Kıskançlık insanın bedenini bir anda ele geçirip damarlarına işleyen bir duyguydu. Beynine hükmedemez hale gelip,onun emrinde çalışırdı vücudu. Aynı Koray Kerem gibi. O da bu duygunun esiri olmuş,kendi kendini yiyordu. Onun küçük aşkı kavuruyordu benliğini. Anlamıyordu ki Koray. Daha sabah ona Elif diyemezsin diyen kız,öğlenine elin herifinin ona Elif diye seslenmesine ses çıkarmıyordu. Bu kaçıncı biraydı hatırlamıyordu Koray. Sinirlenmemeye çalışıyor,aklına gelince de sinirleniyor yeni bir bira acıyor tepesine dikiyordu.
Kıskançlık sevdaya dahildir. Sevdiğini deli gibi kıskanmak,başkasıyla paylaşma düşüncesi..belkide insanı yakıp kavuran,küle dönüştüren tek şeydi.
Aslında belki de kıskançlık;onu gördüğün an kalbinin deli gibi çarprması,ellerinin titremesi,ne yapacağını şaşırman hiçti. Ama işte insan sevdiğini kıskanmaktan kendini alıkoyamıyordu ki. Elif'e aşık olmuş,bir an da deli gibi sevmeye başlamıştı Koray. Gördüğü ilk an tutulmuş,nefesi kesilmişti. Hayal kırıklığına uğramış,üzülmüş,sinirlenmişti. Bir çok duyguyu yaşamıştı aslında. Elif onun için bir çok şeydi. Şimdi de deli gibi kafasında kuruyor,oynuyordu Koray Kerem.
"sakin ol kardeşim" saatlerdir ona 'sakin ol' diyen Kıvanç'a öfkeyle baktı Koray. "bana sakin ol diyip durma!" diye dişlerinin arasından konuştu Koray.
Kıvanç birasından bir yudum alıp "oğlum böyle kendi kendini yiyip bitiyorsun." dedi.
Koray hırsla birasını bitirip boş şişeyi bir köşeye fırlattı. "ne yapayım ulan! Söyle ne yapayım! Tutayım kolundan sen benimsin. Kim ulan o pezevenk! Nasıl sana dokunur mu diyeyim"
Kıvanç düşünceli bir sesle "yok abi o zaman kız tokadı yapıştırır. Her ne kadar kızlar böyle şeylerden hoşlansa da sonuçta seni yeni tanıyor" dedi. Koray hızla yerinden doğrulup kıvanç 'ın boğazına yapıştı. "ulan it sen benimle dalga mı geçiyorsun!" diye bağırdı.
Kıvanç,Koray 'ı üstünden itip "sakin ol be. Herhalde aklımda bir plan var celallenme hemen" diyip koltukta yayıldı. Koray dirseklerini bacaklarına yaslayıp şakaklarına masaj yapmaya başladı. "planın ne?" diye sordu. Kıvanç tan ümidi vardı aslında. Bu zamana kadar istediği kızları o planlar sayesinde elde etmişti ama.. Aması vardı işte. Bu planlar onun Elif'inde olur muydu? Elif'i daha bir kaç gündür tanısa da Kıvanç'ın tanıdığı kızlara benzemediğini biliyordu. Onun Elif'i farklıydı. Başkaydı. Masumdu.
Küçüktü. Küçüğüydü.
"boşver ya da ağam şu filmlerdeki gibi kaçıralım işte bizde kızı. Sana aşık olması için elimizden geleni yapalım"
Koray derin bir nefes alma ihtiyacı duydu. Az önce bu adamın planları işe yarıyor dedi diye kendine küfretti."Allah'ın aşkına sus. 2 dakika sus. " kıvanç alayla gülüp "abi kafanda kurma. İzin ver araştırayım ,yarın belge elimizde olur" dedi.
Koray oturduğu koltuktan yine hızla kalkıp Kıvanç'ın yakasına yapıştı. "sakın ulan sakın! Bu sefer de araştırmaya kalkayım deme. Yine yanlış sonuçla gelip beni katil edeceksin. " ellerini saçlarından geçirdi sinirle. "herif poliscilik oynamak için beni kullanıyor resmen"
Kıvanç dudaklarını birbirine bastırıp sırıtmasını engellemeye çalıştı. Koray la dalga geçmek için eline fırsat geçmişti tabi ki bu durumu kullanmak istiyordu. Ama bir yandan da kardeşim dediği adamın üzülmesi hiç hoşuna gitmiyordu.
"abi yarın bu kız işe gelecek mi?" Koray sıkıntıyla derin bir nefes alıp kalktığı koltuğa oturdu. Başını sağa solarken"hayır. Okulu var yarın" diye mırıldandı.
Kıvanç başını sallayıp "yarın her şey başlıyor ağam." dedi.
Koray gözlerini kısıp "bak yine saçma şeyler üretme" dedi.
Kıvanç sırıtıp elindeki birayı kafasına dikti. "hayır kardeşim. Yarın kızın okul çıkışına yakın gidip bekliyorsun. Kız okuldan çıkınca arabadan çıkıp arabayı incelemeye başla." Koray kaşlarını 'ne alaka' diye kaldırınca Kıvanç gözlerini devirdi. "oğlum salak mısın? Araban bozulmuş gibi yapacaksın. Ama kızın seni göreceği bir yere git. Sonra o seni görüp illa ki yanına gelecek"
Koray dudaklarını büküp "biraz klişe. Peki tamam ama ya gelmezse?" dedi.
Kıvanç parmaklarını çıtlatıp "gelecek abi. Sen saf mısın acaba? Kızın patronusun. Ama haa sakın yok bana Koray de falan deme. Bok yoluna gidersin. Biraz zaman geçsin" derken arkasına keyifle yaslanmıştı. Koray bu durumu biraz düşününce aklına yattı. Neden olmasındı ki? Kıvanç genelde böyle şeylerle kızları çekiyordu kendine. Ama ya onun Elif'i gelir miydi ona? Aslında aklından geçmiyor değil tutup kolundan 'ben sana aşık oldum' demek. Fakat bunu dediği zaman Kıvanç kafasına yastık fırlatmış 'ne öküz adamsın sen' diye de söylenmişti. Ne yapsındı ki Koray. İlk defa aşık olmuştu işte. Elinden bu kadar geliyordu. Ah birde annesine durumu çıtlatması gerekiyordu. Tutturmuştu artık evlen,çocuk sahibi ol diye. Annesi burada teyzesi Mardin'de kız bakıyorlardı fellik fellik. Koray başını sağa sola sallayıp "ya yutmazsa olayı" diye mırıldandı.
"kızla bir yere otur. Ben bu semte ilk defa geldim falan diye uydur bir şeyler kahve falan iç. Ben köşe de şoför bekletirim arabayı getirmesi için. Sen bana bir mesaj çak kalkacağınız sıra bende arabayı göndereyim. Araba gelince de evine bırakmak için bir şeyler uydur sende artık" Koray 'ın bu plan git gide aklına yattı fakat tereddüt ettiği Elif ti. İçermiydi onunla kahve,arabasına biner miydi? Niye binmesin ki. İstanbul'da doğup büyümüş kız haliyle rahat olurdu. Koray yüzünü sıvazlayıp "iyi bakalım. Bir üniversite kapısında beklemediğim kalmıştı o da olacak" dedi.
Kıvanç kahkaha atıp "ulan seni gören de lise kapısında bekleyenlerden sanır" dedi.
Koray tip tip kıvanç' a bakıp "gerizekalı senin yüzünden beklemedim mi ?" diye sinirle söylendi. Kıvanç kafasını kaşıyıp "ana doğru ya. Hay Allah gençlikte yapmıştım öyle bir mallık" dedi.
Koray başını sağa sola sallayıp "kalk siktir git evimden. Yoksa birazdan katil olacağım" dedi.
