Ne yapıyorsun sen burada? Davetiye mi gönderelim sana yemek yiyoruz diye? Geç içeriye!"
Ses tellerini sikeyim.
"Aç değilim."
Dibime kadar girip bağırmaya başladı. Ne söylediği bile umrumda değildi artık. İnsanların sınırları vardır ve o sınırları geçmemeniz gerekir. Bir insanın ağzının içine kadar girip bağırarak konuşmak kendini güçlü mü hissettiriyordu?
Ya da rahatsız olduğumu görüp bunu bilerek mi yapıyordu?
Söylediklerine bu mesafeden tabii ki de cevap veremezdim.
Saçlarımdan güçlüce tutup yere doğru itti beni. İtti? Çok afedersiniz, fırlattı demek istemiştim. Ve bunların hepsini sadece aç olmadığım için çekiyordum.
O benim vücudumda kendi güç gösterilerini sergilerken ben gözyaşlarımdan önümü bile göremiyordum.
Yorulmuştum.
Yorulmuştum...
Çok yorulmuştum...
Etraf karardığında ise burukça gülümsedim.
Karanlık boşluk beni içine çekerken gülümsemem genişledi.
Belki de ölüyorumdur diye düşündüm.
Belki de ölüyorumdur...
***
"Uyan artık güzelim."
Saçlarımı okşayan ellerle yutkundum. Açamazdım, açmamalıydım. Belki de saçlarımı okşayan babamdı ve beni aslında ne kadar çok sevdiğinden bahsedecekti. Bana 'kızım' diyecekti. Gözlerimi açarsam giderdi.
Akan yaşlarla açtım gözlerimi.
Zavallıydım, hâlâ bir şeyleri hayal edecek kadar zavallıydım.
Eflatun gözleri dolu bir şekilde gülümsedi ve yavaşça kollarını bana sardı.
Kırıktım. Önce yere atılıp çatlatılmıştım. Sonra defalarca vurulup kırılmış yere saçılmıştım. Şimdi ise yerdeki benim parçam olan kırıklara basıyordu herkes.
Acımasızlardı, çok acımasızlardı.
Sarılmasına karşılık vermeyi unuttuğumu fark edip sarılacaktım ki geri çekildi.
Umarım sarılmak istemediğimi düşünüp yanlış anlamamıştı.
"Bana ne oldu?"
"Bayıldın. Doktor bayılmanın bir tür vücudun kendini korumak için yaptığı bir savunma mekanizması olduğunu söyledi."
Kafamla onaylayıp etrafıma baktım. En azından annem olabilirdi yanımda. O neredeydi?
Eflatun ne soracağımı anlamış olacak ki konuşmaya başladı.
"Kapının önündeler. Ben buraya maskeyle ve önlükle girdim. Görse ağzıma sıçardı herhalde."
Söylediklerini umursamadan asıl önemli olan soruyu sordum.
"Babam nasıl?"
"Ne?"
"Babam diyorum nasıl? Bayıldığım için sinirli mi bana?"
Bekledim, gözlerinde bana acıdığına dair bir şey görmeyi bekledim ama yoktu. Kızgınlık ve şefkat dolu bir bakış attı gözleri gözlerime.
Sonra ayağa kalkıp yavaşça üstüme doğru eğildi ve alnımdan öptü.
O kapıdan çıkarken ben saf saf arkasından bakmakla meşguldüm.
Bu çocuk bana iyi geliyordu.
***
Hale: Teşekkürler
Eflatun: Ne için?
Hale: Her şey için.
Hale: Eflatun'u hayatıma soktuğun ve onunla beraber hayatıma girdiğin için teşekkürler Eflatun.
Hale: Bir şeyler söylemek istiyorum sana.
Hale: Sonra ne bileyim bir şeyler işte.
Eflatun: Tamamdır.
Hale: Ben seni seviyorum
Hale: Oha dur böyle pat diye söylenmez.
Hale: Sil mesajı sil sil
Hale: Görmemiş gibi yap
Hale: Görmemiş gibi yap tamam mı?
Eflatun yazıyor...
Hale: Ya yazma dur
Hale: Elim kolum bacağım ayağjm birbirine girdi
Hale: Sıcak bastı
Hale: Huh iyi değilim
Hale: Aşk böyle bir şeymiş sanırım
Eflatun çevrimdışı
Hale: Evet, biraz da sen heyecan yap
Hale: Yaa
Hale: Eflatun sana seni nasıl sevdiğimi anlatamam ben.
Hale: Yani şöyle oldu da sevdim diyemem
Hale: Seni sen olduğun için seviyorum
Hale: Yani şöyle yaptın, şu davranışın falan da diyemem
Hale: çok saçmaladım değil mi
Hale: şimdi bu mesajları görmemiş gibi yap, ben toparlayıp atayım
Eflatun çevrimiçi
Eflatun yazıyor...
Eflatun çevrimdışı
Hale: Eflatun
Hale: Evlensene benle
Eflatun çevrimiçi
Eflatun: Nw?
Hale: AY ONU SÖYLEMEYECEKTİM
Hale: Yani ona daha erken
Hale: YA ANLADIN ZORLAMA AMK
Eflatun: Yoo.
Eflatun: Anlamadım anlat dndksşüsxşfl
Hale: Evlenme teklifi ettim sanırım az önce, birden elimden kaçtı
Eflatun: Aşkım sence de biraz hızlı gitmiyor muyuz lan?
Hale: Tamam hadi çık benimle
Eflatun: İlkokulda mıyız Hale?
Eflatun: Kokulu silgini de ver istersen bana?
Hale: OF NE NAZ YAPTIN BE
Hale: Sevgiliyiz, sus bitti.
Eflatun: Pki .s.s
***
2 yıl sonra;
Eflatun: Eflatun nerede?
Hale: Ben ne bileyim Eflatun.
Hale: En son seninle beraberdi.
Eflatun: Altun mu aldı acaba?
Hale yazıyor...
Hale çevrimiçi
Hale: Mart ayındayız da birazcık
Hale: Şeydedir
Eflatun; Ne?
Hale: Şey işte ya
Eflatun: nxkldşsüwüsxşxş
Eflatun: Tamam tamam, sustum.
Hale: Bazen diyorum ki
Hale: İyi ki o adam ölmüş
Eflatun: Neden bazen diyorsun bunu?
Eflatun: Ben şahsen her gün diyorum da
Hale: :)
Eflatun: Tamam bölmüyorum sevgilim, devam et sen.
Hale: Üniversite sınavında benim kazandığım şehre geldin.
Hale: Ama senin puanın daha da yüksekti.
Hale: Şu an burada olmayabilirdin mesela.
Eflatun: Evet, yan koltuktayım xnslsisüsğxşxş
Hale: Böyle daha iyi ifade edebiliyorum kendimi ndmdsşsğx
Hale: Her neyse
Hale: Teşekkürler sevgilim
Hale: Bana kattığın her şey için teşekkürler.
Hale: Hayatıma girdiğin ve elimden tuttuğun için teşekkürler.
Eflatun: Devam et dndlsknbvcz
Hale: Yoo.
Eflatun: Kırk yılda bir romantik oluyorsun, çabuk devam et lan
Hale: Ay tamam sus
Hale: Kalk ekmek al, evde ekmek kalmamış
"Odun musun kızım?"
Gözlerini kısıp kafama yastık attı. Tabii ki de kafama yemeden kurtulmuştum.
"Değilim, açım."
"Sen hep açsın."
Ayağa kalkarak "Model bu canım, beğenmiyorsan kapı orada." deyip sahte bir sinirle konuştuğunda kahkaha attım ve kolundan tutup kendime doğru çektim.
Onun kucağıma düşmesi beklediğim şeyler arasında yoktu tabii ki.
"Ov ov ov! Rahatsız ettik sanırım."
Altun ve elindeki Eflatun bize şirince bakarken ben yanımdaki şirin şeyi kızdırmak amacıyla biraz daha onu kendime çektim ve kafa salladım.
"Evet, rahatsız ettiniz. Gidin hadi. İşimiz var."
Sinirle cırlayıp kolumu ısırdı. Kızaran suratını saçıyla kapatamayacağını anlayınca koltuktaki yastığı yüzüne bastırıp salondan çıktı. Arkasından kahkaha atarken bunu hep yapacağımı hatırlattım kendime. Sıkıldıkça onu kızdırmayı ve utandırmayı çok seviyordum.
Odaya bir anda dalıp kafama yastığı fırlattı ve Altun'un kucağındaki Eflatun'u aldı.
"Ver kızımı, gidiyoruz biz. Siz de çürüyün burada."
Ya da... Ben onu çok seviyordum.
~ S O N ~