Kara iblis, diyerek gülümseyerek yürümeye devam eden Ilgaz kızla olan karşılaşmasından oldukça hoşnut bir halde dışarıya kadar yürüdü. Güneş kızı bakalım bir şey yapacak mıydı? Keyifle sigarasını yaktı.
"Hayırdır abi, babaannem sonunda evleneceğin kızı bulmuş mu? Hoşuna mı gitti kız ondan mı bu kadar keyiflisin?" diyerek yanına gelen Yavuz'a kaşlarını çattı.
"Siktirme belanı Yavuz. Ne evlenmesi."
"Ah doğru senin takıntını unutmuşum."
"Takıntı değince, Güneş kızı burada."
"Neden? Meyra'nın ne işi var burada?" diye telaşlanan kardeşine daha da kaşlarını çatarak tepki verdi. Az kaldı belasını sikecekti. Onun bakışını fark eden Yavuz hemen kendisini toparladı.
Ilgaz, kısaca "İskender Güneş kalp krizi geçirmiş." diyerek açıkladı.
Rahat bir nefes veren kardeşini bir kez daha fark eden Ilgaz elini yumruk yaptı tekrar. Dişlerini birbirine kenetleyerek kendisini dizginlemeye çalıştı.
"Ben babaanneme bir bakayım." diyecek olan Yavuz'a ters bir bakış atarak cevap verdi. "Siktir git şirketten kim çalıyor onu bul. Babaannem uyuyor."
Yavuz hastaneye bile adımını atamadan gerisin geri söylene söylene arabasına binip gitti. Giderken de asfaltı ağlattı. Kardeşinin ardından bakan Ilgaz sigarasından birkaç nefes daha çekti.
"Ali." diye seslendi.
"Söyle abi." diyerek gelen sağ kolunu süzdü.
"Hastaneye bizim adamlardan daha fazla yerleştir. Bu sikik Ecevit'in koruması ancak lafta. Kızın boğazını sıktım kimse oralı olmadı."
"Ama abi.."
"Dediğimi yap Ali. İkiletme."
"Tamam abi."
Ilgaz ikinci sigarasını yakarken yarın sabah yapılacak toplantıyı düşünedursun Meyra dedesinin odasından çıkma sebebi olan sebilin başında titreyerek plastik bardağa su doldurmaya çalışıyordu.
"Manyak herif. Öldürüyordu az kalsın. Hasta herif." Bu hayatta çok manyak görmüştü ama Ilgaz Ateş bunların en kötüsüydü. Adam resmen deccal benim diye bağırıyordu.
Suyunu içtikten sonra dedesinin yanına geri döndü. Dedesi hala huzurla uyuyordu. Lavaboya elini yüzünü yıkamaya girdi. Aynada kendisine baktı. Beyaz teni, kahverengi dalgalı saçları ve badem gözleri ile oldukça güzeldi Meyra.
Kuğu gibi güzel boynunda manyağın parmak izleri çıkmıştı. Siniri tepesine fırladı bir anda. "Ben sana sorarım kara iblis."
Meyra böyleydi işte. İyi kalpli, iyi huylu ve nazikti. Son ana kadar sabrederdi. Ama sabrı bittiğinde ortalığı öyle bir yakar geçerdi ki. Tam bir yay burcu kadınıydı. Aralık ayının o keskin soğuğunu ilkelerini kadar hissederdiniz.
Bu sefer radarına Ilgaz Ateş takılmıştı. Tek yaptığı yaşlı bir kadına hoş davranmakken psikopat anlamadan dinlemeden boğazına yapışmıştı. Hasta herif.
Yaşadığı şokun etkisi ile oturduğu koltukta içi geçti Meyra'nın. Tekrar gözünü açtığında sabahın erken saatleriydi. Lavaboya girince dün akşamki kızarıklıkların morardığıdı gördü. Sinirle odadan çıktı.
Hümeyra Hanım'ın kapısındaki korumaya Ilgaz'ın sordu. Özel bir odada Ecevit Kaya ile görüştüğünü öğrenince hınçla oraya yöneldi.
Ecevit Kaya aranara gelip hastaneyi kontrol ederdi. Özel odasına gelince durdu. "Özel toplantı var." diyen korumaya tepeden bakış attı.
"Biliyorum. Ben de davetliyim." Yanındaki koruma kulağına fısıldayınca içeri alındı. Kim olduğunu tabi ki biliyordu.
Aniden içeri girince abisi Ulaş'ı, Ilgaz'ı, Ecevit Kaya'yı ve diğer masa üyelerini ya da vekillerini gördü. Bir anda şokla kaldı. Ama hemen kendisini toparladı.
"Meyra senin ne işin var burada?" diyen abisine aldırmadan doğrudan Ecevit Kaya'ya hitap etti.
"Hastanelerinizde can güvenliğimiz var sanıyordum."
"Öyle." diyen Ecevit Kaya'ya döndü.
"O zaman nasıl oluyorda Ilgaz Ateş benim boğazıma sarılıp beni öldürmeye kalkıyor." diyerek boğazındaki parmak izlerini gösterdi.
"Bu da ne demek oluyor?" diyen abisine içten içe güldü Meyra. Ilgaz'a asla karşılık veremeyecek kadar korkaktı.
"Bu doğru mu?" dedi Ecevit bey sinirle.
"Hiç olmadı bu Ecevit. Önce güvenlik sorunu hallet sonra diğer konuları konuşuruz." diyerek ayaklanan diğer üyelerin arkasından sinirle baktı Ecevit Kaya. Sonra Ilgaz'a döndü.
"Cevap bekliyorum."
"Kızı bananemin odasından çıkarken gördüm. Öldürmeye falan çalıştı sandım. Güneş kızı olduğunu bilmiyordum."
Sikik piç. Tabiki de kim olduğunu biliyordu. Üstelik ona Güneş kızı demişti.
"Kızdan özür dile Ilgaz. Bir daha böyle bir şey olursa konsey liderliğinde oyumu sana vermem." diyen Ecevit Bey sinirle masadan kalktı.
"Dedeme bakayım." diyen abisi odadan kaçarcasına uzaklaşırken onun yerinde kendisinin taşakları olması gerektiğini düşündü Meyra.
Meyra odadan çıkacakken bir kez daha Ilgaz tarafından duvara yapıştırıldı. "Ne bok yediğini sanıyorsun sen?" diyen Ilgaz'ın karnına elindeki çatalı dayadı. Bu defa hazırlıklıydı. Kahvaltı için getirilen tabldottan almıştı.
"Bırak yoksa deşerim."
"Vay Güneş kızından beklenmeyecek hamleler. Siz normalde haince hareket edersiniz ama."
"Beni diğerleri ile karıştırma. Ben İskender Güneşin torunuyum."
"Neden yaptın?"
"Ne derler bilirsin Ilgaz Ateş. İntikamı sevmeyiz ama mutlaka ödeşiriz. Bir daha benimle uğraşmaya kalktığında aklında olsun."
Ilgaz belki de ilk kez bir kadına gururla bakarken Meyra bunun farkında bile olmadan sinirle onu ittirip odadan çıktı.
Ilgaz Ateş, Meyra'nın ateşini görmemişti. Denk gelirse yanardı haberi yoktu.