2.BÖLÜM

1888 Words
Bir bakış,bir ten,bir ses,bir dokunma.. İnsanı nasıl böyle derinden etkilerdi ki? Aşk mıydı bu yoksa ufak bir etkilenmemi? Aslında bir koku da insanı böyle derinden etkilerdi, Koray Kerem'i de etkilediği gibi. O kızda ne varsa etkilemişti işte onu. Bir insan için belki de üç beş saniye yetiyordu. Yetmişti de zaten. O küçük kızdan ciddi ciddi etkilenmişti. Onun aklını karıştıranın bir çift yeşil göz olduğunu biliyordu. Her zerresinden masumluk akıyordu o miniğin.''Yine daldın kardeşim'' Koray Kerem,Kıvanç'ın sesiyle kendine geldi. Eve geldiğinden beri gözünün önünden o yeşil gözler gitmiyordu resmen. ''önemli bir şey değil'' Kıvanç tek kaşını kaldırıp 'emin misin' der gibi baktı. Koray Kerem tebessüm edip ''bir türlü o gözler gözümün önünden gitmiyor'' dedi bir çırpıda. Yalan söyleyecek hali yoktu ya. 30 yaşında adamdı sonuçta. ''istersen senin için araştırabilirim?'' dedi Kıvanç koltukta iyice yayılarak bir yandan da birasını yudumlamakla meşguldü. Koray Kerem kararsız bir şekilde ''Bilmiyorum dostum. Kız çok küçüktü. Hem bulsak ne olacak ki ağabeyi olacak yaştayım. Bizim mesele imkansız'' dedi. ''kardeşim imkansız diye bir şey yoktur. Ne derler bilirsin imkansız diye bir şey yoktur sadece zaman alır'' diyip göz kırptı. Koray Kerem derin bir nefes alıp ayaklarını önündeki masaya uzatıp kollarını göğsünde birleştirdi. İstemsizce kaşlarını çattı. Belki de o küçük kızın hayatında başka bir erkek vardı. Olamaz mı olabilirdi. Sonuçta hangi devirde yaşıyorduk. Herkesin sevgilisi oluyordu. El ele tutuşuyordu,öpüşüyordu yada seviş.. Koray Kerem hızla başını salladı. Hayır hayır o kız böyle bir şey yapamazdı. Olmazdı. Bir anda başka bir erkeğin ona dokunduğunu düşününce tüm kan beyninde toplandı. Sinirden elleri titremeye başlayınca ellerini sıkıp yumruk haline getirdi. ''kafanda kurmayı bırak abicim. Söyle kızın adını araştırayım sende rahat et bende edeyim.'' dedi Kıvanç. Koray Kerem can dostuna bakıp nefesini seslice dışarıya üfledi. Eline bugün ki dosyayı alıp '' Sude Tekin'' dedi. Kıvanç çarpık bir gülümsemeyle cebindeki telefonunu çıkarıp bir kaç tuşa dokundu. kulağına koyup '' Sedat ağabey nasılsın'' ... ''eyvallah ağabey bende iyiyim. Senden bir şey rica edeceğim. Şimdi vereceğim ismi araştırır mısın ağabey?'' ... ''Eyvallah ağabey. kızın adı Sude.. Sude Tekin.. Evet ağabey hakkında ne var ne yok her şey.'' ... ''tamam ağabey sağol yarın alırım senden'' Kıvanç telefonu kapatıp koltuğun üstüne fırlattı. ''tamamdır dostum. Yarın bilgiler elimizde olurmuş'' dedi. Koray ''Bence ben bu işten vazgeçeyim. Dediğim gibi kız çok küçük'' dedi. Kıvanç ellerini havaya kaldırıp ''Yuh ama kardeşim. Senin kadar olumsuz bir adam görmedim hayatımda. Ulan bir dur araştıralım, bakalım, öğrenelim'' Koray birasından koca bir yudum alıp yüzünü sıvazladı. Ne olmuştu ona böyle. Kalbinde bir hareketle hissediyordu. Tamam o kızı gördüğünde de hissetmişti fakat vardı işte içinde bir şeyler. Vardı lanet olasıca o hisler. Şu sıkıntı bir türlü geçmiyordu. Biten şişesini masaya bırakıp yenisini alıp bir çırpıda kapağını açıp kafasına dikti. ''yavaş ol Kerem! '' Koray Kerem,Kıvanç'ı duysa da umursamadı. ''ben kalkayım kardeşim. Yarın toplantı var'' dedi Kıvanç yavaş yavaş ayaklanırken. ''Kal burada '' Kıvanç, Koray'ın önüne gelip'' yarın toplantı var. Biliyorsun şirket bu aralar sıkışık ilgilenmeliyim. Hem erken kalkacağım'' dedi. Koray da ayağa kalkıp Kıvanç'la beraber kapıya kadar ilerledi. ''görüşürüz dostum dikkat et kendine.'' Kıvanç kardeşim dediği adama baş selamı verip arabasına ilerledi. Koray kapıyı kapatıp gerisin geri büyük salonuna doğru yol aldı. Bu gece içecekti. İçmediği kadar hemde. O yeşil gözler gözünün önünden gidene kadar. ************** Elif Pirem alarmın sesiyle gözlerini uyuşuk bir şekilde açtı. Alarmı kapatıp yatağından doğrulup oturmaya başladı. Bir yandan da gözlerini ovup saçlarını kaşıyordu. İkinci alarmı da çalınca onu da kapatıp artık kalkması gerektiğini anladı ve yorganını itekleyip yavaşça kalktı. Odasından çıkıp banyoya girdi. Rutin işlerini halledip tekrar odasına döndü. Dolabından siyah pantolon ve kırmızı kazağını alıp yatağın üstüne attı. Dolabı tekrar kapatıp çıkardığı kıyafetlerini üstüne geçirmeye başladı. Kıyafetlerini giyince tarağını eline alıp düz saçlarını tarayıp tepeden bir topuz yaptı. Hafif bir şekilde rimel sürüp çantasına gerekli kitaplarını koyup odasından çıktı. Mutfağın yolunu tutarken annesinin çaylarını doldurduğunu görünce ''günaydın güloş'' diyip sandalyeye oturdu. ''günaydın bebeğim'' Gül hanım güzel kızının saçlarına öpücük kondurup çayları masaya koydu. Elif Pirem ekmeğine reçel sürerken ''babam çıktı mı?'' dedi. Gül hanım çayından bir yudum alıp '' evet anneciğim az önce çıktı'' dedi. Elif Pirem başını sallayıp koca ekmeği ağzına tıktı. ''yavaş ol kızım. Arkandan atlı mı koşturuyor'' dedi. Elif Pirem gülümseyip ''bugün sınavım var annem geç kalmamam lazım'' diyip çayından koca bir yudum alıp ayağa kalktı. ''yemedin ki bir şey'' Elif annesinin sesine dönüp ''Okulda atıştırırım'' diyip askılıktan montunu alıp üstüne geçirdi. Çantasını da sırtına geçirip kapıyı açtı. Ayakkabılıktan botlarını alıp giydikten sonra kapıda bekleyen annesini öpüp ''dikkat et kendine''diyip hızlı hızlı merdivenlerden indi.Telefonundan bir kaç tuşa dokunup Sude'yi aradı. İkinci çalışta açılan telefondan "Kuşum" diye tiz bir ses duyuldu. Elif Pirem telefonu kendinden biraz uzaklaştırıp "Sude ilk saat sınavım var ben erken çıkıyorum"dedi. "tamam kuzu. Okuldan sonra her zaman ki yerde görüşürüz" diyip Elif'in konuşmasına fırsat vermeden Sude telefonu kapadı. Elif bir kaç saniye elindeki telefona bakıp yürümeye başladı. Durağın önüne gelince banka oturup dolmuşun gelmesini bekledi. Uzaktan bineceği dolmuşun yaklaştığını görünce yerinden doğrulup çantasından otobüs kartını çıkardı. Dolmuş gelince vakit kaybetmeden kartı okutup boş yere oturdu. Telefonu ve kulaklığını çantasından çıkarıp rastgele bir müzik açıp dinlemeye başladı. İneceği yere yaklaşınca genç kız kulaklığı ve telefonu çantasına atıp ayaklandı. Dolmuş durunca vakit kaybetmeden inip okula doğru yürümeye başladı. Elif oldu olası yolda yürürken bir türlü müzik dinleyemiyordu. Daha doğrusu dinlemekten nefret ediyordu. Ne zaman dinleyeceği tutsa son anda bir arabanın altında kalmaktan kurtuluyordu. Okula girince hiç vakit kaybetmeden binaya girdi. Bir üst kata çıkıp sınıfına girdi. Neredeyse herkes sınıftaydı. Boş bulduğu bir yere oturup hocanın gelmesini bekledi. Beklerken istemsizce tırnaklarıyla masaya vuruyordu. Alışkanlık gibi bir şey olmuştu bu artık. Ne zaman sıkılsa yapardı. "Pirem yapma zaten gerginim sen iyice geriyorsun!" ön sıralardan Veli'nin sesini duyunca başını kaldırdı. Bu çocuk hep gergindi. Hocaların hep ona taktığını düşünür sınıfta görünmemeye çalışırdı. Ufak bir tebessüm edip ellerini birbirine kenetledi. O sıra sınıfa giren hocayla kalem ve silgi çıkarıp kağıdının gelmesini bekledi. "süreniz 30 dakika. 30 dakika bitti dediğim an herkes kalemleri bırakacak. Bırakmayanın kağıdı kendinde kalır" Elif Pirem istemsizce sırıttı. Bu hoca hep aynı şeyi der,dediğini yapardı. İdolüydü aslında, bu okulda okumuş bu okulda profesörlük yapıyordu. Önüne gelen kağıtla dikkatini ona verip kalemi eline aldı. ********* Koray Kerem arabasının anahtarını görevliye verir vermez sert adımlarla içeriye girdi. Kendine selam verenlere ufak bir baş selamı göstererek kendi asansörüne bindi. 25. Kata basarak nefesini seslice dışarı üfledi. Asansörün kapılarının açılmasıyla kendisini hızla dışarı attı. Sekteri görüş alanına girince sert sesiyle "anlat" diyip odasının kapısını açıp içeri girdi. Masasına kururken sekreteri Suna " saat 9 da Sinan Kaleli gelecek efendim. Yeni ihale hakkında bilgiler hazırlanacak. Saat 13.30 da ise yeni stajyerlerle görüşmeniz var." dedi. Koray Kerem şakaklarını ovup "stajyerler kaç kişi?" dedi tok bir sesle. Suna hemen dosyadaki ufak ayrıntıya göz atıp "2 kişi efendim" dedi. Koray Kerem ihtiyatla başını sallayıp "Cem halletsin" diyip eliyle Suna 'ya kapıyı gösterdi. Sekteri hızlı adımlarla odayı terk ederken arkasından "kahveyi unutma!" diye bağırmayı da ihmal etmedi. Odasının kapısı birden açılınca kaşlarını çattı. Gelene bakmak için kafasını kaldırdığında Kıvanç'ın sırıtan yüzüyle karşı karşıya geldi. Başını sağa sola sallayıp derin bir nefes aldı. "dostum?" dedi. Burada ne işin var gibi. Kıvanç tekli koltuğa oturup ayaklarını önündeki masaya uzattı. "nasılsın kardeşim?" Koray yerinden kalkıp Kıvanç'ın karşına oturdu. Ayaklarını küçük masadan itip yüzüne dik dik baktı. Kıvanç sıkıntıyla yüzünü sıvazlayıp "şey abi, şey vardı ya hani senin hatun" diye lafı dolandırmaya başladı. Koray birden öne eğildi. Tüm dikkati şu an Kıvanç taydı. "ver dosyayı" dedi. Kıvanç elindeki dosyayı istemsiz olarak Koray 'a uzattı. Koray dosyayı açarken "abi bakmasan iyi olur. Vazgeç bu sevdadan. Kızın 2 senelik ilişkisi varmış " dedi. Koray'ın eli dondu. Gerisin geri dosyanın kapağını kapatıp yerinden doğrulup masasının başına geçti. Dosyayı çekmeceye koyup "Kıvanç işlerim var, akşam görüşelim" dedi ifadesiz bir sesle. Kıvanç anlayışla başını sallayıp "görüşürüz" diyerek odadan çıktı. Kıvanç 'ın çıkmasıyla Koray Kerem'in omuzları çöktü. Tahmin ediyordu aslında. O güzel kızı yalnız bırakmazlardı. Ama işte kalbine söz geçiremiyordu. Bir an tüm vücudunu hüzün dalgaları esir aldı. Ne bekliyordu ki sevgilisi olmasa bile kendini onun kollarına mı atacaktı. Yüzünü sıkıntıyla sıvazladı. Olmayacak duaya amin demekti zaten onunkisi.. Kapının tıklatılmasıyla omuzlarını dikleştirip gür sesiyle "gel" dedi. İçeriye sekreteri girip elindeki kahveyi masanın üstüne bıraktı. "başka bir şeye ihtiyacınız var mı efendim?" dedi Suna. Koray bilgisayarını açıp "bugün ki stajyerler hangi bölüm için gelecek" dedi. Suna hızla "Muhasebe öğrencileri efendim, 2. Sınıf. " dedi. Koray başını sallayıp sekreterine bakmadan "çıkabilirsin" dedi. Sekreterinin çıkmasıyla kahvesinden bir yudum alıp işleriyle ilgilenmeye başladı. Yoksa o küçük kız gözünün önünden gitmeyecekti bir türlü. ******** "süre bitti kalemleri bırakın" Elif hocanın sesiyle kalemini bırakıp derin bir nefes aldı. Bütün soruları yapmıştı, bildiği kadarıyla. Arkadan gelen kağıdı alıp kendi kağıdıyla ön sıradaki arkadaşına uzattı. Eşyalarını toplayıp yavaş adımlarla sınıftan çıktı. Cebinden telefonunu çıkarıp gelen aramalara baktı. 2' si Sude den,1'i Oguzhan'dandı. Sude'den önce Oguzhan'ı aramaya karar verdi. "Efendim Pirem" sesini duyunca "beni aramışşın sınava da gelmedin bir şey mi oldu" dedi. "sınava geç kaldım. Ben seni bugün ki staj için aramıştım. Bugün son gündü ve biz Staj için Hazan holdinge gidecektik" dedi. Elif Oguzhan'ın staj demesiyle elini alnına vurdu. "unutmuşum" diye mırıldandı Elif. "tahmin etmiştim. Görüşme 13.30 da. İki saat var daha istersen kahvaltı yapıp geçelim .okulun çaprazındaki cafedeyim" dedi. "geliyorum" diyip kapadı telefonu Elif. Sonra aklına Sude gelince hızla onu aramaya başladı bir yandan da okuldan çıkıyordu. Sude'nin telefonda "alo" diyen sesini duyunca "canım ben gelemiyorum bugün staj varmış unutmuşum şimdi Oguzhan'la buluşacağım bir şeyler atıştırıp holdinge gideceğiz" dedi. "aa doğru bahsetmiştin. tamam kuzum akşam size gelecekmişiz zaten daha ayrıntılı konuşuruz. Simdi Burak yanımda kapatıyorum" dedi Sude. "Elif sesini kısık tutmaya çalışırak kahkaha atıp "pardon sizi rahatsız ettim" diyip Sude'nin yüzüne telefonu kapattı. Biliyordu şimdi Sude deliye dönmüştür. En nefret ettiği şeydi birinin yüzüne telefonu kapamasıydı. Cafenin girişine gelince kapıyı açıp gözleriyle Oguzhan'ı aramaya başladı. Oguzhan'ın ona el salladığını görünce hızlı adımlarla yanına varıp boş sandalyeye oturdu. "ne haber Sarı kuş" dedi sırıtarak. Oguzhan ellerini pes anlamında kaldırıp "yeter ama ya. senin yüzünden sarı olan ve kuş olan her şeyden nefret ettim. bir yetmezmiş gibi sınıftakilerde başladı sarı kuş demeye" dedi. Elif kahkaha atıp "yalan mı sarışın" dedi. Oguzhan tam bir şey diyecekti ki yanlarına gelen garsonla susmak zorunda kaldı. ''ne alırsınız" " Ben bir simit bir de çay alayım" Elif de aynısını isteyince Oguzhan konuşmaya başladı. "aslında ben biraz çekiniyorum." dedi. Elif Pirem kaslarını çatıp anlamaz bir biçimde Oguzhan'a baktı. " yani şu holding,Hazan holding. Hakkında bir sürü makale okudum. Patronları çok sertmiş hataya hiç bir zaman yer vermiyormuş,çok disiplinliymiş. Bir kaç yıl önce orada staj yapan biriyle konuştum. " dedi. Elif başını salladı biliyorum der gibi, çünkü oda okumuştu bir kaç makaleyi. Fakat patronlarını hiç bilmiyordu,tanımıyordu. Resimlerine bakma gereksinimi de duymamıştı. "biliyorum bende okudum. Ne dedi o staj yapan arkadaşın" dedi tek kaşını kaldırarak. "tek bir hata da stajın yanar. Ben araya bir sürü dekan soktum yine de stajımı yaktılar dedi. "durduk yere?" dedi Elif. "hayır dosya düzenletmişler yanlış yapmış. Patron da acımadan stajını yakmış. Adam torpilde kabul etmiyormuş. Anlayacağın bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete" dedi Oğuzhan. "desene soğuk krallık hakkını veriyor" diye mırıldandı Elif. "evet. Adam güney doğuluymuş" diye söylendi Oğuzhan. "ondandır belki katı kuralları olması" Önlerine gelen siparişleriyle Elif sustu. Çayından bir yudum alıp "sanmıyorum. Prensip meselesi. Sonuçta kos koca şirket. Doğulu,Güney doğulu olmasıyla alakası yok bence" dedi. Bir kaç konuşmanın ardından iki dost-kuzen hesabı ödeyip taksiye bindiler. Taksi şirketin önünde durunca Oğuzhan parayı verip Elif le beraber indi. İkisi de aynı anda derin bir nefes alıp birbirlerine baktılar. "haydi hayırlısı" Oğuzhan'ın konuşmasıyla şirkete girdiler. -bölüm sonu
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD