Yıldız Soylu Arabanın kapısı açıldığında, sağanak yağmurun uğultusu ve caddenin gürültüsü saniyeler içinde zihnime geri hücum etti. Baybars, anahtarını Bordo valesine fırlatıp tek bir kelime bile etmeden Bordo’nun o görkemli, neon ışıklarla aydınlatılmış devasa kapısına doğru yürüdü. Elbisemin eteklerini toplayıp, sırılsıklam olmuş saçlarımı arkama iterek ben de onun o büyük, heybetli adımlarını takip etmek zorunda kaldım. Kulübün girişindeki korumalar, Baybars’ı gördükleri an adeta askeri bir disiplinle ceketlerinin önünü ilikleyip başlarıyla selam verdiler. Kimse yüzüne doğrudan bakmaya cesaret edemiyordu. Onun bu şehirdeki ağırlığı, adımlarından süzülen o karanlık otoriteden bile belliydi. İçeri girdiğimizde, Bordo’nun alt katlarındaki o bas tonlu müzik, loş ışıklar ve alkol kokusu e

