Asansör Bordo’nun o hareketli giriş katına indiğinde, kalabalığın arasından sıyrılıp çıkmamız saniyeler sürdü. Kapıdaki korumalar Baybars’ın tek bir el hareketiyle dışarıdaki devasa, siyah şemsiyelerden birini anında hazır ettiler. Kulübün o neon ışıklı, görkemli kapısından dışarı adım attığımızda sağanak yağmur tüm hırsıyla şehri dövmeye devam ediyordu. Baybars, korumadan aldığı o geniş, siyah şemsiyeyi üzerimize doğru açtı. Şemsiyenin altına girdiğim an, onun o devasa cüssesi ve heybetli omuzları yüzünden alanımız kelimenin tam anlamıyla daralmıştı. Beni yağmurdan korumak için bir elini sırtıma, elbisemin açıkta bıraktığı tenime değdirmeden hemen arkama yerleştirdi. Onun o odunsu, tehlikeli kokusu yağmurun toprak kokusuyla karışarak etrafımızı sardı. Bordo’dan Kültür Merkezi’ne uzanan

