Yıldız Soylu Başkomiser Mustafa Keleş’in loş sokak lambasının altında bana doğru uzattığı o resmi polis kimliği, üzerindeki soğuk mermer gibi sert ifadesiyle birleştiğinde sokağın havasını anında buz kestirmişti. Yağmur tenime çiselerken, kalbimin göğüs kafesimi zorlayan atışlarını gizlemeye çalışarak çenemi dikleştirdim. "Baybars mı?" dedim, sesimin titrememesine özen göstererek. "Ben sadece... Bir sergiden dönüyorum. Onunla aramda sandığınız gibi bir bağ yok Başkomiserim." Mustafa Keleş acı bir tebessümle başını iki yana salladı. Elindeki kimliği cebine koyarken, yurdun o gri demir kapısına doğru sırtını verip bana doğru bir adım daha yaklaştı. Ses tonu, senelerdir omuzlarında taşıdığı o ağır yükün hırsıyla doluydu. "Kendini kandırma, Yıldız." dedi Keleş, sesi adeta gecenin karan

