bc

AŞK İLE

book_age16+
524
FOLLOW
6.0K
READ
HE
drama
city
childhood crush
like
intro-logo
Blurb

Elif Pirem ve Koray Kerem'in tesadüfü bir şekilde karşılaşıp, zorlu hayatlarında bir araya geldi. Bir evin nazlı kızı olan Elif Pirem, Koray Kerem gibi zor bir adamla tanıştığında yolunda giden hayatı bir anda tepetakla oldu. Kendinden yaşça büyük olan Koray Kerem'le hayatını birleştiren Elif Pirem, mutluluğu sonuna kadar yaşadığını sanarken bir anda dünyası başına yıkıldı ve bütün zorluklarla tek başına mücadele etmeye çalıştı.

Elif bu sevdaya yenilecek mi yoksa yoluna devam mı edecek?

chap-preview
Free preview
1.BÖLÜM
Mutluluk zor bulunmaz,adım attığın nefes aldığın her dakika için mutlu olur şükrederdin. Peki ya insanlar seni mutsuzluğa sürüklemek isterselerse? O zaman ne yapacaksın? Ama dediğim gibi ne olursa olsun insanlar nefes aldıkları için bile mutlu olurlar. Şu dünya da o kadar mutsuz insan var ki kimse yaşamak için bir amacı olmaksızın gelip gidiyordu. Peki ya aile? Ne olursa olsun o bile mutluluk değil miydi? Tabi ki mutluluktu! Bir annenin kızının her bir saç teli için ölmesi,ağzından çıkacak her kelime için koşturması, Onun iyi bir insan olup geleceğini kurma hayallerine girmesi.. Bir anne için büyük mutluluktu. Elif Pirem de mutluydu, aslında çok mutluydu. Canın dan çok sevdiği ailesi onun gözünün içine bakar,mutlu olduğunda mutlu olur,üzüldüğünde onunla üzülürdü. Sevinçlerini beraber yaşarlardı. Zaten Türker ailesi bir kayıp vermişti şimdi ise canları,kızları onlar için daha bir önemli, göz bebeğiydi. Elif Pirem, ablasının ismini yaşatıyordu. Güzel ablası daha 5 yaşındayken lösemi den ölmüştü. Aslında Elif Pirem ablası için hep bir umuttu fakat ablası o doğmadan hayatını kaybetmişti. Sonrasında ise Türker ailesi güzel kızları Elif 'i kardeşinde yaşatmışlardı. Onların yeni bir umudu oldu Elif Pirem. İsmi gibi sevgi ve şefkatliydi Pirem. "güzel kızım" Elif Pirem annesinin sesini duysa da gözlerini açmakta zorluk çekiyordu. Bugün hiç uyanmak istemiyordu aslında. Dün okuldan sonra evine koşar adımlarla gelmiş bir de son vizeleri için sabahlara kadar çalışmıştı. Daha yeni uykuya dalmışken annesinin sesi bir yandan kızdırsa da bir yandan ninni gibi geliyordu. "bebeğim kalk hadi" Elif Pirem yatağına iyice gömüldü. Bugün güzelce uyuyup yine derslerinin başına geçecekti. Fakat annesi bir türlü rahat vermiyordu. Hep öyle olmaz mıydı zaten. 2 günlük hafta sonu tatilinde ya sabahın köründe kalkarsın yada birileri seni zorla uyandırırdı. Hah işte Elif Pirem de o durumdaydı! "anne biraz daha " sesi o kadar kısık çıkmıştı ki Elif'in, annesinin duyup duymadığına bile tereddüt etti. Ama önemi yoktu, uyku onun için önemliydi. Zaten kısa bir süre sonra annesi onu rahat bırakmış ve bölünen uykusuna devam etmişti Elif Pirem. Elif Pirem tam yeniden uykuya dalmak üzereydi ki telefonunun sesiyle gözlerini yeniden zorlukla açıp komodinin üstündeki telefonunu el