Bölüm 1
@nimanomimkoçumben: SENİ BANA AYIRDIM
@nimanomimkoçumben: BÜTÜN İSTANBUL BİLİYOR
@nimanomimkoçumben: ÇOK SÖYLEDİM AMA KENDİNİ ÖLÜMLÜ SANIYOR
@nimanomimkoçumben: İNANMAZSINIZ SESİNDE KUŞLAR YAŞIYOR
@nimanomimkoçumben: AH Bİ DE GÜLÜNCE KAFAM YANIYOR
Meşhur anonimimden gelen mesajları okurken gözlerimi devirmeden edemedim. Sürekli bir yavşama hali mevcuttu kendisinde. Ne yapıp ediyor konuyu bana ve kendisinin bana karşı olan hislerine getiriyordu.
Elbette kalbin kimin için atacağı, aşk denilen duygunun kimi seçeceğini bilemezdik ama bu durum beni rahatsız ediyordu artık. Senelerdir kalbimin sahibi dediğim bir insan zaten vardı. Zaman zaman ona duyduğum hislerin takıntı olmasından korksamda mantıklı düşündüğüm her an ona gerçekten aşık olduğumu anlıyordum. O demişken kendisi çocukluk arkadaşım bana kardeş diyen benim de anca lafta kardeş dediğim bir insan.
Emir...Gönlü geniş merhametli sevdiğim. Kırmaktan üzmekten korkan her zaman ilk başkalarını düşünen mükemmel bir insan kendisi. Ona hissettiğim duygularımı bilse uzaklaşır muhtemelen benden. Zaten tam da bu yüzden bilmiyor. Hissettiklerini söylemekten çekinen bir insan değildim ben. Yeter ki sevildiğimi bileyim. Kimse tutamazdı beni. Emirin bana kendinden çok değer verdiğini bilirim ama hissettiklerinin aşkla alakası yok hiç bir zaman olmadı ve olmayacak bundan şüphem yok.
Ben onu unutur muyum bilmiyorum 5 senedir unutamadığıma göre bu biraz zor ama insanoğlu bu. Herkes her şeyi unutur doğanın kanunu bu.
Rutinleşmiş olan anonimin mesajlarına görüldü atıyorum tekrardan. Yaklaşık bir aydır her gün atıyor ve ben bu durumdan sıkıldım. Ona karşı bir şey hissetmiyordum. Kalbim Emir'le doluyken hissedemem orası ayrı ama kalbim boş olsaydı bile benim için bi anlam ifade etmezdi. Birini görmeden sevmek benlik değildi. Sırf bana beni öven şeyler yazdığı için ona karşı bir şey hissedemezdim. Olay kitaplarda olduğu kadar basit değil ki. Nereden bilecektim şerefsizin teki olmadığını her gün binlerce kadın ölürken ki bazı kadınları öldüren insanlar en yakınındaki sevgilileri eşleri dostlarıyken bir adama mesajlarıyla güvenebilmek mantık hastasıydı benim açımdan. Aşk bu kadar kolay değildi benim dünyamda.
Mantıkçı bir insandım çok konuşan gülen eğlenen ama ortaya aşk girdi mi duygularını saklayan mantığını devreye sokan gurur ve güveniyle ayakta duran bir kadındım. Hiç bir erkek için kendimi ezdirmezdim ezdiremezdim. Aşk adı altında yok olup gidemezdim. Emirden bunca yıl saklanmamın sebebi de buydu belki de. Ona aşıktım gülüşüne sesine bakışına duruşuna merhametine. Ama beni sevmezken bunları ortaya çıkarmak sadece onun bana acımasına sebep olurdu. Ve kimsenin bana acımasına ihtiyacım yok.
"Su. Neredesin?" Önümdeki beyaz masaya dalmış bakışlarımı çekip Gülsen'in sesine odaklıyorum kendimi. Akşam için dışarda bir kafeye gitmeyi planlamıştık. Ama hızlıca giyinen ben yarım saattir Gülse'yi bekliyordum.
Gülse benim dört senedir ev arkadaşımdı. Üniversite için İstanbul'u yazdığımda ilk dakikadan beri yurtta kalmak yoktu aklımda. Ailemin de maddi durumunun iyi olmasından bir ev tutmaya karar vermiştim. Güvenlikli bir siteden tuttugum evimin ilk senesinde Gülse ile tanışıp ikinci senesinde ev arkadaşım olmuştu. 5 senedir de bu evde yaşıyordum.
"Ooo gelebildiniz bakıyorum bak þu dalýmdaki elmalar çok olgunlaþmýþ onlardan al." Ayaklanıp kapıya giderken arkamdan gelip göz deviriyor kendileri.
"Her seferinde ağaç oldum esprisi yapmasan mı acaba?"
Ayakkabılarımı giyip kapıyı açarken sesleniyorum.
"Her seferinde beni bekletmeyi kesersen neden olmasın?" Asansörün düğmesine basarken kapının kapanma sesini duyuyorum. Sonra yanıma gelip ofluyor kendileri. Bu rutin bir konuşma bizim için. Saatlerce ne giyeceğini düşünür her dışarı çıkışımızda beni bekletirdi
Ben de tam tersi rahat ama şık bir şeyler seçerdim. Şimdiyse pileli kısa bir etek ve yakın zamanda tanıştığım ama çok yakın olduğum Baran'dan çaldığım bir sweat var üzerimde. Eskiden hep Emirden çalardım oysaki. Sonra her gün yüz yüze geldiğim adama hislerimi belli etmekten korktuğum için kaçmıştım. Ondan sonra da kopmuştuk. Her ne kadar birbirimize değer versek de eskisi gibi görüşemiyorduk. Sadece sosyal medyada takiplesiyorduk. Eskiden 7/24 mesajlaşan biz iki senedir yüz yüze bile gelememiştik.
"Aşkım bir tanem ben seni her zaman beklerim hadi sen sür arabayı."
Araba anahtarımı Gülse'ye fırlatıp yan koltuğa geçiyorum hiç İstanbul trafiği çekesim yoktu.
Arkamdan homurdanışı duysam da pek umursamıyorum. Araba sürmeye aşıkken İstanbul'da araba sürmekten nefret ederdim. Ve yanımda sürüşüne güvendiğim kim varsa ona kakalardım araba sürmeyi. Ve bu kişiler ya Baran ya da Gülseydi.
"Ben sürdüm sen park etsen olmaz mı.?" Duyduğum sesle gözlerimi deniz manzarasından çekip Gülseye bakıyorum. Göz devirip homurdanırken iniyorum arabadan.
"Bıktım senden bıktım her seferinde aynı terane alış şu park etmeye." O da arabadan inip yanımdan geçerken yanağımı öpüyor.
"Seviyorum seni seviyorum. Hadi ben içeri girdim sen de park et ve gel." O içeri adımlarken ben de arabaya binip arkasından bağırıyorum.
"Benim pasta siparişimi de ver." Kafenin sahibi Baranın abisiydi ve Baranla tanıştığımızdan beri bizde burdan çıkmaz olmuştuk.
Güzel bir yere park edip oflaya oflaya iniyorum arabadan. Şimdi oturup kahvemi yudumlamak varken yarım saattir park yeri aramıştım. Allah'tan biri çıkmıştı da park edip arabadan inebilmiştim.
Cafeye girer girmez denize sıfır sürekli oturduğumuz masaya adımlıyorum. Dudağımı büzerken çikolatalý pastam gelmiş mi diye bakıyorum. GELMİŞ.
Surat ifademi bozmazken içten içe sırıtıyorum aslında ama tabi ki kendimi acındıracaktım.
"Baraaaaaan. Senin bu aptal arkadaşın yüzünden yarım saattir park yeri arıyorum." Ayaklanan bedenine sarılırken o da kollarını bana dolayıp kıkırdıyor.
"Hadi gel gel pastan geldi bile" deyip masaya oturtuyor beni ve bizim keyifli gecemiz başlıyor.
****
Gecenin sonuna gelirken Baranın sürekli arkaya kayan bakışları tedirgin ediyor beni. Masadaki ellerinin üstüne ellerimi koyup dikkatini çekiyorum. Mırıldanıyorum sonra.
"Niye arkaya bakıp bakıp duruyorsun sen."
Cevabı sesini duymayı beklemedigim bir insan veriyor
"Benim yüzümden olabilir." Gözlerim kocaman olurken masanın yanındaki bedene kayıyor bakışlarım. Gözlerim masmavi gözleri bulurken kalbimin atış hızı sağlıksız bir hale geliyor.
"Emir?"