Elif Pirem yanında Oğuzhan'la güvenliğin önünde durdu. Güvenlik ikisini baştan aşağı süzüp "buyurun? " dedi. Oğuzhan la Elif birbirlerine bir an baka bakaldı. Gerçekte de burada çalışanlar çok soğuktu! Oğuzhan boğazını temizleyip "biz staj görüşmesi için geldik" dedi. Güvenlik görevlisi ikisine de uzun uzun bakıp telefonu eline alıp bir numarayı tuşladı. "Suna hanım staj için gelen iki kişi var" Elif tırnaklarını yerken Oğuzhan tedirginlikle ayağını sallıyordu. Güvenlik telefonu kapatıp ikisine dönünce Elif elini indirirken Oğuzhan ayağını durdurdu. "3. Kata çıkın" güvenliğin sesiyle Oğuzhan başını sallayıp yanında Elif le asansöre doğru yürüdü. Personel yazan asansörün önüne gelince ikisi yine bakıştı. Elif dudaklarını birbirine bastırırken Oğuzhan gözlerini deviriyordu.
Gelen asansöre ikisi de sessizce binip 3. Kata bastılar. Asansörün kapısının kapanmasıyla Oğuzhan "nereye düştük böyle" dedi. Elif kıkırtısına mani olamadı bir an. Asansör durunca ikisi de kendine çeki düzen verip kabinden çıktılar. Karşılarında oturan bayana doğru ilerledi ikisi de gerginlikle. Sekter ciddi bir tavırla ayağa kalkıp "buradan" dedi. Elif artık dilini ısırmaktan ne yapacağını şaşırmıştı. Burada bir Allah'ın kulu gülmezmiydi?
Sekreter kapıyı çalınca gir sesi duyuldu. Sekter kapıyı açıp "efendim,stajyerler geldi" dedi.
Cem bey başını sallayıp "çıkabilirsin" dedi. İki gence bakıp yeniden konuştu. "oturun çocuklar"
Elif ve Oğuzhan anne sözü dinler gibi hemen adamın karşısına oturdular. Cem bey boğazını temizleyip " Gençler benim adım Cem Aşar.Uluslar Arası İlişkiler müdürüyüm. Yani 3-4-5 katı bana ait. Sizin dosyanızı inceliyordum şimdi. İkinizde çok başarılısınız. Notlarınız çok iyi. Bildiğiniz gibi şirketimiz başarılı öğrencilere staj imkanı verir. " deyip ikisinin yüzüne baktı. Elif ve Oğuzhan başıyla onaylayınca "sizi okulunuz önermiş ve biz bu notlardan çok memnun kaldık. Fakat sizin bölümünüz onuncuKat da. Şuan Müdürünüz izinli olduğu için ben ilgileniyorum. Şirketin belli bir kuralları vardır. Size ufak bir maaş bağlanacak. Burs gibi düşünün. Emeğinizin karşılığı. Birde yemek için fişiniz,ulaşım için de nakit yardım yapılacak."
"Cem bey bizim çarşamba günleri okulumuz var" dedi Elif Pirem. O kadar gergindi ki ellerinin terlemesine mani olamıyordu.
Cem bey boğazını temizleyip "o zaman çarşamba günleri izinlisiniz ve pazar. Pazar günü şirkette sadece patron olur. Bu arada saat tam 8 de şirkette olacaksınız. Müdürleriniz 8:30 da gelir. Mesai bitiş saatiniz beş buçuk. Sormak istediğiniz bir soru" ikisi de başını sallayınca "o halde yarın görüşmek üzere" diyerek sözünü bitirdi Cem bey.
Elif ve Oğuzhan hızla yerlerinden doğrulup Cem beyle selamlaşıp odadan çıktı. Asansöre binip zemin kata bastılar. Şirketten çıkana kadar ikisinden de çıt çıkmadı. Şirketten dışarı çıkar çıkmaz ikisi de kahkahayı patlattı.
"of bir ara ciddilikten ölecektim" Oğuzhan elini karnına bastırmış gülmesini durdurmaya çalışıyordu. Elif dizlerinin üstüne çökmek üzereyken "bu ne be, herkeste bir ciddilik" dedi. Oğuzhan başını sağa sola sallayıp "gidelim artık buradan. Nasıl olsa 2 senemiz burada geçecek. Bari son ciddiyetsiz olan günümüz eğlenceli olsun"dediğinde Elif haklı mırıltılar çıkarıp '' gidelim hadi'' diyerek yürümeye başladı. Bir kaç adım sonra taksi çeviren Oğuzhanla beraber Elif taksiye binerek evinin yolunu tuttu.
***
Zaman hızlı geçiyordu. Elif Pirem staja başlayalı 4 gün olmuştu. Müdürü sert olsa da onlarla yakından ilgilenip her şeyi ayrıntıyla onlara anlatıyor,işle ilgili sürekli bilgilendiriyordu. Elif aynanın karşısında kendine son kez baktı. Üstüne giydiği dar pantolonu,beyaz gömleği ve siyah yeleği çok şıktı. İnce topuklu siyah ayakkabılarıyla da çok uyumlu olmuştu. Bir kez daha onunla kıyafetlerini paylaşmaya gönüllü olan Sude 'ye dua etti çünkü,staj yapsa bile şirketin belli başlı kuralları vardı herkes resmi giyinecekti. Çantasını alıp odadan çıktı Elif.
Mutfağa girdiğinde annesi yine kahvaltıyı hazırlamış onu bekliyordu. "günaydın Gül hanım" diyerek annesinin yanağına öpücük kondurup karşısına oturdu. "günaydın kızım" annesinin solgun yüzünü görünce içerlemeden edemedi. Yine para yetiştiremedikleri anlamıştı hemen. Ne kadar ona belli etmeseler de hissediyordu. Zorla bir kaç lokma ağzına tıktı. Çayından bir yudum alıp saate baktı. Bakmasıyla yerinden fırlaması bir oldu. "geç kaldım" diyip apar topar mutfaktan çıktı. Arkasındaki annesini duymuyordu bile. Daha bu hafta ise başlamasına rağmen ilk defa geç kalıyordu. Hızla merdivenlerden inip koşar adımlarla apartmandan çıkıp yürümeye başladı. Taksi durağına gelince "boş taksiniz var mı ?" diye seslendi.
Adamın "buyurun" diyerek ilerideki taksiyi işaret etmesiyle oraya ilerleyip taksiye bindi. Adamın arabayı çalıştırmasıyla şirketin adresini verip saati kontrol etti. "kahretsin" diyerek "biraz ecele eder misin geç kaldım" diye şoföre seslendi. "trafik var efendim" şoförün sesiyle dışarıya baktı. Uzun bir kuyruk vardı. Lanetler okuyarak beklemeye başladı. Böyle olamayacağını anlayınca "ücret ne kadar?" diye sordu. Şoför miktara bakıp " 25 lira hanımefendi" diyince çantasından para çıkarıp uzattı. Kapıyı açıp dışarı çıktı. Koşacağı için ayakkabılarını çıkarıp çantasını boynundan geçirip ayakkabılarını eline aldı ve koşmaya başladı Elif.
Nefes nefese şirkete yaklaştığında iyice hızını arttırdı. Telefonunun çalmasıyla çantasını açmaya çalışırken olanlar oldu.
Bir anda birine çarpmasıyla sendeleyip kalçasının üstüne düşmesi bir oldu Elif'in. "hay ben böyle işin. Bir bu eksikti" diye sinirle söylenirken bir anda kafasını kaldırıp çarptığı kişiye baktı. Adam şok olmuş bir şekilde Elif'e bakıyordu. Ellerinin üstüne kalkıp pantolonunu silkelemeye başladı. Başını kaldırıp adama baktı. Ondan baya uzun ve iriydi. Put gibi durmuş ona bakıyordu. Adamın bakışlarına anlam veremeyerek "kusura bakmayın acelem var da" diyerek hala ona bakan adama baktı. Kaşlarını kaldırdı istemsiz. Adam ne konuşuyor ne hareket ediyordu. En sonunda elinden düşen ayakkabılarını aldı ve ayağına geçirdi. "tekrar kusura bakmayın" diyip şirkete giden merdivenleri hızla çıkıp içeri girdi.
****
Koray Kerem arabasının anahtarını güvenliğe verip yürümeye başladı. Merdivenlere tam adım atıyordu ki birden ona çarpan biriyle olduğu yerde durdu. Bir kaç homurdanmaya arkasını döndü ve şok oldu. O kızdı Sude! İnanamıyordu buna. Yine kendine çarpmıştı. Bir şeyler söylüyordu fakat Koray duymuyordu. Adeta büyülenmiş gibiydi. Ne ağzını açıyor ne de hareket ediyordu. Kızın hareketlenmesiyle ardından baktı. Şirkete giriyordu.
Kendi şirketine!
"lan" dedi ve kızın ardından hızla merdivenleri çıkmaya başladı. Yoktu! Neredeydi bu kız. Nereye gitmişti. Kimsenin selamını umursamayıp kendi asansörüne bindi ve kat düğmesine bastı. Bir yandan terleyen avuçlarını açıp kapıyordu. Hala anlam veremiyordu bu kızın onun şirketinde ne işi olduğuna.
İçten içe sevinç duymaya başladı. Sevdiği kız buradaydı!
Kapının açılmasıyla sekreterini gördü. "efend-" demeye kalmadan "sonra Suna. Sakın kimseyi içeri alma" diyip odasına girip kapıyı kapadı. Hızla bilgisayarını açtı. Bir yandan masaya parmaklarını vurup ritim tutuyordu. Bilgisayar açılınca kamera kayıtlarının olduğu sayfaya girdi. Bütün katları incelemeye başladı. Yoktu işte! 'Nerede lan bu kız' diyede kendi kendine söylenmeyi ihmal etmiyordu.
"işte" diyip daha da yoğunlaştı ekrana. Muhasebe katındaydı. Bir odaya girip bir kaç dakika sonra çıkıp, tırnaklarını yiyerek Murat'ın odasına girdiğini gördü.
Sayfayı kapatarak neredeyse koşar adımlarla odadan çıktı. Onun çıkmasıyla ayağa kalkan sekreterini görmezden gelip asansöre binip 10. Kata bastı. Asansör o kadar yavaş iniyordu ki bir an çocuklar gibi tepinmek istedi. Her ne kadar o kızın sevgilisini olduğunu bilse de uzaktan da izlerdi be! Seviyordu işte, ona belli etmeden izlemeye bile razıydı. Asansörün kapısının açılmasıyla soluğu Murat'ın kapısının önünde aldı. "Koray bey" diyip ayağa kalkan sekteri umursamayıp hızla kapıyı açtı. İşte oradaydı. Kalbini tekleten kız ayakta Murat'ın karşısındaydı!
Murat anlamaz gözlerle patronuna bakıp ayağa kalktı. Elif arkasına dönüp gördüğü yüzle bembeyaz oldu. Bu adamın burada ne işi vardı!
"Koray Bey" diyen sese dönüp baktı Koray Kerem. "bir şey mı istemiştiniz?" Koray kapıyı kapatıp Murat'a doğru ilerledi. Dönüp Elif'e baktığında onunda ona baktığını gördü.
Murat boğazını temizleyip "Koray Bey, Pirem hanım yeni stajyerimiz" dedi. Koray kaşlarını çatıp "Pirem ?" dedi sorar bir şekilde.
Murat başını sallayıp "evet efendim. " diyip Elif'i gösterdi. "her sene ki stajyerlerden" dedi. Koray'ın iyice kafası karışmıştı. Bu kızın adı Sude değilmiydi ne ara Pirem olmuştu. Murat bey "sen çıkabilirsin Pirem" dedi. Pirem başını sallayıp odadan çıktı. Koray hala kaşlarını çatmış bir vaziyette bekliyordu. Anlam veremiyordu hiç bir şeye. Bir anda aldığı kararla arkasını dönüp koşar adımlarla asansöre yürüyüp, bindi.
Asansörün durmasıyla çıkıp odasına ilerledi. Sekteri kendine şaşkın şaşkın bakıyordu, anlıyordu oda sabahtan beri yaptıklarına anlam veremiyordu. Odasına girer girmez koltuğuna oturup çekmeceyi açtı. Önce kızın düşürdüğü dosyayı eline aldı. Evet Sude yazıyordu işte. Dosyada da çocuk gelişimiyle ilgili bir şeyler yazıyordu. Sonra Kıvanç'ın getirdiği dosyayı aldı hiç okumadığı!
Kapağı kaldırıp baktı.
"Sude Tekin" evet Sude yazıyordu yalan değildi. Sayfaları hızla çevirmeye başladı. Gördüğü fotoğrafla dondu. Bu, bu kız farklıydı. Aşık olduğu kızla alâkası yoktu. Bu kız esmer;aşık olduğu kız beyaz tenli. Bu kızın gözleri kahverengi;aşık olduğu kızın yeşil.
"siktir... Karışmış" dedi. Hala oda nasıl karıştırdığını anlamıyordu. Madem sevdiği kız muhasebe okuyordu,bu dosyanın onda ne işi vardı. Yüzünü sertçe sıvazladı.
Eline telefonunu alıp Murat'ın odasının numarasını tuşladı. "alo" diyen sese "Murat şu stajyer kızın adını ver" dedi sert bir sesle.
"şey efendim bir kusuru mu oldu?" Koray ayağını sallayıp "dediğimi yap Murat!" diye sert sesle uyardı.
Bir kaç dakika sessizlikten sonra "Elif Pirem Türker" Koray telefonu kapatıp "Elif Pirem Türker" dedi gülümseyerek. Küçük sevdiğinin adını Elifti..
"Elif"
-bölüm sonu