O dingin gecenin sabahı oldukça hareketli geçmişti elbet. Öyle derin uyumuştuk ki, Emine hanımın kapıyı çalışına uyandık. Ben elimi ayağımı nereye koyacağımı bilmezken o, sarılışını iyice güçlendirmiş ve çalan kapıyı asla umursamamıştı. Kapı tekrar tekrar çalınca; "Geliyorum Emine hanım" demeyi akıl edebilmiştim. Adım sesleri kapıdan uzaklaşınca da Mert kısık sesle kahkaha atmaya başlamış; "Gülce'm o nasıl panik öyle Allah aşkına. Sakin olsana canımın içi." demiş ve benim onun rahatlığı karşısında telaşım dineceği yerde iyice artmıştı. Sonra o da kendimi iyice kaybettiğimi fark edip sakin olup, rutin bir sabahmış gibi davranmamı ve evden çıkmanın bir yolunu bulacağını söylemişti. Nasıl yaptı nasıl etti bilmiyorum, ben hayatımın en gergin kahvaltısı sonrası, annem ile sohbet etmeye çalışı