yordamıyla buldu. Tek gözü kapalı telefonu açıp kulağına tuttu. Uykudan çatallaşmış sesiyle zar zor "alo" diyebildi. "bebeğim sen hala uyuyor musun?" ah bir kez daha lanet etti Elif Pirem. Sude yine, yine ve yine tüm gün uyuyacağını bildiği halde arıyordu. "hıı" diye mırıldandı Elif. Sude ufak bir kıkırtı eşliğinde "kuşum biliyorum yine uyuz oluyorsun bana ama ben notlarımı bulamıyorum acaba senin notlarınla mı karıştı bir bakar mısın?" Elif zorlukla yumduğu gözlerini açıp yatağından doğruldu. "Sude saat kaç?" diye bildi bir yandan saçlarını karıştırırken. "dört buçuk kuşum. Dur sen sormadan ben söyleyeyim akşam üzeri" Elif gözlerini ovuşturmayı bırakıp hızla kafasını duvarında asılı saate çevirip baktı. İlk defa bu kadar çok uyuyordu. Ama hala yorgun hissediyordu kendisini. "baya uyumuşum" diye mırıldandı yatağından kalkarken. "evet bebeğim baya uyumuşsun o kıymetlini kaldır ve çantana bak hadi" Elif, Sude'nin bu lafına gözlerini devirerek yürümeye başlarken bir yandan da derin bir of çekti. Masanın yanında duran çantasının yanına eğilip içinden dosyasını çıkarıp açtı. "hayır canım bende değil,Seyit'e sor" dedi masanın köşesine çöküp tekrar gözlerini kaparken. "aradım ama ondada değilmiş. Acaba okulda mı unuttum" dedi Sude. Elif daha fazla dayanamayıp "Sude kapattım canım ben hadi bay" direyerek dizlerinin üzerinde emekleyip yatağına güç bela çıktı. "annem uyanmışsın"tam yorganı üstüne çekecekken gelen annesiyle büyük hayal kırıklığına uğradı Elif. Başını yastığına bastırıp umutsuzca iç çekti."uyuyorum canımın içi. Uyumak istiyorum" dedi. Gül hanım gülümseyip "çok uyudun, hadi kalk"dedi kızının sarıldığı yorganı çekerken. "anne az daha uyuyayım" Gül hanım kaslarını çatıp "Elif saat kaç oldu. Baban gelecek birazdan kalk kızım" dedi. Elif yüzünü asarak ayaklarıyla yorganını tepip kalktı. Odasından çıkarken annesine ters bakışlar atmayı da ihmal etmiyordu. Odasının hemen karşısındaki banyoya girip elini yüzünü yıkadı. Banyodan çıkıp mutfağa girdiğinde gelen güzel kokularla dudaklarını yalayıp, "ne yaptın kız gene" dedi Elif annesinin yanağına öpücük kondururken. "kuru fasulye ve pilav" dedi Gül hanım salata için malzemeleri yıkarken. Elif heyecanla ellerini çırpıp "aslan annem. Yine en sevdiğim yemekleri yapmışsın" dedi. Gül hanım hiç bir zaman kızının bu neşesine doyamayacağını hissetti bir an. Canıydı Elif onun. Hayatıydı! "bir tanem benim senin sevdiğin yemekleri yapmayacağım da ne yapacağım başka" O sıra Suat beyin sesi duyuldu işte. Anne kız yüzündeki mükemmel gülümsemeyle evlerinin babalarına döndüler. "tabi ki benim sevdiğim yemek olan mantı yapılacak hanım!" Elif Pirem yüzündeki kocaman gülümsemeyle babasına ilerleyip sıkı sıkı sarıldı. Yanağına sulu bir öpücük kondurup "hoş geldin" dedi. "hoş bulduk güzel kızım. Hadi şu poşetleri al da ben bir elimi yüzümü yıkayayım" dedi. Elif Pirem babasının dediklerini yaparken bir yandan da annesine laf yetiştiriyordu. "anne ya yine dün Hatice teyzenin gazabına uğradım" Elif yüzünü asarken Gül hanım kızının somurtmasıyla eğleniyordu. "yok neymiş o bizim yaşımız dayken ,Abdullah abiyi kucağına almış okuyup ne yapacakmışız. Evlencek yaşı geçmişiz ve üstüne üstlük evde kalmışız" "dur orada! Ben kızımı kimselere vermem" Elif mutfağa giren babasına dönüp "heh işte bende öyle dedim bilin bakalım ne dedi. ' ne yapacak turşunu mu kuracakmış'. baba gerekirse turşu mu kur" Elif de masaya babasının yanına oturup çatalına aldığını salatayı ağzına attı. "zamanı gelince düşünürüz" Elif annesine ters bakış atıp "seni görende beni evlendirmeye çalışır zanneder. Tüm mahalle Sude'yle bana takmış durumda" diye kendi kendine konuşmaya başladı. Bir kaç saat içinde yenen yemekle birlikte çekirdek aile doymuş bir şekilde ayağa kalktı. Suat bey oturma odasına geçerken Elif ve annesi ufak tefek konuşmalarla bulaşıkları yıkıyordu. İşini bitiren Elif doğruca odasına girip ders çalışmaya başladı. Bir kaç saat içinde uykusu gelince kahve almak için odasından çıkan Elif anne ve babasının sesiyle olduğu yerde kaldı. "Suat ne yapacağız böyle. Elektrik ve su faturası hala duruyor. Günü geldi çattı" Suat bey sıkıntıyla yüzünü sıvazlayıp "bir yolunu bulacağım. Olmadı avans isterim belki bu sefer verirler.'' dedi. "yapma Allah aşkına geçen sefer de istedin. Yine geçiştirirler. Zaten verdikleri üç kuruş bir şey" Elif gerisin geri odasına dönüp yatağının üstüne çöktü. Ailesinin sıkıntı içinde olduğunu bilmiyordu. Hiç bir zaman belli etmemişlerdi. Demek neler çekiyorlardı da haberi yoktu. Gözlerini sıkı sıkı kapatıp başını yastığa koydu. Belki bir çözüm bulma umuyduyla düşündü. Ama yoktu işte. Yoktu! *********** ''sana beni aramaman gerektiğini daha ne zamana kadar söylemem gerekiyor! '' Koray Kerem sinirle ellerini saçlarından geçirdi. Bu kadından bıkmıştı artık. İlişkileri 2 ay önce son bulmuştu. Zaten ilişki demeye bin şahit lazımdı. Onların tek ilişkisi yataktaydı. ''özledim seni sevgilim neden anlamıyorsun'' telefonda ağlayan ve ona hala 'sevgilim' diyen kadına yüzünü buruşturdu. Ağlayan kadınlardan nefret ediyordu Koray Kerem. ''Burcu kes artık.'' diye bıkmış bir şekilde konuştu genç adam. ''yapma artık. İstemiyorum seni uzak dur hayatımdan.'' diyip telefonu hırsla kapadı. Zaten ne hakla Burcu gibi bir belaya bulaşmıştı aklı hala almıyordu. İçkiye bir kez daha lanet etti genç adam. Hala düşünüp duruyordu ihtiyaç bile olsa Burcu gibi yılışık bir kız! derinden bir of çekti. O sıra da odasının kapısı ani bir şekilde açıldı. "Kardeşim" Koray Kerem gelen can dostu Kıvanç'ı görünce tüm sinirleri uçup gitti. Bu herifle yaşamaya alışmıştı artık, kedi gibi her dakika peşindeydi. Korkuyordu ki kimseyi bulamazsa Kıvanç gelip evlenme teklifi ederdi. Kendi kendine kahkaha attı Koray Kerem. Kıvanç kendi kendine gülen arkadaşına gözlerini devirip masanın karşısındaki koltuklardan birine attı kendini. "ne var ne yok" Koray Kerem kaşlarını alayla yukarı kaldırıp "aynı. Bildiğin gibi" dedi. Kıvanç gür siyah saçlarını eliyle karıştırıp "benim de" dedi. Koray Kerem dudaklarını hafif bir şekilde kıvırıp ceketini sandalyesinin arkasından alıp "acıktın değil mi ?" dedi imayla. Kıvanç başını itaatkar çocuklar gibi hızla sallayıp "kurt gibi" dedi. Koray Kerem,Kıvanç'ı ayağa kaldırıp beraber odadan çıktılar. Sekreterine 1 saat içinde geleceğini söyleyip beraberce arabalarına binip en yakın ev yemekleri yapan yere doğru yola çıktılar. Koray Kerem arabayı durdurup lokantanın önünde Kıvanç'ı beklemeye başladı o sıra. Koray Kerem ne kadar hız yapmayı seviyorsa Kıvanç tam tersi hızdan korkardı. Araba kullanmaya bile 3 sene önce başlamıştı. Zaten onun da geçerli nedenleri vardı ya neyse! O sıra Koray Kerem omzuna hızla çarpan biri yüzünden hafif sendeledi. Başını çevirip kendine neyin çarptığına bakmak için döndüğünde asıl kendisi çarpıldı. Koyu kumral, kızıl karışımı saçlarını pembe bir bandanayla geriye atmış,yeşil gözleri çakmak çakmak olmuş bir kız. Koray Kerem bir an dünyanın durduğunu hissetti. Yuvarlak yüz hatlarına sahip küçük bir kız çocuğuydu bu! Yüzüne göre küçük bir burun hafif dolgun pembe dudaklar.. Ah yeşil gözler neydi öyle. "af edersiniz" Koray Kerem böyle bebeksi bir kızdan çıkan sesle kulakları uğuldadı. Bu ne biçim bir sesti. Resmen kendine aşık ediyordu. Melodik, yumuşacıktı bu ses! Koray Kerem hızla başını sağa sola sallayıp zar zor bulduğu sesiyle "önemli değil" dedi. Küçük kız hafif bir baş selamı verip aynı hızla yanından uzaklaşmasını izledi çaresizce. Koray Kerem tabi ki ilk görüşte aşka inanıyordu. Onun gözünün önünde canlı örnek ailesi vardı. Dedesi-anneannesi,dayısı-yengesi.. Peki ya hiç tanımadığı birine,bir anda tutulan Koray Kerem ne yapacaktı. İlk defa gördüğü belki de artık hiç göremeyeceği bu küçük kıza tutulmak! Akıl işimiydi ki? "Kerem!" Koray Kerem yanına gelen Kıvanç' la kendine geldi. "efendim " dedi boş bakışlarla. "iyi misin sen? Boş boş yola bakıyorsun" dedi. Koray Kerem "iyiyim" diyerek Kıvanç'ın elindeki poşet dosyanın içindeki kağıt yığınına baktı. Gözleriyle işaret edip "o ne?" dedi. Kıvanç omuz silkip "ayaklarının dibindeydi" dedi. Koray Kerem gözleri parlayarak hızla Kıvanç'ın elindeki dosyayı alıp bütün kağıtları dışarı çıkardı. İlk sayfada yazılan isim soy isimle küçük bir kahkaha attı. Bir kaç defa o güzel kızın ismini içinden tekrar etmesine rağmen dışından söylemeye kendini alı koyamadı. "Sude" dedi. "Sude Tekin".. -bölüm sonu

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
57.7K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
552.0K
bc

AŞKLA BERDEL

read
92.5K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
89.2K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
41.2K
bc

HÜKÜM

read
231.4K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
37.0K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook