20. BÖLÜM

2901 Words

Köy meydanına döndüklerinde, şafak sökmek üzereydi. Gökyüzü, gri-mor bir tonda yavaşça açılmıştı; sanki geceyle gün arasındaki o ince perde, nazik bir el tarafından aralanıyordu. Doğu ufkunda, ufuk çizgisini nazikçe yalayan ince bir turuncu şerit beliriyordu—kan lekesi gibi değil, daha çok yaralı bir kalbin ilk atışı gibi, umut dolu bir kızıllık. Hava hâlâ soğuktu, kışın son solukları gibi keskin ve ısrarcı; ama o korkunç titreşim, artık kemikleri sarsan bir fırtına olmaktan çıkmıştı. Artık sadece uzak, boğuk bir uğultu gibi hissediliyordu—bir makinenin en derin odasında, yıllardır unutulmuş bir motorun, paslanmış dişlileri arasında dönen, inatçı bir homurtu. Bu ses, ormanın derinliklerinden yükseliyor, toprağın damarlarında dolaşıyor ve meydandaki her kalbi, hafif bir tedirginlikle doldur

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD