ENDER
Yücesoy ailesiyle çok eski tanışıklığımız vardır. Aslında dedelerimiz zamanından bir dostluktur. Dedem hayattaydı çok şükür. Ama Kadir dede vefat etmişti. Dedeme saygı duyduklarından Osman amca dedemi aile büyüğü olarak kabul ederdi.
Damla' yı çocukluğundan beri tanırdım. Ona vurulduğum anı hatırlıyorum da, daha 16 yaşındaydı, bense 28.
Sıcak bir yaz akşamıydı. Bahçedeki havuz ışıklarla parlıyordu, çocuk kahkahaları ve su şıpırtıları etrafı dolduruyordu. Ben gölgede, elimde yarım kalmış kahvayla oturuyordum. Gözümün önünde koca kalabalık vardı ama dikkatimi çeken tek şey, Gökhan’ın ısrarla bana işaret ettiği bir noktaya bakmam oldu.
“Şuna baksana, Ender.” dedi kuzenim heyecanla. “Damla gün geçtikçe daha da güzelleşiyor.”
Bakmak istememiştim önce. Sonra istemsizce gözlerim kaydı.
Havuzun kenarında, saçları omuzlarına yapışmış, kahkahası göğe yükselen o küçük kız vardı. Yıllardır gördüğüm, aile sofralarında bana abi diyen Damla. Ama o an… farklıydı.
Su damlaları teninde ışıldıyordu, arkadaşlarının kahkahaları arasında bir an bana baktı, sonra yeniden gülmeye başladı. O bakış içime sanki bir kıvılcım düşürdü. Kendi kendime kızdım. “O daha çocuk, bu his nereden çıktı?”
Ama gözlerim geri dönmedi. O an, ilk kez onu farklı görmüştüm. Ve içimde rahatsız edici bir dürtü vardı. Görmek, daha fazla bakmak.
Zamanla gözüm Damla' ya takılır olmuştu. Onu izlemeye başlamıştım. Arin ilk kez eve geldiğinde çok üzülmüştü. Onu ailesini çalmakla bile suçlamıştı.
Yıllar sonra, o gece. Yücesoylar' ın evinde büyük bir tartışma çıkmıştı. Arin eve gelmiş, aileyle kaynaşmaya çalışmış, ama Damla bunu kaldıramamıştı. Onu ailesini çalmakla suçlamış, öfkeyle kendini bahçeye atmıştı.
Ben arkasından gittim. Yanında gittiğimde yerde oturmuş, elleriyle yüzünü kapatmış halde ağlıyordu.
“Damla…” dedim yavaşça.
Başını kaldırdı. Gözleri kızarmış, yanaklarından yaşlar süzülüyordu. “Kimse beni anlamıyor, Ender abi. Sen de anlamıyorsun.”
Yaklaştım. Yanına oturdum. “Saçmalama. Herkes seni seviyor.”
Başını iki yana salladı. “Hayır! Sen bile Arin’ in tarafını tutuyorsun. Benim yerim yok bu evde!”
Dayanamadım. Kolunu tuttum, göğsüme çektim. İtiraz etmedi. Burnu gömleğime değdi, sıcak nefesleri tenime vuruyordu. Saçlarının kokusu burnuma doldu. O an kalbim hızla atmaya başladı.
“Bu his yanlış. Ama neden bu kadar doğru geliyor?”
Arin' e karşı soğuk olmamın sebebi biraz da buydu sanırım. Damla' yı üzmesinin intikamını almak için ona hep katı olmuştum.
Damla bana hep abi demişti. Bense onu gizlice sevmiştim. Hem çok sevmiştim. Ya da alışkanlık hâline getirmiştim. Bilmiyorum.
Herşey bir yıl önce başlamıştı. Bir tartışmanın ortasındaydık. Konusunu hatırlamıyorum bile. Ama Damla öfkeyle bağırıyordu.
“Seni sevdiğimi neden anlamak istemiyorsun?”
Sustum. Öylece baktım ona. Bir an dünya sessizleşti. Onun nefes nefese kalmış hâli, yanaklarındaki kızarıklık, gözlerindeki öfke…
Sonra oldu. Bana doğru eğildi. Dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
Şok olmuştum. Yıllardır hayalini kurduğum şey gerçek olmuştu. Önce donakaldım. Sonra içimdeki zincirler koptu. Kollarım ona sarıldı. Dudaklarına karşılık verdim.
O anın ardından artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
O gün başladı ilişkimiz. Ben öylesine mutluydum ki. Babam öldüğünden beri ilk defa yaşıyormuşum gibi hissediyordum.
Bir ay sonra… O geceyi unutamam. O başlatmıştı her şeyi.
Önce masum bir dokunuştu. Elimi tuttu, gözlerimin içine baktı. Sonra parmaklarını saçlarımdan geçirdi. Beni çekti. Ve o an tüm kontrolümü kaybettim.
Önce korktum. Çünkü daha önce kimseye böyle yaklaşmamıştım. Ama Damla gözlerimin içine öyle bir bakıyordu ki… sanki bana “Benimle ol.” diyordu.
Ve ben oldum.
Bakire değildi. İçimde bir hayal kırıklığı oluştu ama sustum. Çünkü o anda tek düşündüğüm şey buydu. “Artık benim.”
Onun beni sevmesi, yanımda olması yeterliydi. Artık sadece benimdi nasıl olsa diye düşünüyordum. Ne kadar aptal mışım.
Beraberliğimizi açıklayalım demiştim. Yaş farkında karşı çıkanlardı. Ama gözüm kimseyi görmüyordu. "Okul bitmeden olmaz diyordu." Ben de saf saf inandım.
Meğer kuzenimle beraber kuyumu kazıyorlarmış. Onunla birlikte olmaya başladıktan sonra başlamıştı ihale kayıpları. Bazılarını kazansam da büyük 5 ihaleyi kaybetmiştim.
Ne ondan şüphelendim, ne de Gökhan' dan. Asla holdingin peşinde olmadım. Babam öldükten sonra sırf okul için kabul etmiştim hissem olan parayı. Onunda çalışarak hakkını verdim.
16 yaşımdan beri holdingte çalıştım. Aldığım paranın hakkını vermek için. Gökhan arkadaşlarıyla partilerde eğlenirken, ben ihale dosyaları hazırlar, toplantılara katılırdım. Zaten sonra da kendi işimi kurdum. Sıfırdan başladım.
Dedem de sanırım bu yüzden benim başa geçmemi istiyor. Oysa defalarca söylemiştim. Hatta yönetim kurulu üyeleri bile beni istiyordu. Onları reddedip, amcamın yönetimini desteklemiştim.
Sırtımı sıvazlayan amcam. Oğlunu her daim koruyan amcam. Oğlunun her pisliğini örten amcam. Babam öldükten sonra "Merak etme, abim yoksa ben varım." diyen amcam.
Oysa dedem çok uğraştı beni vazgeçirmek için. “Ben koltuğu babana devretmiştim. Orası senin hakkın. Gökhan’ ın aklı bir karış havada, bir halt beceremez. Diğerleri de ondan farklı değil.” demişti.
Ama artık oturma vakti bitti. Madem onlar holding için bana bunları reva gördüler. Bende onların elinden her şeylerini alacağım.
İsimlerini alacağım. İtibarlarını alacağım. Paralarını, mülklerini alacağım. Ama en önemlisi holdingi alacağım.
Ne demişti Gökhan. Holdingi almak için Arin'le evlenmesi gerekiyordu. Babaannem yıllardır onu över durur.
“Tam ailemize göre bir gelin.” Damla içinse hiç öyle konuşmadı. “Aklı beş karış havada.” derdi. Hatta bir keresinde beni karşısına alıp, uyardı.
“Öyle kızlara dikkat et Ender. Damla kardeşin sayılır. Ama sen benzerlerinden sakın kendini, aman.”
O gün sinirlendim, masaya yumruk atmak istedim belki… ama itiraz etmedim. İçimde küçük bir ses, her daim babaannemin sezgilerine saygı duyduğum o eski ses, bu sefer onu duymazdan geldi.
Benimse gözüm Damla' dan başkasını görmüyordu. Bir keresinde Damla' nın yanında "İnsanın gelini olacaksa Arin olmalı." demişti.
Damla o gün ağlamıştı, sinirden. "Görüyorsun değil mi? Seninle arama girmeye çalışıyor. Kesin sende gözü var. Babaannen beni gelini olarak kabul etmeyecek." diye ağlamıştı.
Peki ben ne yapmıştım? Arin hal hatır sordu diye onu azarlamıştım. Oysa gözlerindeki kırgınlığı umursamamıştım bile. Şimdi düşünüyorum da, herşeyi bilerek yapmıştı.
Arin' in beni sevdiğini biliyordu. Ona kötü davranmam hoşuna gidiyordu. O gün Arin başı ağrıdığı için erkenden gitmişti. Damla sevinçten dudaklarıma yapışmıştı.
Ben, onu koruduğumu sanırken intikamına ortak olmuşum bilmeden. Ne çok eğlenmiştir arkamdan.
Bense aptal gibi okulu bitti diye evlenme teklif etmeye hazırlanıyordum. Hatta tam ona göre bir teklif bile planlamıştı. Mükemmel bir yerde gösterişli bir teklif olacaktı. Damla' nın adının yazdığı hava-i fişekler ve resimlerimizin olduğu lazer şovu olacaktı. Tam istediği gibi sosyal medya da bir numara olacaktı. Şimdiyse hepsi boşluktan ibaretti.
ARİN.
Bu intikamın kilit noktası Arin' di. Gökhan onu evlenmeye ikna etmeden benim onunla evlenmem lazım.
Ona haksızlık olsa da başka çarem yok. Babamın emanetini daha fazla o köpeklere yedirmeyeceğim. Hakkım olanı alacağım. Hem de fazlasıyla.
Telefonumu çıkarıp Selçuk' u aradım. Sonra hemen vazgeçtim. Damla için hazırladığım planı Arin' e kullanmak. O yapabileceğim en büyük haksızlık olur.
Hem Arin, Damla değil ki. O gösterişten hoşlanmaz. O dik başlıdır. Işıltı yerine sadeliği sever. Gerektiğinde resti çekebilen nadir insanlardan biridir. Dedeme bile diklenmişti bir keresinde. Eskiden onu kendime benzetirdim.
Neden gözüm onu sevmedim ki?
Ama o beni seviyordu. Arin' le evlenmek bir taşla çok kuş vurmaktı.
Birincisi Gökhan' ın önünü kesecekti. Holdingi alma planları suya düşecekti.
İkincisi Damla' ya ihanetinin bedelini ödetecekti. Her daim kıskandığı, nefret ettiği kadına kaybedecekti.
Üçüncüsü Arin ailemin yanımda olmasını istedikleri kadındı. Babaannem, dedem, annem. Hepsi bu habere mutlu olacaktı.
Dördüncü ve en önemlisi, Arin ona aşıktı. Ona ihanet etmeyecek, sırtını dönmeyecek biriydi.
İntikam için yanında dursam da kalbim çöle dönse de sevmek için ona ihanet etmeyeceğim. Kalbime onu alamasam da kimseyi de almayacağım.
Onu sevmesem de yanında duracağım. Elini tutacağım. Daha fazla günahına girmeyeceğim. O sevdiği adama kavuşmuşken, ben de yavaş yavaş intikamını alacaktım.
Önce yeni bir yüzük almam gerekliydi. Sonra da Arin' in beğeneceği bir teklif planlamam gerekli.