Bölüm|3

678 Words
Akşamüstü çocuklarla birlikte eve dönen Mert, kapıda üç güzel kızı ve Sevda ile karşılanınca gülümsemeden edemedi. Sırasıyla Gurur, Gülce ve Çiçek’i öpen genç adam bu ortamda Sevda’yı öpemeyeceği için genç kadına göz kırpmakla yetindi. Eve girdiği gibi kendinden çekindiğini anladığı eski karısının yeni eşinden olan oğlu Tan’ın ürkek adımlarla Çiçek’e doğru yanaşmasını ilgiyle izlerken küçük kızının Tan’ı görünce önce gülümseyip ardından yüzünü asmasını oyunculuğuna verdi. Kendini bildi bileli kızına âşık olan küçük adamı, anne ve babası iki günlüğüne ona emanet ettiğinden azarlayamıyordu bile. ‘‘Çiçek’im seni çok özledim,’’ diyen Tan, küçük kızın ‘‘Ben de bazen kendimi özlüyorum canımcığım,’’ demesiyle yüzünü astı. ‘‘Senin beni özlemen gerekiyordu Çiçeğim,’’ deyip topuklarını yere vura vura salonun yolunu tuttu küçük adam. ‘‘Ay, yazık benim Tantan’ıma ya!’’ diyen Gülce de hiç vakit kaybetmeden Tan’ın peşinden giderken Gurur gözlerini devirdi. ‘‘Bu kadar ısrarcı olmanın da âlemi yok,’’ cümlesine yanıt ayakkabılarını ayakkabılığa yerleştiren Tan ile babaları bir anneleri ayrı olan Vatan’dan geldi. Vatan da hafta sonu boyunca Mert’lerde kalıyordu. ‘‘Aşktan anlamayanlar müdahale etmesin lütfen,’’ deyip Tan ve Gülce’nin arkasından salona girdi genç adam da. Gurur hırsla babasına dönüp Vatan’ı şikâyet edecekti ki ‘‘Şimdi de babana mı şikâyet edeceksin abla?’’ diye soran erkek kardeşi Mehmet ile ayaklarını yere vurarak salonun yolunu tuttu o da. Mehmet, Sevda’ya gülümsedikten sonra ‘‘Çok acıktım Sevda abla yemekte ne var?’’ diye sordu. Sevda, küçük çocuğun başını okşayıp ‘‘Bahçedeki masaya hazırladık sofrayı, git bir bak istersen,’’ dedi ve Mehmet’in ağzı kulaklarında salona geçmesini sağladı.   ‘‘Senin için çok harika harikası yemekler yaptık babacığım,’’ diyen Çiçek’i kucağına aldı Mert. ‘‘Senin elin değdiyse şüphem yok Çiçeğim,’’ deyip ona aşağıdan bakan Çiçeğin çift yumurta ikizi Can’ı daboştaki koluyla tutup kaldırdı. ‘‘Of, ne kadar ağır olmuşsunuz siz böyle! Sizi göğsüme sığdırdığım zamanları hatırlıyorum ben.’’ Önce babasına sonra ikizine bakan Çiçek, ‘‘Görüyor musun ikizcanım, kocaman olmuşuz. Yakında abi ve abla da olur muyuz acaba?’’ diye sordu. Can dudaklarını büzdükten sonra bir kardeşine bir de babasına baktı. Sevda’ya da kaçamak bir bakış atıp ikizine döndü ve ‘‘Bilmiyorum Çiçeğim,’’ cevabını verdi. Mert ve Sevda ikili arasındaki diyalogu şaşkınlıkla izlerken konuyu toparlamak amacıyla ‘‘Kurt gibi acıkan bir tek ben miyim?’’ sorusunu yöneltti çocuklarına genç baba. İki çocuğundan da acıktıklarını belli eden mırıltılar yükselince ‘‘Hadi ellerimizi yıkamaya,’’ diyerek banyonun yolunu tuttu. Kucağındaki çocuklarıyla banyoya gidişini seyrettiği adamın arkasından uzun süre baktı Sevda. Düşünmek istemese de Mert’in çocuk lafı geçti mi konuyu değiştirdiğinin farkındaydı. ‘5 çocuğu varken neden bir çocuk daha istesin ki?’ diye düşünürken bir eli bilinçsizce karnına gitmişti. Parmakları düz karnını okşarken ne yaptığını fark edince yumruk olan eli üstündeki elbisenin buruşmasına neden oldu. Dolan gözlerini tavana dikip, ağlamamak için büyük bir çaba gösterirken boğazına oturan yumru işini oldukça zorlaştırıyordu. ‘Saçmalama! İstediğin onların annesi olmaktı Sevda. Fazlası nankörlük olur.’ Yanaklarını ıslatan yaşları fark ettiği gibi silip burnunu çekti. Aldığı nefesle göğsü şişerken ciğerlerine dolan hava ona yetmiyordu. Banyodan sevinç çığlıkları atarak çıkan çocukları görünce tebessüm etti. ‘Onlar varken, başkasına gerek yok,’ düşüncesinin verdiği huzurla çocukların arkasından salona yöneldi. Salona gireceği sırada kolundan çekilen genç kadın kendini sırtını duvara dayanmış buldu. Kalbi korkuyla çarparken gözlerini sımsıkı kapatıp, derin soluklar almaya başladı. Yanağını okşayan elin sıcaklığıyla gevşerken gözlerini araladı ve ona gülümseyerek bakan Mert’i gördü. Hissettiği korku yavaşça yerini heyecana bırakırken ona güvende olduğunu fısıldayan mantığıyla derin bir nefes aldı. ‘‘Korkuttum mu?’’ diye soran adama ‘‘Aklımı aldın Mert,’’ yanıtını verdi. ‘‘Özür dilerim, korkacağını düşünmemiştim. Sadece seni öpmeden sofraya oturmak istemedim.’’ Sevda, duyduğu cümle yüzünden kalbinin eridiğine yemin edebilirdi. Mert’in her kelimesi, dokunuşu onda farklı bir duygu uyandırıyordu ve genç kadın hissettiği her duyguya sıkıca sarılmak istiyordu. ‘‘Çok güzelsin,’’ diyen adama ‘‘Sende,’’ karşılığını verirken fiziksel güzelliğin ötesini kastediyordu genç kadın. ‘‘Bu konuda tartışmayalım Hanımefendi. En güzel sensin,’’ diyen Mert’e ‘‘Hı hı,’’ diyerek onay verdikten sonra genç adama yaklaşıp onu dudaklarından öptü. Küçük bir öpücüğün yaktığı iki genç, iç çekerek ayrıldı ve akşam yemeği için salonun yolunu tuttular.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD