Can pencereden dışarıyı seyrederken Sanem'in ağır adımlarla ilerlediğini görmüş gözlerini genç kızın üzerine sabitlemişti. O kadar dalgındı ki son anda önünde duran arabayı fark ederek garip bir şekilde eve doğru koşmaya başlamış ancak arabadan inen iki kişi genç kızı yakalayarak arabaya doğru sürüklemeye başlamıştı. Can gördükleri karşısında kısa çaplı şok yaşarken hızla kapıya doğru koşarak kendisini dışarıya atmış ama araba çoktan hareket etmişti bile.
Genç adam Sanem'in arabanın arkasında çırpındığını görmüştü. Kendi arabasına binerek öndeki arabayı takip ederken içinde tarif edemediği bir korku vardı. Öfkeyle arabanın direksiyonunu yumruklarken içini boşaltmak istercesine bağırmaya başlamıştı. Kim ne isterdi ki Sanem'den? Bir süre ilerledikten sonra araba alçak demir kapısı olan büyük bir yalının bahçesine girmişti. Arabasını kenara çekerek inmiş ve temkinli adımlarla eve yaklaşmaya başlamıştı. Demir kapının üzerinden bahçeye doğru bakarken içeriden sesler yükselmeye başlamıştı.
"Beni nasıl bu şekilde kaçırmaya çalışırsın?" Sanem çıldırmış gibi karşısındaki adama saldırmıştı. Can sesleri duyunca kapının üzerinden atlayarak seslerin geldiği tarafa koşmuş ve iki kişinin Sanem'i diğer adamın üzerinden almaya çalıştıklarını görmüştü. Genç adam şaşkın bir şekilde bakarken adamlardan birinin Sanem'in belini kavrayarak kucaklaması dişlerinin sıkılmasına neden olmuştu. Öfkeli bir şekilde "Burada neler oluyor?" diye bağırırken dört kişi de bakışlarını Can'a doğrultmuştu. Sanem şaşkın bir şekilde Can'a bakarken yabancı adam onun kolunu yakalayarak genç kızı yanına çekmişti.
"Sende kimsin? Bu işe karışma!" diye gürleyen adam Sanem'e bakarak "Bu kadar yetmedi mi kaçtığın sürekli seni bulmaya çalışmaktan yoruldum!" derken Sanem yüzünü adama çevirerek bakmış ama hiçbir şey söylememişti. Can araya girerek "Adam kaçırmanın suç olduğunu bilmiyor musun? Bırak kızı." Can'ın sözlerime öfkelenen adam elimi hızlı bir şekilde havaya kaldırırken Sanem fırsat bilerek ondan kurtulmuş ve Can'ın arkasına saklanmıştı. Can onun arkasına geçmesi ile daha da cesaretlenerek genç kızı kolundan tutup arkasını dönmek istediğinde diğer adamın genç kızın diğer kolunu yakalaması ile duraksamıştı. İki adam arasında gerilen genç kız yabancı adamın "Benim mekanımdan kız alabileceğini mi düşünüyorsun?" Can öfkeyle dişlerini sıkarak "Sen benim mekanımdan aynı kızı almıştın, ben de sadece onu geri alıyorum!" dediğinde adamın bakışları adeta buz kesmişti.
"Sen bunca yıl bu adamla aynı çatı altında mı kaldın?" diye bağırırken Sanem kolumu çekerek Can'ın arkasına yeniden geçmişti. "Sana bir soru sordum, bu adamla o evde beş yıl boyunca kaldın öyle mi?" Sesindeki hayal kırıklığının yanında bariz öfke olan adamın genç kıza doğru bir hamle yapmasıyla Can araya girerek "Ne var bunda namusuyla çalışmasının nesi yanlış?" Adamım alaycı bakışları karşısında duraksayan Can onun "Namuslu mu? Söylesene ne işi yapıyordu, yoksa kendine metres mi aldın onu?" genç adam duyduklarının şoku ile karşısındaki adamın üzerine atlayarak yumruklarını ardı ardına sıralarken diğer yandan da bağırarak "Özür dile, sözünü geri al!" diye bağırıyordu. Diğer adamlar Can'ı tutmaya çalışırken Sanem yanağından aşağıya akan yaşları silerek öfkeyle bağırmıştı.
"Yeter artık, kesin şunu!" genç kızın tiz çığlığı ortalığı azda olsa sakinleştirirken genç kız bağırmalarına devam ediyordu. "İkinizden de bıktım. Neden beni rahat bırakmıyorsunuz? Sen... Senin yüzünden beş yıldır hayalet gibi ortalarda dolaşıyorum, niye? Beyimiz ortalıkta kimseyi görmeye dayanamıyormuş!" diye alaycı bir şekilde Can'a bakarak konuşmuş sonrada yerden adamlarının yardımıyla ayağa kalkan adama dönerek öfkeyle "Ve sen... senden de bıktım. Beni rahat bırak. Senin yüzünden bir kaçak gibi yaşıyorum. Aile adın umurumda bile değil bıktım anlıyor musun? İkinizi de görmek istemiyorum." derken kanayan dudağını silen adam aynı öfkeyle ama daha çok duygusal bir şekilde konuşmuştu.
"Sen olmadan çok yalnızım anlamıyorsun değil mi? Senden başka kimsem yok, lütfen inadı bırak ve bana geri dön. Bu ev sen olmadan çok ıssız, çok yalnızım. Söz veriyorum, her şey istediğin gibi olacak. Yeter ki eve geri dön!" Adam çocuk gibi ağlamaya başlayınca genç kız dayanamayarak ona yaklaşmış ve yüzünü iki eli arasına alarak yanağını okşamış ve gözyaşları içinde "Çok acıyor mu?" diye sormuştu. Onun sorusu ile adam ağlamasına devam ederken Sanem'e sarılarak "Geri dönecek misin?" diye sorunca Can şaşkın bir şekilde karşısında cereyan eden olayı anlamaya çalışıyordu. İkiliyi esef bir kıskançlıkla izlerken içini genç kıza ve adama karşı bir öfke peyda olmuştu. İkiliyi izlemek canını yakmaya başlamıştı.
***
Murat bey kızının bavulunu görünce adeta öfkeyle kükremişti. "Buda ne demek oluyor?" diye bağıran adam Kenan'ı hiç etkileyememişti. Defne kocasına kaçamak bakış atarken genç adamın babasının karşısında dik durması onun için küçükte olsa iyi düşünmesine neden olmuştu.
"Olan bir şey yok, yeterince burada kaldık. Şimdi karımı alıp kendi evime gidiyorum!" diye sakin bir şekilde cevap verirken Defne onun kendisini karısı olarak belirtmesi karşısında ürpermişti. Murat bey bir kenarda ağlayan karısına bağırarak "Ağlama be kadın!" derken Defne hiç konuşmuyordu. Kızına dönen adam "Onunla gitmek istemediğini biliyorum kızım, bırak gitsin sen bir yere gidemezsin!" Defne babasını rica eder gibi emir vermesi karşısında dişlerini sıkan genç kadın "Yanılıyorsun baba! Kenan'dan taşınmamızı ben istedim. Madem artık evliyim bundan sonra baba evinde kalmamalıyım!" dediğinde adam öfkeyle elini havaya kaldırmış ama Kenan bunu fark ederek hızla adamın elini yakalamıştı. Tükürür gibi konuşan genç adamın bakışlarından ateş çıkıyordu adeta.
"Sakın bir daha karıma elini kaldırma. Artık onun üzerinde hiç bir hükmün yok Murat Bey. Defne'nin tek sahibi ve üzerinde söz söyleyecek tek kişi benim!" diye kükremişti.
Defne daha fazla dayanacak gücü kalmadığını hissediyordu. Başı dönmeye başlayınca fark etmeden kocasının kolundan tutunmuştu. Onun tutuşu ile şaşıran genç adam karısına baktığında genç kadının bayılmak üzere olduğunu anlayınca ağzının içinden söylenerek hızla karısını kucağına almıştı. Defne'yi tekrar odasına çıkarmak isterken genç kız fısıltı gibi konuşarak kocasına itiraz etmişti. "Hayır! Beni götür buradan!" dedi. Kenan karısının solgun yüzüne bakarak isteğini yerine getirmiş ve onu evden kucağında çıkararak arabasına doğru ilerlemişti. Ağır bir şekilde karısını arabanın ön koltuğuna yerleştirirken daha rahat etmesi için koltuğu geriye yaslamıştı. Tekrar eve dönen genç adam valizleri alarak dışarıya çıkacağı sırada Murat beyin "Bu yanına kar kalmayacak” sözlerine aldırış etmeyerek gülümsemiş ve evden ayrılmıştı.
Sakin bir şekilde arabayı kullanan genç adam yanı başında uyuyan karısına bakınca onun elinin karnında olduğunu görünce acı bir şekilde gülümsemişti. Garip bir şekilde baba olmaya hazır olduğunu hissediyordu. Tek isteği yanında ki şımarık kızın çocuğuna iyi davranmasıydı. Gözlerinin önüne kendi ailesi gelmişti. Küçük yaşta kaybettiği ailesi her fırsatta kavga eder, kendisini önemsemezdi. Asla onlara benzemeyeceğine dair yemin eden Kenan'ın tek düşüncesi lükse alışık olan karısının ihtiyaçlarını nasıl karşılayabileceğiydi. Küçük hanım azla yetinmeyi öğrenmeliydi artık!!!
------------
16. Bölüm
Genç adam masasındaki dosyaları incelerken aklını bir türlü toparlayamıyordu. İlk başta doğru gibi görünen şey şimdi o kadarda doğru gelmiyordu. Genç kızın bir anlık öfkesinin neden olduğu bu durum karşısında, Songül'ün aldığı karar mantıklı değildi. Belki ilerde pişman olacaktı ve olan daha varlığı bile oluşmayan çocuğa olacaktı. Derin nefes alan Soner çıkmaz bir sokakta karanlıkta kalmış gibi içini aydınlatacak küçük bir mum ışığı arıyordu.
Önündeki dosyaları iteleyerek başını geriye yaslayan genç adam gözlerini kapatarak düşünmeye başlamıştı. Tüm gün Songül'ü düşünmekten başka bir şey yapmamıştı. Derin derin nefes alırken kapısının tıklatılmasıyla gözlerini aralamış ve aynı anda yüzünde imalı bir gülümseme ile odasına giren arkadaşını görmüştü.
"Hey ne düşünüyordun bu kadar derin?" Soner başını iki yana sallayarak "Otursana!" dedi. Ali genç adamın gösterdiği yere otururken Soner "Anlat bakalım ne haberler getirdin? Karşı cephede durumlar nasıl?" diye sordu. Ali gülümseyerek "Murat bey oldukça öfkeli görünüyordu!" dedi. Soner tek kaşını yukarıya sorarcasına kaldırırken Ali arkadaşını meraklandırmak için hemen konuşmaya başlamamıştı. "Ee anlatmayacak mısın ne olduğunu" Soner iyice sabırsızlanmaya başlamıştı. Ali iyice yerine yayılarak "Murat beyin damadı, hani ablasını yarı yolda bırakıp kardeşiyle evlenen adam!" dediğinde Soner istem dışı dişlerini sıkarak Kenan!" dedi. Ali atılarak "Evet o, karısıyla birlikte baba evinden ayrıldı. Sanırım görünenin aksine adam para peşinde koşmuyor. Küçük bir araştırma istedim bizimkilerden. Adam küçükken anne babasını kaybetmiş ve babaannesi tarafından büyütülmüş. Küçük bir acentesi var. Geliri çok olmasa da fena değil açıkçası. Yabancı turistlere kalacak otel ayarlayıp tur düzenletiyor!" diye konuşmasına devam eden Ali, Soner'in "Neden evden ayrıldığını biliyor musun?" diye sordu. Ali başını sallarken henüz öğrenemediğini belli etmişti. Soner içinde kuşku ile etrafına bakınırken o adamı Songül'ün etrafına yaklaştırmayacaktı.
Soner aklındakileri nasıl gerçekleştireceğini bilmese de Murat beyin şu günlerde dikkatsiz davranacağına emindi. En değerli kızı elinden alınmıştı. Bunun için dikkatini başka yöne çekmek kolay olacaktı.
Songül masasının başında çizimini yaparken diğer taraftan da düşünmeden edemiyordu. Aklına Soner’e yaptığı teklif geldikçe aklını kaçırmış olabileceğini düşünmeden edemedi. O adamı tanımıyordu bile. Buna rağmen ondan çocuk sahibi olmak hiç de itici gelmiyordu. Gözlerinin önüne küçük bir bebek yüzü belirince gülümseyen genç kız bebeğin kime benzeyeceğini dahi düşünmeye başladığını fark edince yüzünde ki gülümsemesi bir anda solup gitmişti.
“Kendine gel Songül, aynı hataya bir kez daha düşemezsin. Senin tek güvenebileceğin erkek…” Songül’ün konuşmasını bölen telefon sesi ile yüzü aydınlanmıştı yeniden. Araya kişiye sevecen bir şekilde cevap veren genç kız sesinde ki neşeyi saklayamamıştı. “Can!”
Can derin nefes alarak konuşmaya başladı. “Sana ihtiyacım var, çok yalnızım!” Songül karşıda gelen ses karşısında titremişti. Can’ın içkili olduğu telefonda ki sesinden anlaşılıyordu. Endişe tüm bedenine kor gibi yayılırken hızla oturduğu yerden kalkmıştı.
“Neredesin sen?” Can yarım ağız nerede olduğunu söyleyince genç kız acele bir şekilde ofisten ayrılmıştı. Can ise kapanan telefona bakarak sarhoşluğun etkisi ile hıçkırmıştı. Genç adam kalbine oturan ağırlıkla yerinde sallanıyordu. Aslında o kadar çok içmemişti. İçki ile arası hiçbir zaman iyi olmamıştı zaten. Sanem ile o adamı o şekilde sarılmış olarak görünce Can anladı! O an o adamın yalnızlığının ne denli büyük olduğunu kendi içinde hissetti. İlk kez ne kadar yalnızlık çektiğini o adamın hiç utanmadan genç kıza söylemesi ile anlamıştı. Birkaç adım geri giderek hızla oradan ayrılırken aklında sadece kendi yalnızlığı vardı.
Songül hızla geldiği mekanda endişeli bir şekilde etrafına bakınırken yanına gelen korumalardan biri genç kızın önünü kesmişti. “Bu mekâna reşit olmayanlar giremez küçük hanım!” diyen adama öfkeli bir şekilde bakan Songül dişlerinin arasından “Ben zaten reşidim seni ahmak. Şimdi çekil önümden!” diyerek etrafa bakınmaya devam ediyordu ki koluna yapışan kıskaç gibi parmaklar genç kızın teninde kızarıklık oluşturuyordu. Adam öfkeliydi! “Sana son kez söylüyorum…” diye konuşan adamı takmayan Songül çantasını açarak kimliğini çıkarmıştı. Adamın gözüne sokar gibi uzatan genç kız sesinin tonunu alçaltma gereği bile duymadan “Şimdi çekil önümden!” diye bağırdı. Adam etrafa bakınan genç kıza şaşkın bir şekilde bakarken onun reşit olduğuna inanamamıştı. Songül o gün üzerinde ki pembe elbise ile oldukça küçük gösteriyordu.
Hedefini bulan genç kız adımları hızlandırarak arka taraftaki iki kişilik masalarda birinde sızan genç adama doğru ilerlemişti. Tam yanına geldiğinde bir annenin şefkatini çocuğuna verir gibi elini genç adamın saçlarında gezdiren genç kız neredeyse ağlamak üzere olduğunu hissediyordu. İlk kez Can’ı bu şekilde görüyordu. O asla içki içmezdi. “Can!” diye seslenen Songül onun kendisine boş bakışlarla baktığını görünce duraksamıştı. Eli saçında kaskatı kesilirken yutkunmadan edememişti. “Geldin demek, sen olmasaydın ne yapardım!” Songül üzgün bir şekilde karşısına geçip oturmuştu. “Asıl sen olmasaydın ben ne yapardım? Neden bu haldesin Can?” genç adam kısa bir an duraksayarak gülümsemişti.
“Bu gün gerçekleri öğrendim. Kendimi korumaya çalışırken bir hapishaneye girmişim. Asla farkında olmadığım bir hapisliğe. Bu gün öğrendim… Aslında benim hiç kimsem yokmuş. Babamdan sonra sadece sen kaldın elimde!” Genç kız onun neden böyle konuştuğunu bilmiyordu. Onun acısını içinde hissederken yerinde doğrularak geç adamın koluna girmişti. Kolunu omzuna atarak ona destek olmak istemiş ama başarılı olamamıştı. Can gibi biri Songül gibi zayıf bir beden için çok ağırdı. Derin bir iç çekerek tekrar ona destek olmak istemiş ama Can kıkırdayarak genç kıza bakmıştı. “Bir yerin kırılacak, ben kendim yürürüm!” der demez sendeleyince genç kızın anlayamadığı bir hızlılıkla yabancı bir kol Can’ın diğer koluna girmişti.
Songül teşekkür etmek için başını kaldırdığında ise keskin bir çift gözle karşılaşmıştı. “Sen, senin burada ne işin var?” Soner genç kıza bakarken ne düşünmesi gerektiğini bilmiyordu. Bu kez kesinlikle onunla tesadüfen karşılaşmıştı. Ali’nin kutlama amaçlı kendisini getirdiği bu yerde görmeyi düşündüğü en son kişi karşısındaydı. Songül’ü böyle bir yerde görmeyi hayal bile edemezdi. Nedense genç kız onda farklı etkileşimler oluşturmuştu. İçeriye ilk girdiği andan beri gözlerini genç kızın üzerinden çekememişti. Ali onun baktığı yeri görünce imalı bir şekilde gülümsemişti. Soner dayanamayarak ikiliye yaklaşmış ama ikisi de genç adamı fark etmemişlerdi. Soner zengin ama yalnız olan bir adama acımak istemiyordu. Ama içinde acıma duygusu oluşunca istemsiz dişlerini sıkmıştı. Genç kızı ona söylediği ‘Sen olmasaydın ben ne yapardım!’ cümleleri ise iyice öfkelenmesine neden olmuştu.
“Sen beni mi takip ediyorsun artık?” genç adam öfkeli çıkan ses ile kendisine gelmişti. Bir şey söylemeden Can’a destek olurken Can kolunda ki yabancıya bakarak Songül’e “Bu adamı tanıyor musun?” diye sormuştu. Songül ne söyleyeceğini bilememişti. Can’ın Soner ile tanışacağını elbette ki biliyordu ama bu şekilde değil.. Bu şekilde tanışmalarını istemiyordu. Can zayıf yönünü kimseye göstermekten hoşlanmazdı. Ama beklenmedik bir şekilde genç kıza dönüp gülümsemişti. “Şu senin gizemli sevgilin bu adam mı yoksa? O Kenan adisinden sonra zevkini geliştirmişsin anlaşılan!” dediğinde Soner genç adamın sözleri ile gülmeden edememişti. “Hadi dostum seni evine bırakalım!” dedi. Songül şaşkın bir şekilde önünde ceyeran eden olanlar karşısında yerinde donup kalmıştı. Soner Can’ı kapıya kadar götürdükten sonra geriye bakarak “Sen gelmiyor musun?” diye sormuştu. Songül hızla onlara yaklaşırken Soner kapıyı açarak ilk önce onun geçmesini sağlamış sonra Can’ın bitmek bilmeyen sorularıyla birlikte genç kızı takip etmişti.
Onlar Can’ı evine bırakırken Defne de yeni evine alışveriş yapmak için dışarıya çıkmıştı. Genç kız kendisine geldiğinde oldukça sade bir odada gözlerini açmıştı. İlk başta nerede olduğunu anlayamasa da sonradan en son olanları hatırlamış ve Kenan’dan kendisini götürmesini istediği aklına gelince gülümseyerek bakışlarını etrafa dolaştırmaya başlamıştı. Derin bir iç çekerken oldukça rahat uyuduğunu ve tahmin edemeyeceği bir şekilde dinlenmiş olarak uyandığını anlayınca duraksamıştı. Bu odayı sevmişti. Krem rengi duvarda renkli olan tek şey oval aynanın kenarlarıydı. Toz pembesi genç kızın dikkatinden kaçmamıştı. Bu rengi kimin daha doğrusu bir kadının mı seçtiği düşüncesi ise genç kızın canını sıkmıştı. Başka kadınları geldiği bir evde kalmaya dayanamazdı. Tam da bu sırada odanı kapısı açılmış ve elinde yemek tepsisi ile Kenan odaya girmişti.
Defne şaşkın bir şekilde genç adama bakarken Kenan ciddi bir iş yapar gibi tepsiyi genç kızın önüne koyarak “Artık yemen gerekiyor, dünden beri uyuyorsun!” dediğinde Defne yutkunmadan edememişti. Bakışlarını genç adamdan kaçırarak “Ben… kendi yemeğimi alabilirdim!” dediğinde Kenan’ın bakışları genç kıza çevrilmişti. “Üzgünüm ama bu evde babanın evinde ki gibi hizmetçi bulamayacaksın. Buraya gelmeyi sen istedin! Bebek doğana kadar elimden gelen yardımı sana yaparım –fırsat buldukça tabi- ama bebek doğduktan sonra kendi yemeğini yapmayı öğrenmek zorunda kalacaksın!” dediğinde Defne’nin duyduklarından sonra iştahı kaçmıştı. “Düşüncen için teşekkür ederim ama aç değilim!” diyen genç kız arkasını dönerek yatmaya başlamıştı. Kenan onun bu tavrına dişlerini sıksa da bir şey söylememişti. Tepsiyi kenara bırakarak hızla odadan çıkan genç adamın ardından hafif mırıldanan Defne onun yaptığı iyilikleri sürekli yüzüne vuracağını düşünüyordu. Şimdi ise kocasının kendisine istediğini alabileceğini söyleyerek fazla olmasa da bir miktar para bırakmasıyla dışarıya çıkmıştı. Bir süre vitrinlere bakarken yaşayacakları aklının ucundan dahi geçemezdi….
************