-Hakan? Ağabeyim kapının önündeki Cihan'ı ittirip içeri girdi izin istemeden. Sırtını kapıya dayadı. Nefes nefeseydi. Onun gibi ben de nefes nefeseydim. Sakin ol Asya... Bebeğini düşün. Misafirlerine saygın varsa sakin ol. Salona göz attım. Herkes eğlenceye devam ediyordu. Yengem bile fark etmemişti. Ağabeyimin kolundan öyle bir sıkarak tuttum ki iflahı kesildi. Onu çekerek üst kata, çatı katına kadar götürdük Cihan'la. Benim elimden kurtarıp yere fırlattı Cihan, ağabeyimi. Ardından parmak salladı. -Senin ne işin var burada? Hala nefes nefese eli kalbindeydi. Bana döndü. -Asya bir su getir. Öfkelenerek "Hayır!" diye bağıracakken Cihan benden önce davrandı. -Hakan! Ne istiyorsun, derdin ne senin? Niye buraya geldin? Yüzsüz gibi bir de su mu istiyorsun Asya'dan? Hayret içinde kal