Kıvanç,Koray'ın inadına koltukta biraz daha yayıldı. "gidesim yok aşkım. Seni özledim. Hasret gidermek istiyorum. "
Koray bir 'ya sabır' çekip ayağa kalktı. Kıvanç değişmeyecekti işte. Kessen de değişmezdi bu herif. "siktir git odana. "salondan tam çıkacağı sıra arkasını döndü Koray. Parmağını tehditkar bir şekilde Kıvanç 'a doğru sallayıp "sakın eve kız çağırma ebeni sikerim" dedi. Kıvanç arsızca sırıtıp "yok abi geçen gün dersimi aldım ben" dedi. Koray odadan çıkarken tekrar bir sabır çekti. Geçen gün dersini almıştı tabi birde ondan önceki hafta vardı. Ne kadar dese de herif dinlemiyor bildiğini okuyordu. Geçen gün yaşadığı rezilliği unutamıyordu. Yurt dışı seyahatinden dönmüştü o rezilliğin olduğu gün. Anne ve babasıyla hava alanında buluşmuş yorgun olduğu için hep beraber kendi evine gelmişlerdi ki o gün gelmez olaydım diyip duruyordu hala. Eve girmiş hep beraber bahçeye çıkmışlardı ve olanlar olmuştu. Kıvanç iti havuzun için de iki kızla çıplak bir şekilde sevişiyordu. Annesinin mi gözünü kapatacağını yoksa bu rezilliği mi nasıl toparlayacağını bilememişti. Allah'tan babası annesinin gözünü kapatıp direk evden çıkarmıştı da o da rahat rahat Kıvanç'ın ağzına sıçmıştı. Koray odasına girip kapısını kapadı. İçkinin verdiğini hafif sarhoşlukla eşofmanını çıkarıp boylu boyunca yatağa uzandı. Yine ayakları yataktan dışarı çıkmıştı. Aklına yine,her defasında olduğu gibi yeni yatak almayı not edip kendini uykuya esir bıraktı.
***
Elif Pirem gözlerini zorlukla açıp el yordamıyla bulduğu saatinin alarmını kapatıp yorganını üstünden itekledi. Gözleri kısık bir şekilde odasının kapısını açıp banyonun yolunu tuttu. Banyonun ışığını açıp içeriye girdi. Ayılmak için soğuk suyu açıp avuçlarını suyla doldurup yüzünü yıkadı. Ayıldığına kanaat getirince diş fırçasına macun sürüp dişlerini fırçaladı. Ağzını suyla doldurup temizlediğinde işi bitmişti. Fırçasını yerine koyup ellerini ve ağzını havluyla kurulayıp banyodan çıkıp ışığı söndürdü. Odasına girince yatağını toplayıp dolabının kapaklarını açtı. Kışlık kalın boğazlı gri elbisesini eline alıp yatağın üstüne bıraktı. Deri ceketini de askıdan alıp dolabını kapadı. çekmeceden kalın çorabını da çıkartıp giyinmeye başladı. Giyinme işini bitirip makyaj masasının önüne geldiği sıra kapının tıklatılmasıyla kısık bir sesle "gir" dedi. Hala sesi kendine gelmemişti. Sabahları ayılması ve sesi çıkması zaman alıyordu. Sesi kısık ve pürüzlü çıkıyordu.
Gül hanım yavaşça kapıyı açıp içeriye girdi. Elif annesini görünce gülümseyip "günaydın" dedi. Gül hanımda "günaydın" diyip kızının yatağına oturdu. "anneciğim bugün teyzenlere gideceğim. Geç gelirim. Dün ki yemekleri ısıt eve gelince"
Elif düzleştiricinin fişini prizden çekip "tamam annem. Bende bugün geç geleceğim zaten. Babamla beraber yeriz" dedi. Gül hanım kaşlarını çatıp "o neden?" diyince Elif dudaklarını ısırıp annesine döndü. "son finallerim için sunum hazırlamam lazım" dedi. Sude'yle dün akşam telefonda bu planı kurmuştu. Yoksa annesi ve babası çalışmasına hayatta izin vermezdi. Gül hanım başını sallayıp "tamam bebeğim. Dikkatli git gel. Hadi kahvaltı hazır. Aç gitme" diyip odadan çıktı. Elif de annesinin arkasından ayakkabılığından uzun çizmelerini ve çantasını alıp odasından çıktı. Eşyalarını ayakkabı dolabının üzerine koyup mutfağa geçti. Sandalyeye oturup sıcak çayından bir yudum aldı. "teyzemler daha akşam bizdeydi hayırdır doymadınız mı birbirinize"
Gül hanım gözlerini kaçırıp çayını eline aldı. "yok bugün misafirleri var yardıma gidicem" Elif şüpheyle baktı annesine. Neden gözlerini kaçırmıştı ki? Başını sallayıp ağzına reçelli ekmek aldı. "tamam kuşum" dedi. Gül hanım ne kadar kızına yalan söylemek istemese de söylemek zorunda kalmıştı işte. Onunda Suat bey gibi kızacağını biliyordu çalışmasına. Şimdi Elif olay çıkarıp ben dururken sana mı kaldı çalışmak derdi. Küçücük bebeğinin sürünmesini istemiyordu. Hem gocunmuyordu da çalışmaktan. Helaliyle para kazanacaktı. Kocasını ikna etmişken Elif yüzünden bulduğu işi bırakamazdı en azından bu ayı çıkarana kadar.
Elif çayının son yudumunu içip ayağa kalktı. "ben çıkıyorum annecim" diyip annesinin yanaklarından öpüp vesliyerden eşyalarını alıp kapıyı açtı. Ceketini üstüne geçirip çizmelerini de giyip çantasını omzuna astı. Kapıyı çekip merdivenlerden hızlı hızlı inmeye başladı. Durağa doğru hızlı adımlarla yürüyüp son anda dolmuşa yetişti. Kartını okutup boş koltuklardan birine oturdu. Çalan telefonu dikkatini çekince hızlıca çantasından telefonunu çıkarıp açtı. Arayan Sude'ydi.
"kuzucuğum" Elif sırıtıp "aşkımmm" dedi.
"bebeğim okuldan çıkınca direk işe mi gideceksin?"
"evet canım. İlk gün biliyorsun. saatinde orada olayım da sorun çıkmasın"
Sude 'nin derin bir nefes aldığını işitti Elif. "gül teyze sorun çıkarmadı dimi?"
Elif gülümseyip "yok senin dediğin gibi dedim. Yedi sanırım" diye mırıldandı.
"tamam kuzum. Çıkınca haber ver. Şimdi Burak geldi kapatıyorum" diyip vedalaşıp telefonları kapattılar. Elif duran dolmuştan inip üniversiteye doğru ilerledi. Bugün sadece 2 saat dersi vardı. Ve sonra işe gidip çalışacaktı.
Koray tişörtünü üstüne geçirip elleriyle saçlarını düzeltti. Esmer tenine yakışan beyaz tişörtünün kollarını dirseklerine kadar çekip siyah kol saatini de takıp en sevdiği parfümünü üstüne boca etti. Gri blazer ceketini de giyip botlarının bağcıklarını bağlayıp son kez aynadan kendine bakıp cüzdanını cebine koyup anahtarını alarak odasından çıktı. Merdivenleri hızlı hızlı indi.
"Koray bey oğlum akşama ne yemek istersin" yanına gelen Sevgi hanıma tebessüm edip "sen ne istersen onu yap sevgi teyze ben senin yemeklerini severim bilirsin"
"tamam evladım. Dikkatli git gel" sevgi hanıma başıyla selam verip evden çıktı. Sevgi hanım 15 yaşından beri ailesinin yanındaydı. En değer verdiği, güvendiği emektarlardan biriydi. Ayrı eve taşınınca onu da yanına almış bir daha da bırakmamıştı.
Kendine selam veren korumalarının selamlarını alıp arabasına atladığı gibi Kıvanç 'ın planını işlemeye koyuldu.
-----
Elif son dersten de çıkınca derin bir nefes aldı. "Pirem" diye seslenen arkadaşı Buse ye dönüp "efendim " dedi. "bizim sınıf kantinde kahve faslı yapacakmış sen gelmiyor musun?" Elif sıkıntıyla derin bir nefes aldı. Aslında gitmek istiyordu istemesine de işe gitmek zorundaydı. Sınıfının kahve muhabbeti çok güzeldi. Ama yapamazdı işte. Başını sağa sola sallayıp "kusura bakma Buse. İşe gitmem gerek" dedi üzgün bir halde. Buse tebessüm edip "tamam canım başka zamana" diyip Elif 'i öpüp ayrılmıştı yanından. Elif somurtarak binadan çıkıp çıkışa doğru yürüdü. Okuldan çıkınca işe gitmek için durağa doğru yürüdü. Durağa gelince boş banka bakıp oturdu. Oturmasıyla kalkması bir oldu. Bank buz gibiydi. Ceketinin yakalarını kaldırıp ellerini birbirine sürttü. Karşı yolda Koray beyi görünce gözlerini kıstı.
Arabanın ön kaputunu kaldırmış etrafına bakıyordu. Elif ne kadar arabalardan anlamasa da bir sorun olduğunu anlamıştı. Elif ayaklarını hareket ettirip Koray 'a doğru yürüdü. Sonuçta patronuydu belki yardıma ihtiyacı vardı. Karşıdan karşıya geçip arkası ona dönük olan patronuna seslendi.
"Koray bey bir sorun mu var?"
Koray neredeyse yarım saattir burada bekliyordu ama hala Elif'i görememişti. Sıkıntıyla ellerini saçlarından geçirirken sesini duydu sevdiğinin. Koray hızla arkasını dönüp Elif'e baktı. Ne de güzel görünüyordu Elif öyle. Soğuktan kızarmış burnu,yanakları.. Hafif bir pembelik hakimdi yüzünde. Sonra baştan aşağı süzdü. Bacaklarına gelince gözlerini kısmaktan kendini alıkoyamadı bu kız etek mi gitmişti! Ne eteği lan elbise hemde! Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Gözlerini açtığında kendine şaşkın bir halde bakan kızı gördü. Boğazını temizleyip " arabam bozuldu da" dedi.
Elif, Koray'ın onu incelemesinden utanmıştı. Derin bir nefes alıp gözlerini kapamasına da hiç bir anlam yükleyememişti. "anladım. Bende sizi burada görünce" dedi. Koray başını sallayıp hemen açıklama yaptı. "şey.. Şey bir arkadaşımla buluşacaktım da yol üstünden şey ettim" Elif 'in kaşlarını kaldırıp ona baktığını görünce kendine küfretti. Ne saçlamalıyordu iki saattir kendi kendine anlam verememişti Koray. Üstüne bir de kekelemişti. Lanet etti kendine.
"kusura bakma soğuktan ne dediğimi ne yaptığımı bilmiyorum" diye mırıldandı Koray. Elif gülümseyerek başını salladı. Koray bir an gülme demek istedi. Burada gülme. Kimse senin gülüşünü görmesin. Sadece ben göreyim. Ama yaptığı sadece Elif gibi tebessüm etmekti. "buradalar da kafe falan var mı ?" diye sordu.
Elif başını sallayıp az ilerideki yeri gösterdi parmağıyla. "şurada var. Biraz yürüyeceksiniz sonra karşınıza çıkar" Koray kendine hakim olmak istiyordu ne yani onu yalnız mı bırakacaktı. Hani bu Kıvanç seninle gelir diyordu. Derin bir nefes alıp "ben şimdi bulamam. Eşlik eder misin? Yani bu semte ilk gelişim" dedi. Elif ceketinin cebindeki saate bakıp sıkıntıyla "şey işe geç kalıyorum. Ama siz kime sorsanız gösterirler" dedi.
Koray kaşlarını çatıp "bugün staj yok ki" dedi. " evet. Yani ek iş bu" dedi Elif durağa doğru bakarken. Az ileride otobüsün geldiğini görünce "Koray bey benim gitmem gerek dolmuş geliyor. Dediğim gibi kime sorsanız gösterirler. İyi günler" diyerek koşarak durağa doğru ilerledi Elif. Koray şaşkın bir şekilde olduğu yerde kalmıştı. Hala anlamış değildi bu kız okuldan sonra çalışıyor muydu? Sinirle dişlerini sıktı. Nerede çalışıyordu ki? Hayatta olmazdı. Onun biriciği çalışamazdı izin vermezdi. Onun yeri Koray 'ın yanıydı. Bu işe el atma zamanı gelmişti. Hem Kıvanç'in taktikleri de işe yaramamıştı. En güzeli bildiği yoldan ilerlemek,açık olmaktı. Bu iş bu kadardı!
-bölüm sonu