7.BÖLÜM

1859 Words
Güne yorgun başlamak tam Elif'lik bir durumdu. Dün aceleyle otobüse binip çalıştığı cafe-restoranta gidip ayakları şişene kadar çalışmıştı. Yorulacağını biliyordu fakat çalışmak zorundaydı. Okul,staj,iş derken hashas bünyesi çok zarar görecekti fakat umursamıyordu. Söz konusu ailesiydi. Onlar için her şeyi yapardı. Canı pahasına da olsa yapardı. Ailesi onu bugünlere zorluklarla getirdiyse,şimdi de sıra ondaydı. Çalışıp onların yükünü azaltacaktı. Elif neredeyse 15 dakikadır tavanı izleyip bunları düşünüyordu. Ailesini. Onların sıkıntısını. Elinden bir şey gelmemesi canını sıkıyordu. 1 haftadır bu temboya alışmaya çalışıyordu. Ama zorlanmıyor da değildi. Zar zor yataktan kalkıp yüzünü sıvazladı Elif. Her yeri ağrıyordu. Bugün iş günüydü. Yine bir pazartesi sendromu çekiyordu . Zaten bu bir hafta baya olaylı geçmişti. Yorulması çok normaldi. Her şey öyle hızlı olmuştu ki o bile şaşırıyordu arada aklına geldikçe. İlk önce patronu Koray beyle bir sürü dosya incelemiş ,yetmemiş gibi gecelere kadar çalışmış o da bitmemiş gibi bu yüzden iş yerine geç kalmış ve bir ton azar işitmişti. Sonrasında Koray beyin arkadaşı Kıvanç bey nasıl bulduysa şirketten para kaçıranı bulmuş,işine son verilmişti. Ve en son dün gece olanlar. Hala daha inanamıyordu Elif. Dün Koray beyle baş başa yemek yemişti! Baş başa! Şirketten yine geç çıkmıştı,evet pazar günü Koray bey onu şirkete çağırmış ve dosya inceletmişti. Saat akşam 8 gibi şirketten çıkıp Koray beyin 'ben açım sende açsındır yemek yemeden seni bırakmam' demesiyle şık bir restorana gidip yemek yemişlerdi, ardından Koray bey onu evine bırakmıştı. Bu sırada da Koray beyle muhabbet etmiş ve sürekli kahkaha atmıştı. Aslında yeni yeni fark ettiği bir gerçek vardı Elif'in. Koray'a hep patron gözüyle baksa da dün ne kadar yakışıklı olduğunu ve çok güzel güldüğünü anlamıştı. Her ne kadar bu düşünceden uzaklaşmak istese de sürekli onun gülünce yanaklarında oluşan çukurlara gözü dalıyor,kendini bakmaktan alıkoyamıyordu. Elif aynadan yansımasına bakıp elini yanağına koyup aynadan kendi kendine sırıttı. Dün Koray'ın onu yanağından öpüp teşekkür etmesiyle şok olmuş ve feci bir şekilde kızarmıştı. Bir anda elini yanağından çekip kendi kendine kaşlarını çattı. Alt üstü yanağından öpülmeyle neler yapıyordu ki böyle. Alt üstü bir öpücük! Öyle hayallere dalmıştı ki kendine küfür etmekten alıkoyamadı bir an. Hızla saçlarını geriye itip çantasını ve ceketini alıp odadan çıktı Elif. Annesinin yine olmadığını biliyordu Elif. Sanki bir garip davranıyorlardı. Annesi ve babası artık aynı saatte evden çıkıp aynı saatte eve geliyorlardı. Bu aralar öyle yoğundu ki onların yüzüne hasret kalmıştı resmen. Vestiyerden aldığı topuklu botlarını ayağına geçirip çabucak ceketini giydi Elif. Çantasını da omzuna takıp kapıyı açıp evden çıktı. Merdivenlerden dikkatlice inip apartman kapısını kapayıp kapının önünde onu bekleyen Oğuzhan'ın yanına koşar adımlarla ilerledi arabanın kapısını açıp içeriye girdiğinde sıcak havayla buluşunca yüzünde ister istemez tebessüm oluştu. Bu kısacık zaman da bile üşümüştü. "günaydın" Elif Oğuzhan 'a tebessümle dönüp "günaydın" dedi. "bugün yoğun olacak şirket" Elif kaşlarını kaldırıp arabayı süren Oğuzhan'a baktı. "neden?" Oğuzhan gözlerini yoldan ayırmadan "bugün toplantı var ya. Şirket Soner holdingle ortaklık antlaşması yapacak" dedi. Elif 'in ister istemez kaşları daha derinden çatıldı. Bu mevzuyu ilk defa Oğuzhan' dan duyuyordu. O kadar yoğundu ki hiç bir şeyi takip edemez hale gelmişti. "senden duyuyorum ilk defa" diye mırıldandı Elif. Oğuzhan tebessüm edip "normaldir güzelim. Günlerdir ev,iş,okul. " dedi. Oğuzhan arabayı yol kenarına çekip "biraz bekle şu pastahaneden kahvaltılık alayım" deyip arabadan çıktı. Elif başını sallayıp çantasında çalan telefonu duyunca çantayı açıp telefonu çıkardı. Kayıtlı olmayan bir numarayı görünce tereddüt etse de açtı. "alo" karşı taraftan derin bir iç çekiş duyunca kaşlarını çatarak "kimsiniz?" dedi. ''benim Koray'' Elif bir an şaşırmaktan kendini alıkoyamadı. Bu adam nasıl bulmuştu ki numarasını. Bir an aklına dank etti. Şirkete girerken bütün bilgilerini vermişlerdi. ''buyurun Koray bey'' diyebildi sadece. Çünkü bir anda kalbi deli gibi hızlanmaya başlamıştı. Sesinin titrememesine de dua ediyordu. ''ben şirketteyim ne zaman geliyorsun? '' tam cevap vereceği sıra Oğuzhan arabaya binmiş ve ''aldım güzelim yemeye başla'' diye elindeki poşeti Elif'in kucağına koymuştu. Telefondan bir homurdanma duydu önce sonra da ''geç kalma bir sürü iş var!'' diyen sesi. Cevap veremeden telefon kapanmıştı üstelik. Şaşkın şaşkın birkaç saniye telefona bakıp geri çantasına koydu. Oğuzhan'a döndüğünde aceleyle arabayı çalıştırıp sürmeye başladığını gördü. ''neyin var senin yüzün bembeyaz olmuş? '' Oğuzhan yarım yamalak gülüp '' yok sana öyle gelmiş bir şey olmadı'' dedi. Nasıl derdi ki az önce teyzemi gördüm çalışıyordu bir sürü laf etti sana söylemem için diye . O yüzden bir şeyler geveleyip susmuştu Oğuzhan. Elif başını sallayıp kucağındaki poşeti açıp içinden bir poğaça çıkarıp peçeteye sarıp Oğuzhan'a uzattı. Oğuzhan Elif'in uzattığı poğaçayı alıp koca bir ısırık aldı. Elif de kendine sardığı poğaçadan bir ısırık alıp yolu izlemeye başladı. Koray Kerem sabahın ilk saatlerinde uyanıp hızla yatağından kalkıp bodrum katındaki spor salonuna inip yaklaşık iki saat aralıksız sporunu yapıp ardından duşuna girmiş ve giyinmişti. Bugün mutluydu hemde fazlasıyla. Dün akşam olanlar aklına geldikçe kendi kendine sırıtıp duruyordu. Hala inanamıyordu Elif'i öpmüş o tapılası kokusunu içine çekmiş ve hayranlıkla kızarmasını izlemişti. Zaten o büyüleyici kahkahası bir türlü kulaklarından silinmiyordu. Aynadan lacivert takımına bakıp yine kendi kendine sırıttı. Dün Elif'in en çok lacivert rengini sevdiğini öğrenince bugün bu takımı giymiş ve kendiyle gurur duymuştu. Güzel sevdiği aynı onun gibi laciverti seviyordu. Yemek de aynıydı. Sanki birbirleri için yaratılmış gibi. Koray tekrar koluna taktığı saatine bakıp cüzdanını telefonunu ve anahtarını cebine koyup odasından çıktı. Merdivenleri inip sessiz evinin kapısını açıp dışarıya çıktı. Kapısına gelen arabasına binip şirkete doğru yola çıktı. Radyodan kısık sesle çalan şarkıya eşlik ediyordu ilk defa. Kısa bir süre sonra şirkete gelmiş ve çalışanların şaşkın bakışları arasında asansöre binip katına çıkmıştı. Herkesin neden şaşırdığını biliyordu, ilk defa şirkete erken geliyordu. Asansörün açılmasıyla hızlı adımlarla asansöründen çıkınca gözlerini kocaman açmış sekreterine tebessüm etti. O sıra sekreterinin gözlerine ağzının da eşlik ettiğini gördü. Kahkahasını dudaklarını birbirine bastırıp engel olmuştu. Odasının kapısını açıp masasının başına gelip koltuğuna oturdu. Onunla beraber giren sekreterine bakıp ''kahve'' dedi. Suna başını hızlı hızlı sallayıp arkasına dönerken Koray ''Elif hanıma da haber ver odama gelsin'' demeyi unutmadı. Suna odadan çıkınca Koray rahatlıkla arkasına yaslandı. Kıvanç'ı dinlemediği için bir kez daha kendini tebrik etti. Ona kalsa Elif'i elde etmesi beş yılını bulurdu. Kapısı çalınca yerinden doğrulup sert sesle ''gel'' dedi. Suna elindeki kahveyle içeriye girip masaya Koray'ın kahvesini bıraktı. ''Koray bey Elif hanım daha gelmemiş'' Koray ister istemez kaşlarını çattı. ''ne demek gelmemiş'' Suna boğazını temizleyip ''Efendim daha mesai başlamadı yarım saat var'' dedi. Koray'ın kaşları düzelirken başını sallayıp ''tamam sen çık'' deyip hızla elini ceketinin cebine atıp telefonunu çıkardı. Rehberden 'yosun gözlüm' e tıklayıp aradı. Bir kaç saniye sonra Elif'in o büyüleyici sesini duydu. ''alo'' iç çekmekten bir an kendini alıkoyamadı. ''kimsiniz'' sesiyle ''benim Koray'' dedi. ''buyurun Koray bey'' diyen sese kaşlarını çattı. Bey neydi ya ? bey ne? ''ben şirketteyim ne zaman geliyorsun? '' dedi. Geç kalacaksa onu zevkle evinden alabilirdi. Yapardı bunu hiç de üşenmezdi. ''aldım güzelim yemeye başla'' diyen sese birden sanki kan beynine sıçramış ''siktiğimin pezevengi '' demekten kendini alıkoyamamıştı. Sonra o sinirle ''geç kalma bir sürü iş var'' deyip Elif'in yüzüne telefonu kapamıştı. Kapamıştı ama o itin kim olduğunu hala çözememişti. Kim olur da Elif'e o 'güzelim' derdi. Kimdi ki o da Elif'e güzelim diyordu. Ne hakla! elleri ister istemez yumruk olmuş adeta burnundan soluyordu. O sinirle sekreterine gürlemişti.'' Suna!'' Suna patronunun sinirle bağırmasıyla yerinden sıçrayıp adeta koşarak Koray'ın kapısının önüne ilerlemiş kapıyı çalıp odaya dalmıştı. ''bu- buyurun Koray bey'' Koray ''bu kahve soğuk git yenisini yap!'' diye yeniden bağırdı. Suna koşarak bardağı masadan almış yine koşarak odadan çıkmıştı. Tamam patronu sert biriydi ama ilk defa ona bağırmıştı. Suna içinden kızdırana ''Allah yardımcısı olsun'' deyip hızla Koray'ın katına ait mutfağa girip kahve yapmaya başladı. Elif ve Oğuzhan şirkete girip kendi katlarına çıkınca derin bir nefes almışlardı. Gelirken çok yemiş ve şimdi kusma derecesine gelmişlerdi. Yan yana odalarına girip diğer çalışanlara 'günaydın' deyip yerlerine geçtiler. Elif masanın üstündeki dosyalara bakıp ceketini çıkarıp sandalyesinin arkasına astı. Masanın üstündeki dosyaları ve telefonunu alıp ''Oğuz ben yukarı çıkıyorum'' deyip yürümeye başlamıştı. Asansörü çağırıp Koray'ın katına basıp asansörün çıkasını bekledi. Bir kaç dakika sonra açılan kapıdan çıkıp tırnaklarını yiyen sekreterin yanına ilerledi. ''Günaydın'' demesiyle Suna başını kaldırıp Elif'e baktı.Gülümseyip ''günaydın'' demesiyle Elif '' Koray bey odasında mı?'' dedi.Suna başını sallayıp ''odada yalnız çok sinirli aman dikkat et'' diye konuşunca Elif başını sallayıp ''tamam'' dedi.Normalde Koray beyi hiç sinirli görmemişti fakat insanların hep ters bir zamanları olur diyerek kapıyı çalıp ''gel''sesini duyunca içeriye girdi. Koray içeriye giren kızı görünce önce tebessüm etti sonra kaşlarını çattı.O yanındaki herifin kim olduğunu bir türlü bilmiyordu.Üstelik birlikte geçirdikleri günlerde de hiç sevgilisi olup olmadığı sormamıştı.Bir kez daha kendine lanet etti.''Dosyaları getirdim'' diyen kıza bakıp başını sallayıp ayağa kalktı.Büyük toplantı masasına doğru ilerleyip oturdu.Elif de oturup dosyanın kapağını açtı.Her şey masanın üstünde yerli yerinde duruyordu.Hesap makinasını açıp Koray'ı bekledi.Fakat Koray dosyayla ilgilenmek yerine Elif'e bakıyordu.Elif kaşlarını kaldırıp ''bir sorun mu var Koray bey? '' dedi sorar şekilde .Koray bir an ne desem diye düşünse de bodoslama olaya daldı.''seni aradığım da yanındaki sevgilin miydi?'' Elif bir an ne diyeceğini şaşırdı.Neden soruyordu ki şimdi böyle bir şeyi.Ama tabi ki doğruyu söyleyecekti neden yalan söylensindi ki? hele de hoşlandığı bir adama. Hoşlanmak! diye bir anda uyardı kendini Elif. Ne ara Koray beyden hoşlanmaya başlamıştı ki.Sadece yakışıklı tamam fazla yakışıklı ve sempatik bir adamdı ama gerçekten ne ara hoşlandığını anlamamıştı.Boğazını temizleyip ''kuzenimdi'' diye mırıldandı Elif.Bakışlarını Koray'ın yüzünden çekmemişti.Koray'ın yüzündeki rahatlama ve gülümsemeyle birden kalbi hızlandı.Sanki saatlerce koşmuş gibi nefesi hızlanmış ve kalbinin deli gibi çarptığını hissediyordu.''hadi işe dönelim'' diyen sesle kendine gelip başını salladı.Az önce sinirden kuduran adamın yüzünde şimdi gülücükler hakimdi.Elif'te bu duruma ister istemez gülümsemiş ve Koray'ın söylediği tutarları hesaplamaya başlamıştı. Saatler sonra Elif çalan telefonuyla irkildim. Saatlerdir çalışıyorlardı ve feci bir şekilde dalmıştı.''kusura bakmayın sessize almayı unutmuşum'' dedi Koray'a bakarak.Koray yüzünde o harika tebessümüyle ''sorun değil aç belki önemlidir'' dedi.Elif başını sallayıp telefonu açtı.''efendim'' der demez.Oğuzhan'ın sesini duydu.''elif öğle saati ve ben açım gelmiyor musun?'' Elif gözlerini kocaman açıp ''O kadar oldu mu ya'' diye söylendi.''evet güzelim oldu. bittiyse işin gel de yemek yiyelim'' Elif göz ucuyla telefona bakıp ''tamam ben birazdan seni ararım'' deyip telefonu kapadı.Kendine bakan Koray'a dönüp ''öğle yemeği saati gelmişte '' dedi. Koray başını sallayıp ''açıktın mı?'' dedi.Elif ne kadar çekinse de başını salladı.Koray eline telefonunu alıp ''ne yemek istersin? '' diye sordu. Elif bir an ne diyeceğini şaşırdı şimdi Koray beyle yemek mi yiyecekti.Ama Oğuzhan onu bekliyordu fakat bir yandan da Koray la yemek yemek istiyordu.Tabiki seçimi Koray olacaktı.''Pizza '' dedi tebessüm ederek.Koray gülerek başını sallamış ve yerinden kalkıp yemek sipariş etmeye gitmişti.Elif de o sıra eline telefonunu almış Oğuzhan'ı aramıştı.''Alo'' diyen sese hemen '' Oğuz iş daha bitmedi sen yemeğini ye'' dedi.''anladım istersen sana bir şeyler alayım'' Elif dudaklarını ısırıp ''yok canım gerek yok'' diye mırıldandı.''saçmalama kızım aç mı kalacaksın'' Elif gözlerini devirip ''değilim Oğuz hadi sana afiyet olsun'' diyip telefonu kapadı.Başını kaldırdığında Koray çatık kaşlarıyla ona baktığını gördü.''bir şey mi oldu'' demekten kendini alıkoyamadı bir anda.Koray ne kadar sakin olmaya çalışsa da olamıyordu işte.''Oğuz kim? '' diye dişlerinin arasından söylendi. Elif bir anda yutkunma ihtiyacı duydu. Güçlükle yutkunup ''ku- kuzenim'' dedi.Koray şaşkınlıkla gözlerini kocaman açıp hemen kendini toparladı.''nasıl yani?'' ''şey Oğuzhan benim teyzemin oğlu.Aynı okulda okuyoruz ve burada da birlikte staj görüyoruz'' Koray bir anda sırıtmaya başladı.Yani başından beri beynini yiyen herif onca küfür ettiği adam Elif'in kuzen imiydi? ''gerçekten mi?'' dedi saf saf.Elif ne olduğunu anlamasa da ''evet'' dedi.Koray bir an kendine hakim olamadı ve Elif'in sandalyesini kendine çekip dudaklarına kapandı ve bu tatla başının döndüğünü hissetti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD